Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

21 Temmuz 2017 Cuma

France Miniature

France Miniature
Paris çevresinde gezip görebileceğiniz, sadece çocuklar için değil, içindeki çocuğu her daim yaşatabilenler için de dolaşması çok keyifli şahane bir parktan, France Miniature'ü tanıyacağız bu yazıda hep birlikte. Hele ki benim gibi uzun zaman burun kıvırıp gezinizi erteleyenlerdenseniz siz de benim kadar pişman olacaksınız :)


France Miniature
Ama boş verin, geç olsun da güç olmasın, zararın neresinden dönersek kârdır; o yüzden vakit kaybetmeden France Miniature nerededir, bu parkta gezip görecek neler var, nasıl gidilir, ne yenir ne içilir, başka ne gibi atraksiyonlar sunuyor, gelin hep birlikte bu soruları yanıtlayalım:

France Miniature
France Miniature (frans minyatür ya da fğans minyatüğ) Paris'in yaklaşık 35 kilometre güney batısında bulunan 5 hektarlık dev bir park. Bu parkta Fransa'nın tarihi ve kültürel mirasından örnekler sunan 116 adet anıt, şato, şehir, köy, kilise, katedral, liman, kale vb gibi birbirinden etkileyici maketler bulunuyor. İşin en güzel yanı da bu maketlerin harika bir parkur halinde sıralanmış olması ve yemyeşil bir atmosfer içinde bulunması.


France Miniature
Disneyland Paris'ten bir yıl önce, 1991'de açılmış olan France Miniature'ü ben çok uzak bir yerlerde sanıyordum ama bir baktım ki Paris merkezden tek bir trenle gidilebiliyor; Temmuz 2017 ortasında, dedik "hadi atlayıp gidelim"; gidiş o gidiş; nasıl beğendim nasıl etkilendim anlatamam. Anlatamam diyorum ama anlatacağım, hiç merak etmeyin:


France Miniature
France Miniature'e özel aracınızla gitmek; hatta keyif insanıysanız Paris Dolmuşu'ndan özel şöförlü araç kiralayarak gitmek, elbette çok daha konforlu olur ama ben sırf sizin için banliyö trenini denemek istedim ve buraya trenle gittim. France Miniature'ün web sitesinde ulaşım için La Défense'tan kalkan ve son durağı La Verrière olan U hattı trenleri öneriliyor. Bir de Montparnasse Garı'ndan kalkan N hattı var. Biz U hattı ile gittik ancak her iki hatta da bazen (özellikle yazın) çalışma olabiliyor; o yüzden Saint Cloud gibi yerlerden aktarma yapmanız gerekebiliyor.


France Miniature
Her halukarda 1-5 zone biletiniz olması gerekiyor. Eğer haftalık Navigo Découverte kartınız varsa şanslısınız, kartınız burada geçiyor. Yaklaşık yarım saat - kırk beş dakikalık bir yolculuktan sonra France Miniature'e ulaşabilmek için La Verrière istasyonunda iniyorsunuz. İstasyonun sağ tarafından çıkıp orada bulunan duraklardan kalkan 410, 411 ya da 412 numaralı otobüslerden birine binip, yaklaşık 10-15 dakika sonra ulaşacağınız "France Miniature" durağında iniyorsunuz.


France Miniature
Durakta otobüsten inip sola döndüğünüzde karşınızda büyük bir döner kavşak göreceksiniz. O kavşağın sağ tarafından dümdüz karşıya geçerek ağaçlıklı yolun sağ tarafından yürümeye başlıyorsunuz. Ortalık sadece çayır, çimen, ağaç ve yol... Bir de arabalar geçiyor ara sıra.


France Miniature
Cennet gibi bir yer bu yol. 1999 yılında ABD'de kaldığım Washington D.C.'deki yeşillikli yolları bana hatırlattı yürürken. Biraz ileride karşınıza France Miniature tabelası çıkıyor ve az ileride sağdaki yaya köprüsünden geçerek yukarıda fotoğrafını gördüğünüz ana girişe ulaşıyorsunuz. Arabayla gelirseniz zaten otopark da hemen burada.


France Miniature
Parka giriş kapı fiyatı yetişkinler için 21€, 4-14 yaş arası çocuklar içinse 15€ ama merak etmeyin, size güzel bir haberim var: Eğer biletinizi önceden internetteki bu linkten alırsanız yetişkin-çocuk farkı olmaksızın 15€'ya bilet almanız mümkün. Bir de hafta içi gidecekler için 14€'luk bilet seçeneği mevcut. Neyse ki Disneyand Paris için online bilet almak kadar karışık değil. Bu linkten güncel fiyatları, geçerli olan promosyonları ve diğer bilgileri bulmanız mümkün.


France Miniature
İnternetten aldığınız bileti girişteki gişeye gösteriyorsunuz, size giriş için ayrı bir bilet veriyorlar ve arabayla gelip gelmediğinizi soruyorlar. Eğer özel arabanızla geldiyseniz 3€ otopark ücretini bu kasaya ödemeniz gerekiyor ve sonra içeri giriyorsunuz. İlk girdiğiniz yer son derece basit, insan ister istemez "burası mıymış yani?" demeden edemiyor ama eğer önerilen gezi güzergahına göre sol taraftan gezinize başlarsanız yavaş yavaş ağzınız açık kalmaya başlıyor :)


France Miniature
Tüm maketler numaralandırılmış ve hepsini birden en ideal parkurda görmek istiyorsanız mutlaka size verilen mini broşürdeki parkur sırasını takip etmenizi, yönlendirme tabelalarınıza uymanızı öneririm. Yoksa kendi kafanıza göre gezmeye kalkarsanız pek çok şeyi görmeden kaçırabiliyorsunuz. O yüzden bu parkur konusuna uymanın öneminin altını çizmek istiyorum.


France Miniature
İlk önce Fransa'nın Alp bölgesi tarafına dair maketler karşılıyor sizi. Ufak ufak bir rampa çıkmaya başlıyorsunuz. "Aaa ne cici" diye sevimli ifadelerde bulunurken maketler yavaş yavaş daha da etkileyici olmaya başlıyor. Örneğin bir baraj maketinin üzerindeki grafittinin gerçekte ne kadar büyük ve görkemli olabileceğini hayal etmek en özel anlardan biriydi benim için.


France Miniature
Bir de ilk tepe başına ulaşım aşağıda gördüğüm büyük gölet manzarası ne kadar büyük bir parkta olduğumu anlamam için ilk izlenimi verdi hemen. "Ne kadar büyük bir yer!" İnek çanları sesi geliyor ve hiç bitmiyor, nereden geliyor bu ses derken bir baktık çocuklar için çeşitli boyutlarda inek çanı yapmışlar, çocuklar onlara vurup duruyor, ses onlardan geliyormuş. Biz de durur muyuz, biz de çaldık :)


France Miniature
Sonra kıvrıla kıvrılan giden patikadan aşağıdaki gölete indik. Bu ilk gölette bulunan Saint Tropez maketi çok etkileyiciydi, sol tarafta bulunan Korsika adası etkileyiciydi. Sonra çocuklar için konteyner taşıma oyunu ilginç geldi; çocuğunuza mutlaka denetmelisiniz. Yalan yok, gelmeden önce "hadi gidelim de Fransa'da gezip gördüğümüz yerlerin maketlerine bakalım" diye bir ön yargıya sahip olduğumu ve bu konuda ne kadar yanıldığımı söylemek zorundayım:


France Miniature
Ben sanıyordum ki Fransa'nın görülmesi gereken en önemli yerlerini gördüm, bunca zamandır en az 20-30 şehir zaten gördüm, bir sürü köyü de gezdim, daha ne kalmış olabilir ki? Ama değil efendim, Fransa'da öyle bir kültürel miras var ki, kalan ömrümce gezsem yine de bitiremeyeceğimi bu parkı gezerken anladım. Bir süre sonra içinize fenalık geliyor zaten :)


France Miniature
Bugüne kadar Fransa'da Paris haricinde Strasbourg, Colmar, Mulhouse, Besançon, Annecy, Lyon, Menton, Nice, Cannes, Antibes, Aix-en-Provences, Montpellier, Carcassonne, Tulouse, Bordeaux, La Rochelle, Limoges, Nantes, Rennes, Quimper, Brest, Saint Malo, Caen, Rouen, Amiens, Lille, Orléans, Blois, Tours, Dijon, Nancy ve daha adı şu anda aklıma gelmeyen pek çok yerini gezmişimdir ama bu parktaki eserlerin en fazla beşte birini gördüğüme göre daha kat edecek çoook yolum var demektir. Bir memleket bu kadar mu güzel olur; hepsini gez gez nasıl bitirelim, bize de yazık :)


France Miniature
Neyse ki hepsinin maketini bir arada France Miniature'de görmek biraz olsun insanın içini rahatlatıyor ama inanın bu gördüklerinizin hepsinin gerçek hali çok daha etkileyici; çünkü hepsi halen yerli yerinde duruyor. İstanbul'daki Miniaturk'ü gezenler bilirler. Pek çok tarihi eserin maketi "günümüzde tamamı ayakta kalsa nasıl görünürdü" şeklinde. Dolayısıyla gördüklerinizin önemli bir kısmını gerçek hayatta göremiyorsunuz ama France Miniature'de gördüğünüz her maketin gerçeği Fransa'nın bir köşesinde o gördüğünüz halin gerçeğiyle sizi bekliyor.


France Miniature
Bir de İstanbul'daki Miniaturk'ün en büyük talihsizliği, Haliç gibi muhteşem bir coğrafyanın üzerinde bulunmasına rağmen, sırtını yasladığı tepelerin gecekondudan bozma zevksiz apartmanlarla dolu olması. Yani bir fotoğraf çekmek istediğinizde 21. yüzyıl İstanbul'unun acı gerçeğini fotoğrafınıza yansıtmamak için ne kadar uğraşsanız da fayda etmiyor, kadraja mutlaka illa o zevksiz binalar da giriyor. France Miniature ise alabildiğine bir yeşilliğin içine kurulmuş olduğundan ve Fransa da alabildiğine yeşil bir ülke olduğu için gördüğünüz maketleri doya doya seyredip fotoğraflarını da doya doya çekebiliyorsunuz.


France Miniature
France Miniature ve İstanbul Miniaturk haricinde bugüne kadar Den Haag'daki Madurodam ve Hamburg'taki Miniatur Wunderland'ı da gezdim ve söylemeliyim ki Madurodam beni France Miniature kadar etkilemedi ama Miniatur Wunderland'ın inanılmaz sunumu var ve işçiliği çok çok özel. Sadece onun farkı kapalı alanda ve yaz-kış gezilebilecek olması, France Miniature ise sadece yazın ve güzel havalarda gezilebilecek bir yer.


France Miniature
Evet France Miniature yılın sadece belirli dönemlerinde açık. Genel olarak Nisan başından Kasım başına kadar açık diyebiliriz ama bu tarih aralığında da belirli gün ve haftalarda kapalı. O yüzden burayı gezmeyi planlamadan önce mutlaka France Miniature'ün açık olduğu tarihler takvimine bakmanız gerekiyor. Zaten hava güzel değilse bu parka gitmeniz çok anlamlı olmayacaktır. İlla güneşli olması gerekmiyor, yağmursuz bir gün olsun yeterli bence. Bir de ne kadar erken vakitte gitseniz kâr, ortalık sakinken daha güzel oluyor her şey. Park her sabah 10:00'da açılıyor, kapanış saati mevsimine göre 17:00, 18:00 ya da 19:00 olabiliyor.


France Miniature
Parkta yemek yemek için iki alan mevcut. Gezinizin yarısına geldiğinizde, yani 68 numarada Bask köyünü gördükten sonra ilk yeme içme alanına ulaşıyorsunuz. Biz burada en sevdiğim ördek yemeği olan confit de canard yedik ama çok güzel yapamadıklarını söylemeliyim. Siz belki başka bir şeyler denersiniz, deneyimlerinizi bizimle paylaşırsınız.


France Miniature
Keşke acele etmeseymişiz, çünkü az ilerde bir tane daha yeme içme bölümü var ki oranın su üzerindeki verandası çok daha albeniliydi; bilsem orada yerdim :) Yeme içme bölümlerinin olduğu alanda çocuklar için de farklı atraksiyon alanları mevcut. Hatta sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de eğlenceli bu oyunlara siz ya da çocuğunuz katılabilirsiniz.


France Miniature
Bunlar için herhangi bir ücret ödemiyorsunuz, sadece sıraya girip beklemeniz gerekiyor. En eğlencelileri büyük kaydırak, suya atlayan tekne, bir de teleferik gibi görünüyordu. Açıkçası ben hiçbirini denemedim, belki siz dener, deneyimlerinizi bizlerle paylaşırsınız.


France Miniature
Bir şeyler yiyip biraz dinlendikten, bir iki atraksiyona katıldıktan sonra yolunuza devam ederseniz yine birbirinden etkileyici maketlerle karşılaşmaya devam ediyorsunuz. Bu kısımdan sonra yavaş yavaş herkesin bildiği kısımlara gelmeye başlıyoruz: Zafer Takı - Arc de Triomphe, Eyfel Kulesi, Château de Versailles, Saint Germain Şatosu, Invalides, Vaux le Vicomte Şatosu, Notre Dame Katedrali, Concorde Meydanı, Sacré Coeur Bazilikası, Moulin Rouge gibi Paris ve çevresindeki önemli eserlerin maketleri bu bölümde sizi bekliyor.


France Miniature
Ama buraya gelene kadar parkta o kadar çok birbirinden güzel maketle karşılaşıyorsunuz ki bu bölüm sizi daha fazla etkilemiyor, sadece daha tanıdık bir şeylere denk geldiğiniz için kendinizi daha bir tanıdık ortamda gibi hissediyorsunuz. Özellikle Versailles Şatosu'nun büyüklüğünü buradaki maketi üzerinden anlamak daha bir etkileyici oluyor.

France Miniature
France Miniature'de görmenin beni şaşırttığı maketlerden biri de Grande Mosquée de Paris - Paris Büyük Camisi'nin maketi oldu. Ben Paris'in merkezindeki bu caminin bu kadar büyük bir kompleks olduğunun farkında değilmişim açıkçası. Diğer parizyen binaların arasında biraz kayboluyor gibi oluşundandır belki de. Bundan sonraki gidişlerimde bu maket üzerinden bir kere daha düşüneceğim Paris'teki konumunu.

France Miniature
Fransa'daki -bence- en akıllara ziyan şato olan ve Loire Vadisi'nde bulunan Chambord Şatosu ve en estetik şatolardan biri olan Chenonceau Şatosu'nun maketleri de bir o kadar etkileyici. Adanın ortasındaki nefis manastır Le Mont Saint Michel'in maketi de gerçeğinin yarattığı duyguyu yaratıyor bir parça.

France Miniature
Stade de France'a gerek var mıydı bilemem ama insan La Défense'ı en azından La Grande Arche de la Défense'ı da görmek istiyor; kim bilir, belki ilerde eklerler. Amiens'daki, Orléans'daki katedralleri ve daha nicelerini yerinde gezip görmüş olmak da burada hayatımın bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmesine neden olmadı değil hani.

France Miniature
Bir de Strasbourg ile Colmar arasındaki müthiş Haut Koenigsbourg Şatosu'nun maketini görmek çok dokundu bana. Birkaç yıl önceydi, tursittik o zamanlar; araba kiralamış, Strasbourg-Colmar arasını geziyorduk. Bu müthiş şatoya zar zor ulaşabildiğimizde kapanış saati geçmişti de içini gezememiştik. Bir iki kere daha gitmeyi denedim ama bir türlü başaramadım. Artık önümüzdeki döneme kısmetse :)

France Miniature
En son Lyon'un genel bir maketi ile France Miniature'ü tamamlıyoruz ve maketlerin hangi birine hayran olduğumuzu karıştırıp, üzerimizdeki yorgunluğun yürümekten mi yoksa hayran olup durmaktan mı kaynaklandığını anlayamadan gezimizi tamamlıyoruz. Hala gücünüz varsa parkta hızlı bir tur daha atmanız mümkün.


France Miniature
Şimdilik bu maketleri görmekle yetindik ama gördüklerimizin Fransa'nın dört bir köşesindeki asıllarını da görmek için içinizde büyük bir hevesle gezinizi tamamlayacağınıza eminim. Ama şimdilik Paris'e dönmeniz gerekiyor haliyle. Arabalı değilseniz otobüsten indiğiniz durağa geri yürüyüp tam karşı tarafındaki otobüs durağından 410, 411 ya da 412'ye binip La Verrière istasyonuna gidip buradan dilerseniz La Défense'a, dilerseniz de Gare Montparnasse'a dönebilirsiniz.

Keyifli geziler, keyifli keşifler...




Adres: France Miniature, Boulevard André Malraux, 78990 Elancourt

İlgili Yazılar:
- Disneyland Paris
- Parc Astérix

TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

14 Temmuz 2017 Cuma

Mini Mykonos Rehberi

Mini Mykonos Rehberi
Aslında Pariste.Net'in sadece Paris ve çevresi; hadi bilemediniz Fransa'yla sınırlı kalmasından yanayım ama Haziran 2017'de Mykonos'a ikinci gidişim sırasında adayla ilgili o kadar çok soru aldım ki, herkese, ilk fırsatta bir Mini Mykonos Rehberi yazacağıma söz vererek tatilime sakin sepenek devam etmeye çalıştım. Eh tatil bitip döndüğümüze göre, ben de verdiğim sözü yerine getireyim; Paris ve Fransa sınırları dışına çıkarak ve biraz da haddimi aşarak sizlere Mini Mykonos Rehberi sunayım dedim. Buyursunlar bu güzel Yunan adasını birlikte tanıyalım, Mykonos'ta ne yenir ne içilir, nerelere gidilir, nerede yüzülür, nerede eğlenilir, nerede kafa dinlenilir, hepsini ve daha fazlasını bu yazıda okuyalım:


Mini Mykonos Rehberi

Öncelikle şunu bilmeliyiz ki Yunanistan'ın Ege Denizi'nde binlerce adası var. Kimi kaynaklar iki bin, kimi kaynaklar altı bin ada olduğundan bahsediyor! Ve binlerce Yunan adasından sadece iki yüz civarında adada yaşam var... Ben bugüne kadar sadece Santorini ve Mykonos'u gördüm. Santorini'ye gideli çok olduğu için onun için ayrıca bir yazı hazırlamam şimdilik doğru olmaz ama orası hakkında yazdığım noktaları Ekşi Sözlük'teki bu linkte bulabilirsiniz. Sonuçta her iki ada da birbirinden güzel ve eminim diğer pek çok Yunan adası benim gördüğüm bu iki ada kadar güzeldir... Peki bunca ada arasında Mykonos neden bu kadar önemli, daha doğrusu neden bu kadar popüler? Emimin bugüne kadar Mykonos hakkında pek çok şey, daha doğrusu pek çok efsane duymuşsunuzdur ama en azından Mykonos'un benim için neden önemli olduğunu bu yazıyı okuyunca daha bir iyi anlayacaksınız.


Mini Mykonos Rehberi - Little Venice

Mykonos deyince insanların kafasında iki imaj canlanıyor sanırım: Bir: Gay Life, İki: Çılgın gece hayatı. Evet, belki her ikisi de doğru ama Mykonos bununla sınırlandırılıp dar kalıplara hapsedilmemeli bence. Benim için Mykonos özgürlük ve huzur demek... Özgürlük yakıştırmamı hemen onaylacağınıza eminim ama ilk bakışta, huzur dolu bir ada olduğunu düşünmemi yadırgayacağınızı düşünüyorum. Değil efendim, gayet huzurlu bir ada; yeter ki doğru yerlerine gidin, doğru davranın, tatilinizi doğru yaşayın. Özgürlük ve huzur; bu iki doyumsuz lezzeti Mykonos'ta bir arada tatmak gayet mümkün.


Mini Mykonos Rehberi - Elia Beach

En âlâ denizler Türkiye'de de var, Kalkan'ı, Kaş'ı, özellikle de Kaputaş'ı dünyalara değişmem ama işte oralarda eksik; Bodrum'da Alaçatı'da ise fazla olan bir şeyler var. Mesele deniz-kum-güneş, beyaz evler, coşmuş taşmış begonviller meselesi değil; mesele başka... Mykonos'un kıvamı yerinde, tadı gerçek; isteyene günahların en büyüğünü, isteyene huzurun en keyiflisini sunuyor; kimse kimseye karışmıyor, kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Özgürlük derken bunu kastediyorum. Herkes kendi sınırları içinde olabildiğince rahat; ne karışanınız var ne görüşeniniz. Nereye kadar gideceğinize, nerede duracağınıza kendiniz karar veriyorsunuz. Özgürlük sınırsız diye düşünüp haddinizi aşmıyor, belki de bu yüzden kendinizle gurur duyuyorsunuz. Ne yapıyorsanız, öyle olması gerektiğini düşündüğünüz için yapıyorsunuz. Öyle yani, en azından ben öyle yaptım bu ikinci gidişimde de.


Mini Mykonos Rehberi - Little Venice

Mykonos'a ilk olarak Haziran 2011'de, kendi planladığımız Santorini-Mykonos turuyla gitmiştik. Önce İstanbul'dan Mykonos'a uçmuş, havaalanı kapısından çıkmadan Santorini'ye kalem kutusundan bozma bir uçakla aktarma yapmış, muhteşem Santorini'de üç gün rüya gibi bir tatil geçirmiş, sonra tekrar benzer bir uçakla Mykonos'a geri dönmüştük. Dört gün de Mykonos'ta kalmış, Yunan Adaları rüyasına Mykonos'ta devam etmiş, tatilimiz bitince de uçakla Mykonos'tan, doğrudan İstanbul'a dönmüştük.


Mini Mykonos Rehberi - Mykonos Havaalanı

Mykonos'a uçakla gelecek olursanız havaalanında yaşayacağınız ilk duygu "Allahım bu kadar çorak bir ada nasıl bu kadar popüler olabilir?" şeklinde olacaktır. Ada gerçekten çok çorak; şimdi büyük konuşmayayım ama tek bir ağaç gölgesi gördüğümü hatırlamıyorum. Mykonos Havaalanı oldukça küçük; Keşan Otogarı'ndan azıcık büyüktür herhalde :) İlk gidişimizde taksi filan yoktu, oradaki bir telefon kulübesinden taksi çağırmış, yarım saat sonra gelen taksici bizi ve sıradaki Koreli bir çifti gideceğimiz ayrı yerlere birlikte götürmüştü de Koreli çiftin gözleri nasıl hayretle büyümüştü :)


Mini Mykonos Rehberi
Havaalanı ile Myknos'un merkezi çok yakın, kassanız yürüyebilirsiniz bile :) Taksi 8-10 Euro civarı yazıyor sanırım. Oteliniz merkezin dışında bir yerdeyse gideceğiniz yere göre fiyat değişiyor haliyle. Yüksek sezonda havaalanından merkeze otobüs de varmış; sanıyorum 1,5-2 euro civarı bir rakam ama ben bu otobüsleri hiç kullanmadım. Mykonos'a ilk gidişimizde otelimize taksiyle gitmiştik. Ada içi ulaşımda bir-iki kere otobüs kullanmayı denedik ama çekilir çile değildi; o yüzden ertesi gün araba kiralamıştık, bu son gidişimizde de doğrudan havaalanında minik bir düldül kiralayıp rahat ettik; arabanızı önceden kiralarsanız günlüğü 30-40 euroya fiyat almanız mümkün. Şiddetle tavsiye ederim.


Mini Mykonos Rehberi
Özellikle önereceğim bir firma yok; artık hangisinde uygun ve hesaplı arabayı bulursanız. Kesinlikle büyük araba kiralamaya kalkmayın. Çünkü Mykonos'un yolları, özellikle de plajlara giden yollar son derece dar, kıvırımlı ve fazla inişli çıkışlı. Yolların dar olmasından çok, neredeyse tüm yolun iki tarafının kaya-taş duvarlarla örülü olması. Kaldırım zaten hak getire; o yolda yürüyen insanlar da oluyor gece-gündüz... Karşıdan gelenlerle sık sık birbirinize yol vermeniz gerekebiliyor, o yüzden minik araba iyidir; kliması olsun yeter...


Mini Mykonos Rehberi - Karteri Restaurant

Bir de quad denen ATV'ler var, onları kullanma pratik, çok da havalı görünüyor ama biz artık bir miktar konformist olduğumuz için tüm gün o güneşin altında ATV kullanacak durumda değildik. Motosiklet olayına girmiyorum bile :) Böyle şeylerden zevk alıyorsanız elbette ki çok güzel ve çok daha hesaplı seçenekler mevcut, çok da eğlenceli olacağına eminim ama adada hava çok sıcak gerçekten; benim başıma güneş geçer; çok sevdiğim halde üstü açık araba bile kullanamam o sıcağın altında :) Yine de siz bilirsiniz...


Mini Mykonos Rehberi - Mykonos Otogarı
Mykonos'u merkezinde, şehrin başladığı yamacın orada, otogar demeye dilimin varmayacağı minicik bir otobüs garajı var ve buradan adanın pek çok yerine otobüsle gidilebiliyor. Aslında çok da eğlenceli; otobüsler kalabalık olsa da yaşlı Yunan Yorgo Amca'nın kullandığı otobüste disko müziği dinleye dinleye hep birlikte hoplaya zıplaya istediğiniz yere gidiyorsunuz ama otobüs saatleri çok efektif değil. Gezi planınızı istediğiniz gibi oluşturamıyorsunuz ama yine de bu linkten otobüs hatlarına ve saatlerine bir bakıverin; tabii ki en güncel bilgi adada, otobüs durakları üzerindeki panolarda yazıyor. Demem o ki -bence- araba, motor gibi bir şey kiralamak şart. Taksi bulmak çok kolay değil zaten ama bu gidişimde Agean Taxi diye bir şey gördüm, belki aplikasyonunu indirip hayatınızı kolaylaştırmayı deneyebilirsiniz. Belki de konaklama için Mykonos'un merkezinde bir yer seçip her gün başka bir koya gitmek isteyebilirsiniz. O da mümkün ama sizden ricam, otel rezervasyonunuzu booking.com üzerinden yapacaksanız bu linki kullanmanız. Malum, o zaman bana destek olmuş oluyorsunuz...


Mini Mykonos Rehberi
Adanın merkezi zaten şahane. Dediğim gibi, yüzlerce Yunan adası eminim burası gibidir, o yüzden ekstra bir övgüyü hak edecek ne var, onun için kıyas yapmak gerek ama ben sadece iki ada gördüm. O yüzden kıyas yapmak yerine gördüklerimi çok sevmeyi tercih ettim, zira bu sevgiyi ve ilgiyi hak ediyorlar. Yine de Mykonos'un şehir merkezi anlamında en güzel yeri elbetteki Little Venice olarak geçen bölümü. Çok küçük bir yer; denize sıfır ve bu denize sıfır masanıza oturup saatine göre soğuk bir şeyler içip yemek vaktinde de keyifli sofralarda hayatın tadını çıkarabiliyorsunuz.


Mini Mykonos Rehberi - Little Venice
Bu bölgede nereye oturursanız oturun hepsi birbirinden güzel. O yüzden Mykonos'ta yemek yenmesi gereken 10 yer gibi saçma sapan listeler sunmayacağım size. Gerçekten saçma. Sanki o on yerde de yemek yemiş de, bir de sıralama yapmış da, ne zaman gitse o sıralama aynı olacakmış gibi... Kasmayın kendinizi, rahat olun, gözünüze kestirdiğinize, yer bulduğunuza oturun. Hatta bazen rezervasyon bile gerekebiliyor, dikkatli olun. Çok beğenirseniz ve yer bulamazsanız bir sonraki akşam için rezervasyon yaptırıp o akşam için yeni bir yer arayın, dert mi yani?


Mini Mykonos Rehberi - Nice n Easy - Little Venice

Biz en son gidişimizde Nice n Easy'ye oturduk, denize karşı bir masa bulduk. Gün batıyordu... Ah ne gün batımı hem de. Yunan adalarının pek çoğunda gün şahane batar malumunuz, Mykonos'ta da Little Venice bu doyumsuz gün batımları için ideal noktalardan biridir. Yediğimiz lezzetli, içtiğimiz lezzetli, hava kıvamında, rüzgar kıvamında; gün de batıyor daha ne olsun. Rüya mı gördük, cennete mi düştük, gerçek miydi hepsi bilemiyorum; yine unutulmaz anlardan birini daha yaşadık.


Mini Mykonos Rehberi - Little Venice

Dediğim gibi, Little Venice'te deniz kenarında nereye oturursanız oturun hepsi birbirinden keyifli. Denize sıfır oturmak en ideali tabii ama rüzgarlı havalarda dalganın kıyıya vurması biraz abartılı olabiliyor; bu sevimli görüntü sırılsıklam olmanıza neden olabiliyor. Şöyle ucundan değse eğlenceli bile olur ama bazen dalgalar cidden durumu abartabiliyor; o yüzden dikkatli olmakta fayda var ama her ne olursa olsun burada geçirdiğiniz anın her saniyesi çok kıymetli.


Mini Mykonos Rehberi - Little Venice

Little Venice'in hemen üzerinde meşhur değirmenler var. Ben bu tür rüzgar değirmenlerini ilk kez Mykonos'ta görmüştüm. O yüzden daha sonra Bodrum'daki değirmenleri gördüğümde "Aaa Mykonos gibi" dediğimi hatırlıyorum, belki siz Mykonos'takileri görünce "Aaa Bodrum gibi" diyebilirsiniz; her iki görüş de tamamen doğru :) Değirmenlerin olduğu tepeden Little Venice'i izlemek oldukça keyifli ama bence Little Venice'in içinde olmak, denizle iç içe olmak çok daha özel ve önemli. Yine de siz bilirsiniz.


Mini Mykonos Rehberi - Rüzgar Değirmenleri
Değirmenlerin hemen arka tarafında halka açık otopark var ama arabanız toz-kum içinde kalıyor. Burası ücretsiz ama park yeri bulması zor, daha doğrusu tamamen şansa kalmış ve bir de epey dar bir yer, o yüzden girmesi çıkması tadınızı kaçırabilir. Hemen alt tarafta ücretli bir otopark var ama buralara kadar gelmektense otogarın çevresindeki küçük otoparklara arabanızı bırakmanız daha akıllıca olabilir. Genelde günlük 10 euro gibi bir rakam ödüyorsunuz; tatildesiniz, en azından kafanız rahat etsin değil mi ya? O minik otogardan aşağı indiniz mi de doğrudan Mykonos'un kalbindesiniz...


Mini Mykonos Rehberi
Mykonos'un merkezi labirent gibi dar sokaklardan oluşuyor, her köşe başında karşınıza bir güzellik çıkıyor. Gerçi Haziran 2011'deki gidişimde yerler daha bir beyazdı, yani adanın merkezinde kıyı-köşe her yer beyaz beyaz boyanmıştı ama 2017'deki ikinci gidişimde bana bu boyalar azalmış gibi geldi; olsun yine de güzeldi. Yine rast gele sokaklara daldım, yine sadece mavi-beyaz değil, kırmızı, yeşil, pembe, bordo, açık mavi, türlü türlü renklerin beyazla uyumunu keyifle seyrettim şahane Yunan mimarisinde ve ince zevkinde; kendimi o rüyanın içine bıraktım.


Mini Mykonos Rehberi

Gerçi herkes Mykonos'un bir Gay adası ve çılgın eğlencelerin vazgeçilmez mekanı olarak görür ama benim Mykonos'a ilk gidişimde ilk gezdiğim yer, yukarıda fotoğrafını gördüğünüz şapeldi :) Bu ikinci gidişimde şapele girmedim ama o güzel günleri keyifle andım, sadece fotoğrafını çekip önünden geçip, karşısındaki pastaneden nefis bir dondurma yiyip yoluma devam ettim. Mykonos merkezinin kıyıdaki asıl merkezinde de bol bol yeme içme mekanı mevcut ama nedense biz buralarda hiç oturmadık. Denize 15-20 metre de olsa uzak olmak fikrini içime sindiremediğimdendir belki de :) O kadar gelmişim Yunan adasına, ne gerek var denize uzak olmaya, değil mi ya? Ama yazının ileriki bölümlerinde göreceksiniz ki Mykonos'ta denizi uzaktan, bir tepeden izlemenin keyfi de bir başka oluyor.


Mini Mykonos Rehberi

Mykonos gelir grubu olarak daha çok orta üst ve zengin kesime hitap ediyor, o yüzden buradaki rakamlar kimilerine fazla gelebilir. Benim ilk gidişim Türkiye'den olduğu için haliyle TL & Euro karşılaştırması yapıyordum ama ikinci gidişim Paris'ten olduğu için fiyatlar bana makul geldi. En azından fiyatlar Paris ayarında diyebilirim. Her taraf hediyelik eşya dükkanlarıyla dolu ama bir o kadar da sanat galerileri, sanat eseri kıvamında hediyelik eşyalar da mevcut. O yüzden bütçenize uygun çok çok güzel şeyler bulma şansınız hep var. Esnaf son derece sıcak ve samimi. Siz yeter ki söze gündüz vakti "kalimera" (günaydın, merhaba) akşamsa "kalispera" (iyi akşamlar) diye başlayın ve "efharisto poli" diye bol bol teşekkür etmeyi ihmal etmeyin. Bakın ne güzel, Fransızca bildiğiniz kelimelere şimdi Yunancaları da eklendi :)


Mini Mykonos Rehberi
Ada -elbette yazın- gündüz vakti çok sıcak oluyor. Özellikle 11:00-18:00 arası sıcaklar dayanılmaz olabiliyor; o zaman plajlarda vakit geçirmek daha akıllıca olabilir. Bir de adanın esti mi fena esen bir rüzgarı var ki insanı sersem ediyor. Yine de sıcaklarda o rüzgar çok hayat kurtarıcı olabiliyor. Kıvamında bir havaysa gündüz vakti ada sokaklarında gezmek çok güzel, eğer çok sıcaksa gezinizi ya sabah erken ya da öğleden sonra yapmalısınız. Yoksa aşağıdaki sarman gibi boylu boyunca yayılır kalırsınız :)


Mini Mykonos Rehberi

Adada lüks giyim markalarının şubeleri mevcut. Louis Vuitton gibi markaları böyle küçük bir adada görmek bir şey demek aslında ama Louis Vuitton Champs Elysées mağazası dururken buradan neden alışveriş yapmak ister insan bilemiyorum; belki de acil bir şey lazım oluyordur :) İşin şakası bir yana Mykonos'ta her zevke, her keseye uygun bir şeyler var. Yeme içme konusunda da Little Venice haricindeki mekanlarda da oldukça başarılı olanlar var. Özellikle bir önceki gidişimde Niko's Taverna'ya epey bir abone olmuştum. İkinci gidişimdeyse tarzımı biraz değiştirdim.


Mini Mykonos Rehberi

Mykonos merkezinin Little Venice ucu değil de tam karşısındaki ucunda bir iki restoran var denize sıfır yine. Öğlen vakti orası daha az güneş alıyor, çok da güzel gölgesi oluyor. Ayaklarınızı denize sokup serinleyerek yemek yeme şansınız var. Biz Kavos'ta (kalos mu okunuyor acaba?) oturduk misal; son derece keyifli bir öğle yemeği olmuştu. Benim gibi Paris'te denize hasret, Paris Plajları ile yetinmek zorunda kalarak bir yaşam süren biri için bunun kıymetini bilemezsiniz. Belki yukarıdaki fotoğrafım duygularıma bir nebze de olsa tercüman olabilir.


Mini Mykonos Rehberi

Tabii adada yemekler bu kadar lezzetli, yoğun oksijenden de iştah bu kadar açık olunca kilo alma derdi gibi bir sorun ortaya çıkabiliyor ama yukarıdaki iki fotoğrafta altı yıl arayla aynı yerde vermiş olduğum pozu görüyorsunuz. Solda 2011'deki halim, sağda ise 2017... Durum o kadar vahim değil belki de? :) Bu arada, bu fotoğrafları çektirdiğim yer Mykonos'taki -sanıyorum- en dar sokak. Cidden oldukça dar ve geçmesi pek kolay değil. O kadar harita üzerinde yerini çözmeyi denedim ama beceremedim; yoksa sizinle paylaşmayı çok isterdim. Ben her ikisinde de burayı tamamen şans eseri buldum. Umarım siz de bulur hatta yerini bizlere tarif edersiniz.


Mini Mykonos Rehberi - Petro

Mykonos'un bir de meşhur pelikanı var. Hatta iki tane olduğunu da duydum ama ben sadece bir tane gördüm, o yüzden bundan emin değilim. Adı da -yanılmıyorsam- Petro'ymuş. Kadıköy çarşısında bir zamanlar dolaşan pelikan gibi bu arkadaş da kafasına göre sokaklarda dolaşıyor, insanlar onu besliyor; yani halinden son derece memnun. Bu pelikanın da bir fotoğrafını çekmek Mykonos gezinizin olmazsa olmazlarından biri oluyor haliyle.


Mini Mykonos Rehberi - Açık Hava Sineması

Mykonos'un içinde atlamamanız gereken yerlerden biri de açık hava sineması sanki. Gerçi bizim vaktimiz yoktu ve pek önceliğimiz de değildi açıkçası ama belki siz burada bir açık hava sineması deneyimi yaşamak istersiniz. Üstelik filmi bir şeyler yiyip içerek izleyebiliyormuşsunuz. Programa, güncel ve detaylı bilgilere bu linkten ulaşmanız mümkün.


Mini Mykonos Rehberi

Mykonos'un merkezi hakkında şimdilik bu kadar bilgi sahibi olmak yeterli. Zaten küçük yer, iki üç kaybolup, labirent gibi sokaklarda el yordamıyla yolunuzu bulup bir şekilde kendiniz keşfedeceksiniz nasılsa. Benim amacım Mykonos hakkında ön fikir vermek, gerisi size kalmış. O zaman biraz da Mykonos'ta konaklama ve plajlar konusuna açıklık getirelim.


Mini Mykonos Rehberi - Paraga Beach
Bizim Mykonos'a Haziran 2011'deki ilk gidişimizde kaldığımız yer Paraga Beach'teki Zephyros Hotel'di. Son derece keyifli ve güzel bir oteldi (bir daha gitsem orada kalmak isteyebilirim) ama Paraga Beach'in benim o zamanki beklentilerime cevap vermediğini söylemeliyim. Gerçi otelin güzel bir kahvaltısı vardı, manzarası da çok güzeldi ama nasıl desem, plaj içime sinmedi. O yüzden her gün arabayla adanın başka bir plajını keşfe çıktık.


Mini Mykonos Rehberi - Tropicana Hotel - Paradise Beach
Haziran 2017'deki ikinci gidişimizde ise Paradise Beach'teki Tropicana Hotel'de 6 gece kaldık. Otel çok güzeldi, kaldığımız oda apart şeklindeydi; önünde şahane bir teras, çok güzel bir deniz manzarası; gayet yeterli bir kliması (klima önemli :)) ve küçük mutfağıyla gayet iş gördü. Üstelik her gün denizden döndüğümüzde bulaşıkların yıkanmış olduğunu görmek de beni ayrıca mutlu etti ama otelin en büyük dezavantajı, ki pek çoğunuza avantaj olarak görünebilir, hemen alt taraftaki plajda bulunan Tropicana Beach Club'taki bitmek bilmez gece hayatıydı :) Susmuyor efendim müzik; akşam üstü başlıyor, sabahlara kadar devam ediyor. Müzik dedimse müzik değil, hep aynı ritim; zihinsel engelliler gibi hep aynı dum tısı dinleyip  alkolün etkisiyle bir şey duymadan öylece eğleniyor insancıklar :) Benim gibi huzur insanları için doğru bir seçim değil burası ama işte neyse ki mekan iyiydi diyelim...


Mini Mykonos Rehberi - Super Paradise Beach
Mykonos'un ünlü plajlarından biri de Super Paradise Beach ama itiraf etmeliyim ki ilk gidişimde daha çok sevmiştim. Çok daha doğal, çok daha keyifliydi. Şimdi Bodrum'daki herhangi bir beach gibi olmuş gibi geldi bana. Yine de çamur atıyor gibi görünmek istemem; burayı çok sevecek kişiler çıkabilir aranızda. Bence siz de vaktiniz ölçüsünde hepsini tek tek deneyin. Üstelik Pinky Beach Club ve daha ünlüsü Jackie O' Beach Club burada bulunuyor. Jackie için en iyi gay mekanlardan biri deniyor; bilemiyorum.


Mini Mykonos Rehberi - Elia Beach
Benim ilk gidişimde de ikinci gidişimde de en çok keyif aldığım plaj Elia Beach oldu. Elia Beach'i ilk gidişimizde son denememizde keşfetmiştik, ikinci gidişimizdeyse -benim yüzümden- hep oraya dadandık. Benim istediğim plaj böyle bir yer. Gerçi kum seven biri değilimdir, ben Kaputaş Plajı gibi yerlerde Hırvatistan kıyılarındaki kayalıklarda, kumu kabarmayan berrak denizlerde yüzmekten çok büyük keyif alırım ama Mykonos'un pek çok plajında kumluk olmasına rağmen su berraklığından hiçbir şey kaybetmiyor. O yüzden ayrı bir keyif aldığımı söyleyebilirim. Oysa ki Martinique ve Rio de Janeiro'da manzara şahane olsa da aşırı dalgada havalanan kumlar yüzme keyfini sekteye uğratıyordu...


Mini Mykonos Rehberi - Elia Beach

Denizi karşınıza aldığınızda sol tarafta Elia Beach'in kendi restoranı var ki şahane bir yer olduğunu söylemeliyim. Dekorasyon güzel, servis güzel, yemekler güzel. Fiyatlar dediğim gibi Paris ayarında, hatta biraz daha ucuz ;) Türkiye'deki deniz tatili mekanlarındaki fiyatları uzun zamandır bilemediğim için kıyas yapamayacağım, artık o kıyaslamayı sizler yapıp bizimle paylaşıverin bir zahmet. Mekan aynı zamanda otelin de işletmecisi. Bir dahakine ne yapıp edip Elia Beach Hotel'de kalmayı deneyeceğim...


Mini Mykonos Rehberi - Elia Beach
Restoranın hemen önündeki güneşlikler ve şezlonglarda tamamen bir beach atmosferinde olduğunuzu hissediyorsunuz. Acıktıkça susadıkça restorana gidip gelmesi de kolay ama plajın bu bölümü de beni çekmiyor açıkçası. Yine de ailece geldiyseniz bu bölümü tercih etmeniz gerekiyor sanki. Bir şemsiye iki şezlong için 30 euro ödüyorsunuz. Tabii Paris yazılarında yaptığım gibi güncel fiyatları Mykonos için takip etmem güç; bir değişik olduğunu fark ederseniz ve bizlerle paylaşırsanız sevinirim. Plajın sağ tarafına doğru gittikçe ise müdavimlerin profili biraz değişiyor. Orta bölümden itibaren çıplak denize giren ya da güneşlenen insanları görmeye başlıyorsunuz. Burada çıplaklığın bir teşhirden çok doğallık olduğunun altını çizmek isterim çünkü çoğu insanın gururla sergileyecekleri bir vücudu yok; buna gerek de yok. Genci yaşlısı, kadını erkeği fark etmeksizin dileyen mayolu, dileyen mayosuz bir şekilde plajın tadını çıkarıyor. Plajın en sağ tarafı gay ağırlıklı. Gay ağırlıklı diyorum çünkü önceki gidişimde bu tarafta hiç kadın yoktu ama artık mayolu mayosuz kadınlara, hatta kadın erkek çiftlere de rastlıyorsunuz; insanlar kaynaşmışlar... Kayaların arkasındaki tesis olmayan minik kumsal full naturist erkek... Diyorum ya kim nasıl istiyorsa öyle... Benden tarifini vermesi; siz de nerede kendinizi rahat hissedeceksiniz koskoca plajın istediğiniz bölümüne yerleşebilirsiniz.


Mini Mykonos Rehberi - Elia Beach

15-16 yaşlarımızda kuzenlerle İstanbul Boğazı'nın ortasında tekneden atlayıp yüzerken, bir cesaret şortlarımızı çıkarıp bir üç-beş dakika çıplak yüzmek nasıl eğlenceliydi, ne büyük bir özgürlüktü. Sonra büyüdükçe toplum normlarını içselleştirip biz de çıplaklıktan utananlardan olduk elbette ama ben ilk olarak 2006'da yaptığım bir Dubrovnik tatilimde naturist kavramıyla tanışmış ve bunu denemiştim ki başlarda herkes gibi yadırgasam da çok geçmeden alışmış, kendimi hiç bu kadar özgür hissetmemiştim. İnsanlar tamamen doğal olmak adına çırılçıplak yüzüp güneşlenebiliyorlar; kadını erkeği, genci yaşlısı, güzeli çirkini de hiç fark etmiyor. Çünkü onda olan bende de var, bende olan onda da... Hele ki boy kompleksi gibi garip takıntılarınız da yoksa (ki ön yargıların ve korkuların çoğu bundan kaynaklanıyor) kendinizi kimseyle kıyaslamamayı da öğreniyorsunuz ve o an sadece ikiniz, yani doğa ve siz kalıyorsunuz. İnanın müthiş huzur verici bir şey ama kimseye bunu yapması için teşvikte bulunmak değil niyetim; sadece bunun o kadar da abartılacak bir durum olmadığını, aksine çok keyifli, çok da insani olduğunu söylemek istiyorum.


Mini Mykonos Rehberi - Elia Beach
Aralık 2016'daki doğum günüm için gittiğim Rio de Janerio'daki Copacabana Plajı'nda mayolu bir fotoğraf çektirip instagram'a koyduğumda hiç tanımadığım bir kadının, erkeklerin mayo giymesine karşı olduğuna dair bir beyanına cevap olarak "aslında mayo giymeyi bile sevmediğimi" söylerken ciddiydim... Ve kimin ne giydiğine karışılmadığı yerlerde tatil yapmayı bu yüzden sevdiğimi söylerken de... İnsanları rahat bıraksanız, insanlar kendini rahat bıraksa mesele çözülecek aslında. Laf aramızda bir de şu var: Evet, ben mayosuz yüzmeyi tercih ederim ama bronzlaşırken mayo izi olmasını da çok severim :) Bu da denize girerken çıplak, güneşlenirken mayolu olmayı gerektiriyor; işin yoksa giy çıkar :)


Mini Mykonos Rehberi - Starbucks Mykonos
Diyorum ya Mykonos'ta herkes istediği gibi giyinebiliyor. Merkezin biraz yukarısındaki Starbucks'ta çektiğim bu fotoğrafa bakarak, insanların kıyafet tercihleri hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz. Kimse kimseye karışmıyor, müdahale etmiyor; en önemlisi kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Herkesin özgürlük alanı görünmez çizgilerle belirlenmiş, bunu belirlemek belli bir demlenme sürecinden geçmeyi gerektirmiş; haliyle öyle bir günde olmuyor.


Mini Mykonos Rehberi - Karteri Restaurant
Biz tatil boyunca Little Venice'te, Elia Beach'te ve bir iki kere de otel odamızda yemeğimizi yedik ama asıl bir yer var ki size orayı tanıtmak istiyorum; çünkü bir kere keşfettikten sonra neredeyse her gün en az bir öğünü orada geçirir olduk: Karteri Restaurant. Restoran dediğime bakmayın, nasıl salaş, nasıl basit bir yer anlatamam. Mykonos merkezden ya da Elia Beach'ten Paradise Beach'teki otelimize dönerken her gün önünden geçtiğimiz ve geçerken kapısında "Espresso 1,5 euro" diye bir tabela gördüğümüz bu mekanın aynı zamanda bir restoran olduğunu, hatta çok güzel gün batımı izlenebildiğini keşfetmemiz için birkaç kez geçmemiz gerekti ve ilk olarak "bari bir kahve içelim" diye arabayı minik otoparklarına bırakıp oturduk; oturuş o oturuş.


Mini Mykonos Rehberi - Karteri Restaurant
Çok sıcak bir gündü ama burası üfül üfül esiyordu. Tepelik bir yerde ya, bir de nasıl çorak nasıl çorak :) Ama biz hayattan zevk almasını bilen tayfadanız; yalın ayak oturmuşuz sandalyemize, güler yüzlü garson kızlar neşeyle servis yapıyorlar. Fiyatlar nasıl ucuz, porsiyonlar nasıl büyük; kahve diye geldik, akşam yemeği yerken bulduk kendimizi. Yunan salatası, peynir kızartması, kalamar, ciğer, daha neler neler. Hepsini bir kerede yemedik tabii, her gidişimizde başka bir şey denedik. Müdavim olunca da bir samimiyet oluştu haliyle. "Yunan kahvesi" sipariş ettik, bize "buyurun Türk kahveniz" diye servis yaptılar. Gülüştük, şakalaştık, lezzetli ve çok hesaplı yemekler yiyip nefis gün batımları izledik. Müdavimler zaten çoğunlukla adanın yerlileri, Yorgo Amca, Eleni Teyze filan. Bir de Atinalı zengin Yunan gençleri geliyor, biraz da İtalyan. Ben istiyorum ki sizler de oraya gidin, bu güzelliği sizler de yaşayın; bir kadeh ouzo da benim şerefime kaldırın gün batımına karşı. Buyurun Karteri'nin google maps üzerindeki yeri.


Mini Mykonos Rehberi - Karteri Restaurant
Elbette ki yeme içme için daha pek çok seçenek mevcut, dediğim gibi gözünüze kestirdiğinize, boş bulduğunuza oturun ama Karteri gibi lokal mekanları da ihmal etmeyin derim. Eminim adanın diğer bölgelerinde de bu tarz yerler vardır; sizin keşfettikleriniz varsa bizlerle paylaşmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle benim yazdıklarım dışında gece hayatı konusunda bildiklerinizi paylaşırsanız bu konuya ilgisi olanlara yardımınız dokunmuş olur; çünkü ben gece 12-1 gibi yatıp sabah 6-7 gibi kalkan biri olarak ne şimdi ne de çok daha gençken gece hayatına, daha doğrusu barlara ve gece kulüplerine hiç ilgi duymadım bugüne kadar. O yüzden Mini Mykonos Rehberi'nin eksik kalan bölümlerini size bırakıyorum.


Mini Mykonos Rehberi - Panagia Toulani Manastırı



Aslına bakarsanız adanın çok tezat bir durumu da var, şöyle ki; Mykonos'un merkezi ve plajlar oldukça turistik, açık ve son derece rahat yerler ama adanın yerlilerinin hayatlarını sürdürdüğü iç ve tepelik kesimlerde son derece geleneksel ve tutucu Yunanlarla karşılaşma ihtimaliniz de var. Özellikle tepedeki Ano Mera kasabasındaki Panagia Tourlani Manastırı'ndaki papazların başka bir boyuttaki hayatlarına tanıklık etmek, adanın ruhunu farklı bir bakış açısıyla hissetmenizi sağlıyor. Belki bu tür enteresanlıklar görmek için buraları da gezmek isteyebilirsiniz.


Mini Mykonos Rehberi - Little Venice


Evet, başka neler söyleyebilirim? Bende daha ne fotoğraflar ve daha yazacak ne konu içerikleri var da işte Türkiye henüz buna hazır değil :) İşin şakası bir yana bazı ipuçları vermeye devam edeyim: Mesela, arabanız varsa ve kalacağınız otelde mutfağınız bulunuyorsa havaalanının tam karşısındaki Flora Supermarket şahane. Hem dekorasyonu, hem sunumu, hem de ürün çeşitliliği çok iyi. Üstüne üstlük içeri girer girmez profesyonel bir DJ'in market ortamında müzik yayını yaptığına da hayretle tanıklık ediyorsunuz. Malum, Mykonos'tayız.


Mini Mykonos Rehberi - Little Venice
Kısacası Mykonos'a en az iki gece üç gün ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Biz ikinci gidişimizde altı gece kaldık, bir an bile sıkılmadık. Üstelik bu kez keşif telaşımız olmadığı için son derece sakin ve dingin bir tatil geçirdik; uzun zamandır ilk kez bir tatilden yorulmadan dönmeyi başardım :) Bir de gemi turları ile Mykonos'a uğramak söz konusu oluyor ama adada kalacağınız süre çok kısıtlı olacağından bir şey anlamayacağınızı düşünüyorum. Ama başka bir şansınız yoksa neden olmasın, gemi turuyla da şöyle bir geçerken uğramak hiç yoktan iyidir. İmkanınız varsa mutlaka ama mutlaka uzun kalın...

Özetle, eğer özgürlüklerine düşkün, başkalarının özgürlüklerine saygılı, insanları din, dil, ırk, renk, cinsiyet gibi yapay kavramlarla ayrıştırmadan yaşamaktan yana biriyseniz Mykonos tatili tam size göre. Bu saydıklarımdan bir tanesi konusunda bile kendi içinizde tereddütleriniz varsa bence Mykonos'u görmemek size hiçbir şey kaybettirmez, içiniz rahat olsun; hem burayı gezenlere de rahat vermiş olursunuz ama yazıyı buraya kadar okuyabildiğinize göre öyle biri olmadığınız, hayatı hakkıyla yaşamayı bilenlerden olduğunuz belli.

Gerçi sevgili Caner Ural'ın gecce.com için benimle yaptığı röportajda, Pariste.Net'te Paris ve Fransa dışında yerleri yazmaktan çekinmemin nedenlerini anlatmıştım ama bu da böyle bir Mini Mykonos Rehberi olsun işte; umarım işinize yarar...

Mykonos'un tadını çıkarmanız ve benim gibi nice güzel anılarla bu adadan ayrılmanız dileğiyle. Tabii en kısa sürede yeniden görebilmek temennisini de ekleyerek...

Keyifli geziler, keyifli keşifler...





Adres: Mykonos, Yunanistan



TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

Paris Hava Durumu

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 450'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

REKLAM ve SPONSORLUK

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.