(Son Güncelleme: 05.04.2019) Paris çevresinde öncelikle gezilmesi gereken şatolardan biri olan Château de Compiègne – Compiegne Şatosu‘nu tanıyacağız bu kez hep birlikte. Compiegne Şatosu Paris’in 80 kilometre kadar kuzey doğusunda, başka bir region olan Picardie Bölgesi’nin Oise Departmanı’na bağlı Compiègne (konpiyen) şehrinde / kasabasında yer alan önemli bir saray.

Her ne kadar şato olarak bahsetsek de Palais de Compiègne – Compiègne Sarayı olarak da anılıyor. Daha önceki şatolar yazımda da bahsetmeye çalıştığım gibi Fransızlar, sarayları da şatoları da “château (şato)” olarak adlandırıyorlar ve bunların bir kısmı bizim hayal ettiğimiz Orta Çağ şatoları gibi olsa da onlar daha çok “château fort” (şato for ya da şato foğ) olarak geçiyor. Bizim saray olarak değerlendirdiklerimiz de château olarak geçiyor. 

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Fransa kralları Osmanlı imparatorları gibi payitahtta tek bir sarayla yetinmemişler, neredeyse her buldukları yere bir şato, bir saray iliştirmişler. İmparatorluk şatosu olarak Paris çevresinde en önemlileri Versay Sarayı, Fontainebleau Sarayı ve Compiegne Sarayı olarak geçiyor. Loire Vadisi Şatoları arasındaysa Chambord Şatosu, Amboise Şatosu ve Blois Şatosu ön plana çıkıyor.

Onlar yaşamışlar, bizeyse gezip görmesi kalmış… Neyse ki Fransız Devrimi ile birlikte çoğu saray halkın ziyaretine, bahçe ve parkları da kullanıma açılmış. Fransız Devrimi sonrası cumhuriyet-monarşi arasındaki git gellerle de burası da birkaç kez saray vasfını kaybedip sonra yeniden kazanmış. Hatta bir ara okul, bir ara da hastane olarak kullanılmış.

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Compiegne Şatosu’nun geçmişi beşinci, altıncı yüz yıla kadar uzanıyor ama şu an karşınızda duran şatonun tarihini 18. yüzyılla ilişkilendirmemiz gerekir. Compiegne Şatosu bu süreçte epey bir değişim – dönüşüm geçirmiş haliyle.

Aslına bakarsanız, oldukça büyük bir saray olmakla birlikte Compiegne Şatosu, dışarıdan bakınca o kadar da görkemli ve heybetli durmuyor. Aynı şekilde Londra’daki Buckhingam Sarayı da bana çok iddiasız görünmüştü. Artık mütevazılık mı diyeceğiz, yoksa estetik başarısızlık mı bilmiyorum ama bu sarayda görkemden çok başka unsurlara önem verilmiş anlaşılan. Benim bu şatoyu sevme nedenimse bambaşka; yazının sonlarına doğru ondan da bahsedeceğim. 

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

1789’daki Fransız Devrimi’nden sonra Napolyon Bonaparte zamanında, 1. imparatorluk olarak geçen dönemde Compiegne Şatosu’nun restorasyonu için talimat veriyor. Evet Fransız tarihinde cumhurun başı olarak başa geçmiş bir askerin kendini kral ilan etmesiyle gelişen ilginç bir süreç var. Aslına bakarsanız bu süreci çok iyi öğrenmemiz gerek. Sonrasında tahttan bir gidip bir geliyor, sonra ardılları geliyor ve yine cumhuriyet, yine krallık, yine cumhuriyet; taht kavgası bitmek bilmiyor.

Tarihin yapraklarında ve o tarihe tanıklık eden bu türden yapılarda dolaşırken benim çok iyi anladığım bir şey şu ki hiçbirimiz bu saraylardaki taşlardan bir tanesi kadar bile değere sahip değiliz. Önemli olan bu sarayların yapılması, o iktidarları birilerinin elinde tutulması. Bizlerse belirli aidiyet duygularıyla bu kaos ortamında kendimize tutunacak dallar arıyoruz sadece. Vatan millet Sakarya… Neyse çok karışık konular bunlar. 

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Compiegne Şatosu’na Paris’ten ulaşmak için Gare du Nord‘dan trene binip Compiegne istasyonunda inmek gerekiyor. Burası Paris’in 5 zone‘luk ulaşım haritasının dışında başka bir bölge olduğu için, Paris ve çevresinde geçerli navigo ve benzeri diğer ulaşım kartları bu trenlerde geçmiyor, o yüzden gardaki otomatlardan ayrıca bilet almanız gerekiyor.

Tren bileti fiyatı tek yön için 10€-15€ arası değişiyor, yolculuk süresi ise 40 ila 90 dakika arasında diyebiliriz. Çünkü bütün trenler aynı istasyonlarda durmuyor, fiyat ve süre farkı bundan kaynaklanıyor. Her zaman söylediğim gibi bineceğiniz trenin Compiègne’de durup durmadığını mutlaka kontrol edin lütfen.

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Compiègne istasyonuna geldikten sonra dilerseniz 10 dakikalık bir yürüyüşle, güzel bir güzergahtan şatoya ulaşabilir, dilerseniz gar ile şato arasında Pazar hariç her gün çalışan ücretsiz otobüs ile kolayca gelebilirsiniz.

Aslına bakarsanız en pratik ve güzel yol Compiègne’e kendi aracınızla gelmek. Hele ki otobandan ve paralı yoldan değil de minik minik köylerin, uçsuz bucaksız tarlaların, ağaçların tünel yaptığı yolların izinden devam ederek buraya ulaşırsanız çok daha unutulmaz bir gezi olacaktır. Üstelik şatonun önündeki meydanda da ücretsiz otopark mevcut.

Arabayla giderseniz tabii daha özgür olursunuz. Paris içinde araba kullanmak biraz streslidir ama Paris çevresinde arabayla dolaşmak, özelikle de böyle şatolara gitmek keyifli olabilir. Paris’te araba kiralamak istiyorsanız yukarıdaki banner’a tıklayarak, Rentalcars gibi karşılaştırma sitelerinden fiyat araştırıp ihtiyacınız olan arabayı rezerve edebilirsiniz.

Araba kiralamak ya da araba kullanmak istemiyorsanız o zaman Paris Dolmuşu gibi özel şöförlü araç hizmetinden yararlanarak hayatınızı kolaylaştırabilirsiniz.

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Compiegne Şatosu Salı hariç haftanın her günü 10:00-18:00 arası ziyarete açık. Ayrıca 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık tarihlerindeki resmi tatil günlerinde de kapalı olduğunu not edin lütfen.

Şato 26 yaş altındaki ziyaretçilereyse giriş ücretsiz. Ayrıca her ayın ilk Pazar günü Compiegne Şatosu’nun ücretsiz olarak gezilebildiğini hatırlatmak isterim. Güncel fiyatlara, dönemsel sergilere ve diğer tüm detaylara yazının sonundaki resmi web sayfası linkinden ulaşabilirsiniz. 

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Compiegne Şatosu’nun müze olarak gezilebilen kısmı ana hatlarıyla üç kısımdan oluşuyor. Birinci bölüm Napolyon Bonaparte döneminin izlerini sürebileceğiniz süitler olacak. Bu bölümü gezerken geçici sergilerin olduğu salonlardan da geçiyorsunuz. Örneğin bizim bu şatoyu Temmuz 2016’daki son ziyaretimizde çok güzel bir bisiklet sergisi vardı.

Sonrasında Fransız aristokrasinin bildik (ama ne olursa olsun etkileyici), altın varaklı, gösterişli süslemeli ve bir o kadar da muhteşem tablolarla çevrili salonları arasında gezinize devam ediyorsunuz. Şatodan aklımda kalan odalardan biri, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz, Napolyon Bonaparte’ın yatak odası. Bu yatak odasının da bulunduğu bölüm 1919’da büyük bir yangında zarar görmüş, o nedenle tavan süslemeleri günümüze ulaşmamış.  

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net Ahmet ORE

Şatonun etkileyici salonlarından biri de yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz büyük salon. Versay Sarayı‘ndaki Aynalı Salon kadar olmasa da burası da oldukça etkileyici bir yer. Bugün bu parkelerin üzerinde dolaşabiliyoruz, hatta izin verildiği ölçüde yerlere de oturabiliyoruz ama biz buradan gelip geçenleriz sadece. Şatonun sahipleri de dünya sahnesinden gelip geçmiş olsa da onlar hepimizden daha çok oturmuş burada…

Şatonun en etkileyici odalarından biri Napolyon Bonaparte’ın, bir anlamda kendine asalet katmak için evlendiği ikinci eşi imparatoriçe Marie-Louise d’Autriche‘in yatak odası. Böyle bir odada uyumak istemezdim belki ama bu odada bulunup detayları incelemesi çok keyifli. Hatta bu odayı o kadar çok severim ki Paris’te Konaklama üzerine yazdığım Paris’te Nerede Kalınır? yazımda kapak fotoğrafı olarak burayı kullanmayı uygun gördüm 😉 

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Sarayın bu feminen bölümü biraz daha şatafatlı haliyle. Fuşya tonlarında duvar boyaları, altın varaklar, incelikli objeler, heykeller, büstler ve birbirinden estetik sanat objeleri ve mobilyalarla süslü bu bölüm, birkaç odadan oluşuyor.

İç bölümlere geçtikçe de ortam tenhalaşıyor ve kendinizi bu sarayda yalnız başınıza hayal edebiliyor, tablolarla, özellikle de portrelerden size yüzyıllar öncesinden bakan gözlerle, farklı bir boyutta iletişime geçebiliyorsunuz. Yine de altın yaldızın yoğunluğu, gezinizin uzunluğunun üzerine eklenince epey bir yorgunluk vermiyor değil. 

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Tabii bu tür yerleri gezerken günümüz estetik anlayışıyla değerlendirmemek gerek. Gerçi günümüzdeki iç mimarlık akımlarına bakınca da hangisinin daha güzel olduğuna kolay kolay karar veremiyor insan ama aristokrasinin bu aşırı süsü, bir tek sanat tarihine yaptığı sonsuz katkılar nedeniyle kabul edilebilir olabiliyor. Yoksa bunca gösterişe harcanan servetin, kimlerin alın terinin karşılığı olduğu ayrı bir tartışma konusu.

Yine de bu kültürel mirasın korunmuş olması önemli. Artık böyle saraylara ihtiyacımız yok, olmamalı da ama tarihin aristokrasi döneminden günümüze ulaşmış bu nadide eserlerin de müthiş bir kültürel zenginliğin mirasçısı olan Fransızlar tarafından nasıl başarıyla korunduğuna tanıklık ediyoruz hep birlikte. Bu bağlamda kendileriyle ne kadar gurur duysalar az. 

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Biz Osmanlı Tarihi söz konusu olunca bir tek İstanbul’daki sarayları biliyoruz. Büyüklük ve geniş bir alana yayılma bakımından da bir tek Topkapı Sarayı diğer saraylarla yarışır sanıyorum. Dolmabahçe Sarayı epey süslü püslü bir saray olsa da Avrupa’daki sarayları gördükten sonra ne kadar küçük olduğunu anlıyor insan. Tabii yine de muhteşem bir boğazın kıyısında bulunuyor olması en büyük artısı. 

Oysa İstanbul’daki sarayların haricinde geriye pek bir şey kalmamış elimizde. Bir keresinde Edirne’de, Edirne Sarayı’nı görmeye gitmiştim, dümdüz bir çayır, bir köprü hatırlıyorum; içim acımıştı. Sonra ilk başkent Bursa’yı düşünüyorum, orada da ne bir saray ne bir bişey…; neyse ki birkaç değerli Osmanlı eseri ulaşabilmiş günümüze. Tarihinizi korumayınca kökünüz olmuyor, kökünüz olmayınca bugün ürettikleriniz köksüz, estetiksiz şeyler olarak ortalıkta duruyor, bir süre sonra o estetiksizlik popüler oluyor, takdir görüyor… Her neyse… 

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Compiegne Şatosu, Louvre Müzesi gibi, Versay Sarayı gibi, Fontainebleau Şatosu gibi gezmesi yorucu müzelerden biri. Her zamanki sorunumuz, bir yandan devasa boyuttaki salonları, koridorları aşmak için ciddi bir fiziksel efor gerekmesi, bir yandan da maruz kaldığımız kültürel, sanatsal etkileşimin bir süre sonra insanı fazlasıyla yorması.

Belki de karşısında bir gün geçirmemiz gereken tabloya sadece bir göz atıp bir sonraki objeye odaklanmak zorunda olmak, özellikle bu tür eserlerle üst bir bağ kurabilen, algısı yüksek insanlar için duygusal anlamda ciddi bir yük olabiliyor. O yüzden Compiegne Şatosu’nu gezmek de bir süre sonra sizi bitap düşürebiliyor. O yüzden gücünüzü iyi ayarlayın, daha gezecek yerlerimiz var.

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Gezinizin bir sonraki bölümünde ise Fransa’nın son kralı, III. Napoléon‘un yatak odasını görüyoruz. Sonra yine salonlar, kütüphaneler, merdivenler, heykeller, tablolar ve birbirinden güzel sanat objeleri işte.

Aslında bakarsanız Compiegne Şatosu’nun içinde, yine aldığınız bilete dahil olan bir de Otomobil Müzesi var ama ben bu müzeyi ilk gidişimde gezmiştim. Temmuz 2016’daki son gidişimde bu bölüm restorasyon çalışması nedeniyle kapalıydı. Belki burası tekrar ziyarete açılınca Compiègne’e yeniden gidip fotoğraflamam, bu müze hakkında başlı başına bir yazı hazırlamam gerekecek. Çünkü içeride birbirinden değerli at arabaları, bisikletler, otomobiller ve hatta yarış arabaları var.

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Örneğin, yukarıda gördüğünüz fotoğrafı Compiègne’e Ekim 2013’deki ilk gidişimde çekmiştim. Bu bir yarış arabası ve elektrikli. 1899 yılında yapılmış olan bu elektrikli yarış arabası -inanılmaz ama- saatte tam 100 kilometre hız yapıyormuş! Biz o tarihte nelerle uğraşırken Fransızlar nelerle uğraşıyormuş. Sahi, biz şimdi nelerle uğraşıyoruz?

Bu ve bunun gibi birbirinden güzel tarihi aracı bir arada bulabileceğiniz Otomobil Müzesi gerçekten çok keyif alacağınız bir bölüm. Eğer otomobiller özel ilgi alanınızsa ne yapıp edip Fransa’nın İsviçre sınırındaki Mulhouse şehrinde bulunan Cité de l’Automobile‘i de gezmenizi öneririm. Yok böyle bir şey… 

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

İç mekan gezimizi bitirdikten sonra kendimizi dışarı atıyoruz. Compiegne Şatosu’nun bahçesi de diğer şatolar gibi oldukça büyük ama anladığım kadarıyla buraya Fransa’nın tarihteki ünlü bahçe peyzajcısı André Le Nôtre’un eli değmemiş. O nedenle burası daha çok normal bir park havasında; öyle işlemeli, süslü püslü, şekilli şemalli bir tasarımı yok pek. Yine de gezmeye değer elbette. Mütevazı bir bahçe gibi duruyor ama ucu bucağı görünmüyor yine de.

Ucun bucağın göründüğü yerde yani şatonun tam karşı ucunda da parkın bir girişi var, ondan sonrası da orman zaten. Şatonun bahçesi sabah 08:00’de açılıyor, akşamları ise yazın 19:00’da kışınsa 17:00’de kapanıyor. Bahçe herkese açık ve ücretsiz

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Aslına bakarsanız benim bu şatonun en ama en sevdiğim yanı, bahçesinde harika bir orangerie bulunuyor olması. Burası günümüzde Le Salon de Thé – Café Jardin des Roses adında bir kafe olarak hizmet veriyor ve burayı o kadar çok seviyorum ki, bu şatoya ikinci gelişim sırf bu orangerie‘de çay içip tatlı yemek için olmuştu 🙂

Orangerie, şatonun arka bahçesine çıktığınızda en sol tarafta bulunuyor, en sağ tarafta ise, yine bahçede çok daha mütevazı bir büfe var. Le Salon de Thé – Café Jardin des Roses  gibi havalı olmasa da dilerseniz, hava müsaitse ve boş yer bulabilirseniz tabii, bu büfenin önündeki bahçede bulunan şezlonglarda oturup çayınızı kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Sonrasında hemen yandaki çıkışa yönelip dışarı çıkabilir, sonra sağa doğru dönüp şato bahçesinin çevresinden dolaşarak ana girişe, otoparkın olduğu bölüme ulaşabilirsiniz. Şatonun ana giriş kapısını sırtınıza verip yürümeye başlarsanız da Compiégne’in merkezine ulaşmış oluyorsunuz. Burası da Versailles gibi çok güzel bir kasaba, bol bol yeme içme seçeneği var ve Pazar harici bir günse epey de canlı olacağını düşünüyorum. Caddelerin yanı sıra, ara sokaklarda da kaybolmayı denerseniz insanların nasıl cennet gibi yerlerde, huzur dolu ortamlarda yaşadığını kendi gözlerinizle görebilirsiniz.

Compiegne Şatosu - Chateau de Compiegne Pariste.Net

Compiegne Şatosu gezinize hemen yakınlarda bulunan ve muhteşem bir Orta Çağ şatosu olan Château de Pierrefonds – Pierrefonds Şatosu‘nu da eklemek ister misiniz bilemiyorum. Bence her biri ayrı ayrı günlerde gezilip sindirilecek şatolar; hazır buralara kadar gelmişken, hemen 15-20 dakika mesafedeki bu şatoyu da görmek akıllıca görünebilir ama bir o kadar da yorucu olacaktır, baştan söyleyeyim. İnsan bu kadar büyük, bu kadar görkemli şatoları gezerken hem fiziksel olarak hem de zihinsel olarak çok yoruluyor. Ama başka şansınız yoksa neden olmasın? Özellikle Paris’te Bir Hafta geçirecekseniz Compiegne Şatosu listeye alınabilir, ama Paris’te 15 Gün geçirecekseniz burayı da mutlaka görmeniz gerekiyor bence…

Evet, bu yazıyla birlikte Paris çevresinde mutlaka görülmesi gereken şatoların öncelikli olanlarını tamamlamış oldum. Ne zamandır bu günü bekliyordum ve nihayet başardım 🙂 Aslında yazmak istediğim daha çok şato ve saray var ama onlar öncelikli değil; alternatif gezi güzergâhları olabilir. Örneğin, Loire Vadisi Şatoları da dillere destan… Adamlar yapmış, yaşamış, korumuş, yaşatmış…

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Web Adresi: en.palaisdecompiegne.fr/

Adres: Place du Générale de Gaulle, 60200 Compiègne

Author

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.