(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’e ilk yerleştiğim zamanlar Fransa’da başkanlık seçimleri vardı ve François Hollande ile Nicolas Sarkozy başkanlık için yarışıyorlardı. İşte o dönemde, yani Mayıs 2012’de ilk kez Vincennes’e gitmiş, Hollande’ın seçim mitingine katılmıştım. Vincennes Şatosu’nun arkasındaki geniş alanda yapılan miting, hayatımda katıldığım ilk seçim mitingiydi o yüzden benim için çok entersan bir deneyimdi. İnsanlar şampanyalarını içerek Hollande’ı dinliyor ve çılgınca eğlenip alkışlıyorlardı. O zaman Hollande’ın söylediklerinin tek kelimesini bile anlamıyordum ama içinde bulunduğum ortam gerçekten etkileyiciydi. İşte bu yüzden Vincennes Şatosu’nun bende ayrı bir değeri vardır.

Paris’in hemen yanıbaşında yer alan orta çağdan kalma nefis bir şato olan Vincennes Şatosu – Château de Vincennes (şato dö vensen) 14. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Fransa’nın kraliyet şatosu olarak kullanılmış.

1150’de VII. Louis’nin av köşkü olarak inşa ettirdiği yapı daha sonra 14. yüzyılda gerçek bir kale formunu kazanmış. Gerçekten de baktığınızda kendinizi bir orta çağ kasabasında hissedeceğiniz bu şato, Paris’in hemen yanı başında olması bakımından enteresan bir görüntü veriyor. Bugüne kadar gerek Fransa’da gerekse Avrupa’nın çeşitli kentlerinde pek çok şato görmüş olmama rağmen, bu tarz bir şatoya Paris’in neredeyse içinde rastlamak gerçekten hoş bir duygu. O yüzden vakti ve imkanı olanlara burayı da görmelerini şiddetle tavsiye ediyorum.

1 numaralı metro hattının doğu yakasındaki son istasyonu “Château de Vincennes”de iner inmez karşınıza çıkacak olan kuzey kapısından içeri girdiğinizde kendinizi bir orta çağ atmosferinde buluyorsunuz. Şato birkaç yapı kompleksinden oluşuyor. Dilerseniz bilet alıp bu yapıların içini gezebilir, dilerseniz ücretsiz olarak sadece avluda dolaşabilirsiniz. Şatonun resimde görülen kısmı girişten biraz ilerledikten sonra sağda karşınıza çıkıveriyor birdenbire. Daha ileride sol tarafta ise büyükçe bir şapel yer alıyor. Eğer içeriyi gezmek istemezseniz dümdüz yolunuza devam ettiğinizde daha geç dönem yapılar olan rezidans bölümlerini geçerek şatonun dışına çıkıp genişçe bir düzlüğe ulaşıyorsunuz. İşte tam burası yazının başında sözünü ettiğim, Hollande’ın Mayıs 2012’de seçim mitingi yaptığı bölge. Buradan sola devam ederseniz Parc Floral de Paris‘ye ulaşırsınız, sağ çapraza doğru ilerlerseniz de “Lac Daumesnil” tarafına ulaşırsınız. Yani şatonun güney kapısından çıkış yaptığınızda ulaşacağınız yer en genel adıyla Bois de Vincennes olacak…

Eğer ilk metrodan giriş yaptığınız kuzey kapısından şatoya girmek yerine tam ters yönde ilerlerseniz de Vincennes’i, yani aynı adlı semti gezme şansınız olur ki burası da son derece temiz, düzenli, oldukça parizyen bir bölge bana kalırsa. Biraz daha yürümeyi göze alırsanız Vincennes’a RER-A ile de gelmeniz mümkün.

Özellikle Paris’e gelip bir şato görmek isteyenler arasında Versailles Sarayı‘na gidecek kadar vakitleri olmayanlar için bir metro ile ulaşabilecekleri Vincennes Şatosu – Château de Vincennes ilaç gibi gelecektir. Üstelik bir saray havasından daha çok gerçek anlamda bir orta çağ şatosu olması da gezinizi unutulmaz kılacak anlardan biri olacaktır diye düşünüyorum. Yine orta çağ şatosu sevenler için, vaktiniz ve imkanınız varsa tabii, Paris yakınlarındaki Pierrefonds Şatosu‘nu da görmelerini şiddetle öneriyorum.

Château de Vincennes’in resmi web sitesine ulaşmak, bilet fiyatları ve açık olduğu gün ve saatler hakkında en güncel bilgilere ulaşmak için bu linki ziyaret edebilirsiniz. Bu şatoyu Kasım, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarının ilk Pazar günleri ücretsiz gezebileceğinizi de hatırlatmak isterim.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

Adres: Château de Vincennes, Avenue de Paris, 94300 Vincennes

Yazar

Yorum Yazın