Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

22 Eylül 2017 Cuma

Aéroville

Aéroville AVM - Roissy - Charles de Gaulle Havaalanı
Paris'te Türkiye'nin büyük şehirlerindeki gibi alışveriş merkezi bolluğu olmayınca, mevcutları hakkında tanıtım yazması yazmak gerekebiliyor. Hele ki Aéroville gibi havaalanı yakınında bulunan bir AVM'yi yazmamın nedeni daha bir başka:

Paris'e Charles de Gaulle Havaalanı üzerinden gelen yolcular bazen havaalanı veya havaalanı civarındaki otellerde konaklamak zorunda kalabiliyor. Böyle olunca da çevrede yapacak -neredeyse- hiçbir şey olmadığı için -eğer Paris'e inmeye vakit olmayacaksa- Aéroville (aerovil ya da aeğovil) hayat kurtarıcı olabilir. Vakti olanlar için elbette AVM'de vakit öldürmek yerine, Bir Günde Paris yazısındaki programı uygulayarak Paris'i gezmek en güzeli.

Aéroville AVM - Roissy - Charles de Gaulle Havaalanı
Yine de bu konuda o kadar çok soru aldım ki, sorulara AVM'nin linkini göndererek yanıt vermektense, burası hakkında bir yazı yazarak yardımcı olmayı amaçladım. Bakalım kimlerin işine yarayacak? İnsan fazla kişi ilgilenmez sanıyor ama herkes Paris'e o kadar çok farklı amaçlarla geliyor ki, kimin için kurtarıcı bir yazı olduğunu zaman içinde göreceğiz.

Dediğim gibi Paris AVM fakiri bir şehir. Gerçi Galeries Lafayette, Printemps, Le Bon Marché, BHV gibi yerler var ama onlar aslında AVM değil, çok katlı mağazalar ve şehrin tam merkezindeler. Yine şehir merkezinde, Châtelet'de, yakın zamanda yenilenen Forum des HallesLa Défense'taki Les Quatre Temps ve CNIT gibi yerler de mevcut ama Aéroville'e gidecek olanlar Charles de Gaulle Havaalanı civarında işleri olan kişiler olacaktır; zira civarda yapacak neredeyse başka hiçbir şey yok. Belki Le Bourget'deki Hava ve Uzay Müzesi sizin için ilginç olabilir.

Aéroville AVM - Roissy - Charles de Gaulle Havaalanı
Aktarma için Paris'e gelmiş olabilirsiniz, 3-5 saat vaktiniz vardır ve dışarı çıkıp bir yerler görmek istiyorsunuzdur. Paris Dolmuşu gibi bir shuttle ile hızlıca Paris'e inip geri dönmek bir seçenekken, yakın bir yerlerde alışveriş yapmak, havaalanı ortamı dışında yemek yemek isteyebilirsiniz ya da iş için Paris'e gelip, Villepinte'teki Fuar Alanı Parc des Expositions'da tüm gününüzü geçirmek zorundasınızdır, çıkışta yakın bir yerde, kapalı bir ortamda vakit geçirmek isteyebilirsiniz, işte bu gibi nedenlerle Aéroville sizin için kurtarıcı olacaktır.

Bir de Usines Centre Paris Nord2 diye bir yer daha var ama orası AVM'den çok Amerikan tarzı ayrı ayrı mağazalardan oluşan depo-mağazalar silsilesi şeklinde. Aéroville ise tek parça halinde kapalı bir alan. Tek kat üzerine, oldukça ferah bir havası var. AVM kültürünü sevmesem de böylesi izole bir bölgede oldukça işe yarıyor.

Aéroville AVM - Roissy - Charles de Gaulle Havaalanı
Oturup alışveriş merkezi güzellemesi yapacak değilim. Paris'e turist olarak geldiyseniz burada işiniz olacağını sanmıyorum ama yukarıda saydığım nedenlerden ötürü böyle bir yere ihtiyacınız olacaksa o zaman buranın açık olduğu saatler ve ulaşım konusunda da bilgiler paylaşmam yararlı olacaktır. Bir kişinin bile işine yarasa kârdır...

Aéroville 25 Aralık hariç yılın her günü 10:00-20:00 saatleri arasında açık. Bulunduğu bölge Charles de Gaulle Havaalanı'nın hemen yanı ve çevresi komple depolar, atölyeler ve iş merkezleriyle çevrili olduğu için fazlasıyla Amerikan çölü havası var; dolasıyla buraya havaalanından yürüyerek ulaşmanız mümkün değil.

Aéroville AVM - Roissy - Charles de Gaulle Havaalanı
Neyse ki Charles de Gaulle Havaalanı ile Aéroville AVM arasında çalışan ve ring seferi yapan ücretsiz servis otobüsü mevcut. Bunun için CDG'deki RER-B Terminal 1-3 istasyonundaki Terminal 3 çıkışından çıktığınızda göreceğiniz otobüs duraklarının orada, yanılmıyorsam hemen sağdaki duraktan kalkıyor. Yine de yeri değişebilir, görevlilerden yardım isterseniz bulmanız daha kolay olur. Buradan bineceğiniz otobüs sizi Hotel Mercure Convention'a uğradıktan sonra doğrudan Aéroville'e ulaştıracaktır. Sefer saatlerini ve güzergahı bu linkten kontrol edebilirsiniz.

Aynı şekilde Aéroville ile civarda bulunan oteller arasında da ring seferi yapan ücretsiz bir servis otobüsü mevcut. Bu otobüs de Hotel Millenium, Office du Tourisme Orangerie, Pentahotel, Hyatt Regency ve Hotels Accord Paris Nord 2'ye uğruyor. Belki havaalanı civarı konaklamanız gerekiyorsa bu otelleri seçerek hayatınızı kolaylaştırmayı tercih edebilirsiniz. Bu hattın detayları ve servis saatleri için de bu linke tıklamanız yeterli.

Aéroville AVM - Roissy - Charles de Gaulle Havaalanı
Bir alışveriş merkezinde nasıl vakit geçer, neler yapılır, bunları anlatacak değilim. Yemek  seçenekleri, sinema, dev market Auchan yanında Aéroville'de bulunan mağazaların listesi için bu linke bakabilir, aynı linkten alışveriş merkezi hakkında tüm detayları bulabilirsiniz. Benim Aéroville'e gidiş hikayemse daha bir tuhaf. Haziran 2017'de sevgili Cüneyt AyralCDG Havaalanı'na arabayla bıraktığım gün Paris'e dönüş yolu kilit olduğu için aklıma Aéroville geldi ve bir iki saat trafiğin açılmasını beklemek için burayı ilk kez denedim, sonra da öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim...

Hani olmaz ya olur da Aéroville'e arabayla gelirseniz ilk beş saat otopark ücretsiz...

Hadi bu da böyle bir yazı olsun. Eminim birilerinin işine yarayacaktır.

Keyifli geziler, keyifli keşifler,

İyi alışverişler...





Diğer Alışveriş Merkezleri:
- CNIT

TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

15 Eylül 2017 Cuma

Le Réservoir

Le Réservoir - Jazz Brunch
Benim Paris'te en çok eksikliğini duyduğum şeylerden biri de hafta sonu brunch için zevkime uygun bir mekan bulamamaktır. Elbette sadece mekan olarak pek çok seçenek mevcut ama benim kahvaltı kültürüme uygun şeyler bulamadığım için soranlara brunch ya da kahvaltı için önerebileceğim hatırı sayılır bir yer ne yazık ki bulunmuyor ama bu yazıda sizlere tanıtmak istediğim Le Réservoir'ın önemli bir özelliği var: Jazz Brunch...

Evet, Le Réservoir (lö rezervuar ya da lö ğezeğvuağ) hafta sonları brunch için gittiğinizde canlı müzik eşliğinde açık büfe kahvaltı yapabileceğiniz ilginç bir mekan. Aslına bakarsanız sanki burası daha çok kapalı havalarda gidilmesi gereken bir yermiş gibi duruyor, çünkü öyle teraslı-bahçeli bir yer değil de son derece ilginç bir atmosfere sahip farklı ama kapalı bir mekan.

Le Réservoir - Jazz Brunch
Zaten biz de Le Réservoir'a -yanılmıyorsam- Ekim 2016'da gitmiştik ve çok keyif almıştık ama bir türlü yazmak için sıra gelmedi. Nihayet bu yazıda sizlerle bu güzel mekanı paylaşma fırsatı yakaladım, istedim ki farklı bir brunch deneyimi yaşamak isteyenler, özellikle canlı müzik eşliğinde kahvaltı etmek isteyenler uygun bir vakitlerinde burayı denesinler.

Nedense biz -keyif yapalım diye herhalde- Le Réservoir'a arabayla gitmeye kalkmış ve park yeri bulamadığımız için -malum Paris'te araba park etmek hiç kolay değildir- epey bir ortalıkta dolanmıştık. O yüzden burası bana çok ters bir yerde gibi gelmiştim ama haritadan adresine baktım da gayet şehir merkezinde, Bastille ve Gare de Lyon civarında, 8 numaralı metro hattının "Faidherbe Chaligny" ya da "Ledru-Rollin" istasyonlarından birinde inerek ulaşabileceğiniz bir konumda.

Le Réservoir - Jazz Brunch
İçerinin oldukça loş bir atmosferi var, hatta epey de karanlık ama dekorasyonu benim çok hoşuma gitmişti, umarım siz de seversiniz. Müzik yaklaşık 11:00 gibi başlıyor ama gruba ya da soliste göre değişebilir elbette. Biz gittiğimizde muhteşem bir kadın caz şarkıcısının programına denk gelmiştik ama sabit sanatçıları yok bildiğim kadarıyla, o yüzden siz farklı birilerine denk gelebilirsiniz.

Gitmeden önce rezervasyon yaptırmak önemli. La Fourchette'ten rezervasyon yaptırmak için bu linki kullanabilirsiniz. Genelde hafta içi akşam etkinliklerinde indirim yakalamanız daha kolay ama belki hafta sonu için de bir indirime denk gelebilirsiniz; şansınızı bir deneyin derim. Müzik programı ve güncel bilgileriyse elbette ki Le Réservoir'ın kendi web sayfasından incelemekte yarar var.

Le Réservoir - Jazz Brunch
Hep dediğim gibi, Paris'te Türk damak tadına uygun kahvaltı pek yok. Gerçi şu ara 9. arrondissement'daki Le Serail pastanesine gider oldum. Özellikle su böreği ve çayı güzel, hatta kahvaltısı da varmış ama hiç denemedim. Siz benden önce bir deneyin isterseniz. O yüzden şimdilik "Paris'te en güzel kahvaltı nerede yapılır?" diye soranlara "bizim evde" diye boşuna demiyorum :) İstanbul'dayken hafta sonları Boğaz'da ya da Fenerbahçe'de kahvaltı yapmayı çok severdim ama Paris'te sadece evimde kahvaltı yapıyorum...

Dolayısıyla Le Réservoir'ın açık büfesinden mucizeler beklemeyin. Bilimum kızartmalar, kruvasanlar, yumurta, değişik peynirler (ama kesinlikle bizim peynirlerden yok), yeşillikler filan derken, tabağınızı doldurmanız, bitince yeniden bir şeyler almanız mümkün. Kahvaltısını övecek değilim, ehven-i şer demek daha doğru ama benim asıl hoşuma giden caz dinlerken, böylesi keyifli bir mekanda kahvaltı yapmaktı.

Le Réservoir - Jazz Brunch
Bakalım, belki sizin de hoşunuza gider, gider dener ve deneyimlerinizi bizimle paylaşırsınız. Özellikle akşam yemekleri için gidenlerin görüşlerini daha çok merak ediyorum, çünkü ben denemedim. Ayrıca anladığım kadarıyla yaz sezonunda jazz brunch yapılmıyor. O nedenle programı dikkatli incelemenizde yarar var.

Çıkışta yapabileceğiniz şeyler biraz sınırlı, daha doğrusu ben Paris'in doğu tarafına çok geçmediğim için bölge hakkında önerebileceğim çok şey yok ama yine de Bastille elbette ki yolumun çok sık düştüğü bir yer. Hemen yakınınızda keyifli yürüyüş parkuru La Coulée Verte - Promenade Plantée var. Belki renkli evlerin bulunduğu Rue Crémieux'yü görmek isteyebilirsiniz. Bir de biraz yukarıda ünlülerin mezarlığı Père Lachaise var, orası ilginizi çekebilir.

Keyifli geziler, keyifli keşifler...




Adres: Le Réservoir, 16 Rue de la Forge Royale, 75011 Paris

TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

8 Eylül 2017 Cuma

Journées du Patrimoine - Kültürel Miras Günleri (16-17 Eylül 2017)

Journées du Patrimoine - Kültürel Miras Günleri (16-17 Eylül 2017)
Paris'teki en özel günlerden biri olan Journées du Patrimoine (Kültürel Miras Günleri) etkinlikleri, kesinlikle kaçırılmaması gereken çok özel bir hafta sonuHer yılın Eylül ortasında gerçekleştirilen bu etkinlik kapsamında, normal zamanlarda gezip görme şansınız olmayan sayısız devlet kurumu, saray, müze ve pek çok anıtsal yapı, kapılarını ziyaretçilere ücretsiz olarak açıyor; başka zaman gezme fırsatı bulamayacağınız yerleri bu iki gün içinde gezip görme şansı yakalayabiliyorsunuz.

Bu etkinlik aslında her yıl Avrupa'da ve tüm Fransa'da eşzamanlı olarak gerçekleştiriliyor ve sayısız mekan halka kapılarını açıyor. Çerçeveyi daraltmak ve konuya odaklanmak adına ben haliyle sadece Paris ve çevresindeki etkinlikler konusunda size bilgi vererek konudan haberdar olmanızı sağlamak, hangi yerlerin ziyarete açılacağına dair linki paylaşarak yüzlerce, hatta binlerce seçenek arasında karar verme konusunda kafanızı önce karıştırmak, sonra da birkaç öneri ile karar vermenizi kolaylaştırmak istiyorum :)


Journées du Patrimoine - Kültürel Miras Günleri (16-17 Eylül 2017)
Danıştay - Conseil d'Etat
Paris'te, sırf bu hafta sonuna özel, birbirinden güzel o kadar çok yer ziyarete açık olacak ki, hem aynı anda birkaç yerde birden olamayacağınız için hem de gittiğiniz pek çok yerde uzun kuyruklarla karşılaşma riskiyle karşı karşıya kalacağınız için seçim yaparken epey zorlanacağınızı düşünüyorum.

Paris'te bu çok sevdiğim etkinliğe altıncı kez tanıklık ediyorum ama ilk yıl hastalıktan, ikinci yıl da Fransa dışında tatilde olduğumdan Patrimoine (patrimuan ya da patğimuan) günlerini kaçırmıştım. O nedenle ilk kez 2014 Eylül'ünde bu etkinlikten yararlanma şansım oldu: İnanılmazdı!


Journées du Patrimoine - Kültürel Miras Günleri (16-17 Eylül 2017)
Fransa Kültür Bakanlığı - Ministère de la Culture
O sene Kültürel Miras Günleri kapsamında bir gün Paris Belediye Binası - Hôtel de Ville'i, bir gün de Fransız Senato Binası - Palais du Luxembourg'u gezmiştim. Normal zamanlarda ziyaretçi kabul etmeyen bu mekanları böylesi özel günlerde gezmiş olmak gerçekten bir ayrıcalıktı.

2015'te ise performansımı biraz daha yükselterek birkaç yere birden gittim ki hepsi bir birbirinden muhteşemdi. Sorbon ÜniversitesiFransa Ulusal Kütüphanesi Richelieu BinasıSainte Geneviève KütüphanesiFransız Ulusal Tıp Akademisi ve Fransa Ulusal Meclisi'ni iki gün içinde ziyaret etme şansı yakaladım ki inanılmazdı. Hepsini ayrı ayrı tavsiye ederim.


Journées du Patrimoine - Kültürel Miras Günleri (16-17 Eylül 2017)
Anayasa Konseyi - Conseil Constitutionnel
2016'da ise Cumartesi günü Palais Royal bünyesinde bulunan üç devlet kurumunu; Kültür Bakanlığı - Ministére de la CultureDanıştay - Conseil d'État ve Anayasa Konseyi - Conseil Constitutionnel'i gezme şansım oldu. Pazar günü ise çok uzun zamandır gezmeyi düşündüğüm Bibliotheque Nationale de France (BnF) - François Mitterrand binasını, o dev kütüphanenin perde arkasını görme fırsatı elde ettim. Hatta hızımızı alıp Ressamlar Köyü Barbizon'daki Barbizon Ressamları Müzesi'ni bile bu kapsamda gezmişliğimiz var aynı gün :)

O yüzden 16-17 Eylül 2017 tarihlerde siz de Paris'teyseniz, işte size 16 ve 17 Eylül tarihlerine özel görebileceğiniz yerlerin listesi... Açılan sayfada "when" yazan yere tıklayıp 16 ve 17 Eylül tarihlerini tıklamanız, sonra sağ alttaki "skip"e tıklayınca çıkacak "where" yazısının altındaki "search"e de "Paris" yazmanız gerekiyor. Sonra bir sürü ama bir sürü seçenek çıkacak karşınıza, artık seçmesi size kalmış. Bu işler kafanızı karıştırıyorsa o kutucuğu sağ üstteki çaprazdan kapatıp, doğrudan harita üzerinde ilerleyerek de kendinize gezilecek mekan bakabilirsiniz.


Journées du Patrimoine - Kültürel Miras Günleri (16-17 Eylül 2017)
Bibliotheque Nationale de France (BnF) - François Mitterrand
Hôtel de Ville'den Bibliothéque Nationale de France - Fransa Ulusal Kütüphanesi Richelieu Binası'na, Palais Royal'den Musée Picasso'ya, Panthéon'dan Assemblée Nationale'e, Ecole Militaire'den Fransız Ulusal Tıp Akademisi'ne, Cité Internationale Universitaire de Paris'den Grand Palais'ye, Conciergerie'den Sainte Chapelle'e say say bitiremeyeceğim pek çok yapı, kurum, kuruluş, müze, okul, kilise ve birbirinden değişik mekanlar sırf bu hafta sonuna özel olarak ziyaretçi kabul ediyorlar ve bazılarında rehberli tur hizmeti düzenleniyor.

Ayrıca Paris civarında pek çok şato, park, bahçe, kamu kuruluşları ve birbirinden ilginç yapıyı da bu etkinlik kapsamında görme şansı yakalayabilirsiniz. İnsan bu listeye  bakınca Fransa'nın kültürel miras konusunda ne kadar zengin olduğunu görüp gözleri kamaşıyor. Aynı duyguyu Pariste.Net okuyucuları da günlük hayatlarında sık sık yaşıyor zaten :)


Journées du Patrimoine - Kültürel Miras Günleri (16-17 Eylül 2017)
Fransa Ulusal Mecilisi - Assemblée Nationale de France
Gideceğiniz yeri seçerken rezervasyon yaptırma zorunluluğu olup olmadığına da dikkat etmenizi öneririm. Çoğu yer için rezervasyona gerek yok ama gitmeden önce detayları iyi okumakta yarar var. Bir de listedeki her yerin hem Cumartesi hem Pazar gezilebileceğine dair bir kesinlik yok; evet çoğu yer her iki gün de açık ama kimileri sadece Cumartesi, kimileri sadece Pazar günleri geziliyor, saatleri de farklı farklı olabiliyor. Sürprizle karşılaşmamak için, yukarıda verdiğim linki iyi incelemenizi öneriyorum. Bir de bu mekanları gezmeye giderken yanınızda büyük çanta / valiz bulundurmamanız gerekiyor...

Rehberli turların yanı sıra çeşitli atölye çalışmaları, gösteriler ve farklı konser seçenekleri ile de bu hafta sonunuza çok hoş bir renk katacağına inandığım Patrimoine günlerinde keyifle vakit geçireceğinizi umuyorum.


Journées du Patrimoine - Kültürel Miras Günleri (16-17 Eylül 2017)
Sorbonne Üniversitesi - Université Paris-Sorbonne
16-17 Eylül 2017 günlerini kapsayan bir tarih aralığında Paris'te olamayacaksanız bile gezinizi, bir sonraki Patrimoine Günleri etkinliğine göre ayarlamanız da ayrı bir hoşluk olur. İnanın bana kaçırılmaz bir fırsat.

Keyifli geziler, keyifli keşifler...





TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

1 Eylül 2017 Cuma

Square des Peupliers

Square des Peupliers
Paris'te bazen o geniş bulvarlardaki  görkemli Haussmanian binaların, bazen de çağdaş çok katlı yapılardan oluşmuş mahallelerin arasında birden bire karşınıza bambaşka semtler, sokaklar ve evler çıkabiliyor. Bu yazıda yine öylesi yerlerden birini, Square des Peupliers'i ve hemen onun yanı başındaki Village des Peupliers'i tanıtmak istiyorum sizlere.

Square des Peupliers
Paris'in doğu tarafına yolumun düşmediğini sık sık söylüyorum, çünkü o taraflarda benim için ilgi çekici şeyler Paris'in batı tarafındaki kadar çok değil, üstelik ben La Défense tarafında yani Paris'in batısında yaşıyorum. Sanırım bu nedenle doğu tarafına çok hakim değilim ama bu demek değildir ki Paris'in doğusu ilgiyi hak etmiyor; elbette ki burada da görecek pek çok şey var. İşte o nedenle Ağustos 2017 başında keşfettiğim bu küçük bölgeyi sizlerle paylaşayım hemen.

Square des Peupliers
13. arrondissement'da, Tolbiac tarafında bulunan 1926 tarihli Square des Peupliers (skuar de pöplie ya da skuağ de pöplie) 50'lerin başında civarda yükselen, yüksek katlı sevimsiz binaların arasında kalmış düş bahçesi gibi bir yer. 7 numaralı metro hattıyla gelip "Tolbiac" istasyonundan yeryüzüne çıktığınızda "burası mıymış yani?" diye küçük bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz ama Mc Donalds'ın yanındaki Café Canon'un köşesinden yan sokağa (Rue de Tolbiac) girip biraz ilerlediğinizde yavaş yavaş atmosfer değişmeye başlıyor.

Square des Peupliers
Rue de Tolbiac'tan dümdüz ilerleyip, 100-150 metre kadar sonra ikinci soldan içeri girip ilk sağdaki aralığa saptığınızda Square de Peupliers'nin başına gelmiş oluyorsunuz. Burası üçgen şeklinde üç mini sokaktan oluşan küçük bir yer aslında ama evler, bahçeleri, parke taşlı sokaklar o kadar cici ki, insan bir anda Paris'te boyut değiştirmiş gibi hissediyor. Zaten burası Paris'in en özel bölgelerinden biri olan Butte aux Cailles'ın hemen alt tarafında yer alıyor ve ben henüz bu bölgeye tam hakim değilim. Keşiflerim sürdükçe paylaşımlarım da devam edecek, hiç merak etmeyin.

Square des Peupliers
Daha önce yazdığım Rue de Mouzïa, Rue des Orchidées ve Rue de Crémiux gibi bildik Paris dokusundan çok farklı, benim çocukluğumun Koşuyolu'sunu hatırlatan, sizlere kim bilir nereleri çağrıştıracak böylesi yerleri keşfetmek bende gizli hazine bulmuş olmak gibi bir his uyandırıyor; o yüzden bu tür yerleri bulup çıkartmayı, sonra da sizlerle paylaşmayı çok seviyorum. Vaktiyle fabrika ve atölyelerin bulunduğu bölgede belki de bu evler işçi evleri olarak planlanmıştı ama günümüzde her biri pahalı villalar olarak varlığını sürdürüyor. Oysa yakın çevre o kadar da matah değil ama işte, o sıradanlığın içinde böylesi bir alan korunmuş; o yüzden de ilgiyi hak ediyor, insanı şaşırtabiliyor.

Square des Peupliers
Gerçi "peuplier" Türkçede "kavak" anlamına geliyor ama bu civarda hiç kavak görmedim  :) Onun yerine çok daha güzel ağaçlar var. Mevsimine göre yeşilli çiçekli ya da sarılı kırmızılı yapraklı olacak olan bu minik mahalleye kışın gittiğinizde de bu kadar sevimli olur mu kestiremiyorum. Burası özellikle fotoğraf çekmek için harika bir dekor ve yeşilliğin içinde huzur bulmak için de öyle. Tabii çok küçük bir yer olduğu için atlı karıncada turu erken bitmiş çocuk gibi biraz üzülür gibi oluyorsunuz ama hemen yan tarafta bir de Village des Peupliers diye şahane bir mini mahalle daha sizi bekliyor.

Village des Peupliers
Bunun için giriş yaptığınız aralıktan çıkıp sağa doğru dönüyorsunuz ve Village des Peupliers solda karşınıza çıkıyor. İki-üç katlı sıra sıra dizili evler, kimileri taş kimileri renkli renkli boyanmış, hepsi bir olmuş sizin keşfetmenizi bekliyor. O yüzden sokaklara şöyle bir kafanızı uzatın, albenili bir şeyler gördüğünüzde kaçırmayıp o sokağa dalın derim. Az aşağıda da Place de l'Abbé Georges Hénocque adında minik ama huzur dolu bir meydan var. Dilerseniz meydanın en güzel yerindekin Café des Peupliers'de mevsimine göre soğuk bir limonata ya da sıcak bir kahve molası verebilirsiniz. Buranın yemekleri de güzel görünüyor ama ben denemedim; deneyen olursa ve görüş ve önerilerini yorum kısmında paylaşırsa hepimiz memnun oluruz.

Village des Peupliers
Bu bölgenin doğu tarafında, çok katlı apartmanaların olduğu, Paris'in uzak doğu mahallesi yer alıyor. Batıya doğru ilerlerseniz Parc Montsouris tarafına gidersiniz; Rue des Orchidées de yolunuzun üzerinde olur. Güney kısmınızda ise eskiden Paris'in etrafını çepeçevre saran bir demir yoluyken, günümüzde yürüyüş, park ve rekreasyon alanına çevrilen La Petite Ceinture'ün kısa bir bölümü var ama halkanın bu bölümü o kadar etkileyici değil. Belki siz daha fazlasını keşfeder ve bizlerle paylaşırsınız. Kuzey tarafındaysa Paris'in önemli meydanlarından Place d'Italie sizleri bekliyor.

Keyifli geziler, keyifli keşifler...




Adres: Square des Peupliers, 75013 Paris

25 Ağustos 2017 Cuma

Le Comptoir Général

Le Comptoir Général
Paris küçücük bir şehirdir aslında ama kıyısında köşesinde, bazen de ulu orta yerlerinde alelade bir kapının ardında neler vardır bilemezsiniz. Birilerinden duymanız, sağda solda okumanız ya da bir arkadaşınızın sizi götürmesi gerekir ki keşfedebilesiniz. Benim de öyle keşiflerimden biri olan Le Comptoir Général'i tanıtmak istiyorum size bu yazımda. Zaten yazmaya bile gerek yok; fotoğrafları görünce siz de anlayacaksınız ne kadar özel bir yer olduğunu.

Le Comptoir Général
Le Comptoir Général (lö kontuar jeneral ya da lö kontuağ jeneğal) benim çok sevdiğim Canal Saint Martin - Saint Martin Kanalı'nın güney ucunun başladığı yerde bulunuyor. Buraya gelmenin en kolay yolu Paris metrosu 3, 5, 8, 9 ya da 11 numaralı hatlarının République istasyonunda inmek ve yukarı çıkınca République Meydanı'ndaki heykelin arka sokağından yürüyüp Saint Martin Kanalı'nın başladığı yere ulaşmak ve sola dönüp, kanalın sağ tarafındaki yoldan yürümek.

Le Comptoir Général
Yaklaşık 150-200 metre sonra sağda yeşil demir bir kapı göreceksiniz. Kapının rengi değişir belki ama büyükçe düz bir demir kapı diyelim. Pazartesi, Salı, Çarşamba 18:00-01:00, Perşembe, Cuma 18:00-02:00, Cumartesi 16:00-02:00, Pazar günleri ise 11:00-02:00 saatleri arasında açık olan Le Comptoir Général'in güncel bilgilerini ve açılış kapanış saatlerini kendi web sitelerinden kontrol etmekte fayda var.

Le Comptoir Général
Bu saatler dışında Saint Martin Kanalı boyunca yürüyorsanız ve eğer söylediğim kapı açıksa yine de içeri girip bir şansınızı denemenizi, en azından içeriyi keşfetmenizi şiddetle tavsiye ederim, çünkü fotoğraflardan da gördüğünüz gibi buranın dekorasyonu çok hoş. Benim burayı ilk keşfedişim Nisan 2017'de Pariste.Net TV çekimleri için Megby Publicité'nin kameramanı Mehmet sayesinde oldu.



Saint Martin Kanalı tanıtım videosu çekimi sırasında yağmur yağınca, yakınlarda çok güzel bir yer bildiğini ve bana orayı göstermek istediğini söyledi. Kapıdan girip yeşil yolda ilerleyince karşımıza çıkan ilk koridorda ne demek istediğini çok iyi anladım. Bana burayı öğrettiği için kendisine teşekkür ederim. Ben öğrendiğime göre sizin de öğrenmeniz kaçınılmazdı tabii :)

Le Comptoir Général
Le Comptoir Général'e ilk gidişim -haliyle- hakkında hiçbir şey bilmeden oldu ve zaten kapalıydı :) Kapalıydı dedimse, şansımıza kapı açık olduğu için içeri girip mekanı görebildik ama servis yoktu. Zaten ana mekana girince "kapalıyız" dediler, fazla dolaşamadık :) Mayıs 2017'deki İkinci gidişim ise bir Pazar günüydü. Aslında Pazar günleri brunch varmış ama biz öğleden sonra gittiğimiz için ortalık oldukça sakindi. Normalde yemek için atıştırmalık dışında bir şey yok. Hatta burası kafeden çok dev bir bar havasında ve bence buranın tadı asıl akşamları, hatta geceleri çıkar.

Le Comptoir Général
Tabii ben gece hayatıyla pek ilgisi olmayan biri olduğum için Le Comptoir Général'in bu yüzü hakkında deneyimim yok ama akşamları burada çok güzel olduğunu tahmin ettiğim programlar oluyor. Bazen Dj, bazen canlı müzik eşliğinde Le Comptoir Général'de eğlenerek keyifli vakit geçirmeniz mümkün. Güncel programları Facebook sayfalarından takip edebilirsiniz. Bakarsınız ilginizi çeken bir şey çıkabilir ya da herhangi birinde şansınızı denemek isteyebilirsiniz. Deneyimlerinizi, görüş ve önerilerinizi yorum kısmında paylaşarak başkalarının da yararlanmasını sağlarsanız elbette ki mutlu oluruz.

Le Comptoir Général
Le Comptoir Général türü yerleri çok seviyorum. Benim hayal edemeyeceğim farklı tasarımları oluyor, insan detaylarda kayboluyor. Burada hem 60'lar havası var hem de -çok sevmememe rağmen burada hoşuma giden- Afrika esintileri... Bu tarz ilginç atmosfere sahip, bildiğim diğer yerler arasında yine çok sevdiğim Pavillon des Canaux ve henüz gitme fırsatı bulamadığım Le Récyclerie var ve ben böylesi yerlere yeme içmeden çok mekan görmeye, farklı bir atmosfer yaşamaya gidiyorum. Hele bir de yediğim içtiğim ortalamanın altında değilse benim için mutlu olmak gayet kolay oluyor. O yüzden sizin yorumlarınız benim için önemli; çünkü herkesin beklentisi farklı.

Le Comptoir Général
Le Comptoir Général keşfi öncesi ya da sonrasında Saint Martin Kanalı'nda Bassin de la Villette tarafına doğru bir yürüyüş çok iyi gelecektir eminim. Hem yol üstünde çok sevdiğim kitapçı Artazart Designe Bookstore ve Paris'te en sevdiğim Türk restoranı Labranda da var. Bassin de la Villette'te ise yine çok sevdiğim iki mekan Antipode ve Pavillon des Canaux bulunuyor. Kim bilir, belki siz de seversiniz?

Keyifli geziler, keyifli keşifler...




Adres: Le Comptoir Général, 80 Quai de Jemmapes, 75010 Paris

İlgili Yazılar:
- Canal Saint Martin - Saint Martin Kanalı

Benzer Mekanlar:
- Pavillon des Canaux
- Le Récyclerie


TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

18 Ağustos 2017 Cuma

Île de la Jatte - Jatte Adası

Île de la Jatte - Jatte Adası
Bugüne kadar yazılarımda Paris içinde üç tane ada olduğundan söz ettim, hatta bunlardan ikisinin doğal, bir tanesinin de yapay ada olduğunu anlattım ama bu yazıda Paris'in turistik merkezinin çok az dışına çıkıp, çok güzel başka bir adayı, Île de la Jatte yani Jatte Adası'nı tanıyacağız.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Bildiğiniz gibi Paris'in turistik merkezindeki iki adadan biri Notre-Dame Katedrali'nin bulunduğu Île de la Cité - Cité Adası, diğeri ise hemen yanı başında, ünlü dondurmacı Bertillon'un bulunduğu Île Saint Louis - Saint Louis Adası. Yapay ada dediğimiz de Eyfel Kulesi tarafında bulunan, Bir-Hakeim Köprüsü'nün üzerinden geçtiği Île aux Cygnes - Kuğulu Ada.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Île de la Jatte (il dö la jat) ise yine Seine Nehri'nin ortasında, Avrupa'nın en büyük finans merkezi Paris La Défense'ın hemen yanı başında, konum olarak Courbevoie, Neuilly-sur-Seine ve Levallois'nın ortasında bulunan, yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda, 200 metre genişliğinde doğal bir ada. Paris'in turistik merkezinde bulunmamakla birlikte Grand Paris içinde yer alıyor. Yani birkaç yıl sonra burası da doğrudan Paris olarak anılacak.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Güzel havalarda çok seveceğinize inandığım harika bir park, yürüyüş, spor ve gezi alanı olan bu adaya gelmenin birkaç yolu var ama ben size 3 numaralı metro ile gelip, son durak olan Pont de Levallois - Bécon istasyonunda inmenizi öneriyorum. İstasyondan çıkınca nehir tarafına doğru yürüyün ve tam karşınızdaki köprünün ortasına kadar ilerleyin. Başınızı sola çevirdiğinizde gördüğünüz manzaradan etkileneceğinizi düşünüyorum.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Bu yazının kapak fotoğrafında gördüğünüz gibi ortada Seine Nehri, sol tarafta ev tekneler, sağda park ve ufukta La Défense gökdelenleri... Modernitenin yanı başında doğayı korumanın önemini göstermek açısından çok güzel bir örnek olarak karşımızda duruyor. Adaya giriş bu köprü (Pont de Neuilly) üzerinde, sol taraftaki merdivenlerden...

Île de la Jatte - Jatte Adası
Merdivenlerden Jatte Adası'na indiğinizde sağa dönerseniz adanın kuzey doğu ucuna giderseniz, bu tarafta çok bir şey yok; o yüzden ben sola doğru yürüyüşünüzü başlatmanızı öneriyorum. Ortada harika bir park; mevsimine göre piknik ya da spor yapanlarla ya da sadece yan gelip yatanlarla karşılaşacaksınız. Az ilerde ortadaysa arı yetiştiriciliği ve bal üretimi yapılan kovanları görmek size ilginç gelebilir. Paris gibi bir dünya metropolünde, şehrin orta yerinde böyle doğal bir ortamla karşılaşmak çok güzel.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Jatte Adası genel olarak ince ve uzun bir formda olduğu için yürüyüş parkuru ya ortada ya sağda ya da solda oluyor. Sağ ya da soldan yürüme şansınız olunca, haliyle Seine Nehri kıyısında yürümüş oluyorsunuz ki bu çok keyifli. Ortadan yürürseniz de ya parklara denk geliyorsunuz ya da güncel hayatın sürdüğü, çoğunlukla günümüz dönemine ait apartmanların olduğu nezih bir sokaktan geçmiş oluyorsunuz. İnsan burada bir evi olsun çok istiyor. Vaktiyle buralarda Patricia Kaas ve Nicolais Sarkozy gibi ünlü isimler de yaşamış ama şimdi kimler yaşıyordur, inanın bilemiyorum.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Bir süre sonra yol ikiye ayrılıyor. Ben bu noktada soldan ilerlemeyi tercih ediyorum. Hemen solda Le Petit Poucet adında çok hoş bir restoran var. Biz 2013 yazında, arabayı yeni aldığımız gün kutlama yemeğimizi burada yemiştik. O zamandan beri bir türlü yeniden gitme imkanı olmadı. Paris ve çevresinde o kadar çok güzel restoran var ki, insan çok sevse bile yeniden gitmek için sıra bir türlü gelmiyor :)

Île de la Jatte - Jatte Adası
Soldan girdiğinizde karşılaşacağınız sokak, belki de Jatte Adası'nda en sevdiğim yer. Burada sıra sıra dizilmiş iki-üç katlı evler bana çocukluğumun geçtiği Koşuyolu'nu hatırlatıyor. Tabii buradaki evlerin arka tarafı Seine Nehri, o kısmı saymazsak :) Sağ tarafta da yine evler ve apartmanlar bulunuyor. Nasıl huzurlu bir atmosferi var, anlatamam. Umarım fotoğraflar fikir veriyordur.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Sokak boyunca ilerledikçe yine solda Seine Nehri'ne doğru inen minik parklar çıkıyor karşınıza, bunlara girip nehir kıyısına kadar inme imkanınız var. Mahalle zaten huzur dolu bir yer, bir de böylesi parklar eklemiş olmaları insana verilen önemi gösteriyor. Bu adadan sadece Jatte Adası sakinlerinin değil, dışarıdan gelecek insanların da yararlanmasını istiyorlar...

Île de la Jatte - Jatte Adası
Nehir kıyısına dizilmiş tekne evlere bakmak da bir o kadar keyifli. İnsan bir de böyle bir tekne evde yaşama hayali kuruyor haliyle. Amsterdam'da tabii bu tekne evlerin alası var ama Paris'te de tekne evde yaşama hayali insanın içini bir hoş ediyor. Yine de bu hayalin gerçekleşmesi konfor açısından insan hayatında ne kazandırır, ne kaybettirir, kestirmek pek mümkün değil...

Île de la Jatte - Jatte Adası
Adada ev fiyatları haliyle biraz uçuk. Hem Paris'in yanı başındasınız, hem böylesine huzurlu bir ortamda, üstelik Seine Nehri'nin ortasında yaşıyorsunuz; bunun bedeli biraz maliyetli oluyor haliyle. Bu güzelliğin bir başka sorunu da bazı yıllarda Seine Nehri'nde yaşanan taşkınlar. Böylesi zamanlarda su epey yükseliyor. Yan yollar yürünmez hale geliyor. Bu evlerin sigorta risk bedellerinin de epey yüksek olduğunu okumuştum. O yüzden burada ev sahibi olmaktansa şöyle güzel güzel gezip sonra normal hayatlarımıza dönmek en iyisi sanırım :)

Île de la Jatte - Jatte Adası
Sokağın sonunda yine güzel bir kafe-restoran olan La Guinguette de Neuilly var ama burayı denemek şimdiye kadar kısmet olmadı. Bu restoranı geçince ana caddeye ulaşıyorsunuz ve ortam sakin görünse de -sessizliğe alıştığınız için- caddeden geçen taşıtların gürültüsü size fazla geliyor. Zira sessizliğe o kadar çabuk alışıyor ki insan.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Köprüden sola dönerseniz Paris merkezine doğru gidiyorsunuz, yol üstünde bir yan sokakta Amerikan Hastanesi var; sağa dönerseniz de Courbevoie'ya sonrasında da La Défense'a doğru ilerleyebiliyorsunuz ama biz hiç yoldan sapmadan ada boyunca yürümeye devam ediyoruz. Bu arada sağ köşede bulunan kafe-restoran Le Nouveau Paris hoştur; vaktiyle İrlandalı arkadaşım Marian ve Malezyalı arkadaşım Agnes ile burada oturup uzun uzun kahve sohbeti yapmışlığımız var. Bu binanın en üst katındaki evi de Paris'e yerleşmeden önce ev bakarken bulmuştuk, kiralıktı; az kalsın bu evi tutacaktık ama hayat işte...

Île de la Jatte - Jatte Adası
Yolun bundan sonraki bölümü, şimdiye kadar gezdiğimiz yol kadar büyüleyici olmasa da yine de görecek epey güzel şey var. Aralardan görülen tekne evler, ara ara karşınıza çıkan güzel parklar, ilginç yapılar ve spor alanlarının ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Özellikle büyük futbol sahaları ve tenis kortları insana "ah bu civarda yaşasam, her gün Jatte Adası'na gelip burada spor yapardım" dedirttiriyor :) Bu arada, kortlara gelmeden sol tarafta yine güzel bir restoran var, tam da su kenarında: Restaurant Les Pieds Dans l'Eau...

Île de la Jatte - Jatte Adası
Tenis kortunu geçip merdivenlerden çıkınca solda küçük bir köprü var; bu köprü üzerinden de manzara (aşağıdaki gibi) çok güzel ama bu köprüden dönüşte geçeceğiz, biz yolumuza devam edelim. Köprünün başında bir lokal var ama burası üyelere mi açık yoksa herkes girebiliyor mu onu pek anlayamadım; siz dilerseniz deneyip yorum kısmında düşüncelerinizi bizlerle paylaşırsınız.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Jatte Adası'nın güney batı ucuna doğru yaklaştığımızda son bir park çıkıyor karşımıza ve o parkın ucunda yani adanın en ucunda da Buttes-Chaumont Parkı'ndaki gibi bir mabedle karşılaşıyoruz. Temple de l'Amour - Aşk Mabedi adındaki bu heykel için ayrı bir yazı yazılabilir ama özetle 1785'te yapılmış bu heykelin eski adı Temple de Mars - Mars Mabedi'ymiş ve eskiden Parc Monceau'da bulunuyormuş. 1830'da isim değiştirerek Jatte Adası'nda şimdiki yerine taşınmış. Günümüzdeki hali çok hoşuma gitmedi ama uzaktan çok güzel göründüğü kesin.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Jatte Adası aynı zamanda empresyonisteler için de ilham kaynağı yerlerden biriymiş. George Seurat'nın ünlü "Un dimanche après-midi à l'Île de la Grande Jatte - Büyük Jatte Adası'nda Bir Pazar Günü" tablosu ve Van Gogh'un "La Seine et le pont de la Grande Jatte - Seine Nehri ve Büyük Jatte" tablosu ilk aklıma gelenler... Zaten ada üzerindeki yürüyüş parkurunda empresyonistlerin tablolarından örneklerin sergilendiği panolarla da karşılaşacaksınız. Empresyonizm akımı ilginizi çekiyorsa Orsay Müzesi, Marmottan-Monet Müzesi ve Giverny'deki Empresyonizm Müzesi'ni de görülecek yerler listenize eklemeniz gerekiyor...

Île de la Jatte - Jatte Adası
Jatte Adası'nın bu ucundan geri dönüp sağdaki ilk yaya köprüsüne geri dönüp karşıya geçerseniz de Paris'in en keyifli ve en şık banliyölerinden biri olan Neuilly-sur-Seine'i keşfedebilirsiniz. Gerçi yaşam mahali dışında çok etkileyici bir şey yok ama yemyeşil, huzur dolu sokaklarda yürüyüp biraz daha kafa dinlemek isterseniz tam yerindesiniz. Sağ tarafa doğru yürürseniz de M1 metrosunun "Pont de Neuilly" istasyonuna ulaşır, buradan turistik merkeze kolayca geri dönebilirsiniz. Ya da yolun karşı tarafında biraz ilerisi ise yemyeşil Boulogne Ormanı... La Défense tarafı hemen Pont de Neuilly'nin karşısı gibi görünse de toplu taşıma ile gitmenizi öneriyorum, çünkü yürüyerek giderseniz epey araç gürültüsü oluyor. Tabii Île de Puteaux tarafına gidecekseniz o zaman başka.

Île de la Jatte - Jatte Adası
Evet Jatte Adası'nın hemen yanında bir de Île de Puteaux - Puteaux Adası bulunuyor ki o da ayrı bir yazı konusu. Nedense Puteaux Adası'na yolum çok düşmüyor, evim La Défense'ın Courbevoie tarafında olduğu için genellikle Jatte Adası'nda vakit geçirmeyi tercih ediyorum. Orayı da biraz daha iyi öğreneyim, Puteaux Adası'nı da diğer adaları da sırası gelince yazacağım, hiç merak etmeyin...

Île de la Jatte - Jatte Adası ve çevresini güzel bir günde gezerken benim aldığım keyfi almanız dileğiyle, keyifli geziler, keyifli keşifler...




Adres: Île de la Jatte, 92200 Neuilly-sur-Seine

İlgili Yazılar:
La Défense
Courbevoie

Diğer Adalar:
- Île de la Cité - Cité Adası
- Île de Saint Louis - Saint Louis Adası
- Île aux Cygnes - Kuğulu Ada
Île de la Jatte - Jatte Adası
- Île de Puteaux - Puteaux Adası
- Île Seguin - Seguin Adası
- Île Saint Germain - Saint Germain Adası


TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.