(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in parkı, bağı-bahçesi bitmiyor efendim; bugün yine kendimizi yeşile salıyoruz. Ama bu kez bayıra karşı uzanacağız biraz, Paris’i doğusundan ve tepelerden seyredeceğiz: Parc de Belleville – Belleville Parkı’ndayız.

Parc de Belleville (park dö belvil ya da pağk dö belvil), 20. arrondissement‘daki Belleville semtinde bulunuyor ve 4,5 hektarlık yüzölçümüyle Paris’in en büyük parklarından biri olma özelliğini taşıyor. Tuileries Bahçesi ya da Lüksemburg Bahçesi kadar havalı olmasa da La Villette Parkı, Bercy Parkı ya da André-Citroën Parkı gibi çağdaş bir park olması bakımından, size değişik görünebilir. 

Belleville Parkı – Parc de Belleville

Kişisel olarak benim yolum Paris’in doğu tarafına çok sık düşmediği için burayı keşfetmem de Temmuz 2016’yı buldu. Aslında görmek istediğim yerlerden biriydi ama bir türlü sıra gelmedi. Bir gün yine rastgele otobüslerle şehri oradan oraya turlarken kendimi bu civarda buldum ve hemen aklıma, çok yakınlarda olduğunu bildiğim Belleville Parkı’nı gezmek geldi; bir baktım ki parktayım…

Belleville benim pek iyi bilmediğim bir bölge. Fazla kozmopolit yapısı, özellikle de uzak doğuluların fazla oluşu, beni o sevdiğim Paris dokusundan uzaklaştırdığı için, biraz da öteki Paris havasında olduğu için yolum o taraflara pek düşmüyor ama sonuçta orası da bünyesinde pek çok zenginliği barındırıyor. Belleville Parkı da onlardan biri. 

Belleville Parkı – Parc de Belleville

Bu parka özellikle kalkıp gitmeli misiniz? Bilmiyorum; buna yazıyı okuduktan, fotoğraflara baktıktan sonra kendiniz karar verirsiniz ama benim amacım sizi Paris’te böyle bir park olduğundan haberdar etmek.

Belki oteliniz bu civardadır, belki Paris’i ve Eyfel Kulesi‘ni uzaktan seyretmek hoşunuza gider, yeşillikler içinde dolaştıktan sonra bambaşka bir Paris’i tanımak isteyebilirsiniz, hava güzelse piknik yaparsınız belki; Parc de Belleville bunun için var. 

Belleville Parkı – Parc de Belleville

Parkın pek çok girişi var ama benim gibi yokuş tırmanmaktansa “boşa alıp” bayır aşağı inmek isteyenlerdenseniz siz de, yukarıdan girişi tarif edeyim o zaman. Hep birlikte tepeden dolaşa dolaşa aşağıya doğru, hiç yorulmadan ineceğiz, merak etmeyin.

11 numaralı metro hattının “Pyrènes” istasyonunda inip de dışarı çıktığınızda, Rue de Belleville’den yokuş aşağı inmeniz gerekiyor önce. Ortam pek havalı olmayabilir ama bu yokuşun sol tarafında sizi bir sürpriz bekliyor: Edith Piaf’ın Doğduğu Ev! Bu evi geçtikten sonra ilk köşeden sola dönüp sokağa girerseniz parka epeyce yaklaşmış oluyorsunuz. 

Belleville Parkı – Parc de Belleville

Yürüdüğünüz bu dar sokağın adı Rue Piat. Hafif bir yokuş çıkarak ilerlerken parkın ilk girişini sağda göreceksiniz; ben bu girişi görür görmez hemen içeri girdim ama siz benim gibi aceleci davranmayın. 

Bu kapıdan girmek yerine sokak boyunca düz yürümeye devam edince teras gibi bir meydana geliyorsunuz, orası daha güzel, daha etkileyici. Bence terasın olduğu, Paris’in ve Eyfel Kulesi‘nin yukarıdan göründüğü bu noktadan girmek daha zevkli olacaktır. 

Üzüm Bağları
Belleville Parkı – Parc de Belleville

Üst kapının oradaki sütunlu anıtsal yapı tarihi olmadığı için çok da hayranlık uyandırıcı durmuyor ama üzerindeki graffitiler ilgi çekici. Paris’te Street Art‘ın en güzel örneklerini bulma şansınız var; tabii dönemine göre. Biliyorsunuz graffiti sanatçıları bu resimleri sürekli güncelliyor.

Manzarayı karşınıza alıp sol tarafa doğru giden patikadan yürümeye başlarsanız biraz ileride solda karşınıza Paris’te nadir görülen üzüm bağlarının küçük bir örneği bulunuyor. Montmartre Tepesi‘ndeki Le-Clos-Montmartre kadar etkileyici olmasa da Paris’te üzüm bağı görmek enteresan bir duygu bence. Hatta bir tane de Parc de Bercy‘de keşfettim… 

Belleville Parkı – Parc de Belleville

Kıvrıla kıvrıla aşağı inerken karşınıza, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi beton bloklar da çıkabiliyor. Evet, Paris’in bu tarafları 20. yüzyılın ortalarında yaşanan büyük göç dalgalarıyla ciddi bir nüfus yoğunluğunu taşımak zorunda kalmış ve bu tarz sevimsiz apartmanlar dikilerek acil konut ihtiyacı karşılanmaya çalışılmış.

Paris’in tamamının böyle olduğunu insan aklına bile getirmek istemiyor. Batıyı bir dönem -belki de ihtiyaçtan- etkisi altına alan beton seviciliği bu tarz olumsuz sonuçlara neden olmuş işte. Biz ise ülke olarak bu süreci henüz atlatamadık ama bir gün inanıyorum ki bu hatadan dönülecek ve şehirlerin insan yaşamını kolaylaştırmak ve güzelleştirmek amacıyla insanı temel alan ilkeler çerçevesinde planlanması sağlanacak. O vakte kadar yaşadığımız yerlere ne kadar az hasar verebilirsek kârdır. 

Belleville Parkı – Parc de Belleville

Paris manzarasına karşı dolaştığınız bu yamaçlar vaktiyle bir savaşa da tanıklık etmiş. 1814’te buraya 120 bin kişilik Rus ordusu gelmiş ve burası kanlı savaşlara mekan olmuş. Daha sonra taş ocağı olarak kullanılan bölge Baron Haussmann’ın Paris’i yeniden inşası sırasında gerekli olan taşların karşılandığı önemli yerlerden biri olmuş.

1988‘e gelindiğinde de park bugünkü şekliyle düzenlenip Parislilerin hizmetine açılmış. Aslına bakarsanız Parislilerin değil de bölge halkının hizmetine açılmış demem daha doğru olur çünkü -izlenimlerime göre- Paris’teki diğer büyük parklara, başka arrondissement‘larda oturan insanlar da gelir ama Belleville Parkı – Parc de Belleville’e daha çok bu civarda oturan insanlar geliyor. Yani yerli ve yabancı turist açısından çok cazip bir yer olarak algılanmıyor.  

Belleville Parkı – Parc de Belleville

Çünkü hemen yakınlarda olan diğer büyük park, Parc des Buttes-Chaumont daha parizyen bir havaya sahip olduğu için Belleville Parkı’na göre daha popüler. Ama Belleville Parkı’nın da avantajı Eyfel Kulesi manzarası ve daha sakin olmasında.

Parkın ortasında kat kat aşağı inen yapay havuzlar ve bir de şelale bulunuyor. Benim gezim sırasında kat havuzlarında su yoktu ama şelale gayet güzel akıyordu. Bir de parkın sonunda bulunan yuvarlak havuz doluydu. Su hayatı bu kadar güzelleştirirken neden hayatımızdan eksik edilir ki? 

Belleville Parkı – Parc de Belleville

Dolaşa dolaşa parkın sonuna, yani en aşağı indiğinizde alt kapıdan çıkıyorsunuz ve sokak boyunca aşağı inmeye devam ederseniz de 2 numaralı metro hattının “Couronnes” istasyonuna ulaşmış oluyorsunuz. Sağa dönüp yürümeye devam ederseniz Belleville var. Sola dönüp devam ederseniz de iki durak sonrası Paris’in en güzel mezarlıklarından biri olan Père Lachaise Mezarlığı sizi bekliyor; bence orayı da mutlaka gezmelisiniz.

Parka ilk giriş yaptığınız üst kapının yukarılarındaysa Paris’in hoş köşelerinden biri olan Rue de Mouzaïa – Rue de Bellevue var. İsterseniz oralarda da dolaşabilirsiniz. Buttes-Chaumont Parkı zaten olmazsa olmazlar listemizde…

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Adres: 27 Rue Piat, 75020 Paris

Paris Şehir Merkezindeki Diğer Önemli Parklar:
– Jardin des Tuileries
– Jardin du Luxembourg
– Jardin des Plantes
– Parc Monceau
– Parc Montsouris
– Parc des Buttes-Chaumont
– Parc de Bercy
– Parc de la Villette
– Parc André-Citroën
– Square Louise-Michel – Montmartre
– La Petite Ceinture
– La Coulée Verte – Promenade Plantée
– Parc Georges-Brassens
– Parc Rives de Seine
– Jardín du Trocadéro
– Champ de Mars

Yazar

Yorum Yazın