Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

23 Haziran 2017 Cuma

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Yine hem çok kızacağınız hem de çok mutlu olacağınız bir yazıyla karşınızdayım :) Kızacaksınız çünkü "bunların hangi birini yapacağız, keşke haberimiz olmasaydı" diyeceksiniz; mutlu olacaksınız çünkü "Paris ve çevresinde yapacak ne çok şey, görecek ne çok güzel yer var" diye düşünecek, içlerinden ilginizi çekenler arasında kendinize şahane gezi programları hazırlayıp unutulmaz tatiller yapabileceksiniz.

Evet bu yazıyı, Paris'e daha önce gelmiş olup, klasik Paris'i genel hatlarıyla bitirmiş olanlara, daha sonraki gelişlerinde alternatif mekanlar ve tur önerileri sunmak için hazırladım. Bugüne kadar Paris ve çevresi hakkında yazdığım 460'tan fazla yazı arasında kaybolmak çok kolay olduğu için bir kısmını burada toparlayıp, gözden kaçırmamanızı istedim.

Paris'in olmazsa olmazlarını Klasik Paris adı altında zaten toparlamıştık, bu kez Alternatif Paris'i bir sıraya koyalım istedim. Bu yazıda okuyacağınız seçeneklerin bir kısmını görmüş olabilirsiniz ama görmediğiniz pek çok yer olduğunu düşündüğümden 15 günlük bir program çerçevesinde size pek çok seçenek sunmak istiyorum. Aslında sırası ve gün sayısı önemli değil, maksat sizin beğendiklerinizi toparlayıp kendi programınızı oluşturmanız. Benden  anlatması, sizden değerlendirip uygulaması... O halde başlıyoruz:

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Marché Montorgueil
- Birinci Gün:
Paris'e geldiğiniz gün hemen Paris dışında bir seçenek peşinde koşmayın bence, önce bir Paris'te olduğunuzu hissedin; artık oteliniz neredeyse, kendinizi sokaklara atıp çevreyi yürüyerek keşfedin. Yine de yeni ve farklı yerler görmek istiyorsanız ilk gün seçenekleri arasında Marché Montorgueil, Marché des Enfants Rouges, Rue Mouffetard gibi hareketli ve renkli çarşı-pazar mekanları olabilir ya da Paris'in en dar, en geniş, en kısa, en uzun sokakları gibi Paris'in "En"lerini keşfetmeye yönelik bir keşif turu size ilginç gelebilir. Bu önerilerin her birine tıkladığınızda zaten ayrı bir dünyanın içine girecek ve o yazılarda çevredeki diğer detaylar hakkında zengin içerikli bilgiler bulacaksınız. Yani öyle tek bir satırda geçilcek yerler değil hiçbiri...

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Ballon de Paris
- İkinci Gün:
Daha önce yapmadıysanız mutlaka Seine Nehri kıyısında bir yürüyüş yapmalısınız. Hatta bir tam günü Batobus teknelerinden günlük bilet alarak geçirebilir, Paris'in merkezinde farklı bir keşfe çıkmış olabilirsiniz. Eğer bunu yaptıysanız eski demir yolu güzergahıyken günümüzde doğa içinde yürüyüş yolu olan Petite Ceinture'ü keşfe çıkabilirsiniz. Aynı gün Paris'i balondan seyretmek yani Ballon de Paris ilginç olabilir. Güzergahınız üzerindeki Cité Unversitaire, Montsouris Parkı, Rue des Orchidées gibi birbirinden ilginç ve keyifli mekanlar sizi bekliyor... Hava çok güzel değilse Paris'in kuzeyinde bulunan dev bit pazarı Marché Saint Ouen'ı gezmek de ilginç olabilir.

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Vincennes Ormanı - Bois de Vincennes
- Üçüncü Gün:
Paris içinde doğa gezileri için bir başka yürüyüş rotası Promenade Plantée - Coulée Verte. Bastille'den Gare de Lyon'a doğru bu güzergahtan yürürken yol üstünde rengarenk sokak Rue Cremieux'yü görebilir, hızınızı alamayıp yolunuza dümdüz devam ederek Paris'in doğusundaki park ve orman alanı Bois de Vincennes'a kadar yürüyebilirsiniz. Burada harika bir orta çağ şatosu Château de Vincennes ve botanik parkı Parc Florale de Paris de sizi bekliyor. Aynı şekilde Paris'in batı tarafında da Boulogne Ormanı - Bois de Boulogne, Jardin de l'Acclimatation da var. Hem o tarafta şahane bir çağdaş sanatlar merkezi Fondation Louis Vuitton'u da gezebilirsiniz. Ne tarafa gideceğiniz, neyi seçeceğiniz tamamen size kalmış. Belki de tüm bunların dışında gününüzü alışveriş yaparak geçirmek istersiniz, o zaman sizi Paris'te lüks outlet alışverişin en doğru adresi Val d'Europe'a alalım?

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Sacré Coeur'ün Kubbesi'nden Paris Manzarası


- Dördüncü Gün:
Biraz klasik Paris gibidir ama Paris'in ünlü yeraltı mezarları Catacombes de Paris'yi gezdiniz mi acaba? Ya da mezarlık gezileri kulağınıza nasıl geliyor? Ahmet Kaya, Yılmaz Güney, Edith Piaf, Fredric Chopin, Jim Morrison gibi ünlülerin yattığı Père Lachaise Mezarlığı, Dalida, Alexandre Dumas (Oğul) ve Stendal gibi günlülerin yattığı Montmartre Mezarlığı ya da Jean Paul Sartre, Simone de Beauvoir, Emile Durkheim gibi ünlülerin yattığı Montparnasse Mezarlığı ilginç gezi güzergahı olabilir. Eyfel Kulesi'ne illa ki çıkmışsınızdır ama Montparnasse Gökdeleni, Notre Dame Katedrali kulesi ya da Sacré Coeur'ün kubbesine çıkıp Paris'i yukarıdan seyretmek de günün ilginç deneyimlerinden olabilir.

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Le Vésinet - Le Pecq


- Beşinci Gün:
Hadi artık yavaş yavaş Paris'in dışına çıkıp günübirlik geziler yapalım. Eğer çağdaş bir şeyler görmek istiyorsanız Avrupa'nın en büyük finans merkezi La Défense'a Champs-Elysées'den on dakikada ulaşabilir, buraya gelmişken Grande Arche de la Défense'ın terasına çıkabilir, gelmişken Courbevoie'da dolaşabilirsiniz. Ya da Maisons-Laffitte'e gidip oranın şahane atmosferini soluyabilir, Maisons-Laffitte Şatosu'nu gezebilirsiniz. Bir diğer seçenek de Le Vésinet - Le Pecq'in cennet bahçelerinde dolaşmak, Grand Lac des Ibis çevresinde yürümek olabilir. Enghien Les Bains da görülecek güzel yerlerden biri. Artık birinden birini seçmeniz gerekiyor. Malum, Paris birkaç kez gelmiş olsanız da bitmiyor.

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Vaux le Vicomte Şatosu - Château Vaux le Vicomte
- Altıncı Gün:
Biraz da şato gezelim isterseniz. Versailles Şatosu ve Vincennes Şatosu'nu gördüğünüzü varsayıyorum. O zaman çok daha görkemli şatolara gitmek için seçeneklerimiz şunlar: Belki Vaux le Vicomte Şatosu ile Fontainebleau Şatosu'nu bir arada çıkarabilir, vaktiniz yeterse arada bir de ressamlar köyü Barbizon'u görebilirsiniz. Bir diğer seçenek Pierrefonds Şatosu ile Compiègne Şatosu'nu aynı gün içinde görmek olabilir. Yol üstünde bir de Chantilly Şatosu var ama bilmem gücünüz hepsine birden yeter mi? Daha Monte Kristo Şatosu, Ecouen Şatosu, Saint Germain en Laye Şatosu gibi yerler de var ama neyse kafanızı karıştırmayayım... Hele hele Loire Vadisi Şatoları en az iki üç günlük ayrı bir gezi programı olacaktır; onu da bir başka sefere bırakın artık, yoksa evinize dönemezsiniz :)

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Claude Monet'nin Giverny'deki Evi
- Yedinci Gün:
Eğer hava güzelse mutlaka gitmeniz gereken yerlerden biri de Claude Monet'nin Giverny'deki Evi. Hem Giverny köyü de son derece güzel bir yer. Hemen yakınındaki La Roche Guyon köyü ve kayaların içine oyulmuş La Roche Guyon Şatosu'nu da tur programınıza kattınız mi bir günü daha dolu dolu geçirmiş olursunuz. Hava kötüyse Paris içinde kalıp Paris Pasajları gezizi yapıp hayran hayran oradan oraya dolaşabilirsiniz.

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Rouen
- Sekizinci Gün:
Hadi madem Paris'ten ufak ufak uzaklaşmayı göze aldık, bugün Paris'e trenle yaklaşık 1,5 saatlik mesafedeki muhteşem orta çağ kenti Rouen'a gidelim. Orada nereden baksanız yarım gününüz geçer, hatta müzeleri de gezmeye hevesliyseniz bir tam gün de geçirebilirsiniz. Sonrasında yine Paris'e dönebilir ya da Deauville & Trouville tarafına geçebilirsiniz.

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Deauville & Trouville
- Dokuzuncu Gün:
Paris dışında yakın yerler görmek istiyorsanız mutlaka gitmeniz gereken yerlerden biri Deauville ve Trouville olmalı bence. Dilerseniz Giverny - Rouen gezinizin devamında arabayla yapacağınız turun bir ayağı olarak burayı eklemelisiniz. Günübirlik gezmek istiyorsanız Deauville ve Trouville'e trenle bir günde gidip dönmek yetecektir. Sonrasında yapacak pek çok şey var. O yüzden vaktiniz ve imkanınız varsa yola arabayla çıkın, Paris'e geri dönmeyecekseniz bir sonraki günün programını okuyun derim :)

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Honfleur


- Onuncu Gün:
Deauville ve Trouville'de bir gece konakladıysanız dokuzuncu günün programına iki muhteşem köyü ekliyoruz: Birincisi hemen yakındaki Honfleur, ikincisi de Normandiya Köprüsü'nden geçip Le Havre'a uğramadan devam ederek ulaşacağımız Etretat. İkisi de birbirinden güzel. Paris'ten buralara günübirlik gelmek çok akıllıca olmayabilir ama Deauville ve Trouville gezisi uzatılacaksa mutlaka eklenmeli.

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Le Mont Saint Michel
- On Birinci Gün:
Madem biraz uzaklaşmayı göze aldık, o zaman size tavsiyem mutlaka ama mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri olan, Fransa'da Eyfel Kulesi'nden sonra en çok ziyaret edilen, "Gülün Adı" filminin de çekildiği muhteşem manastır adası Le Mont Saint Michel. Vakti olanlar yol üstünde Normandiya Çıkarması'nın yapıldığı Omaha Beach'i de görebilirler... Yine yol üstünde Caen diye büyük bir şehir var ama açıkçası ben orayı da Rennes'i de çok sevmedim, o yüzden bir sonraki günün gezi programı Saint Malo olmalı.

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Saint Malo
- On İkinci Gün:
Saint MaloLe Mont Saint Michel'e çok yakın, çevresi tarihi surlarla çevrili şahane bir kıyı kenti. Hemen yakınında Dinan ve Dinard adında iki muhteşem kasaba da var. Bence buralara kadar gitmişken oraları da görmekte fayda var; pişman olmayacaksınız. Yol üstünde daha görecek pek çok yer var ama daha fazla kafanızı karıştırmayayım :)

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Jules Vernes'in Amiens'daki Evi
- On Üçüncü Gün:
Belki bir gününüzü de Paris'e yaklaşık iki saat mesafedeki Amiens'da geçirmek isteyebilirsiniz. Amiens'ı neden seviyorum? Bir kere Jules Vernes'in Evi burada ve çok güzel bir müze. Bir de şahane bir katedrali bulunuyor bu kentin. Farklı bir şeyler yapıp, güzel şeyler görmek isteyenlerin görmesi gerekir diye düşünüyorum. Ya da dilerseniz son üç gününüzü Brüksel, Brugge ve Amsterdam programına ayırabilirsiniz, siz bilirsiniz. Nice'e Cannes'a da inebilirsiniz üç günlüğüne, daha gidecek pek çok yer var, ben karışmam :)

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Saint Martin Kanalı - Canal Saint Martin
- On Dördüncü Gün:
Yoldan çıkıp Fransa'da başka yerlere gitmediysek sondan bir önceki günümüzü sakin sepenek Paris'te geçirelim, nasıl güzel bir ülkenin nasıl güzel bir başkenti olduğunu birlikte hatırlayalım. Bugünü Montmartre Tepesi'nin az bilinen arka taraflarında geçirip Dalida'nın izini takip edebilir ya da Üzüm Bağları'nı keşfedebilirsiniz,  Saint Martin Kanalı'ndan yürüyüşe başlayarak Bassin de la Villette'i geçip Parc de la Villette'e kadar yürüyebilir, burada çocuğunuzla La Géode'da IMAX film izleme deneyimi yaşayabilirsiniz. Hava güzelse Seine Nehri üzerindeki yüzme havuzu Piscine Joséphine Baker'da güneşlenebilir ya da bambaşka bir boyuta geçip Paris Büyük Camisi - Grande Mosquée de Paris'yi gezip bahçesindeki kafede Nane Çayı Molası verebilirsiniz. Balzac'ın Evi'ni, Eugène Delacroix'nın Evi'ni, Rodin'in Meudon'daki Evi'ni gezebilirsiniz. Bir de muhteşem müzelerden biri olan Marmottan-Monet Müzesi var atlamamanız gereken. Diyorum ya, o kadar çok şey var ki...

Tur Programı Önerileri V - Paris'te Alternatif 15 Gün
Paris Hava ve Uzay Müzesi - Musée de l'Air et de l'Espace
- On Beşinci Gün:
Bir çırpıda geçiverdi iki hafta işte. Bugün Paris'te son gününüz ama merak etmeyin yine geleceksiniz. Belki bu listedekilerin bir kısmını yapamadınız, aklınızda kaldı, belki yeni yeni yerler ekleyeceksiniz listenize. Son gününüzü sakin geçirmek adına oteliniz çevresinde dolaşmayı ya da Opera, Grand Boulevards, Saint Germain Bulvarı, Saint Michel gibi Paris anılarınıza cila çekmenizi önereceğim. Yoksa gezmek istedikten sonra daha Hava ve Uzay Müzesi, Saint Claud Parkı, Sceaux Parkı, Malmaison Şatosu, eski soğuk hava deposu yeni çağdaş sanat merkezi Les Frigos gibi gezip görmeye değer bir ton yer var. Artık bir dahaki sefere...

...

Gördüğünüz gibi henüz başka şehirlere gitmeye fırsatımız olmadı. Ben Fransa'da bugüne kadar yukarıda saydıklarım dışında Nice, Cannes, Monaco, Marsilya, Aix-en-Provence, Grasse, Antibes, Menton, Montpellier, Nantes, Strasbourg, Colmar, Lille, Reimse, Nancy, Dijon, Besançon, Blois, Mulhouse, Annecy, Lyon, Bordeaux, Toulouse, La Rochelle, Limoges, Orléans, Tour, Amboise, Le Havre, Brest, Rennes, Carcassone, Quimper gibi pek çok yeri (bazılarını birkaç kez) gördüm diyebilirim.  Şimdi hepsini bir tur daha atmalıyım belki ve blogger gözüyle baştan fotoğraflayıp tüm detaylarıyla yazmalıyım ama şimdilik Le Havre, Brest ve Marsilya hariç hepsinin görülmeye değer muhteşem yerler olduğunu söylemeliyim.

Şu on beş günlük program içinde henüz bu şehirler yok fark ettiğiniz gibi. O yüzden "Bir haftalığına Paris'e geliyoruz, arada Brüksel, Brugges, Amsterdam gibi yerleri de görmek istiyoruz, ne önerirsiniz?" diye sormamanızı özellikle rica ediyorum. Çünkü Paris ve çevresinde görülecek o kadar çok yer var ki, sayacağınız tüm şehirler de en az o kadar güzel olacağı için hangisinin öncelikli olacağına cidden ben karar veremem.

Aynı şekilde yukarıda sıraladığım yerlerden kendinize tur programı oluştururken yeni listenizi bana göndererek "olmuş mu?" diye sormanız da yanıtsız bırakmak zorunda kalacağım sorulardan olacak çünkü sizi ve önceliklerinizi bilemeyeceğim için; hareket kabiliyetinizi, zevklerinizi ve bütçenizi tahmin edemeyeceğimden sizin adınıza bir tur programına onay vermem yakışık almayacaktır. Ben bu programı tamamen "Paris'e daha önce gelmiş olup artık enteresan yerler görmek isteyenler için Paris ve çevresinde görülecek nereler var?" konusunda fikir vermek için hazırladım. Umarım önümüzdeki gezilerinize ışık tutacaktır.

Merak etmeyin, Paris'e yolunuz daha çok düşecek...

Keyifli geziler, keyifli keşifler...






TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

21 Haziran 2017 Çarşamba

La Fête De La Musique 2017

Müzik Bayramı - La Fête de la Musique 2017
1982 yılında Fransa Kültür Bakanı Jack Lang'ın girişimiyle başlatılan ve daha sonra tüm Avrupa'ya yayılan "La Fête De La Musique" her yıl 21 Haziran'da, yani gündüzün en uzun olduğu günün akşamında, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Avrupa'da, Fransa'da ve tabii ki Paris'in dört bir köşesinde Müzik Bayramı olarak kutlanılıyor; gerek profesyonel, gerek amatör pek çok sanatçı, grup ve orkestra kapalı ve açık alanlarda yüzlerce konser düzenliyor.

La Fête De La Musique (la fet de la müzik) nedir? diye soracak olursanız: Müzik Bayramı, Müzik Şenliği diyebilirim... Bu etkinliğin olduğu akşam, tüm Fransa'da olduğu gibi Paris'i de bir müzik coşkusu sarıyor. Şehrin her yerinde, pek çok meydanda, köşe başlarında, caddelerde, sokaklarda, barlarda, restoranlarda, kafelerde, müze ve saraylarda, olur olmaz her yerde müziğe dair bir şey karşınıza çıkar, müziğin büyülü dünyası sizi içine alıverir, anında modunuz değişir.

Ben bu yıl Paris'te altıncı kez La Fête de la Musique'i kutlayacağım. İlk yılki sürpriz deneyimi unutmam mümkün değil. Böyle bir şeyin olduğunu öğrendikten sonra o akşam Opéra Garnier'in önüne geldiğimde koskoca bir orkestraya denk gelmiştim de orkestranın tüm üyeleri komik komik kıyafetler giymiş bir şekilde muhteşem bir müzik ziyafeti çekmişlerdi. Sadece Paris'in bu güzel meydanını değil, her yerini müzik ziyafeti sarmıştı. Rüya gibiydi. Sonradan gördüm ki her yıl o grup orada konser veriyor. Daha önce görmediyseniz tavsiye ederim.

Ve her sene mutlaka bu etkinliği izlemek için Paris'in kıyısını köşesini dolaşmayı prensip edindim. Zaten sadece Fransızlar için değil, turistler için ve hatta Paris'te yaşayan Türkler arasında da en popüler etkinliklerden biri La Fête de la Musique'tir... Etkinlik akşamı Paris'i bambaşka bir hava kaplar. Şehrin her köşesinden farklı farklı müzik türleri yükselir. Kimi yerde gruplar çıkar, kimi yerde garip enstrümanlarla konserler verilir, kimi yerde gayda sesleri, kimi yerlerde sadece vokal konserler, hatta bazen karşınıza küçücük bir çocuk çıkıp solo konser verebilir. La Fête de la Musique akşamı Paris başka bir havaya bürünür.

Müzik Bayramı - La Fête de la Musique 2017
Peki nerede hangi etkinlik var? Tabii ki bu linkteki harita üzerinde ilerleyerek programı incelemeniz mümkün. Gördüğünüz gibi sadece Paris'te değil, dünyanın dört bir köşesinde 21 Haziran akşamı bu etkinlik kutlanıyor. O yüzden sadece Paris için değil, dünyanın pek çok yeri için kendinize bir program bulma şansınız var. Üstelik hepsi ücretsiz...

Belki de Paris sokaklarında rastgele yürüyerek karşınıza çıkacak sürpriz müziklere denk gelmek de heyecan verici olabilir çünkü linkte sadece resmi olarak düzenlenen konserler gösteriliyor. Oysa ki pek çok kafe-restoran kendi etkinliğini kendi düzenliyor, pek çok performans sanatçısı, profesyonel ya da amatör fark etmeksizin, herhangi bir sokağın köşesinde, bir avluda, hiç beklemediğiniz bir yerde müzikle hayatınızı renklendirebiliyor.

Müzik Bayramı - La Fête de la Musique 2017
Geçen yılki Müzik Bayramı'nda hasta mıydım yorgun muydum neydim, sadece, bir zamanlar Fransızca-Türkçe dil exchange'i yaptığım 86 yaşındaki arkadaşım Maurice'in saksafon çaldığı restorandaki konserine gitmiştim. Bu 21 Haziran içinse özel bir planım yok, çünkü bu Haziran Paris'te korkunç sıcak geçiyor, akşamın on buçuğunda bile hava 37 derece. Kuzey iklimine alışmış bu bünye için bu sıcaklara uyum sağlamak güç :) O yüzden sokaklarda ne kadar dolaşabilirim bilemiyorum; belki sadece La Défense tarafındaki etkinliklere bakar, fırsat bulursam instagram hesabım instagram.com/parisrehberi üzerinden instalive canlı yayın yaparak etkinlikleri sizin de izlemenizi sağlarım...

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 21 Haziran gecesi Paris'te tüm ulaşım araçları sabaha kadar belirli aralıklarla servis verecek ve saat 17:00'den sabah 07:00'ye kadar geçerli olan özel bir bileti 3,5€'ya alarak sınırsızca gezmeniz mümkün olacak. Bu biletlerin sadece bilet otomatlarından ve gişelerden alınabiliyor olduğunu da hatırlatmak isterim. Hangi metro hatlarının, RER ve banliyö trenlerinin sabaha kadar servis vereceğini RATP'nin resmi sayfasındaki bu linkten öğrenebilirsiniz.

Paris'teki bu çok özel gecenin tadını çıkarabilmeniz dileğiyle.

Müzik dolu güzel bir hayat dilerim...







TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

16 Haziran 2017 Cuma

Au Vieux Paris Restaurant

Au Vieux Paris d'Arcole Restaurant
Yine Paris'in ulu orta yerlerinden birinde olduğu halde, kalabalık turist gruplarının bir arka sokaktan gelip geçtiği, yine de blog takip etmeyi seven ve Paris'in kıyı köşe detaylarını keşfetmeye bayılanların mutlaka gidip gördüğü bir yeri tanıyoruz bu yazıda hep birlikte. Evet, bugünkü durağımız çok keyifli bir restoran: Au Vieux Paris (o viyö pari ya da o viyö paği)

Paris'in ortasındaki Cité Adası'nda, koskoca Notre Dame Katedrali'nin bir yan sokağında olan bu şahane restoran, ne yazık ki (ya da ne mutlu ki) yoğun turist trafiğinin güzergâhı üzerinde değil, bir arkada, gizli kalmış bir sokakta meraklılarını bekliyor. Zaten o yüzden bu kadar güzel kalmaya devam edebilmiş ve bu kadar da huzurlu ve bir o kadar keyifli. Ne demek istediğimi yazının devamındaki fotoğrafları görünce daha iyi anlayacaksınız.

Au Vieux Paris d'Arcole Restaurant
Paris Metrosu 4 hattının Cité istasyonunda inip ulaşabileceğiniz Au Vieux Paris' aynı zamanda Hôtel de Ville'in tam önündeki Pont d'Arcole köprüsünden geçerek de ulaşmak mümkün. Köprüyü geçip Cité Adası'na geldiğinizde, ileri doğru biraz daha yürüyüp ilk soldan içeri girerseniz hemen sol tarafta sizi bekleyen Au Vieux Paris, Paris'te en eski, en etkileyici restoranlardan biri.

Burası 1512'de inşa edilmiş, Papa VIII. Clement'ın altı ay konakladığı bu yapı 1723'te şarap barı olarak hizmete açılmış ve o tarihten beri de bu işleviyle varlığını devam ettiriyor. Tabii günümüze doğru yaklaştıkça restoran özelliği daha ağırlık kazanmış ve gerçekten incelikli, zevkli, günümüze göre farklı ama Paris'te görüp yaşamak istediğimiz o tarihi atmosferiyle insanı büyülüyor.

Au Vieux Paris d'Arcole Restaurant
Restoranın en meşhur özelliği ön cephesini kaplayan, yaklaşık yedi metre yüksekliğinde, yirmi iki metre genişliğindeki mor salkımlı sümbüller. Ne akla hizmetse, elimde buranın sümbüllü zamanlarına ait fotoğraf yok :) Ben de bu yazıdaki fotoğrafları Mayıs 2017'deki gidişimde çektim. Baharla birlikte yazının kapak fotoğrafındaki ön cepheyi bir sümbül basıyor, inanamazsınız, o kadar etkileyici ki.

Yine de, havanın güzel olduğu herhangi bir zaman diliminde kapı önündeki renkli sandalyelere oturup bir şeyler yiyip içmek her zaman keyifli. Hava soğuksa ya da akşam vakti gittiyseniz o zaman da şiddetle içeride oturmanızı önereceğim. Çünkü içerinin dekorasyonu müthiş...

Au Vieux Paris d'Arcole Restaurant
Giriş katının taş ağırlıklı orta çağ havasına göre üst katın kıpkırmızı duvarlı dekorasyonu bence çok daha büyüleyici. O yüzden özel akşam yemekleriniz için üst katı tercih etmenizde yarar var. Hem tarihi hem de şık bir yere geldiğinizi iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Menü ise Fransız ağırlıklı ve çok ucuz olduğunu söyleyemeyeceğim. Ortalama bir restoranda 15-17 euro aralığında olan ve benim çok sevdiğim ördek yemeği "confit de canard" burada 23 euro. Hem güncel fiyatlara bakmak, hem rezervasyon yapmak, hem de dönem dönem düzenlenen promosyonlardan yararalanmak için Fransa'nın ünlü rezervasyon sitesi The Fork - La Fourchette'in bu link çok işinize yarayacak.

Au Vieux Paris d'Arcole Restaurant
Biz buraya gittiğimizde kapı önünde oturmayı tercih ediyoruz; demek ki hiç soğuk havada gitmemişiz ama içerisi de gördüğünüz gibi çok güzel. Hele üst kata çıkıp o kırmızılı ortamı görünce ne kadar etkilendiğimi hiç unutmuyorum. Özel akşamlarınız için burası sizin için de unutulmaz olacaktır eminim.

Laf aramızda ben buranın sadece restoran olduğunu sanıyordum ama değilmiş, yukarıda bir de günlük kiraya verdikleri apart daire varmış meğerse. Fotoğraf çekmek için izin istediğimde neşeli garson, daha doğrusu neşeli şef yukarıdaki apart daireyi görüp görmediğimi sordu ve görmediğimi öğrenince hemen anahtarı verip beni bir garson eşliğinde yukarı yolladı :)

Au Vieux Paris d'Arcole Restaurant
Ben de "amaaan of, bana ne apartlarından" diye kendi kendime mızmızlanırken restoranın üst katının arka tarafında bulunan aparttan içeri girince neye uğradığımı şaşırdım :) Burası son derece hoş bir şekilde dekore edilmiş, iki oda bir salon şeklinde şahane bir apart... Yukarıda ve aşağıda gördüğünüz iki fotoğraf da bu aparta ait. İnanılmaz değil mi.

Fotoğraflarımı çekip aşağı indiğimde şef beğenip beğenmediğimi sordu, tabii ki beğenmiştim; fiyatı öğrenmek istediğimi söyleyince "2 oda - 4 kişi gecelik ücret 300 Euro" dedi ve inanın burası, böyle bir mekan ve böylesi bir lokasyon için inanılmaz hesaplı... Bence denenebilir.

Au Vieux Paris d'Arcole Restaurant
"Fiyat kesinlikle değişmiyor" dediler ama tabii güncel olarak takip etmem mümkün değil. O yüzden bu linkteki resmi sayfalarından güncel bilgiyi almanızı şiddetle öneririm. Zaten restoranın kendi sayfasına da oradan ulaşabiliyorsunuz.

Tabii siz buraya öncelikle restoran özelliği için gitmelisiniz. Yemekler orta karar diyelim. Gerçi ben nedense ördek değil de tavuk yedim, çok lezzetli olduğunu söyleyemeyeceğim; bence ördek yemeliydim ama garsonlar çok eğlenceli ya da bana öyle denk geldi, bilemiyorum.

Au Vieux Paris d'Arcole Restaurant
Buraya Notre Dame Katedrali'ni görmeye gittiğiniz gün mutlaka uğramalısınız. Notre Dame'ın ana giriş kapısını karşınıza aldığınızda sol kulenin tam dibinden sola dönün ve biraz ileride sağdan içeri girin, Au Vieux Paris d'Arcole karşınıza çıkacaktır. Bu "Arcole" adı da Napolyon'un Avusturyalılar'a karşı 1796'da kazandığı bir savaşın adından geliyor. Bizim içinse günümüzde sadece güzel bir köprü, güzel bir sokak, güzel bir restoran adı işte.

Restoran sonrası civarda yapabileceklerinizi ise zaten çok sevdiğim Île de la Cité - Cité Adası yazısında bulabilirsiniz. Umarım siz de burayı en kısa sürede ziyaret eder, bizim yaşadığımız güzel deneyimi yaşarsınız. Bir de size söz, önümüzdeki ilk sümbül mevsiminde kapak fotoğrafını değiştireceğim ;)

Keyifli geziler, keyifli keşifler...





İlgili Yazılar:

TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

9 Haziran 2017 Cuma

Parc Rives de Seine

Parc Rives de Seine
Mart 2012'de Paris'e ilk yerleştiğim zaman en tuhafıma giden şeylerden biri, Seine Nehri boyunca çok güzel sahil bölgeleri olmasına rağmen Parislilerin bu güzelliklerden yararlanmıyor oluşuydu. Artık ne kadar konuştum, ne kadar söz söyledimse bu sözlerim yetkililerin kulağına gitmiş olacak ki, zaman içinde Seine kıyısı hareketlenmeye, birbirinden güzel yerler açılıp hayat canlanmaya başladı. İşte onlardan biri olan ve Nisan 2017'de açılışı yapılan Parc Rives de Seine'i tanıtmak istiyorum bu yazıda sizlere...

Parc Rives de Seine
Parc de Rives Seine (park dö riv sen ya da pağk dö ğiv sen) Louvre Müzesi'nin önünden başlayıp Bastille tarafına, Port de l'Arsenal'e kadar Seine Nehri kıyısı boyunca uzanan, eskiden sahil yoluyken trafiğe kapatılıp, Nisan 2017'de park ve rekreasyon alanı olarak yeniden düzenlenen, Paris'in ortasına hava alabileceğiniz, son derece keyifli bir parkur olarak hayatımızda önemli bir yer etti.

Parc Rives de Seine
Eskiden Tuileries Bahçesi önündeki tünelden arabayla yerin altına iner, Louvre Müzesi'nin hemen köşesinden bu sahil yoluna çıkardınız ve laf aramızda ben burada araba kullanmayı çok sever, çünkü kendimi İstanbul'da Çubuklu'da, Kireçburnu'nda araba kullanıyormuş gibi hissederdim :) Bir dönem sadece hafta sonları bu yolu trafiğe kapamayı ve yayaların kullanıma açmayı denediler. Uygulama başarılı olup güzel sonuç verince de Paris Belediyesi bu sahil yolunu tamamen trafiğe kapadı ve Parc Rives de Seine olarak halkın hizmetine açtı.

Parc Rives de Seine
Bu parkurda yürüyüş yapmak için pek çok noktadan giriş yapabilirsiniz ama baştan sona gezmek adına benim en ideal rotam 1 numaralı metro hattının Louvre-Rivoli istasyonunda inip doğrudan Seine Nehri kıyısına yürümek ve Louvre Müzesi'nin köşesinden, Ponts des Arts ile Pont Neuf köprülerinin arasındaki yoldan aşağı inerek Pont Neuf tarafına, yani sola doğru yürümek. Bu şekilde söylediğim araba tünelinin tam çıkışına yani sahil yolunun başladığı yere ulaşıyorsunuz. Dilerseniz tünelden de gelebilirsiniz ama ben o tüneli bisikletle baştan başa geçtim, çok keyifli değil, sadece enteresan; o yüzden söylediğim şekilde başlamak sanki daha güzel.

Parc Rives de Seine
Öğleden sonraları ve özellikle hafta sonları oldukça rağbet gören, dolayısıyla kalabalık olan Parc Rives de Seine'i ben hafta içi erken saatlerde gezmeyi daha çok seviyorum. Kalabalığı mı yoksa sakinliği mi sevdiğinize göre siz de buralarda gezinme saatinizi ona göre belirleyebilirsiniz. Kimseler yokken boş yollarda yürümek, bisiklete binmek, Seine Nehri havasını içime çekmek benim daha çok hoşuma gidiyor. Kalabalıkken de elbette farklı bir enerjisi oluyor; ortalık cıvıl cıvıl, insanlar keyifle ortalıkta dolanıyorlar, spor yapıyorlar, kitap okuyorlar, hava müsaitse güneşleniyorlar, öpüşüp koklaşıyorlar, yiyorlar içiyorlar, hayatın tadını çıkıyorlar.

Parc Rives de Seine
Bu parkuru yürümek kadar bisikletle gezmek de oldukça keyifli. Günlük bisiklet kiralamak için yer de var ama ben onun yerine kiralık bisiklet Vélib'i öneriyorum. Şimdilik bu parkur üzerinde iki istasyonları var ve bence yeterli. Sabah erken saatlerde, ortalık boşken burada bisikletle turlamanın keyfi bir başka. Hatta dilerseniz burada bisikletle gezerken Facebook üzerinden yaptığım bir canlı yayının bant kaydını bu linkten izleyebilirsiniz. Evet, Paris sokaklarında Facebook, Twitter, Instagram hesaplarım üzerinden sık sık canlı yayın yapmaya çalışıyorum. Bazen bu yayınlar bir saat sürüyor, canlı yayında Paris sokaklarını dolaşırken sizlerle sohbet edip sorularınızı da yanıtlıyorum. Yakında Youtube kanalım Pariste.Net Tv üzerinden de canlı yayınlara başlayacağım, dilerseniz siz de eşlik edebilirsiniz.

Parc Rives de Seine
Yürüyüş yolu üzerinde özellikle çocuklar için eğlenceli aktiviteler var. Daha çok çocukların motor beceri gelişimleri için oluşturulmuş alanlarda kütük üzerinde yürüyüş, halkalara tırmanma gibi çok ilginç aktivite alanları oluşturulmuş. Pek çok Türk annesinin "aman çocuğuma bir şey olur" diye endişe edeceğinden eminim ama Fransız anneleri çocuklarını bu "tehlikeli" oyun alanlarında bir başına bırakıp hayata tutunmaları, çocukların kendilerini geliştirebilmeleri için fırsat tanıyorlar. Yine de siz bilirsiniz tabii...

Parc Rives de Seine
İrili ufaklı birkaç oyun alanında çocuğunuz oynarken, bir yandan da kişisel gelişimi için faydalı şeyler yaparken parkur üzerindeki musluklardan su içmeniz de mümkün. Bu su Seine Nehri'nin suyu ama elbette direk nehirden alınıp musluğa öyle gelmiyor. Bazı işlemlerden geçiyor ve biz evlerimizde de bu suyu içiyoruz. Evet ben Paris'e yerleştiğimden bu yana hiç şişelenmiş su alıp içmedim evimde. Özellikle soğukken, Seine Nehri'nin musluktan akan suyu çok güzel içiliyor. Çocukluğumun İstanbul'unda musluktan su içtiğimiz o güzel günleri yad ediyorum.

Parc Rives de Seine
Yürüyüş parkuru başında ortalık fazla cadde gibi görünse de biraz ilerledikçe ortam yeşillenmeye başlıyor. Birkaç köprü geçtikten sonra Seine Nehri kıyısında piknik alanları oluşmaya başlıyor. Buradaki ağaç gölgeleri insana iyi geliyor. Bir tarafınızda Cité Adası ve Notre Dame Katedrali, bir tarafınızda Saint Louis Adası, sanki tatile çıkmış gibi hissediyorsunuz. Sahi, turistseniz zaten tatildesiniz. Bir tek yukarıdan, caddeden gelen trafik gürültüsü biraz sevimsiz, onun dışında her şey şahane...

Parc Rives de Seine
Artık piknik yapanlar mı dersiniz, sere serpe güneşlenenler mi dersiniz, kitap okuyanlar mı, sohbet edenler mi, burada her telden her renkten insanı bir arada görebiliyorsunuz. Kazara hamakta yer bulursanız da sallanmaktan çekinmeyin... Yeme içme konusunda parkurun baş taraflarında küçük büfe tarzı yerler var, öyle aman aman lezzetler beklemeyin, daha çok atıştırmalık şeyler ama nehir kıyısında bir şeyler atıştırıp bir şeyler içmek gerçekten keyifli oluyor.

Parc Rives de Seine
Fiyatlar öyle fazla pahalı değil. 1 euro'ya kahve içmek gerçekten güzel oluyor, tek sorun plastik kupada veriyor oluşları; eh artık o kadar kusur kadı kızında da olur. Biz hayatın tadını çıkarmak için buradayız, ufak tefek şeyleri dert etmiyoruz :) Sahi burada insan hiçbir şeyi dert etmiyor, başka bir diyarda başka bir hayali yaşıyor. Biliyoruz ki dünya aslında eşitliksiz, adaletsiz, pek çok kötülükle dolu oldukça siyah-beyaz bir yer, ona rengini elimizden geldiğince kendimiz veriyor, hayatımızı gücümüz yettiğince güzelleştirmeye çalışıyoruz. Bunu Paris'te yapmaya kalktığınızda işiniz biraz daha kolay oluyor...

Parc Rives de Seine
Bu güzellikleri yaşarken istiyorum ki herkes gelip yapabilsin, İstanbul'daki eşim-dostum yanımda olsun, hep birlikte paylaşalım bu güzel anları. Oturalım şu sandalyelere sıra sıra ya da toplaşalım bir masa başında hep birlikte sohbet edip keyifle vakit geçirelim. Bir başımayken de sorun yok, kendimi hiç yalnız hissetmiyorum Paris'te. Benim derdim sadece bu güzelliklerden daha çok kişinin yararlanması; yoksa gayet iyiyim gün içinde yalnızken böyle...

Parc Rives de Seine
İlerilere doğru gittikçe eski mavnalardan kafe restoranlara dönüştürülmüş péniche'ler karşınıza çıkıyor. Gerçi Paris'te en sevdiğim iki péniche'ten biri Antipode diğeri de Rosa Bonheur sur Seine'dir ama dilerseniz buradaki péniche'lerin üzerinde, dilerseniz de karadaki teraslarında, ağaç gölgesinde güzel yemekler yiyip güzel şeyler içme şansınız var. Hava da güzelse, ağaç gölgesi eser hem, mis gibi...

Parc Rives de Seine
Biraz daha ilerleyince piknik masaları çıkıyor karşınıza. Bilemiyorum hafta sonları ya da akşamları burada yer bulmak mümkün olur mu; ben çok kalabalık ortamlarda piknik yapmayı zaten çok sevmiyorum. Eğer hafta içi gündüz vakti giderseniz burada kahvaltı yapmak keyifli olabilir diye düşünüyorum. Biraz ileride de çok sevdiğim Les Nautes var zaten, oranın önü de çoğu zaman renkli ve hareketli.

Parc Rives de Seine
Les Nautes'un önünde de oturacak yerler var, çoğu zaman da şenlikli bir şeyler oluyor. Ben huzur insanı olduğum için daha sakin sepenek hayatlar yaşamayı tercih ediyorum, Les Nautes'u da sakinken daha çok seviyorum. Yine de herkesin zevki-beğenisi ayrı, belki de siz bu şenliği seviyorsunuzdur, o zaman dilerim sizin yürüyüş zamanınızda eğlenceli bir anına denk gelirsiniz.

Parc Rives de Seine
Ondan sonra yol sağa doğru kıvrılıyor, yine ağaçlıklı yeşil bir alandan geçiyorsunuz. Pont de Sully'ye doğru ilerleyip, köprünün altından geçtikten sonra yol sola doğru kıvrılırken hemen sağdaki boşluktan sağ tarafa, Seine Nehri kıyısına inip öyle devam etmenizi öneririm çünkü eğer normal yoldan yürümeye devam ederseniz karşınıza bir tünel çıkıyor ve tünelin içi çok keyifli değil, zaten biraz ileride yokuş yukarı çıkıp ana caddeye kavuşuyorsunuz, parkur bitmiş oluyor.

Parc Rives de Seine
Oysa dediğim yerden yani yukarıdaki fotoğrafını gördüğünüz köprü, Pont de Sully'yi geçtikten sonra ayağının dibinden hemen sağdaki yola inerseniz burada farklı bir atmosfer var. Bu taraf Seine Nehri kıyısında en çok güneşlenen insan gördüğüm yer diyebilirim :) Gerçi duş imkanı olmayan bir yerde mayoyla güneşlenmek bana haşlanmak gibi gelir ama Paris'te yaşayan insanların buna ihtiyacı var.

Parc Rives de Seine
Gerçi Paris Plajları döneminde Parc Rives de Seine parkuru komple güneşlenme alanına dönüşüyor ya neyse. Sahi Paris Plajları dönemine denk gelirseniz burası çok çok daha canlı bir hale bürünüyor. Öylesi dönemlerde ben sadece turistik amaçla bir iki kere içinden geçmeyi tercih ediyorum, yoksa dediğim gibi o kadar kalabalık benim pek hoşuma gitmiyor.

Parc Rives de Seine
Söylediğim o güneşlenme alanını da geçtiğiniz zaman Port de l'Arsenal'in girişine ulaşmış oluyorsunuz ki bence orası da görülmeye değer bir yer ama dilerseniz gerisin geri dönebilir ve tüm parkuru ters istikamette bir kere daha yürüyebilirsiniz, çünkü bakış açınız değişince manzaranız da komple değişecek ve sanki yeni bir yerde geziyormuş gibi olacaksınız. Yol üstünde Notre Dame Katedrali, Hôtel de Ville, Conciergerie, Louvre Müzesi gibi Paris'in en önemli yapıları sizi selamlıyor olacak.

Parc Rives de Seine
Gerçi bir de diğer yakada Pont de l'Alma ile Pont Royal arasında da böylesi bir parkur var ama orası henüz tam oturmadı sanki. Gerçi Parc Rives de Seine de zaman içinde daha da gelişecektir; belki de tüm La Seine kıyısında bu tür yerlerin ortak adı olacak Parc Rives de Seine ama şimdilik sadece bu bölge bu isimle lanse edildi...

Umarım güzel bir havada siz de Parc Rives de Seine boyunca böylesi bir yürüyüş yapar ve benim kadar keyif alırsınız. 

Keyifli geziler, keyifli keşifler...





Paris Şehir Merkezindeki Diğer Önemli Parklar:
- Jardín du Trocadéro
- Champ de Mars

TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

Paris Hava Durumu

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 450'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

REKLAM ve SPONSORLUK

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.