(Son Güncelleme: 01.10.2018) Paris’te, périphérique – periferik içinde sınırsızca hareket etmek için otobüs ve metro başlı başına yeterli oluyorken, Paris çevresinde ulaşım içinse tramvay, daha uzaktaki banliyölere pratik bir şekilde gitmek için de RER ve banliyö treni önemli ulaşım araçları arasında yer alıyor. Diğer ulaşım araçlarını daha önce tanıdığımız için şimdi sıra banliyö trenini detaylarıyla anlatmaya geldi.

Fransızcadaki “banlieu“den dilimize girmiş olan “banliyö” kelimesi Paris özelinde konuşacak olursak, periferik dışında kalan tüm bölgelere verilen genel bir ad; yani kent merkezi dışındaki yerleşim alanlarına verilen genel isim olarak düşünebiliriz.

Özellikle İstanbul’da bu kelime kökeninden hareketle yaratılmış “banliyö treni” kelimesi, benzer bir niyeti taşısa da İstanbul’un Paris gibi “kent merkezi” kabul edilebilecek tek bir bölgesi olmaması nedeniyle, nerenin merkez nerenin banliyö olduğu konusu da biraz muallak. İstanbul’da yaşayan herkes için bağlı bulunduğu ya da çalıştığı ilçe merkezi bir anlamda kent merkezi oluyor ve buranın dışında kalan alanlar da banliyö gibi düşünülebilir.

Örneğin ben her zaman Kadıköy’ü kent merkezi olarak algılamışımdır; Koşuyolu, Acıbadem, Bostancı gibi yerler de Kadıköy’ün banliyöleridir. Hele ki çocukken banliyö trenine binip şu an sahil yoluna dönüşen Süreyyapaşa Plajı’na gidişlerimi hiçbir zaman hatırlıyorum da…

Banliyö Treni SNCF Pariste.Net

Paris’teyse, Paris – Banliyö ayırımı çok net bir şekilde çizilmiştir ve periferik alanı dışındaki her yer, uzak olsun yakın olsun “banlieu” olarak anılır. Bu nedenle banliyölerle kent merkezi arası ulaşım için iki önemli toplu taşıma aracı RER ve banliyö trenleridir. Gerçi Ocak 2016’dan itibaren hayata geçirilen Grand Paris projesinin ardından, zaman içinde bu ayırım da değişecek ama durun bakalım, hep birlikte göreceğiz.

Daha önceki yazımda belirttiğim gibi RER, Paris’in toplu taşıma şirketi RATP tarafından yönetilir ve bu kuruluş İstanbul’daki İETT gibi düşünülebilir. Banliyö trenleri ise Fransa’nın TCDD’si SNCF‘in (esensief) bir kuruluşu olan Transilien tarafından işletilir ve çoğu hatlarda RATP ve Transilien ortak çalışır; yani RER ve banliyö treni aynı rayları kullanabilir.

Zaten fiyat politikası, bilet ve ulaşım kartları açısından tüm zone’larda İstanbul’daki gibi ortak sistem kullanıldığı için sizin açınızdan bindiğiniz toplu taşıma aracının banliyö treni mi yoksa RER mi olduğu çok önemli olmayabilir ama sonuçta bunların ikisi de ayrı kuruluşlardır ve bu nedenle ayrı ayrı isimlendirilirler. Bu konu özellikle grev ve bakım çalışmaları sırasında önem kazanır 😉

Genel anlamıyla RER Paris’i bir baştan bir başa kat ederken şehir içinden, genelde yer altından gider; Banliyö trenlerinin de ilk kalkış noktaları garlardır. Paris kent merkezinde İstanbul’daki Haydarpaşa ve Sirkeci garları ayarında toplam 7 tane büyük gar bulunduğunu düşünecek olursanız ne denli kapsamlı bir raylı sistem uygulamasının olduğunu gözünüzün önüne getirebilirsiniz…

Banliyö Treni SNCF Pariste.Net

Banliyö trenlerinin önemi, daha çok Paris yakınlarındaki önemli yerlere gitmek istediğimiz zaman anlaşılır. Örneğin Versay Sarayı‘na dilerseniz RER ile dilerseniz banliyö treni ile ayrı ayrı güzergahlardan gidebilirsiniz. Diğer pek çok şato, müze, park bahçe ve görülecek önemli mekanlar için Paris civarında yolculuk yapmak için RER kadar banliyö trenleri de kullanılıyor. Hatta Fontainebleau Şatosu – Château de Fontainebleau gibi uzak şatolara gitmek için toplu taşıma tercih edecekseniz mutlaka banliyö treni kullanmalısınız.

Yukarıdaki haritaya baktığınız zaman ortadaki beyaz bölgenin Paris’in merkezi, yani periferik içi olduğunu hesaba katarsanız, RER ve banliyö treni hatlarının nasıl örümcek ağı gibi Paris çevresini sardığını görebilirsiniz. Dışarı doğru genişledikçe açık ve koyu yeşil olarak görünen bölgelerse “zone”ları yani bilet tarifesi değişim bölgelerini gösteriyor. Güncel haritaya bu linkten ulaşabilirsiniz.

RER isimlendirilmesi A, B, C, D, E olarak isimlendirilmiş 5 hat, banliyö trenleri H, J, K, L, N, P, R, U olmak üzere 8 hat olarak sınıflandırılmış ve her hat, türlü türlü çatallarla pek çok farklı noktaya ulaşıyor.

Bir banliyö trenine binerken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, tıpkı RER‘deki gibi önce o trenin hangi yöne gittiğini tespit etmek, sonra da sizin inmek istediğiniz istasyonda durup durmadığını anlamak. Bunun için garlarda ve istasyonlardaki bilgilendirme panolarını takip edebilirsiniz.

Banliyö Treni SNCF Pariste.Net

Bilet fiyatlandırması RER ve metro ile aynı olduğu için yine “zone” mantığıyla yapılıyor. Büyük olasılıkla gideceğiniz mesafe 3-5 zone arasında olacağı için de mutlaka özel bilet almanız gerekiyor ve bu biletleri garlardaki otomatlardan ya da gişelerden alabilirsiniz. Bazen turnikelerde bilet okutup geçebileceğiniz gibi, bazen de garların belirli bölümlerinde bulunan, çok eski bilet okutma cihazlarına biletinizi sokarak okutmanız gerekebiliyor. Bu eski cihazların kimisi biletinize çentik atıyor kimisi de tarih saat damgası basabiliyor.

Bunun haricinde herhangi bir Navigo‘nuz varsa da turnikelerden zaten kartınızı okutarak geçiyorsunuz; turnikesiz bazı istasyonlarda da cihazlara kartınızı okutabiliyorsunuz ama örneğin Gare Saint Lazare‘da böyle bir okutma cihazı yok, Navigo‘nuzla doğrudan trene binebiliyorsunuz. Giverny‘deki Claude Monet’nin Evi gibi yerlere gitmek istiyorsanız banliyö treni işinizi görmüyor, normal SNCF trenlerine binmeniz gerekiyor ve onun için de gişeden ya da otomatlardan ayrı bilet almalısınız ama örneğin muhteşem Orta Çağ kasabası Provins‘a banliyö treniyle kolayca ulaşabiliyorsunuz.

Trenlerde sık sık kontrol yapıldığı için geçerli bir biletiniz olmadan trenlere binmemenizi öneririm.

Bugüne kadar güvenlik açısından herhangi bir trende problem yaşamadım ama kimi Parisliler geceleri banliyö trenlerini güvenli bulmadıklarını söylüyorlar.

Banliyö Treni SNCF Pariste.Net

Paris’e ilk geldiğim zamanlardan beri en sevdiğim şeylerden biri, herhangi bir RER ya da banliyö trenine atlayıp Paris’i bir uçtan diğer uca katetmek, yepyeni yerler görmek, bazen uçsuz bucaksız tarlalardan geçip yine birbirinden güzel banliyölere ulaşmak. En sevdiğim şeylerden biri de bu yolculuklar sırasında kitap okumak. Gerçi son dönemde bunları yapmak için eskisi kadar vaktim olmuyor ama yine de bu gezileri çok sevdiğimi söylemek isterim. Fırsat buldukça önüme çıkan ilk trene atlar bir yerlere giderim…

Paris’teki banliyö trenlerinin görünüşü bana Amerika’daki Amtrak trenlerini hatırlatsa da görüntü olarak biraz eski kaldığını kabul etmem gerekir. Hele ki bazı hatlarda cidden Nuh Nebi‘den kalma vagonlara denk düşebiliyorsunuz. Yine de, yakın zamanda bazı hatlarda yepyeni vagonlar devreye sokulmaya başlandı. Böyle trenlere denk gelince yolculuk çok daha keyifli oluyor.

Paris’ten bir banliyö trenine atlayıp şehrin dışına doğru maceralar atılmanız dileğiyle…

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Author

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.