(Son Güncelleme: 11.09.2019) Bu kez Paris’in çok az dışına çıkıp şahane bir müzeyi gezeceğiz hep birlikte. Hem muhteşem bir şatoyu görmüş olacağız, hem de arkeoloji meraklıları için zengin içerik sunan çok özel bir yeri tanımış olacağız: Saint Germain en Laye Şatosu Ulusal Arkeoloji Müzesi – Musée d’Archéologie National bu yazımızın konusu.

Ulusal Arkeoloji Müzesi, Paris merkeze RER ile yarım saat mesafede bulunan Saint Germain en Laye’de (sen jermen an le) aynı isimle anılan Saint Germain en Laye Şatosu‘nda bulunuyor. Burayı Paris’in 6. arrondissement‘ında bulunan Saint Germain Bölgesi ile karıştırmayın sakın. Saint Germain en Laye, Paris’e çok yakın olmasına rağmen bambaşka bir havası olan, şık bir Paris banliyösü. Bu bölge hakkında da ayrı bir yazı yazmak şart aslında.

RER-A‘ya atlayıp Saint Germain-en-Laye yönüne giden bir trene binip son istasyonda indiğinizde, istasyondan dışarı çıkınca sol tarafta tüm görkemiyle sizi karşılayan Saint Germain en Laye Şatosu’na hoş bir köprüden giriyorsunuz, zira şatonun çevresi hendekle kaplı.

Saint Germain en Laye Şatosu’nun yapımına 1124’te VI. Louis zamanında başlanmış, uzun bir tarihi süreçte türlü yangınlar, yıkımlar geçirmesine rağmen, türlü eklemeler ve restorasyon çalışmalarıyla günümüzdeki halini almış. Fransa imparatorlarından II. Henri, IX. Charles ve herkesin bildiği XIV. Louis’nin doğduğu şato olması bakımından da Fransız tarihinde önemli bir yer burası.

Saint Germain en Laye Şatosu - Chateau de Saint Germain en Laye - Ulusal Arkeoloji Müzesi Pariste.Net

1862’de III. Napolyon’un emriyle arkeoloji müzesi olarak kullanılmaya başlanan şato, o zamandan beri Fransız tarih ve kültür mirasının en önemli arkeolojik örneklerinin sergilendiği çok özel bir yer olmuş. Saint Germain en Laye Şatosu – Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen 30.000 civarında arkeolojik eser nedeniyle Avrupa’nın en zengin koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor.

Taş devri, cilalı taş devri, demir ve bronz çağlarını aşıp ilk dönem orta çağ eserlerine kadar uzanan çok geniş bir yelpazede buluntuların sergilendiği bu muhteşem müzeyi gezerken sizin de benim kadar etkileneceğinizi düşünüyorum. Özellikle Noah Hariri’nin “Hayvanlardan Tanrılara – Sapiens” kitabını okumuşsanız müze ziyaretinin daha bir anlamlı olacağını tahmin ediyorum.

Saint Germain en Laye Şatosu - Chateau de Saint Germain en Laye - Ulusal Arkeoloji Müzesi Pariste.Net

Binlerce yıllık savaş, müzik ve tarım aletleri, süs eşyaları, mezarlar, iskeletler ve kafatasları arasında dolaşmak, insanlık tarihinde ne küçük bir zaman diliminde yaşıyor olduğumuzun ayırdına varmak, öylesine enteresan bir duygu ki. Bir yandan arkeoloji bilimine olan saygımız katlanarak artıyor, bir yandan da yerküre üzerindeki varoluşumuzu şöyle bir sorguluyoruz.

Hep söylediğim gibi, Paris’te müze gezmek sadece orada sergilenen objelerle etkileşimde bulmak değil, başlı başına gezdiğiniz müze binasıyla da bir duygu alışverişi yaşamanıza neden oluyor. Çünkü Saint Germain en Laye Şatosu’nun salonlarında dolaşırken, taş merdivenlerden inip çıkarken, bir yandan yere, bir yandan tavana, bir yandan duvarlara, bir yandan da sergilenen buluntulara bakıp nerede, hayatın hangi boyutunda olduğunuzu anlamaya çalışıyorsunuz. Hele ki camdan dışarı baktığınızda gördüğünüz koskoca Saint Germain en Laye Parkı‘nın manzarası…

Saint Germain en Laye Şatosu - Chateau de Saint Germain en Laye - Ulusal Arkeoloji Müzesi Pariste.Net

Nedense benim zihnimde arkeoloji hep klasik Yunan arkeolojisiyle ilişkilenmiş durumda oldu uzunca bir süre. Sanırım bunda, ben lisedeyken üniversiteyi kazanıp klasik arkeoloji okuyan, hayatı boyunca klasik Yunan arkeolojisiyle haşır neşir olan can dostum Fuat‘ın etkisi büyük. Tabii o gerçeği biliyordu ama benim kavramam biraz zaman aldı 🙂 Uzunca bir süre Mısır ve daha önceki uygarlıklar, hatta uygarlıklar öncesi ilkel yaşama dair eserler başka bir konu başlığıymış gibi geldi bana. Bu yanılgımdan bol bol arkeoloji müzesi gezerek kurtuldum diyebilirim.

İnsanın yeryüzündeki varlığı o kadar ama o kadar uzun bir zaman dilimine yayılıyor ki. Tabii yerkürenin tarihinden söz edecek olursak bu kez de nasıl da kısa bir kronolojik zaman diliminden bahsedeceğiz. İnsanoğlu garip bir varlık. Kendi hayatını tüm dünyanın varoluşu sanıyor…

Saint Germain en Laye Şatosu - Chateau de Saint Germain en Laye - Ulusal Arkeoloji Müzesi Pariste.Net

İşte bu düşüncelerle Saint Germain en Laye Şatosu’nun salonlarında dolaşırken gördüklerime mi binanın kendisine mi hayran olsam diye şaşkın şaşkın bakınırken sadece bir müze gezmediğimi, başkalarına aitmiş gibi görünen bu buluntuların, aslında benim (sizin benim hepimizin) geçmişine ait izler taşıdığını fark ettim. O zaman günümüzde dert dediğimiz şeylerin aslında dert olmadığının, bu dünyadaki kısacık ömrümüzü en iyi biçimde geçirmemiz gerektiğinin bir kere daha ayırdına vardım.

Saint Germain en Laye Şatosu – Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde beni en çok etkileyen buluntular binlerce yıllık iskeletler, kafatasları ve müzik aletleri oldu. Bir de cam objeler ve yer seramiklerinin etkileyici olduğunu söylemeliyim. Gezi sonunda şatonun orta avlusuna çıkmak da bir o kadar keyifliydi. Şapelde dans çalışması yapan gençleri izlemek, bu şatonun nelere tanıklık ettiğini düşünmek…

Saint Germain en Laye Şatosu - Chateau de Saint Germain en Laye - Ulusal Arkeoloji Müzesi Pariste.Net Ahmet ORE & Kenize Mourad

Hele bir de sonraki bir zaman diliminde bu şapelde Kudsi Ergüner onuruna verilen kokteylde, hayatımda beni en çok etkileyen kitaplardan biri olan “Saraydan Sürgüne”nin yazarı, Osmanlı prensesi Kénizé Mourad‘la sohbet etme fırsatı bulmak da unutulmaz bir anı oldu benim için. O yüzden Saint Germain en Laye Şatosu’nun bende yeri başkadır 😉

Beş kanattan oluşan şatonun bir kanadı kral, bir kanadı kraliçe, bir kanadı kral çocukları, bir kanadı balo, bir kanadıysa şapel kanadı olarak adlandırılıyor. Çevresinde bulunan Saint Germain en Laye Parkı o kadar büyük ki şato uzaktan bakınca küçükmüş gibi görünüyor. Oysa hiç de öyle değil.

Saint Germain en Laye Şatosu - Chateau de Saint Germain en Laye - Ulusal Arkeoloji Müzesi Pariste.Net

Biz Saint Germain en Laye Şatosu’nu her ayın ilk Pazar günü ücretsiz olduğu günleri fırsat bilerek para vermeden gezdik ama bilseydim daha önce gelirdim; gerçekten buna değermiş. Müze Pazartesi günleri hariç haftanın her günü 10:00-17:00 saatleri arasında gezilebilir.

25 Aralık, 1 Ocak ve 1 Mayıs günlerinde de müzenin kapalı olduğu bilgisini not düşmek gerek. Ayrıca uzun zamandır süren restorasyon çalışmaları nedeniyle benim gördüğümle sizin gezeceğiniz salonlar aynı olmayabilir, bazı salonlar ziyarete kapatılıyor, yeni salonlar ziyarete açılıyor. Bu da demektir ki burayı bir kere gezmek asla yetmeyecektir. Güncel fiyatlar ve diğer konularda detaylar için yazının sonundaki linkten bilgi alabilirsiniz.

Saint Germain en Laye Şatosu - Chateau de Saint Germain en Laye - Ulusal Arkeoloji Müzesi Pariste.Net

Saint Germain en Laye Şatosu – Ulusal Arkeoloji Müzesi’ni gezdikten sonra yapılacak iki güzel şeyden biri Saint Germain en Laye’de dolaşmak, diğeri de Saint Germain en Laye Parkı‘na girip parkta ve devamında uzayıp giden Saint Germain en Laye Ormanı’nda saatlerce yürümek… Özellikle bir Pazar günü oraya giderseniz öğleye kadar açık olan Saint Germain en Laye pazarını mutlaka görmenizi öneririm.

Bir de buradan kalkıp Versay Sarayı tarafına giden 1 numaralı otobüsle yolculuk yapmak müthiş keyifli, vaktiniz varsa bunu da yapmalısınız ya da daha yakınlarda 10 numaralı otobüse atlayıp gidebileceğiniz, Alexandre Dumas’nın Evi, Monte Kristo Şatosu – Château de Monte Cristo bulunuyor, onu da görmek hoş olabilir. Civardaki bir diğer şato önerim Malmaison Şatosu – Château de Malmaison olabilir, hemen yanında çok güzel bir park olan Bois Préau Parkı da atlanmamalı.

Saint Germain en Laye Şatosu - Chateau de Saint Germain en Laye - Ulusal Arkeoloji Müzesi Pariste.Net

Ayrıca Grand Lac des Ibis‘in de bulunduğu, muhteşem doğa yürüyüş parkuru ve rüya gibi evleriyle Le Vésinet – Le Pecq var ki, orası da kaçmaz. Özellikle Paris’te Bir Hafta geçirecekseniz burası listeye alınabilir, Paris’te 15 Gün geçirecekseniz de mutlaka görmeniz gerekiyor diyeyim.

Ayrıca bir başka gün (Nisan başından Kasım başına kadar olan dönemde) aralarında Saint Germain en Laye Şatosu’nun da bulunduğu, Fransa’nın en önemli tarihi yapıları, anıtları ve hatta şehir maketlerinin de bulunduğu France Miniature‘e de vakit ayırmanızı öneririm.

Şato ve saraylara meraklıysanız aşağıda listesini sunduğum ve her birini tek tek yazdığım diğer şato ve saraylara da bir bakıverin isterseniz.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Web Adresi: en.musee-archeologienationale.fr/

Adres: Place Charles de Gaulle, 78100 Saint-Germain-en-Laye

Author

2 Comments

  1. Ahmet Bey tekrardan merhaba
    Öncelikle maillerime bıkmadan usanmadan cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim.Araştırmalarıma devam ederken şunu farkettim ki hep Paris'in iyi yönlerinden ayrıntılı bir şekilde bahsetmişsiniz ama Paris'le ilgili internette özellikle yankesicilik,dolandırıcılık ve hırsızlarlarla ilgili de çok fazla yorum var özellikle ekşi sözlükte.Acaba sizden rica etsem orada 3 yıldan uzun süredir yaşayan bir Türk olarak bizlere Paris'in kötü özelliklerinden de ayrıntılı bir şekilde bahseden ve ona göre önlemlerimizi alabilecğimiz bir yazı kaleme alabilir misiniz.Şimdiden teşekkürler iyi çalışmalar…

    • Merhaba,
      Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Aslında haklısınız, belki de ben hep güzellikleri görmek istediğimden önceliği hep bu konulara verdim ama tabi dediğiniz gibi hayatın bir de o yüzü var. Gerçi benim başıma pek tatsız bir şey gelmedi bugüne kadar, pek güvenlik sorunu yaşamadım ama böyle şeyler olduğunu duyuyorum. Bu konuda bir yazı yazmam gerektiğini hatırlattığınız için teşekkür ederim. İlk fırsatta deneyimlerimi paylaşmaya çalışacağım.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.