(Son Güncelleme: 15.07.2019) Madame Curie’yi neredeyse herkes tanır. Tanır dediysem, bu isme herkes aşinadır. Genel olarak ünlü bir bilim insanı olduğu bilinir, “radyasyon mu, x ışını mı ne, onu bulmuş” diye de hakkında genel bir fikir beyanında bulunulur. Bu yazıda hem bu bilgilerimizi tazelemek, hem de Paris’te ücretsiz olarak gezebileceğiniz çok güzel bir müzeden bahsetmek istiyorum.
Musée Curie (müze küri ya da müze küği) yani Curie Müzesi, 5. arrondissement‘da, Institut Curie yani Curie Enstitüsü’nün bahçesinde bulunan çok özel ve bir o kadar da anlamlı bir müze. Küçük ama taşıdığı önem bakımından ziyaret edilmesi gerektiğini düşündüğüm Curie Müzesi’ni tanıtırken Madame Curie’den ve onun çevresinde bir o kadar öneme sahip insanların kısa hikayesinden bahsetmemek olmaz tabii:

Maria Sklodowska adıyla dünyaya gelen bu ünlü bilim insanı, adından da anlaşılacağı gibi Polonya asıllı bir kadın. Yokluklarla geçen hayatı üniversite eğitimi almak için Paris’e geldiğinde yine aynı yokluklarla devam etmiş o hiç yılmadan çalışıp didinerek okuduğu Sorbonne Üniversitesi‘nde fizik ve matematik eğitimi almış.
Curie Müzesi – Musée Curie
Mezuniyetinin ardından ülkesine dönüp öğretmen olmayı düşünen Marie’nin hayatı okuldaki hocası Pierre Curie sayesinde değişmiş… Önce laboratuvarda başlayan ortak çalışma zamanla yaşam ortaklığına dönmüş ve evlenmişler.
Yaşamının bundan sonraki kısmında eşi Pierre Curie ile birlikte yaşamını bilime adayan Marie Curie uranyum üzerine araştırmalar yaparken radyoaktiviteyi keşfetmişler. Ayrıca “polonyum” adını verdikleri elementi de bulmuşlar; bunu “radyum” adını verdikleri elementi keşfetmeleri izlemiş.
Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışma ile eşi Pierre Curie ve Henri Becquerel ile birlikte 1904 Nobel Fizik Ödülü’nü alan Marie Curie, yaptığı keşifler kadar bu ödülü alan ilk kadın olması bakımından tarihte önemli bir isim…

Curie Müzesi – Musée Curie
Aynı yıl Sorbonne‘da profesör olarak eğitim vermeye başlayan eşi Pierre Curie’nin iki yıl sonra bir at arabasının altında kalarak talihsiz bir biçimde ölmesinin ardından, eşinin yerine aynı ünvanla görevi devralan Marie Curie, Sorbonne‘da ilk kadın profesör olması bakımından da tarihte önemli bir yer edinmiş.
1911’de polonyum ve radyum üzerine araştırmalarından dolayı Nobel Kimya Ödülü kazanan Madame Curie bu defa da “ikinci kez Nobel Ödülü kazanan kadın” olarak tarihe geçmiş. Ne var ki tüm bu başarılar onun zengin olmasını sağlamamış; çünkü yaptığı hiçbir keşfin patentini almamış, bu keşiflerin herkes tarafından ulaşılabilir olmasını istemiş. Benim için bu tutumu, bilim adına yaptığı keşifler kadar önemli ve değerli bir davranış…
Birinci Dünya Savaşı sırasında taşınabilir röntgen cihazı ile birlikte x ışınlarının tedavide kullanılması konusunda kızı Irène Curie ile birlikte unutulmaz çalışmalar yapmış olan Marie Curie’nin hayatı hakkında çok daha detaylı bilgiyi internette, çok daha doğru ve detaylı bir şekilde bulmanız mümkün. Dilerseniz biraz da Curie Müzesi’nden bahsedeyim ben size:

Curie Müzesi – Musée Curie
RER-B ile Jardin du Luxembourg‘a gelip Panthéon‘a doğru yürüdüğünüzde Panthéon‘un sağ tarafından devam edince hemen sağdaki sokaktan içeri girip dümdüz devam ederseniz biraz ileride sağda Curie Müzesi karşınıza çıkacaktır. Yazının başında da söylediğim gibi burası halen tıbbi ve bilimsel çalışmalara devam eden Curie Enstitüsü’nün bulunduğu komplekste, en köşede bulunan bir yapı.
Curie Müzesi – Musée Curie sadece Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri 13:00-17:00 saatleri arasında açık. Pazar, Pazartesi ve Salı günleri; Resmi tatillerde, Noel döneminde (20 Aralık-5 Ocak) ve Ağustos ayında ise kapalı. Gördüğünüz gibi burayı gezmeniz için çok kısıtlı bir zaman dilimi söz konusu ama müzenin ücretsiz olması kendini biraz affettiriyor 🙂 Müze hakkında detaylı bilgiyi kendi web sayfalarında bulabilirsiniz.
İçeri girdiğinizde doğrudan ana salona giriyorsunuz. Hemen soldaki duvarda, Pierre Curie, Marie Curie, Irène Curie (kızı) ve Frédéric Joliot’nun (damadı) resimlerini görebilirsiniz. Burada son derece güzel tasarlanmış interaktif bir ekranda kronolojik bilgi almanız mümkün. Böylece Madame Curie ve ailesinin bilim dünyasına kazandırdıklarına ilişkin detaylı bilgi sahibi olabiliyorsunuz.

Curie Müzesi – Musée Curie
Fizik ve kimya ile uğraşanların, laboratuvar ortamlarına aşina olanların çok daha keyifle gezecekleri bu salonda birbirinden ilginç deney ve ölçüm aletleri, bilgi ve dökümanlar sizleri bekliyor. Ayrıca yandaki küçük oda ve onun arkasında bulunan Madame Curie’nin tarihi laboratuvarını görmek de gerçekten enteresan bir duygu.
Gezinizi bu küçük müze ile sınırlı tutmayıp arkadaki bahçeye de çıkmanızı öneririm. Benim burayı gezdiğim dönemde bahçede, yukarıda ve yazının başında resimlerini gördüğünüz geçici bir sergi vardı. Ayrıca bahçenin kendisi ve enstitünün bahçesindeki yapılar da bir o kadar görülmeye değer. O yüzden bu müzeyi gezerken tarihi önemi kadar mekan anlamında da keyif alacağınızı düşünüyorum.
Müzeden çıktıktan sonra hemen sola dönüp sokağın başına kadar yürüyüp tam karşıda bulunan kafe Chez D‘de bir çay içmenizi, birbirinden güzel poğaçalarından denemenizi öneririm. Oradan çıkınca da sol taraftan yolunuza devam ederseniz son derece güzel mağaza ve restoranların arasından Panthéon‘a ulaşırsınız. Hiç sapmadan aşağı doğru indiğinizde yol sizi önce Saint Germain Bulvarı‘na sonra da Saint Michel‘e ulaştıracaktır.
Keyifli geziler, keyifli keşifler.
Author

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.