(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazımızda Paris’teki en önemli turistik meydanlardan biri olan Trocadero’yu tanıyacağız. Resmi olarak Place du Trocadéro et 11 Novembre olarak geçen bu meydanı biz kısaca Trocadero (trokodero ya da tğokadeğo) olarak anıyoruz. Burası Paris’te gezilecek yerlerin başında geliyor…

Paris’in bu kadar önemli bir meydanı olmasına rağmen bu blog’ta yazmaya daha yeni sıra gelmiş olması da ilginç… Gerçi Eyfel Kulesi‘nin -bence- en güzel seyredildiği bu meydandan La Tour Eiffel – Eyfel Kulesi yazısında bahsetmiştim ama artık burayı daha detaylı bir şekilde mercek altına almanın zamanı geldi.

16. arrondissement‘da, Eyfel Kulesi‘nin tam karşısındaki tepeliğin üzerinde bulunan bu meydanın adı Fransızların 1823’te İspanyollar’a karşı kazandıkları bir savaşın adını taşıyor. 1978’de eklenen “11 Kasım” ibaresi ise 1. Dünya savaşının bitimindeki ateşkesin anısına verilmiş. 

Trocadero Meydanı – Place du Trocadéro

Bu meydan, Paris’e ilk kez gelip Paris’te Bir Hafta ve Paris’te 3 Gece 4 Gün yazılarımda da belirttiğim gibi, gezilerine Eyfel Kulesi ile başlamak isteyenler için ulaşmaları gereken ilk nokta. 8 ya da 9 numaralı metroya binip Trocadero’da indikten sonra “La Tour Eiffel” oklarını takip ederek ulaşacağınız çıkıştan sonra solunuzda Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture olacak ve bu şekilde çok az yürüdükten sonra soldaki boşluğa kafanızı çevirdiğinizde Eyfel Kulesi tüm muhteşemliği ile sizi karşılıyor olacak. Kafanızdaki ilk Paris imajının bu olmasını istiyorum, çünkü benim için yıllar önce tam da böyle olmuştu…

Eyfel Kulesi‘ni karşınıza aldığınızda sağlı sollu iki yanınızda bulunan bina Palais de Chaillot – Chaillot Sarayı olarak geçiyor. Sol tarafınızdaki bölümde Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture ve Chaillot Tiyatrosu, sağ tarafınızdaki bölümde ise Denizcilik Müzesi – Musée de la Marine ve İnsan Müzesi – Musée de l’Homme bulunuyor.

Ben genelde Paris’e ilk kez geleceklere gezilerine buradan başlamalarını ve Eyfel‘i ilk bu noktadan gördükten sonra meydanın en ucundaki sağlı sollu merdivenlerden aşağı inip, fıskiyeli havuz boyunca aşağı yürüyerek Eyfel Kulesi‘ne bu şekilde ulaşmalarını öneriyorum. 

Trocadero Meydanı – Place du Trocadéro

Paris’e daha önce geldiyseniz ve yine bu bölgede gezmek istiyorsanız bu kez yine bu merdivenlerden inerken Jardin du Trocadéro – Trocadero Bahçesi’ni dolaşmanızı önerebilirim. Sol tarafınızda l’Aquarium de Paris – Paris Akvaryum’u olduğunu unutmayın sakın.

Aşağıdaki atlı karıncaya ulaştıktan sonra da dilerseniz Eyfel Kulesi‘ne doğru Pont d’Iéna – Iéna Köprüsü’nden karşıya geçebilir ya da sola dönüp, merdivenlerden aşağı inerek Seine Nehri boyunca yürüyebilirsiniz.

Trocadero Meydanı’nda kalmayı tercih ederseniz de burada yapacağınız en güzel şey mimarlığa ilgi duyuyorsanız Mimarlık Müzesi‘ni, denizciliğe ilgi duyuyorsanız Denizcilik Müzesi‘ni ya da insanı anlamayı kendinize dert edinmişseniz ve sorgulamayı seven biriyseniz de İnsan Müzesi‘ni ziyaret etmek. 

Trocadero Meydanı – Place du Trocadéro

Trocadero Meydanı yeme-içme konusunda da oldukça hoş seçenekler sunuyor. Her biri ayrı ayrı yazı konusu olabilecek olan bu restoranlar, meydan çevresince, yarım daire biçiminde dizilmiş bir şekilde sizi bekliyor. Aslına bakarsanız bunlardan hiçbiri benim için daha öncelikli değil, hangisi boşsa, hangisi gözünüze daha hoş görünüyorsa oraya oturabilirsiniz.

Tabii manzara olarak en güzelinin Café du Trocadéro olduğunu söylemeliyim, Eyfel‘i tam karşıdan görüyor ama manzaralı kısımda yer bulma olasılığınız pek yüksek değil; eğer o kısımda yer bulursanız sakın kaçırmayın derim. Yine de meydandaki diğer kafe-restoranlardan Le Malakoff, Carette, Kléber ve Le Coq’a da haksızlık etmek istemem. Dedim ya canınız hangisini çekiyorsa ya da hangisi müsaitse orada oturup bir şeyler yiyip içebilirsiniz.

Yarım daire şeklindeki meydana altı büyük caddeden ulaşılıyor. Sırtınızı Eyfel Kulesi‘ne verirseniz, soldan sağa sırasıyla La Muette’e doğru giden Avenue Paul Doumer (ki hemen ileride sola, Passy’ye doğru giden Rue Benjamin Franklin buraya ekleniyor; yol üstünde Bazac’ın Evi – Maison de Balzac ve Şarap Müzesi – Musée du Vin var), Boulogne Ormanı‘na ulaşan Avenue Georges Mendel, Cem Uzan‘ın oturduğu Avenue d’Eylau, Porte Maillot’ya giden Avenue Raymond Pincaré, Zafer Takı‘na ve Champs-Elysées‘nin başına ulaşan Avenue Kléber ve Place de l’Alma‘ya inen Avenue du Président Wilson şeklinde sayabiliriz. 

Trocadero Meydanı – Place du Trocadéro

Bu meydandan Eyfel Kulesi‘ne doğru yürümek dışında yapabileceğiniz iki ayrı yürüyüş güzergahından biri, Zafer Takı‘na doğru Avenue Kléber üzerinde ilerlemek olsa da ben size Avenue du Président Wilson’a girip aşağı doğru ilerlemenizi öneriyorum. Place de l’Alma‘ya doğru yürürken yol üzerinde sağda Eyfel Kulesi ara ara görünüp güzel fotoğraf kareleri verirken, yol üzerinde de birkaç müze sizi bekliyor olacak:

İlk önce ulaşacağınız Place d’Iéna – Iéna Meydanı’ndaki Asya Sanatları Müzesi – Musée Guimet‘yi gezmenizi şiddetle öneriyorum. Eğer Asya sanatları ilginizi çekmiyorsa da bu kez bulvar üzerinden yokuş aşağı inişinize devam etmenizi, sağınızda karşınıza çıkacak olan ve her ikisi de çağdaş sanat müzesi olan Palais de Tokyo‘yu ya da Paris Modern Sanat Müzesi‘ni gezmeyi tercih edebilirsiniz.

Hiç sapmadan dümdüz inmeye devam ederseniz de ulaşacağınız yer Alma Meydanı – Place de l’Alma olacak ki burası da Prenses Diana’nın bir trafik kazasında hayatını kaybettiği meydan olması bakımından magazinsel ve bir o kadar da tarihi öneme sahip. Gezinizin bundan sonrasına ise ya Seine Nehri boyunca yapacağınız yürüyüş ya da lüks alışveriş caddesi Avenue Montaigne‘de dolaşmak ayrı bir hoşluk katabilir. 

Trocadero Meydanı – Place du Trocadéro

Özetle Trocadero Meydanı, Paris’i gezmeye gelen her turistin yolunun düşmesi gereken ve bu ilgiyi hak eden çok güzel bir meydandır. Gündüzü ayrı güzel gecesi ayrı güzel bu meydandan Eyfel Kulesi‘ni izlemenin tadına doyum olmaz. Özellikle geceleri her saat başı Eyfel Kulesi‘nin yanıp sönen, ışıl ışıl parlayan aydınlatmasına bu noktadan tanıklık etmek rüya gibidir.

Ah son olarak bir de meydanın ortasındaki heykelin kime ait olduğunu söyleyelim: Yüksek bir kaidenin üzerinde, at üstünde tasvir edilen tarihi kişilik Mareşal Foch (foş). Hani Paris’in en geniş bulvarı olma özelliğini taşıyan Avenue Foch’un da isim babası olan bu Mareşal Foch, Fransız tarihinde I. Dünya Savaşı’nın önemli askerlerinden biri…

Ayrıca eklememiz gereken önemli bir not da Trocadero Meydanı’nda bulunan ve 1937’de inşa edilmiş Palais de Chaillot’nun yerinde eskiden Palais du Trocadéro – Trocadero Sarayı adında muhteşem bir fuar ve sergi sarayı olduğunu bilmemiz. Bu konuda da bir yazıyı ilk fırsatta yazmaya çalışacağım.

Yazımıza Paris’teki doktorlarımdan birinin Trocadero’daki muayenehanesinden çıkarken çektiğim bir video ile son verelim ve bu vesileyle hem bu bölgede yapılmış apartmanlardan içini görelim, hem de apartmandan çıkıp Eyfel‘e doğru yürürken yaşadığım duyguyu hep beraber hissedelim.

Paris güzeldir, Trocadero da öyle…

Keyifli geziler, keyifli keşifler…

 

 

Adres: Place du Trocadéro, 75016 Paris

Yazar

Yorum Yazın