Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

17 Şubat 2017 Cuma

Passage du Grand Cerf

Passage du Grand Cerf
Paris'in pasajları gezmeyle de yazmayla da bitecek gibi görünmüyor. Bugüne kadar blog'ta on bir tane pasaj tanıtmışım size, şimdi on ikincisine geldi sıra. Yine başımızı çevirip içeri bakmasak, fark etmeden önünden geçip gideceğimiz, sokak arasında kaybedeceğimiz çok güzel bir pasajlardan birinde, Passage du Grand Cerf'deyiz bu kez.

Passage du Grand Cerf
Grand-Cerf (gran ser ya da gğan seğ) Türkçede "büyük geyik" anlamına geliyor ve bunun böyle olduğunu, bu yazıyı hazırlamak için araştırma yaparken öğrendim. Pasajda gördüğüm geyik başlarının anlamını da çözmüş oluyorum böylece. Sayenizde ben de neler öğreniyorum :)

Passage du Grand Cerf
2. arrondissement'da bulunan Grand-Cerf Pasajı'na en kolay ulaşım 4 numaralı metro hattının Etienne Marcel istasyonunda inerek mümkün. İstasyondan çıkınca yolun karşısına geçiyorsunuz. Sağ çapraza doğru devam eden Rue Turbigo'nun hemen başından yukarı, Rue Saint Denis tarafına doğru yukarı yürüyorsunuz. Grand-Cerf az ileride solda karşınıza çıkacak. Pasajın pu tarafındaki girişinde sağlı sollu Le Pas Sage adında bir kafe-restoran bulunuyor. Buradan içeri giriyorsunuz.

Passage du Grand Cerf
3 metre genişliğinde 117 metre uzunluğundaki pasaja girdiğinizde, Paris'teki pek çok pasaja girince olduğu gibi dünyanız değişiyor. Zaman duruyor, hatta en az yüz yıl öncesine gidiyor. Yüksek cam tavan içeriyi pek bir güzel aydınlatıyor, yerdeki siyah-gri-beyaz karolar da atmosfere bir hoşluk katıyor. Ahşap vitrinlerin sıcaklığıyla da yaşadığınızı hissediyor "iyi ki buradayım, iyi ki Paris'teyim" diyorsunuz.

Passage du Grand Cerf
sss 1825'ten beri ayakta olan pasajda çoğunlukla tasarım üzerine mağazalar bulunuyor. Küçük butikler, bir iki kafe, eskici, antikacı, kuaför, yüncü, ahşap atölyesi ve daha neler neler var içeride. Hepsi birbirinden özgün, hepsi birbirinden farklı bu dükkanların çok hoşunuza gideceğini düşünüyorum. Alışveriş yapacak olmasanız bile gözünüz gönlünüz bayram edecektir. Benim favorimse yukarıda fotoğrafını gördüğünüz dükkan. Bu dükkanın "neci" olduğunu tarif etmem güç; içeride eski ya da eskitilmiş çeşitli tasarım objeleri, mobilya ve aksesuarlar bulunuyor. İçeri mutlaka girmenizi öneririm.

Passage du Grand Cerf
Pasajın arka kapısı küçük bir meydana çıkıyor. Buradan karşıya, dar sokaktan dümdüz devam ederseniz Paris'te en sevdiğim sokaklardan biri olan Rue Montorgeuil'e çıkarsınız. Geri dönüp Etienne Marcel tarafında gezmek isterseniz çok sevdiğim kafe restoranlardan biri olan Poulette'te yemek yiyebilirsiniz. Oranın aşağıları da şehrin en hareketli köşelerinden Châtelet ve Les Halles tarafları zaten. Ayrıca Paris'teki en eski ev de hemen bu civarda, orayı da görün isterseniz. Rue Saint Denis'den yukarı doğru yürürseniz de karşınıza Türk Mahallesi çıkacaktır. Paris'teki pasajlarla ilgili olarak yeni Youtube kanalım Pariste.Net TV'de yayınlanan aşağıdaki videoyu da izlemenizi öneririm:



Kalkıp bu pasajı görmeye değer mi bilmem ama Etienne Marcel taraflarındaysanız mutlaka içeri girip bir bakmanızı, pasajı boylu boyunca yürümenizi şiddetle öneririm. Grand Cerf Pasajı'nın tam karşısında çok küçük bir pasaj daha var: Passage du Bourg l'Abbé. Oraya da bir girip çıkın isterseniz. Biraz yukarıda da Kahire Pasajı var ki orası bu kadar havalı değilse de ilginç bir yer. Diğer pasajları görmek istiyorsanız da aşağıdaki seçenekleri tıklayarak bilgi sahibi olabilirsiniz.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.






Adres: Passage du Grand-Cerf, 145 Rue Saint Denis, 75002 Paris

10 Şubat 2017 Cuma

IMAX Sinema Keyfi: La Géode

IMAX Sinema: La Géode
Bu yazıda sizlere uzun zamandır yazmak istediğim bir yeri, gerçek IMAX sinema keyfi yaşayabileceğiniz harika bir yeri tanıtmak istiyorum. Burası, dışarıdan bakıldığında dev bir aynalı cam küre görünümünde, içinde küresel dev sinema perdesi bulunan La Géode...

La Géode'a gitmeye hep nazlanıyordum çünkü buranın sadece çocuklara yönelik bir yer olduğunu zannediyordum ama ilk kez Şubat 2017'de bilet alıp gittikten sonra ne kadar yanlış düşündüğümü görmüş oldum. Bu deneyimimin hemen ardından sizlere burası hakkında bilgi vermek istedim.

IMAX Sinema: La Géode
IMAX film teknolojisini bilenler konuya daha çok hakimdir ama bilmeyenler için söyleyeyim IMAX (aymeks) Image Maximum yani en büyük boyutta görüntü anlamına geliyor ve bu sinemalarda görüntüler büyük perdelerde farklı bir teknoloji ile perdeye yansıtılıyor. Haliyle görüntü çok daha gerçekçi oluyor. Türkiye'de de IMAX sinemalar var ama -bildiğim kadarıyla- Paris'teki La Géode gibi kubbe biçiminde bir sinema salonu bulunmuyor.

Böylesi bir kubbenin içinde olmanın avantajı nedir? Dev perde karşınızda 180 derecelik bir açıyla duruyor ve izlediğiniz filmin gerçekten içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Çünkü karşınızda nereye baksanız, baktığınız her yerde filmin görüntüsü oluyor. İnanılmaz bir duygu. O yüzden imkanı olan herkese burada bir film izlemesini öneriyorum.

IMAX Sinema: La Géode
La Géode (la jeod) adını yer küre görüntüsünden alıyor ve Paris'in 19. arrondissement'ındaki dev park Parc de la Villette'in içinde, Bilim ve Endüstri Müzesi diyebileceğimiz Cité des Sciénces et de l'Industurie'nin hemen arkasında bulunuyor. Ulaşım için en uygun seçenek 7 numaralı metro hattına binip "Porte de la Villette" istasyonunda inmek. Aynı şekilde T3b tramvayının da burada bir durağı var.

Cité des Sciénces'ın içine girip -2'ye inerek arka kapıdan La Géode'a geçebileceğiniz gibi sağ taraftan dolaşıp da dev cam küreye ulaşmanız, sonra merdivenlerden inip arkadaki ana girişe ulaşmanız yeterli. 5 numaralı metro ile gelip Parc de la Villette'in diğer tarafından gelirseniz de bu kez "Porte de Pantin" istasyonunda iniyorsunuz. Parka girip dümdüz karşıya doğru devam ediyorsunuz. Kanaldaki köprüden karşıya geçerken de zaten La Géode'u görüyorsunuz. Vaktiniz varsa o güzergah da güzeldir.

IMAX Sinema: La Géode
La Géode'da bilimsel ağırlıklı belgeseller gösteriliyor. Çocukların olduğu kadar büyüklerin de ilgisini çekeceğinden eminim. Programa ve güncel fiyatlara kendi web sitelerinden bakıp kendinize uygun film seçebilirsiniz. Kimi gösterimler 3D kimileri ise 2D olarak gerçekleşiyor. İki boyutlu bir film bile izleseniz keyif alacağınıza eminim çünkü 180 derecelik perdede, böylesi dev bir kürenin içinde film izlemenin tadı ve heyecanı bir başka inanın.

Biz "A Beautiful Planet" adlı belgeseli izledik. Salon çok dik bir rampa şeklinde; yaşlılar ve bedensel engelliler için uygun değil. NASA işbirliğiyle hazırlanan belgeselde uzaydan dünyamızı izlemek ayrı bir hoşluktu ama uzay istasyonunun içinde yaşananları izlerken de sanki içindeymişiz gibi hissettim. Hatta bazı zamanlarda vertigo rahatsızlığım nüksetti, başım döndü, perdeye bakamadım birkaç saniye :)

IMAX Sinema: La Géode
Bizim izlediğimiz film IMAX'ti ama anladığım kadarıyla 3D filmler 180 derecelik perdeyle izlenmiyor, onun ayrı bir teknolojisi var. Ki ben üç boyutlu görme özürlü olduğumdan zaten 3D film izleyemem :) O yüzden IMAX izlemek çok daha özeldi. Sizlere de IMAX'i tercih etmenizi öneririm. 3D izleyen olursa ve deneyimlerini bizimle paylaşırsa elbette ki çok memnun oluruz.

Filmin güzel görüntülerini farklı bir teknoloji ile izlemenin keyfi yanında, düşündürücü özellikleri nedeniyle bizi alıp başka boyutlara taşıdığını da eklemeliyim. Uzaydan bakınca aslında sınırların olmadığını fark etmek, bir tek Pakistan-Hindistan sınırının gece görülebiliyor olması, Kuzey ve Güney Kore'nin gece uzaydan görüntüsünün farkları, Amazon ormanlarının nasıl hızla yok edildiğine şahit olmak, biz yeryüzünde küçük dertlerimizi büyütürken bilim insanlarının uzaydan bizi seyrederek bilimsel merakla hangi başarılara imza attığını izlemek, uzayda topraksız sebze yetiştirilmesini izlemek gibi küçük detaylar şöyle bir silkelenmenize neden oluyor inanın.

IMAX Sinema: La Géode
Film başlarken alt girişten giriyorsunuz. İstediğiniz yerde oturmak için seanstan 10-15 dakika önce sıraya girmekte fayda var. Bilet kontrolünden sonra yürüyen merdivenle üst kata çıkıyorsunuz ve salona alt taraftan giriyorsunuz. Film bitiminde çıkışlarsa üst taraftan. Buradan çıktığınızda camın ardındaki projeksiyon odasını görmek de ayrı bir keyif. Bana Le Grand Rex'de yaşadığımız deneyimi hatırlattı.

Sinema öncesi ve sonrası kafede oturup bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Ayrıca bir tanesi La Géode'un kendi bünyesinde, bir tanesi de PlayStation'ın olmak üzere iki tane Virtual Reality bölümü bulunuyor. Girişteki yere yani Géode VR'e online rezervasyon yaptırmanızda yarar var, yoksa yer bulamayabilirsiniz ama PlayStation'ınki hakkında sitede bir bilgi yok; belki de geçici bir reklam çalışmasıydı. Bu tür şeyleri sevenlerin buraları da denemesi hoş olabilir.

IMAX Sinema: La Géode
La Géode'dan çıktıktan sonra Cité des Sciénces et de l'Industurie'yi gezmek hoş olabilir. Burayı 2012-2013 gibi gezmiştim ama o zaman blog yazmadığım için detaylı incelememiştim. İlk fırsatta oraya yeniden gidip bir yazı hazırlamam gerektiğinin farkındayım. Ayrıca La Géode'un hemen arkasındaki denizaltıyı gezmek de ilginç olabilir. Ben daha önce İstanbul'da ve Rio de Janeiro'da denizaltı gezdiğim için buraya henüz sıra gelmedi; bir gün bu denizaltıyı da gezip yazarım; söz.

Parc de la Villette'i gezerken kanalın diğer ucundaki Paris Müzik Müzesi'ni de gezmeyi ihmal etmeyin derim. Ah keşke imkanınız olsa bir de Paris Filarmoni'de bir konser dinleseniz, ne güzel olurdu. Gördüğünüz gibi Paris'te yapacak ve yazacak ne çok şey var. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.





İlgili Yazılar: 

KATEGORİLER          ANA SAYFA

3 Şubat 2017 Cuma

Champs-Elysées Oto Showroomları

Champs-Elysées Oto Showroomları
Champs-Elysées kimileri için dünyanın en güzel bulvarlarından biri, kimileri içinse fazlasıyla turistik bir yerdir. Kim ne derse desin dünyanın en ünlü bulvarlarından biri olan Champs-Elysées, Paris'e ilk kez gelecek olan biri için yolunun mutlaka düşeceği hayat dolu bir cadde. Herkes burayı çoğu lüks, bir kısmı da daha düşük gelir grubuna hitap eden mağazaları ve pahalı restoranlarıyla tanısa da benim gibi otomobil sevdalıları için, Paris'i gezerken yolunuzun neden Champs-Elysées'ye düşmesi gerektiğini bu yazıyı okuyunca daha iyi anlayacaksınız.

Evet Champs-Elysées'de pek çok önemli otomobil markasının prestij galerileri yani showroomları bulunuyor. Siz de otomobil dünyasının içinde kaybolmayı seviyorsanız, yolunuz buraya mutlaka düşmeli. Ya da Şanzelize'nin alışveriş ruhu sizi çekmiyorsa ama dükkan-mağaza gezmek isteyen biriyle bu bulvar üzerinde gezmeniz gerekiyorsa, birbirinden güzel oto showroomları sizi bambaşka bir dünyaya taşıyacaktır diye düşünüyorum. Gelin diziliş sırasıyla hepsini tek tek tanıyalım. Fotoğrafları ise karışık verdim çünkü bu galerilerdeki araçlar sürekli değişiyor. Ben de bugüne kadar çektiğim fotoğraflardan seçtiklerimden bir kolaj yapmayı daha uygun buldum. Böylece buraları gezerken ne tür arabalarla karşılaşacağınız konusunda fikriniz olur diye düşündüm. O halde başlayalım:

Champs-Elysées Oto Showroomları
Champs-Elysées yürüyüşüme -genelde- en yukarıdan, Zafer Takı'nın oradan başlayıp yokuş aşağı inmeyi tercih eden biri olarak, Paris metrosunun 1, 2 ve 6 numaralı hatlarıyla ya da RER-A'nın Charles de Gaulle - Etoile istasyonunda inip 1 numaralı çıkıştan çıktıktan sonra, bulvarın sol tarafında yürürken karşımıza çıkacak ilk showroom Peugeot'nunki olacak. İçeride kimi zaman Sahra çöllerinde yarışmış bir arazi aracı, kimi zaman klasik bir cabrio, kimi zaman yüz yıllık eski bir araç kimi zaman da Peugeot'nun en yeni modeli ile karşılaşmanız mümkün. Peugeot Adres: 136 Av. des Champs-Élysées, 75008 Paris

Onun hemen alt tarafında, Lido'yu geçince solda Mercedes'in showroom'u bulunuyor. Orada da birbirinden havalı Mercedes modellerini görmeniz mümkün. Ayarıca arka tarafta hediyelik eşya dükkanı bulunuyor. Aslında promosyon olarak verilmesi gereken eşyalara insanların niye para verdiğini anlayabilmiş değilim ama burada ve diğer auto showroomlarda bu tür butikler hep var. Mercedes Adres: 118 Av. des Champs-Élysées, 75008 Paris

Champs-Elysées Oto Showroomları

BMW'nin showroom'u ise tam Champs-Elysées üzerinde değil, Mercedes'in karşısında bulunan Louis Vuitton'un köşesinden karşı caddeye, yani Avenue George V'e girdiğinizde Crazy Horse'a gelmeden, biraz ileride solda karşınıza çıkacak. Burası diğer showroomlar kadar davetkar değil ama marka olarak. Belki eşiniz/sevgiliniz Louis Vuitton'u gezerken siz de burada vakit geçirirsiniz, belli mi olur? Yani BMW'yi seviyorsanız orayı da görmekte fayda var. BMW Adres: 38 Avenue George V, 75008 Paris

Champs-Elysées'den aşağı yürürken, Mercedes'ten sonra yolun sağ tarafına geçtiğimizde biraz ilerde karşımıza Toyota showroom'u çıkacak. Burada her zaman birbirinden ilginç otomobil modelleri bulunuyor. Çoğu zaman fütüristik tasarımlarla otomobil dünyasının nereye doğru gittiğine dair fikir ediniyorsunuz. Bazen de arabaların iç mekanizmalarını gösteren çok ilginç sunumlar oluyor. Bazen uzay mekiği gibi bir araçla karşılaşıyorsunuz, bazen de günümüzde kullanılan bir Toyota modeli ortadan ikiye bölünmüş biçimde yarısı ileri yarısı geri hareket edip dururken şaşkın şaşkın mekanizmayı incelemeye çalışıyorsunuz. Vaktiniz varsa üst kata da çıkıp bakabilirsiniz. Toyota Adres: 79 Av. des Champs-Élysées, 75008 Paris

Champs-Elysées Oto Showroomları

Oradan çıkıp biraz daha aşağı giderseniz bu kez karşınıza Renault showroom'u çıkıyor. Renault bana Türk arabası gibi gelse de tabii ki Fransız :) Burada da kimi zaman konsept otomobiller, kimi zaman en son çıkan modeller, kimi zaman da klasik arabalar sergileniyor. Ben şu an yollarda gördüğümüz ilk elektrikli arabaları vaktiyle, daha tasarım aşamasındayken ilk burada görmüştüm. "Geleceğin arabaları"nı gelecekte görmek çok enteresan. Malum, gelecek de bir gün geliyor... Renault'nun üst katında Atelier adında bir kafe-restoran ve kokteyl salonu bulunuyor. Dilerseniz orada bir şeyler yiyebilirsiniz. Ben bir-iki yıl önce Hakan Günday'ın ödül törenine katılmak için bu kattaki kokteyl salonuna gitmiş, burada harika bir gece geçirmiştim. Kenize Murad'la burada tanıştığım için Renault'nun showroom'unun bende yeri ayrıdır. Renault Adres: 53 Av. des Champs-Élysées, 75008 Paris

Buradan çıktıktan sonra -otomobil konseptinden devam edeceksek- yolun karşına geçmemiz ve Concorde Meydanı yönüne doğru yürüyüşümüze devam etmemiz gerekiyor. Çünkü biraz ileride solda karşımıza Citroën'in showroom'u çıkacak. Fütürüstik mimarisi ile Champs-Elysées'nin klasik dokusundan ayrılan bu showroom'da da dönemine göre birbirinden ilginç modeller sergileniyor. Bazen klasik bir Citroën, bazen en yeni piyasaya çıkan sıradan bir araba, bazen de UFO görünümünde yusyuvarlak otomobilimsi bir şeyin sergilendiğini görebilirsiniz. Sadece giriş kattaki otomobille yetinmeyin, vaktiniz varsa üst katlara da çıkın derim. Citroën Adres: 42 Av. des Champs-Élysées, 75008 Paris

Champs-Elysées Oto Showroomları
Aslına bakarsanız benim için bu noktadan itibaren showroomlar bitmiş oluyor ama biraz ileride solda Alfa Romeo - Fiat'ın da bir showroom'u var ama itiraf etmeliyim ki o galeriye yolum pek düşmüyor. Yine de bu markaların eski, yeni ve gelecekteki modellerinden örnekler görmek istiyorsanız Franklin Roosevelt metrosunun oradaki döner kavşakta sol tarafta "Motor Village" adındaki bu galeriyi de gezebilirsiniz. Alfa Romeo - Fiat Adres: 2 Rond-Point des Champs-Élysées Marcel-Dassault, 75008 Paris

Gördüğünüz gibi Champs-Elysées sadece kadınlar için değil erkekler için de cazibe merkezi. Hatta hem alışverişi hem de otomobilleri seven kadınlar için ekstra cazip görünüyor. Siz de Paris gezinizde yolunuz Champs-Elysées'ye düştüğünde bu showroomları gezerek gününüze bambaşka bir renk katabilirsiniz. Tüm showroomlar sabah 10:30 gibi açılıyor, akşam da günlere göre farklı farklı saatlerde kapanıyorlar. Saat detaylarını görmek için her bir markanın adresine tıklayıp, günlere göre çizelgeye bakmanız yeterli.
Otomobilleri seven biri olarak, Paris'te her iki yılda bir düzenlenen otomobil fuarı Paris Auto-Show'a da denk geldiniz mi tamamdır. En son Paris Auto Show Ekim 2016'da yapıldı, bir sonraki Ekim 2018'de olacak.



Bu arada, dün itibariyle Youtube kanalım Pariste.Net TV'de ilk video da yayınlandı. Konumuz "Bir Günde Paris Nasıl Gezilir?" ve videoda bu yazıda bahsedilen oto showroomları'ndan da bahsettim. Örnek olarak Mercedes'in showroom'una girip şöyle bir turladım. İzleyin bakalım beğenecek misiniz? Kanala abone olmayı, videoyu paylaşmayı da ihmal etmeyin lütfen. Sizin en büyük desteğiniz bu olur benim için.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.





İlgili Yazılar:
- Paris'te Araba Kullanmak
- Paris'te Arabanızı Nereye Park Etmelisiniz?
- Champs-Elysées


KATEGORİLER          ANA SAYFA

27 Ocak 2017 Cuma

Paris'te Yurt Dışı İnternet, Konuşma Paketleri ve Ücretsiz Wi-Fi

Paris'te Yurt Dışı İnternet, Konuşma Paketleri ve Ücretsiz Wi-Fi
Hepinizin uzun zamandır merakla beklediğini bildiğim ama uzun zamandır ihmal ettiğimin farkında olduğum bir dosyayı aralamaya geldi nihayet sıra: Paris'te ücretsiz Wi-Fi hizmeti, internet seçenekleri ve en uygun hazır kartın hangisi olduğunu inceleyeceğiz bu yazıda hep birlikte.

Tok acın halinden anlamazmış, benimki de o hesap, aylık 30GB Fransa + 15GB Avrupa internet paketim olduğu için "yurt dışında internet" konusuna eğilmeyi hep erteledim durdum. Bunun nedeni üşengeçlikten çok, başka bir ülkeye gittiğimde ek arama ve internet paketlerine ihtiyaç duymamamdan, yani bu konuda bilgi sahibi olmamamdan kaynaklanıyordu. Biliyorsunuz, hakim olmadığım konularda yazmaktan her zaman çekinirim ama bu konu son dönemde o kadar çok sorulmaya başlandı ki artık kaçış olmadığını görüp, ne biliyorsam paylaşmam gerektiğine ikna oldum. Ne de olsa sizler de kendi deneyimlerinizi ve önerilerinizi yorum kısmında paylaşır, bu satırları okuyacak olanlara faydalı bilgiler verirsiniz. O halde başlayalım:

Paris'te internet kullanımı konusunda Paris Belediyesi'nin yaklaşık 300 noktada ücretsiz Wi-Fi hizmeti mevcut. Champs-Elysées gibi önemli bulvarlar da bunların arasında. Wi-Fi'nizi açtığınızda "PARIS_WI-FI_" seçeneğini seçerek bu hizmetten yararlanabiliyorsunuz. Yalan yok, ben bunu hiç denemedim :) Çünkü hiç ihtiyaç duymadım ama bu yazı yayınlandıktan sonra sorular gelecektir elbette, ben de el mecbur denemek zorunda kalacağım :) Bu Wi-Fi noktalarının nerelerde olduğunu bu haritadan bulabilirsiniz.

Ayrıca Paris'teki tüm ana tren garlarında da ücretsiz Wi-Fi hizmeti mevcut. Restoran ve kafelerin çoğunda da garsona Wi-Fi şifresi sorarak şansınızı deneyebilirsiniz. Malum en popüler ücretsiz Wi-Fi noktaları Starbucks, Mc Donald's gibi uluslar arası zincirler oluyor. Havaalanlarında da internet olanağı mevcut. Otelinizde de büyük olasılıkla ücretsiz internet olacaktır, merak etmeyin. Ayrıca havaalanı ulaşımlarında kullanılan RoissyBus ve OrlyBus gibi otobüslerde, bazı büyük metro ve RER istasyonlarında da yavaş yavaş ücretsiz Wi-Fi yaygınlaşmaya başlıyor.

Tabii kimilerine ücretsiz Wi-Fi yeterli olmuyor. Bulması bir dert, bağlanması başka dert...  Böyle olunca mevcut hattınızı yurt dışında kullanmak ya da yerel bir firmadan hazır kart satın almak gerekiyor. Doğal olarak ben Türkiye'deki GSM operatörlerinin hangilerinin Türkiye dışında en ekonomik paketi sunduklarını bilemiyorum ama eğer Paris'e gelip de bir Fransız GSM firmalarından birinin hazır kartını almak isterseniz yine birkaç öneride bulunabilirim:

Paris'te Yurt Dışı İnternet, Konuşma Paketleri ve Ücretsiz Wi-Fi
İlk aklıma gelen GSM firması SFR (eSeFeR ya da eSeFeĞĞ). Bu firmanın Welcome Card seçeneği ile sahip olabileceğiniz hazır kart sayesinde 14 gün geçerli 2GB internetiniz ve 60 dk konuşma + 500 SMS hakkınız oluyor. Bu paketin bedeli 34€ ama güncel fiyatı siz kendi web sayfasından kontrol edin isterseniz. Bu kartı SFR butiklerinden alabileceğiniz gibi Charles de Gaulle Havaalanı ve Orly Havaalanı'ndaki gazete bayi Relay'den almanız mümkün. Havaalanlarındaki Relay dükkanların yerini bu linkte bulabilirsiniz. Kartı aldıktan sonra yapmanız gerekenler konusunda size yardımcı olacaklardır. Çünkü kartı taktıktan sonra bir numarayı arıyorsunuz, kod alıyorsunuz filan, karışık işler :)

Bir diğer önerim, bir diğer GSM firması olan Bouygues (buyig) olacaktır. Onun da hazır kart seçenekleri internet kullanımlı ve uluslararası arama hakları olan paketleri var. Dilerseniz güncel fiyatları bu linkten inceleyin. Bouygues'in tek olumsuz tarafı havaalanlarında butiğinin bulunmaması. Bu linkteki haritaya, otelinizin adresindeki posta kodunu (75001, 75009 vb) yazarak size en yakın Bouygues butiğini bulabilirsiniz.

Aynı şekilde bir diğer GSM firması Orange (oranj ya da oğanj) da benzer bir pakete sahip, onun da fiyatlarını bu linkte bulabilirsiniz. Orange'ın da havaalanlarında butiği yok. Aynı şekilde bu linkteki haritadan en yakın butiği bulabilirsiniz.

Aynı şekilde çok iyi bilmediğim Lycamobile ve Lebara gibi ucuz seçenekler de mevcut ve bunları da Relay dükkanlarından alabiliyorsunuz ama dedim ya bu yazıda saydığım hiçbir seçeneği bizzat denemedim. Belki bu yazıyı okuyanlar arasında deneyim yaşamış olanlar bildiklerini bizimle paylaşmak isterler. Ben sadece seçenekleri toparlayıp bir arada sunmaya çalışıyorum.

Paris'te Yurt Dışı İnternet, Konuşma Paketleri ve Ücretsiz Wi-Fi
Bir de hotspot olarak kullanmak üzere kiralayabildiğiniz modem seçenekleri var. Travel Wi-Fi, Bienvenue Telecom gibi firmalar size modem kiralıyor ve bunların günlük, haftalık, aylık ya da GB sınırlamalı planları var. Onları almak için merkezdeki butiklerine gitmeniz gerekiyor. Otelinize de gönderiyorlar ama o zaman da kargo masrafı alınıyor. Sonra bir de bu cihazın iade edilmesi gerekiyor filan. Bilmiyorum uğraşmaya değer mi? Belki aranızda deneyenler olmuştur. Yorumlarınız bizim için önemli...

Bence artık önemli olan başka bir ülkedeyken GSM şebekesi aboneliği değil internete bağlanabilmek. Çünkü whatsapp, facebook messenger gibi uygulamalar sayesinde artık herkesle internet üzerinen konuşabiliyoruz. Böyle olunca da GSM üyeliğinin bir anlamı kalmıyor sanki. Bir şekilde ücretli ya da ücretsiz Wi-Fi'ye bağlanmamız gerekiyor.

Paris'e ilk yerleştiğim zaman, daha yerel GSM aboneliğim başlamamışken internet büyük bir sorundu benim için de. O zaman ücretsiz Wi-Fi bu kadar yaygın da değildi üstelik. İlk hafta, sabahları kahvaltı için fırından taze ekmek almaya giderken, sokağın bir köşesinde yakaladığım ücretsiz Wi-Fi noktasının orada beş-on dakika zaman geçirdiğim günleri hatırladım da şimdi. Tok acın halinden anlamaz dedim ama aslında sizi çok iyi anlıyorum. O yollardan hepimiz geçtik. Gördüğünüz gibi bu konuda bildiklerim sınırlı. O yüzden de bu yazıyı bu kadar geciktirdim.

Umarım bana bu yazdıklarım konusunda bana detay sormazsınız, çünkü daha fazlasını ben de bilmiyorum :) Bir misafirim geldiğinde ona kendi GSM internetimi açıp free Wi-Fi sağladığım için, hiçbir misafirime de bu kartlardan alma ihtiyacı duymadım. Belki bir gün bir arkadaşım ısrar eder ve bu hazır kartları ya da internet seçeneklerini denemek zorunda kalırım. O vakte kadar bu yazı da bir köşede dursun. Belki birilerinin işine yarar.

Hem biraz daha sıkın dişinizi. Bence yakın gelecekte internet, "insan hakları kapsamında" herkese ücretsiz sağlanacak bir hizmet olacak. Hava gibi, su gibi bir şey değil mi ya?

Bu yazıda saydığım seçeneklere eklemek ya da düzeltmek isteyecekleriniz olursa lütfen çekilmeyin. Her bir paylaşımınız benim için değerli. Çünkü hayat paylaştıkça güzel.

Ah bir de bir ricam var: Yeni Youtube kanalım Pariste Net TV'ye abone oldunuz değil mi? Desteğiniz benim için çok önemli, biliyorsunuz.

Her şey için teşekkürler.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.






KATEGORİLER          ANA SAYFA

20 Ocak 2017 Cuma

Les Frigos

Les Frigos Sanat Üretim Merkezi
Paris'te sürprizler bitmiyor, her köşede karşımıza ilginç bir yer çıkıveriyor. Bu yazıda, Paris'e ilk yerleştiğim yıl, yani 2012'de keşfettiğim, geçen gün bu blog yazısı için yeniden ziyaret ederek bir kere de sizin için dolaştığım çok çok değişik bir yerden, Les Frigos'dan bahsetmek istiyorum. Büyük ihtimalle böyle bir yeri hayatınızda hiç görmemişsinizdir, Paris'te böyle bir yer olabileceği de hiç aklınıza gelmemiş olmalı...

Les Frigos Sanat Üretim Merkezi
Fotoğraflara bakınca buranın terk edilmiş bir bina olduğunu düşünebilirsiniz ama hayır. Burası Paris Belediyesi'nin sanatçılara tahsis ettiği atölyeler kompleksi; bu anlamda bir sanat üretim merkezi. Burada 200 civarında sanatçı eserlerini, böylesine ilham verici bir ortamda çalışmalarını sürdürüyorlar. Paris Belediyesi bu anlamda sanatçılara büyük destek veriyor. Gerçi bildiğim kadarıyla sanatçılar buraya belli bir kira ödüyorlar ama Paris'te kiraların ne kadar yüksek olduğunu hesaba katacak olursak böylesine volümlü alanlar için ödenen rakamların çok düşük olduğunu tahmin ediyorum. Peki Les Frigos adı nereden geliyor?

Les Frigos Sanat Üretim Merkezi
Les Frigos (le frigo ya da le fğigo) Türkçedeki soğuk hava deposu anlamında da kullanılan "frigo" demek. Yani burası 1921 yılında soğuk hava deposu olarak inşa edilmiş ve vaktiyle, Fransa'nın TCDD'si diyebileceğimiz SNCF'e aitmiş. 1971 yılında Les Halles olarak geçen hal binası şehir merkezinden Rungis'ye taşınınca da bu soğuk hava deposu işlevini yitirmiş, bazen evsizlerin bazen de sanatçıların mekanı olmuş. 2003 yılında mülkiyeti Paris Belediyesi'ne geçtikten sonra da burası pek çok alandaki sanatçılara tahsis edilen bir "sanat üretim merkezi" olarak işlev kazanmış.

Les Frigos Sanat Üretim Merkezi
Yine bu yazıdaki fotoğraflara bakarak buranın sadece street art sanatçılarının mekanı diye düşünmeyin. Bu binada street art sanatçıları yanı sıra yayıncılar, heykeltraşlar, tiyatro ve müzik grupları gibi birbirinden değişik branşlarda pek çok sanatçı çalışmalarını sürdürüyor. Bu anlamda sanat disiplinleri arası etkileşim de tek bir çatı altında gerçekleşmiş oluyor. Ne diyelim ki, sanata ve sanatçıya verilen değer işte.

Les Frigos Sanat Üretim Merkezi
Beni burayla ilk kez 2012 yılında language exchange arkadaşım Roger tanıştırmıştı. O zaman Fransızcam başlangıç seviyesindeydi ve Roger bana Paris'te ilginç bir yer öğretmek adına buraya götürdüğünde nereye geldiğimizi anlayamamış, kapıdan gizlice girip de içeriyi görünce de oldukça da ürkmüştüm :) Zaten dediklerini de tam anlamıyor, "hı, hı" deyip geçiştiriyordum :) Buranın bunca enteresan görüntüsüne rağmen aslında turistik bir tur parkuru olmadığını yine de anlamıştım. Çünkü -normalde- içeri öyle elinizi kolunuzu sallayarak giremiyorsunuz...

Les Frigos Sanat Üretim Merkezi
Frigo'ya ikinci gidişimse Ocak 2017'de şair-yazar-gazeteci-küratör ve aynı zamanda Paris'te kültür-sanat ağırlıklı özel geziler düzenleyen sevgili Cüneyt Ayral'la oldu. Ben Les Frigos'dan haberi olup olmadığını kendisine sorduğumda elbette ki biliyordu, çünkü street art onun özel ilgi alanlarından biri. İçeri girmenin sorun olabileceğini söylediğimdeyse öyle bir şey olmadığını, rahatlıkla girebileceğimizi, zaten burada atölyesi olan sanatçı bir arkadaşı olduğunu da söyleyince takıldım peşine ve atlayıp gittik 13. arrrondissement'daki Les Frigos binasına.

Les Frigos Sanat Üretim Merkezi
Frigo'ya toplu taşıma ile gitmek için 14 numaralı metro hattı ya da RER-C'nin "Bibliothèque François Mitterrand" istasyonunda inmeniz yeterli. Köşedeki Decathlon binasının karşı sokağından aşağı doğru biraz yürüdüğünüzde sağ tarafta karşınıza çıkıyor Frigo. Yokuş aşağı yürüyüşünüze devam edin ve alt köşeden sağa dönüp biraz daha yürüdükten sonra bahçeye girin. Ana kapıya ulaştığınızda, eğer kapı kapalıysa sağdaki gri düğmeye basın, kapı açılacaktır. Bizim karşımıza kimse çıkıp bir şey sormadı, ben de burayı ikinci kez rahat rahat gezmiş oldum. Bence siz de şansınızı deneyin. Özellikle Bibliothèque Nationale de France - François Mitterrand'ı ya da karşı kıyıdaki Bercy Parkı'nı görmeye geldiyseniz bu tarafa da bir geçip bakın derim.

Les Frigos Sanat Üretim Merkezi
Ana kapıdan girince sağ tarafa dönün ve koridoru takip edin. Az ileride sağda bir kapı daha var, orayı bulabilirseniz binanın üst katlarına tırmanan merdivene ve asansöre ulaşıyorsunuz. Asansör sadece kartı olanlar tarafından kullanabiliyor ama buraya kadar girebildiyseniz yukarıya merdivenlerden yürüyerek tırmanmak serbest ;) Duvarların haline bakıp ürkütücü bir yerde olduğunuzu düşünmeyin, gayet güvenli ve huzurlu bir şekilde yukarı çıkın. Açık bulduğunuz kapılardan içeri girin, labirent gibi koridorlarda kaybolun. Ne kadar yukarı çıkıp ne kadar kapıdan geçebilirseniz kârdır. Siz gittiğinizde bu fotoğraflardaki resimlerin büyük bölümü değişmiş olabilir; malum street art kültürü. Binayı dolaştıktan sonra bahçede de bir tur atmak da hoş olabilir, benden söylemesi...

Les Frigos Sanat Üretim Merkezi
Burası eskiden bir soğuk hava deposu olduğu için bazı kapıların kocaman ve kapkalın olması epey dikkat çekiyor. Bu kapıların ardında sanatçılar eserlerini üretmekte olduğu için burayı turistik bir yer olarak değil de bir sanat evini gezmenin adabıyla dolaşmanızı öneriyorum. Her kapıdan girin dedimse de kimseyi rahatsız etmemeye de özen gösterin lütfen. Gerçi burası yılda bir kez, ilkbahar aylarında kapılarını tamamen halka açıyormuş. Dilerseniz resmi web sayfasından bu etkinliği de takip edebilirsiniz. Bu atölyelerin içine elinizi kolunuzu sallayarak dolaşıp sanatçılarla tanışmak da ilginç olabilir çünkü.

Les Frigos Sanat Üretim Merkezi
Uygun bir vakit ayarlayabilirsek sevgili Cüneyt Ayral'la burayı da içeren bir Vlog çekimi yapmak istiyorum, bakalım. O zaman fotoğraflarla yetinmeyip video görüntüleri ile içeride dolaşmanın keyfini de yaşayabilirsiniz diye düşünüyorum.

Özetle Les Frigos hakkında bunları söyleyebilirim. Nasıl, başta söylediğim kadar ilginç bir yer değil mi sizce de? Size tanıttığım Paris'ten çok daha farklı bir yer Les Frigos ama izbe görüntüsüne rağmen çok nitelikli bir sanat merkezi işte. Diyorum ya Paris'te neler neler var...

Bugüne kadar dört yüz küsür yazı yazdım, daha da yazmaya devam edeceğim; Paris'i birlikte keşfetmeye devam edeceiğiz hep. İlginiz ve desteğiniz için çok teşekkür ederim.

Sanatla kalın,

Keyifli geziler, keyifli keşifler.





İlgili Yazılar:

19 Ocak 2017 Perşembe

Pariste.Net TV Youtube Kanalı Açıldı.

Pariste.Net TV Youtube Kanalı Açıldı
Haftalar süren hazırlık, çekim ve montaj çalışmaları sonunda Pariste.Net'in Youtube kanalı Pariste Net TV açıldı!

Pariste.Net'i kurduğum Ocak 2012'den Bugüne kadar yayınlanan 400'den fazla yazıyla Paris'i hep birlikte tanıdık ve hiç kuşkunuz olmasın, yeni yazılarla düzenli olarak Paris'i yazmaya devam edeceğim. Ama artık fotoğraf ve yazılarla yetinmeyeceğiz, bundan böyle fotoğraflardan videolara terfi ediyoruz.


Pariste Net TV ile Klasik Paris - Alternatif Paris, Müzeler - Saraylar, Parklar - Bahçeler, Ulaşım Rehberi, Yeme - İçme Önerileri, Alışveriş Adresleri, Gezi ve Tur Rotaları, Günlük Yaşam İpuçları ve daha pek çok konu başlığında hazırlanacak videolarda hem Paris'i yakından tanıyacak, hem de hoşça vakit geçireceğiz.

Üstelik bu güzel başlangıcımız için Megby Publicite ve Mercure Voyages işbirliğiyle sizlere güzel bir sürpriz de hazırladık:
İlk teaser videomu Pariste.Net'in Facebook sayfası üzerinden izleyip, paylaşanlar arasında 9 Şubat 2017'de yapılan çekilişte kazanan 1 talihli, 2 kişilik gidiş-dönüş Paris uçak bileti kazandı. Yeni yarışmalarda güzel sürprizlerde karşınızda olmaya devam edeceğiz.

Youtube kanalıma abone olup bu ilk videoyu sosyal medya hesaplarınızda paylaşarak bana destek olmayı ihmal etmeyin lütfen.


Gelin dünyanın en güzel başkenti Paris'i birlikte keşfedelim, hem bu şehrin sokaklarında hem de kendi iç dünyamızda huzur, keyif ve eğlence dolu bir yolculuğa çıkalım.

Keyifli geziler, keyifli keşifler...


KATEGORİLER          ANA SAYFA

Konsolosluk Rehberi

REKLAM ve SPONSORLUK

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *

pariste.net kaç kez okundu?

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.