Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Château de Compiègne

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
(Son Güncelleme: 09.05.2017) Paris çevresinde öncelikle gezilmesi gereken şatolar serimizin son yazısında, Château de Compiègne - Compiègne Şatosu'nu tanıyacağız hep birlikte. Compiègne Şatosu Paris'in 80 kilometre kadar kuzey doğusunda, başka bir region olan Picardie Bölgesi'nin Oise Departmanı'na bağlı Compiègne (konpiyen) şehrinde / kasabasında yer alan önemli bir saray.

Her ne kadar şato olarak bahsetsek de Palais de Compiègne - Compiègne Sarayı olarak da anılıyor. Daha önceki şatolar yazımda da bahsetmeye çalıştığım gibi Fransızlar, sarayları da şatoları da "château (şato)" olarak adlandırıyorlar ve bunların bir kısmı bizim hayal ettiğimiz orta çağ şatoları gibi olsa da onlar daha çok "château fort" olarak geçiyor. Bizim saray olarak değerlendirdiklerimiz de château olarak geçiyor.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Fransa kralları Osmanlı imparatorları gibi payitahtta tek bir saray ile yetinmemişler, neredeyse her buldukları yere bir şato, bir saray iliştirmişler. İmparatorluk şatosu olarak en önemlileri Versailles Sarayı, Fontainebleau Sarayı ve Compiègne Sarayı olarak geçiyor.

Onlar yaşamışlar, bizeyse gezip görmesi kalmış... Neyse ki Fransız Devrimi ile birlikte çoğu saray halkın ziyaretine, bahçe ve parkları da kullanıma açılmış. Fransız Devrimi sonrası cumhuriyet-monarşi arasındaki git gellerle de burası da birkaç kez saray vasfını kaybedip sonra yeniden kazanmış. Hatta bir ara okul, bir ara da hastane olarak kullanılmış.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Compiègne Şatosu'nun geçmişi beşinci, altıncı yüz yıla kadar uzanıyor ama şu an karşınızda duran şatonun tarihini 18. yüzyılla ilişkilendirmemiz gerekir. Compiègne Şatosu bu süreçte epey bir değişim dönüşüm geçirmiş haliyle.

Aslına bakarsanız, oldukça büyük bir saray olmakla birlikte Compiègne Şatosu, dışarıdan bakınca o kadar da görkemli ve heybetli durmuyor. Aynı şekilde Londra'daki Buckhingam Sarayı da bana çok iddiasız görünmüştü. Artık mütevazılık mı diyeceğiz, yoksa estetik başarısızlık mı bilmiyorum ama bu sarayda görkemden çok başka unsurlara önem verilmiş anlaşılan. Benim bu şatoyu sevme nedenimse bambaşka; yazının sonlarına doğru ondan da bahsedeceğim.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
1789'daki Fransız Devrimi'nden sonra Napolyon Bonaparte zamanında, 1. imparatorluk olarak geçen dönemde Compiègne Şatosu'nun restorasyonu için talimat veriyor. Evet Fransız tarihinde cumhurun başı olarak başa geçmiş bir askerin kendini kral ilan etmesi ile gelişen ilginç bir süreç var. Aslına bakarsanız bu süreci çok iyi öğrenmemiz gerek. Sonrasında tahttan bir gidip bir geliyor, sonra ardılları geliyor ve yine cumhuriyet, yine krallık, yine cumhuriyet; taht kavgası bitmek bilmiyor.

Tarihin yapraklarında ve o tarihe tanıklık eden bu türden yapılarda dolaşırken benim çok iyi anladığım bir şey şu ki hiçbirimiz bu saraylardaki taşlardan bir tanesi kadar bile değere sahip değiliz. Önemli olan bu sarayların yapılması, o iktidarları birilerinin elinde tutulması. Bizlerse belirli aidiyet duyguları ile bu kaos ortamında kendimize tutunacak dallar aryoruz sadece. Vatan millet Sakarya... Neyse çok karışık konular bunlar.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Compiègne Şatosu'na Paris'ten ulaşmak için Gare du Nord'dan trene binip Compiègne istasyonunda inmek gerekiyor. Burası Paris'in 5 zone'luk ulaşım haritasının dışında başka bir bölge olduğu için, Paris ve çevresinde geçerli navigo ve benzeri diğer ulaşım kartları bu trenlerde geçmiyor, o yüzden gardaki otomatlardan ayrıca bilet almanız gerekiyor.

Tren bileti fiyatı tek yön için 10€-15€ arası değişiyor, yolculuk süresi ise 40 ila 90 dakika arasında diyebiliriz. Çünkü bütün trenler aynı istasyonlarda durmuyor, fiyat ve süre farkı bundan kaynaklanıyor. Her zaman söylediğim gibi bineceğiniz trenin Compiègne'de durup durmadığını mutlaka kontrol edin lütfen.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Compiègne istasyonuna geldikten sonra dilerseniz 10 dakikalık bir yürüyüşle, güzel bir güzergahtan şatoya ulaşabilir, dilerseniz gar ile şato arasında Pazar hariç her gün çalışan ücretsiz otobüs ile kolayca buraya ulaşabilirsiniz.

Aslına bakarsanız en pratik ve güzel yol Compiègne'e kendi aracınızla gelmek. Hele ki otobandan ve paralı yoldan değil de, minik minik köylerin, uçsuz bucaksız tarlaların, ağaçların tünel yaptığı yolların izinden devam ederek buraya ulaşırsanız çok daha unutulmaz bir gezi olacaktır. Üstelik şatonun önündeki meydanda da ücretsiz otopark mevcut. Araç kiralamak istemiyorsanız da Paris Dolmuşu gibi özel şöförlü araç hizmetinden yararlanarak hayatınızı kolaylaştırabilirsiniz.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Compiègne Şatosu Salı hariç haftanın her günü 10:00-18:00 arası ziyarete açık. Ayrıca 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık tarihlerindeki resmi tatil günlerinde de kapalı olduğunu not edin lütfen.

Şato giriş ücreti yetişkinler için 7,5€. Bazı geçici sergilerde bu rakama 2€ kadar bir ek ücret alınabiliyor. 26 yaş altındaki ziyaretçilereyse giriş ücretsiz. Ayrıca her ayın ilk pazar günü Compiègne Şatosu'nun ücretsiz olarak gezilebildiğini hatırlatmak isterim. Güncel fiyatlara, dönemsel sergilere ve diğer tüm detaylara bu linkten ulaşabilirsiniz.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Napolyon Bonaparte'ın Yatak Odası
Compiègne Şatosu'nun müze olarak gezilebilen kısmı ana hatları ile üç kısımdan oluşuyor. Birinci bölüm Napolyon Bonaparte döneminin izlerini sürebileceğiniz süitler olacak. Bu bölümü gezerken geçici sergilerin olduğu salonlardan da geçiyorsunuz. Örneğin bizim bu şatoyu Temmuz 2016'daki son ziyaretimizde çok güzel bir bisiklet sergisi vardı.

Sonrasında Fransız aristokrasinin bildik (ama ne olursa olsun etkileyici), altın varaklı, gösterişli süslemeli ve bir o kadar da muhteşem tablolarla çevrili salonları arasında gezinize devam ediyorsunuz. Şatodan aklımda kalan odalardan biri, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz, Napolyon Bonaparte'ın yatak odası. Bu yatak odasının da bulunduğu bölüm 1919'da büyük bir yangında zarar görmüş, o nedenle tavan süslemeleri günümüze ulaşmamış. 

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Şatonun etkileyici salonlarından biri de yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz  büyük salon. Versailles Sarayı'ndaki Aynalı Salon kadar olmasa da burası da oldukça etkileyici bir yer. Bugün bu parkelerin üzerinde dolaşabiliyoruz, hatta izin verildiği ölçüde yerlere de oturabiliyoruz ama biz buradan gelip geçenleriz sadece. Şatonun sahipleri de Dünya sahnesinden gelip geçmiş olsa da, onlar hepimizden daha çok oturmuş burada...

Şatonun en etkileyici odalarından biri Napolyon Bonaparte'ın, bir anlamda kendine asalet katmak için evlendiği ikinci eşi imparatoriçe Marie-Louise d'Autriche'in yatak odası. Böyle bir odada uyumak istemezdim belki ama bu odada bulunup detayları incelemesi çok keyifli. Hatta bu odayı o kadar çok severim ki Paris'te Konaklama üzerine yazdığım Paris'te Nerede Kalınır? yazımda kapak fotoğrafı olarak burayı kullanmayı uygun gördüm ;)

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
İmparatoriçe Marie-Louise'in Yatak Odası
Sarayın bu feminen bölümü biraz daha incelikli haliyle. Fuşya tonlarında duvar boyaları, altın varaklar, incelikli objeler, heykeller, büstler ve birbirinden estetik sanat objeleri ve mobilyalar ile süslü bu bölüm, birkaç odadan oluşuyor.

İç bölümlere geçtikçe de ortam tenhalaşıyor ve kendinizi bu sarayda yalnız başınıza hayal edebiliyor, tablolarla, özellikle de portrelerden size yüzyıllar öncesinden bakan gözlerle, farklı bir boyutta iletişime geçebiliyorsunuz. Yine de altın yaldızın yoğunluğu, gezinizin uzunluğunun üzerine eklenince epey bir yorgunluk vermiyor değil.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Tabii bu tür yerleri gezerken günümüz estetik anlayışıyla değerlendirmemek gerek. Gerçi günümüzdeki iç mimarlık akımlarına bakınca da hangisinin daha güzel olduğuna kolay kolay karar veremiyor insan ama aristokrasinin bu aşırı süsü, bir tek sanat tarihine yaptığı sonsuz katkılar nedeniyle kabul edilebilir olabiliyor. Yoksa bunca gösterişe harcanan servetin kimlerin alın terinin karşılığı olduğu ayrı bir tartışma konusu.

Yine de bu kültürel mirasın korunmuş olması önemli. Artık böyle saraylara ihtiyacımız yok, olmamalı da ama tarihin aristokrasi döneminden günümüze ulaşmış bu nadide eserlerin de müthiş bir kültürel zenginliğin mirasçısı olan Fransızlar tarafından nasıl başarıyla korunduğuna tanıklık ediyoruz hep birlikte. Bu bağlamda kendileriyle ne kadar gurur duysalar az.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Biz Osmanlı Tarihi söz konusu olunca bir tek İstanbul'daki sarayları biliyoruz. Büyüklük ve geniş bir alana yayılma bakımından da bir tek Topkapı Sarayı diğer saraylarla yarışır sanıyorum. Dolmabahçe Sarayı epey süslü püslü bir saray olsa da Avrupa'daki sarayları gördükten sonra ne kadar küçük olduğunu anlıyor insan. Tabii yine de muhteşem bir boğazın kıyısında bulunuyor olması en büyük artısı. 

Oysa İstanbul'daki sarayların haricinde geriye pek bir şey kalmamış elimizde. Bir keresinde Edirne'de, Edirne Sarayı'nı görmeye gitmiştim, dümdüz bir çayır, bir köprü hatırlıyorum; içim acımıştı. Sonra ilk başkent Bursa'yı düşünüyorum, orada da ne bir saray ne bir bişey...; neyse ki birkaç değerli Osmanlı eseri ulaşabilmiş günümüze. Tarihinizi korumayınca kökünüz olmuyor, kökünüz olmayınca bugün ürettikleriniz köksüz, estetiksiz şeyler olarak ortalıkta duruyor, bir süre sonra o estetiksizlik popüler oluyor, takdir görüyor... Her neyse...

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Compiègne Şatosu, Louvre Müzesi gibi, Versailles Sarayı gibi, Fontainebleau Şatosu gibi gezmesi yorucu müzelerden biri. Her zamanki sorunumuz, bir yandan devasa boyuttaki salonları, koridorları aşmak için ciddi bir fiziksel efor gerekmesi, bir yandan da maruz kaldığımız kültürel, sanatsal etkileşimin bir süre sonra insanı fazlasıyla yorması.

Belki de karşısında bir gün geçirmemiz gereken tabloya sadece bir göz atıp bir sonraki objeye odaklanmak zorunda olmak, özellikle bu tür eserlerle duygusal bağ kurabilen, algısı yüksek insanlar için duygusal anlamda ciddi bir yük olabiliyor. O yüzden Compiègne Şatosu'nu gezmek de bir süre sonra sizi bitap düşürebiliyor ama gücünüzü iyi ayarlayın. Daha gezecek yerlerimiz var.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Louis-Phillippe'in Yatak Odası
Gezinizin bir sonraki bölümünde ise Fransa'nın son kralı, III. Napoléon olarak da geçen Lois-Philippe'in yatak odasını görüyoruz. Sonra yine salonlar, kütüphaneler, merdivenler, heykeller, tablolar ve birbirinden güzel sanat objeleri işte.

Aslında bakarsanız Compiègne Şatosu'nun içinde, yine aldığınız bilete dahil olan bir de Otomobil Müzesi var ama ben bu müzeyi ilk gidişimde gezmiştim. Temmuz 2016'daki son gidişimde ise bu bölüm restorasyon çalışması nedeniyle kapalıydı. Belki burası tekrar ziyarete açılınca Compiègne'e yeniden gidip fotoğraflamam, bu müze hakkında başlı başına bir yazı hazırlamam gerekecek. Çünkü içeride birbirinden değerli at arabaları, bisikletler, otomobiller ve hatta yarış arabaları var.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Musée National de la Voiture - Otomobil Müzesi
Örneğin, yukarıda gördüğünüz fotoğrafı Compiègne'e Ekim 2013'deki ilk gidişimde çekmiştim. Bu bir yarış arabası ve elektrikli. 1899 yılında yapılmış olan bu elektrikli yarış arabası -inanılmaz ama- saatte tam 100 kilometre hız yapıyormuş! Biz o tarihte nelerle uğraşırken Fransızlar nelerle uğraşıyormuş. Sahi biz şimdi nelerle uğraşıyoruz?

Bu ve bunun gibi birbirinden güzel tarihi aracı bir araba bulabileceğiniz Otomobil Müzesi umarım en kısa sürede açılır, çünkü gerçekten çok keyif alacağınız bir bölüm burası. Eğer otomobiller özel ilgi alanınızsa ne yapıp edip Fransa'nın İsviçre sınırındaki Mulhouse şehrinde bulunan Cité de l'Automobile'i de gezmenizi öneririm. Yok böyle bir şey...

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
İç mekan gezimizi bitirdikten sonra kendimizi dışarı atıyoruz. Compiègne Şatosu'nun bahçesi de diğer şatolar gibi oldukça büyük ama anladığım kadarıyla buraya Fransa'nın tarihteki ünlü bahçe peyzajcısı André Le Nôtre'un eli değmemiş. O nedenle burası daha çok normal bir park havasında; öyle işlemeli, süslü püslü, şekilli şemalli bir tasarımı yok pek. Yine de gezmeye değer elbette. Mütevazı bir bahçe gibi duruyor ama ucu bucağı görünmüyor yine de.

Ucun bucağın göründüğü yer, yani şatonun tam karşı ucunda da parkın bir girişi var, ondan sonrası da orman zaten. Şatonun bahçesi sabah 08:00'de açılıyor, akşamları ise yazın 19:00'da kışınsa 17:00'de kapanıyor. Bahçe herkese açık ve ücretsiz.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Le Salon de Thé du Jardin des Roses
Aslına bakarsanız benim bu şatonun en ama en sevdiğim yanı, bahçesinde harika bir orangerie bulunuyor olması. Burası günümüzde Le Salon de Thé Jardin des Roses adında bir kafe olarak hizmet veriyor ve burayı o kadar çok seviyorum ki, bu şatoya ikinci gelişim sırf bu orangerie'de çay içip tatlı yemek için olmuştu... Bence burası da ayrı bir yazı konusu olmayı hak ediyor; o zaman bir sonraki yazımız da bu kafe üzerine olsun.

Orangerie, şatonun arka bahçesine çıktığınızda en sol tarafta bulunuyor, en sağ tarafta ise, yine bahçede çok daha mütevazı bir büfe var. Le Salon de Thé Jardin des Roses  gibi havalı olmasa da dilerseniz, hava müsaitse ve boş yer bulabilirseniz tabii, bu büfenin önündeki bahçede bulunan şezlonglarda oturup çayınızı kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Sonrasında hemen yandaki çıkışa yönelip dışarı çıkabilir, sonra sağa doğru dönüp şato bahçesinin çevresinden dolaşarak ana girişe, otoparkın olduğu bölüme ulaşabilirsiniz. Şatonun ana giriş kapısını sırtınıza verip yürümeye başlarsanız da Compiégne'in merkezine ulaşmış oluyorsunuz. Burası da Versailles gibi çok güzel bir kasaba, bol bol yeme içme seçeneği var ve Pazar harici bir günse epey de canlı olacağını düşünüyorum. Caddelerin yanı sıra ara sokaklarda da kaybolmayı denerseniz insanların nasıl cennet gibi yerlerde, huzur dolu ortamlarda yaşadığını kendi gözlerinizle görebilirsiniz.

Château de Compiègne - Compiègne Şatosu
Compiègne Şatosu gezinize hemen yakınlarda bulunan ve muheteşem bir orta çağ şatosu olan Château de Pierrefonds'u da eklemek ister misiniz bilemiyorum. Bence her biri ayrı ayrı günlerde gezilip sindirilecek şatolar ama hazır buralara kadar gelmişken, hemen 15-20 dakika mesafedeki bu şatoyu da görmek akıllıca görünebilir ama bir o kadar da yorucu olacaktır, baştan söyleyeyim. İnsan bu kadar büyük, bu kadar görkemli şatoları gezerken hem fiziksel olarak hem de zihinsel olarak çok yoruluyor. Ama başka şansınız yoksa neden olmasın?

Evet, bu yazıyla birlikte Paris çevresinde mutlaka görülmesi gereken şatoların öncelikli olanlarını tamamlamış oldum. Ne zamandır bu günü bekliyordum ve nihayet başardım :) Aslında yazmak istediğim daha çok şato ve saray var ama onlar öncelikli değil; alternatif gezi güzergâhları olabilir. Paris ve çevresini yazma konusunda epey bir aşama kaydettikten sonra da öncelikli olarak Loire Vadisi şatolarını yazmaya çalışacağım, pek çoğunu birkaç kez gezdim, birkaç kez daha gezsem sıkılmam, hepsi birbirinden güzel çünkü. Adamlar yapmış, yaşamış, korumuş, yaşatmış...

Keyifli geziler, keyifli keşifler.






Adres: Château de Compiègne, Place du Générale de Gaulle, 60200 Compiègne

Paris Çevresi'ndeki Diğer Şatolar:
Versailles Sarayı - Château de Versailles
Vincennes Şatosu - Château de Vincennes
Saint Germain Şatosu - Ulusal Arkeoloji Müzesi
Fontainebleau Şatosu - Château de Fontainebleau
Chantilly Şatosu - Château de Chantilly
Pierrefonds Şatosu - Château de Pierrefonds
Vaux le Vicomte Şatosu - Château de Vaux-le-Vicomte
La Roche Guyon Şatosu - Château de la Roche-Guyon
Monte Kristo Şatosu - Château de Monte-Cristo
Malmaison Şatosu - Château de Malmaison
Maisons Laffitte Şatosu - Château de Maisons-Laffitte

TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

0 yorum:

Paris Hava Durumu

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 450'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

REKLAM ve SPONSORLUK

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.