Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

28 Mart 2016 Pazartesi

Mini Amsterdam Rehberi

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
(Son Güncelleme: 19.06.2017) Bu yazıda ipin ucunu biraz kaçırıyor, hep birlikte Amsterdam'a gidiyoruz... Aslında Amsterdam hakkında bir rehber yazısı yazarak haddimi aşmaya niyetim yoktu ama son Amsterdam gezimi Pariste.Net'in sosyal medya hesaplarında duyurup, Paris'ten trenle Amsterdam'a gidip, tren garından çıkıp ilk fotoğrafı kişisel hesabımda paylaşınca yağmur gibi gelen "Amsterdam'da hangi otelde kalmamızı önerirsiniz?", "Amsterdam Havaalanı'na gardan ulaşım kaçta başlıyor?", "Orada hangi restorana gitmemizi tavsiye edersiniz?" gibi soruları görünce neye uğradığımı şaşırdım ve o an bu tatilin sonunda Paris'e döndüğümde minik de olsa bir Amsterdam Rehberi hazırlamaya karar verdim.

İnternette Amsterdam'la ilgili pek çok içerik bulabilirsiniz. Benim niyetim en iyi, en güzel, en zengin paylaşımda bulunmak değil, bunu uzaktan uzağa yapmak pek mümkün değil. Bu mini rehberi hazırlarken amacım Amsterdam'ı benim gözümle tanımanızı, bu dünyalar güzeli şehrin sadece uyuşturucu ve seks özgürlüğünden ibaret olmadığını fark etmenizi sağlamak. Nasıl ki Pariste.Net'i hazırlarken Paris'in Eyfel Kulesi'nin, "Şanzelize"nin, Notre Dame'ın çok ötesinde bir şehir olduğunu anlatmaya çalışıyorsam, Amsterdam da bu klişelerin çok çok ötesinde, dünyanın en ama en güzel şehirlerinden biri. O yüzden benim gözlüğümden Amsterdam'ı tanımanızı, şehri bir de bu yazıyı okuduktan sonra gezmenizi istiyorum, bakalım beğenecek misiniz?

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Hayır, Amsterdam'ı yerlere göklere sığdıramazken Paris'i yerden yere vuracak da değilim, Paris'e rakip bir şehir olarak bu şehri anlatacak hiç değilim. Şehirleri ve güzellikleri birbiriyle kıyaslamayı bırakalı çok oldu. Her birinin güzelliğini ayrı ayrı yaşamayı, her birinin tadını ayrı ayrı çıkarmayı tercih ediyorum, bunu size de öneririm.

Bu yazı öncelikle, Paris gezisi yanında Amsterdam'ı da görmek isteyenler ve bir de Amsterdam'da en fazla 3-4 gün geçirmeyi düşünenler için. Öyle her şeyi birden yazmam mümkün değil. Kolay mı Pariste.Net gibi tek bir şehrin ıncığını cıncığını anlatmak; tek bir yazıda tek bir şehri her şeyiyle tanıtmaya çalışmak. Ben size daha çok Amsterdam nedir ne değildir onu anlatmak, sevdiğim ve sizlere önerebileceğim mekanlardan, birkaç gezi güzergahından ve -bence- mutlaka yapmanız gerektiğini düşündüğüm aktivitelerden bahsedeceğim.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Amsterdam Paris'e Thalys treniyle 3 saat 20 dakika mesafede, cennet gibi bir şehir. Buraya otobüsle de gelmek mümkün: Eurolines ve Ouibus'ün düzenli seferleri var ama bence otobüs yolculuğu pek çekilir bir çile değil. Tabii bir de uçak seçeneği var... Trenle gelirseniz işiniz kolay. Online tren biletinizi bu linkten almanız mümkün. Thalys treni Paris Gare du Nord'dan Kalkıyor, Brüksel'e, Anvers'e ve Rotterdam'a uğrayarak Amsterdam Centraal'e geliyor, doğrudan şehrin kalbine ulaşıyorsunuz. İstanbul'da şehrin kalbinden tren garlarını söküp atan zihniyete hatırlatmak için söylüyorum: Tren garları sizi bir şehrin merkezinden başka bir şehrin merkezine bağlayan muhteşem yapılardır ve her zaman şehrin merkezinde olur. Gardan çıkıp kendinizi hayatın içinde bulursunuz: Üstelik yürüyerek. Bu böyledir; Paris'te de Amsterdam'da da böyledir...


Amsterdam Centraal garına indiğinizde, gar binasından çıkıp büyük meydana ulaştığınızda, Amsterdam tüm cıvıltısıyla karşınızdadır. Hemen orta tarafta turizm ofisi bulunur; buradan genel bilgi ve ulaşım kartı almanız mümkündür. Aslında ulaşım kartınızı doğrudan otobüslerde ve tramvaylarda da alabilirsiniz. Hemen sağ tarafınızda ise, belki de hayatınızda ilk kez göreceğiniz üç katlı bisiklet kat otoparkı vardır! Binlerce bisiklet, bizdeki araç otoparkları gibi kat kat düzenlenmiş bir yapının içinde park edilmiş vaziyette bekler. Gerçekten inanılmaz bir manzaradır.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Amsterdam Merkez Tren Garı - Amsterdam Centraal
Amsterdam'a uçakla gelirseniz ineceğiniz yer Schipol Havaalanı... Biz her ne kadar buranın adını "Şipol" diye okumaya çalışsak da aslında buranın adı -biraz garip bir aksanla okumak kaydıyla- "Skipol" Havaalanı'dır. Havaalanından şehir merkezine yani Amsterdarm Centraal'e trenle çok kısa sürede ulaşmak mümkün. Hayat Amsterdam Centraal'e vardıktan sonra başlıyor zaten.

Gardan çıktıktan sonra ne yapacaksınız? Yükünüz varsa otele gitmek zorundasınız. Oteliniz yakınsa yürüyebilir, değilse otobüs ya da tramvaya binebilirsiniz. Tek kullanımlık bilet almak çoğu zaman mantıksız. Bunun yerine 1 günlük, 2 günlük ya da 3 günlük bilet almak en mantıklısı. Günlük biletler Paris'teki gibi o günün gece yarısına kadar değil, ilk kullanımdan itibaren 24 saat hesabı üzerinden geçerli. Yani aklın yolu bir; Hollandalılar ulaşım konusunu daha mantıklı bir şekilde çözmüşler :) Bilet fiyatları bu yazıyı yazdığım tarih itibariyle 1 günlük 7,50€, 2 günlük 12,50€, 3 günlük 17€, 4 günlük 21,50€, 5 günlük 26,50€, 6 günlük 30€, 1 haftalık 33€... Bu biletler şehir merkezindeki tüm toplu taşıma araçalarında geçiyor. Otobüse/Tramvaya binerken de inerken de mutlaka kartınızı okutmanız gerekiyor. Güncel bilet fiyatlarını bu linkte görebilir, şehirdeki toplu taşıma haritalarına yine aynı linkten ulaşabilirsiniz.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Tabii şu bir gerçek ki Amsterdam aslında yürüyerek keşfedilecek, tadı yürüyerek çıkarılacak bir şehir. Tabii bir de bisiklet mevzusu var, ondan da yeri gelince bahsedeceğiz ama Amsterdam'da nasıl bir yürüyüş rotası izleyeceğiz? Bu konuda lafı fazla dolandırmadan herkese ama herkese önerebileceğim şudur: Gardan çıkın, sağ çaprazdan şehrin içine dalın, karşınıza hangi sokak hangi kanal çıkıyorsa yürüyün, sizi hangi yön cezbediyorsa o yöne dönün, yürüyün, ilerleyin ve şehrin içinde, kanalların arasında kaybolun. Amsterdam'ı gezmenin anahtarı bu kadar basittir.

Çünkü nereye dönerseniz dönün, hangi sokağa girerseniz girin, ne yaparsanız yapın mutlaka güzel bir şeyle, güzel bin şeyle karşılaşacaksınız. Amsterdam bu anlamda size olağanüstü güzellikle sunar. Sokaklar, "Allahına yan bakan eski evler", kanallar, kanallar, kanallar... Her şey o kadar büyüleyicidir ki, kendinizi bir masalın içinde sanırsınız.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Şehrin haritasını -kabaca- içiçe geçmiş "U"lar (belki de "C"ler) şeklinde düşünebiliriz. Bizim Amsterdam olarak kabul ettiğimiz tarihi merkezde herbir "U" aslında bir kanaldır. Bu kanal sıralarının arasında genelde birer de sokak bulunur. Tabii bazı yerlerde bu kavisli kanallar/sokaklar kesintiye uğrar o yüzden GPS olmadan kağıt harita üzerinden yön bulmaya çalışırken ilk başlarda tersiniz döner. Sokağın ya da kanalın adına bakar aklınızda tutmaya çalışırsınız. Oysa şehrin sağından girerseniz sola doğru, solundan girerseniz sağa doğru kıvrılmanız gerekir. Hayır, ben Amsterdam'a ilk gidişimde beynimdeki GPS'e çok güvenmeme rağmen öyle bir kaybolmuştum ki, içine düştüğüm durumu hâlâ hatırlarım :)

Ama Amsterdam'da kaybolmak çok güzeldir. Diyorum ya ne tarafa dönerseniz dönün sizi bir güzellik bekler. Hele ki mevsim kış değilse, ortalığı çiçekler basmıştır, şansınıza güneş de parlıyorsa içinde bulunduğunuz masal tam kıvamındadır. Hiçbir özel şey yapmadan sadece kanallar ve sokaklar boyunca yürüseniz, sadece evlere, vitrinlere, sokaklara, detaylara, insanlara baksanız bile içiniz açılır, ruhunuz okşanır, estetik duygunuz tavan yapar. Sonbaharsa yaprakların sarılı kırmızılı renk oyunları, ilkbahar ya da yazsa çiçeklerin binbir renkleri içinizde bayram havası yaratır. O yüzden ben Amsterdam'a kış mevsimi haricinde (kışın çok çok çok soğuktur) sadece dünyamı değiştirmek, estetik değerlerimin limitlerini esnetmek için giderim. Ve Amsterdam'a her gidişimde baştan aşağı yenilenirim.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Belki siz benim gibi şanslı değilsinizdir, belki saptığınız yollar sizi çok güzel yerlere götürmeyebilir; o zaman ben size Amsterdam'da neler yapmayı, nerelere gitmeyi sevdiğimden bahsedeyim biraz: Amsterdam'a herhalde, en az on kez gitmişimdir ama bugüne kadar bir kez olsun aklıma uyuşturucu denemek gelmedi, hiç de merak etmedim. Ben Amsterdam'a uyuşmaya değil, insan olduğumu iliklerime kadar hissetmeye giderim daha çok. Denemek istiyorsanız bir şey diyemem ama bence insanın beyin hücrelerine bile isteye zarar vermesi, pek benim aklımın alacağı bir şey değil. Tercih sizin tabii ki.

Amsterdam'da görmeniz gereken belli başlı müzeler var öncelikle: Rijksmuseum zaten dillere destan, Van Gogh Müzesi, çağdaş sanatlar müzesi olan Stedelijk Museum, şehir müzesi olan Amsterdam Museum mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Anne Frank'ın Evi'ni ve Heineken Experience - Heineken Müzesi'ni görmeyeni de zaten dövüyorlar; ben bu ikisinin kapısından çok geçtim ama henüz gezmedim, beni dövebilirsiniz :)

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Bunca müzeyi ayrı ayrı gezmek oldukça maliyetli. Bildiğim kadarıyla çeşitli müze kartları var ama Amsterdam'da uzun kalacaksanız, başka şehirlerde başka müzeler de gezecekseniz, size tüm Hollanda'da geçerli özel bir müze kartından söz etmek istiyorum. Aslında bu 1 yıl geçerli bir kart ama Hollanda vatandaşı olmayanlar için sadece 1 ayla sınırlandırılmış. Oysa benim aldığım dönemde tüm yıl geçerliydi, demek kurallar değişmiş. Bence yine de Hollanda'da uzun süreli kalacaksanız tüm müzeleri rahat rahat gezmek adına çok faydalı, o yüzden edinmenizi öneririm. Bu yazıyı yazdığım tarih itibariyle 59,90€ ödeyerek alabileceğiniz bu kartın nerelerde geçtiğini (ve güncel fiyatını) görmek için bu linke bakabilirsiniz.

Benim kişisel olarak Amsterdam'da en sevdiğim müzeler elbette ki Riksmuseum ve Van Gogh Museum... Bir de Hermitage Müzesi var ki orası da gelmişken görülse iyi olur bence. Üstelik müzede gezi güzergahında bir odada duvarda göreceğiniz tarihi kıyafetleri giyip fotoğraf çektirmenize de izin veriyorlar ya, orası işin en eğlenceli kısmı. Aşağıdaki fotoğrafımı bu müzede komik bir anı olsun diye çektirmiştim :)

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Hermitage Museum
Şehrin en ünlü meydanları kraliyet sarayının bulunduğu Dam Square'e yolunuzun düşmemesi imkansız. Saray dediğimiz bina Paris'teki Hôtel de Ville'den küçük. Mütevazı adamlar vesselam... Civarda pek çok yeme içme mekanı var. Hangisine girseniz içi hayat dolu... Pek çok yeme içme mekanlarının bulunduğu Leidseplein ve yine şehrin başka bir keyifli köşesi olan Rembrantplein de mutlaka yolunuzun düşmesi gereken yerlerden... Bunların hepsine yürüye yürüye ulaşabilirsiniz. Amsterdam'ın en keyifli yaya sokağı ise Amsterdam Centraal'den çıktığınızda sağ tarafınızda kalan ana caddenin bir arka paralelinde devam eden Nieuwendijk... Bu sokağa günün hangi saatinde girerseniz girin her zaman cıvıl cıvıldır. İstanbul'da İstiklal Caddesi'ne benzer diyeceğim ama günümüzde İstiklal'in kıyaslama yapacak bir hali kalmadı ne yazık ki. Neyse biz Amsterdam'dayız, hayatın tadını çıkıyoruz.

Nieuwndijk'e girin ve yolun gittiği yere kadar yürüyün. Önce kraliyet sarayının olduğu Dam Square'e ulaşacaksınız, meydanı geçip yürümeye devam ederseniz yaya yolu da aynı şekilde devam ediyor ama sokağın adı Kalverstraat oluyor. Bu sokak da sizi lale soğanları ile meşhur çiçek pazarının olduğu Flower Market'ın olduğu noktaya ulaştırıyor. İsterseniz bu noktadan sağa dönüp çiçek pazarına girer bakarsınız, isterseniz de caddenin karşısına geçip tramvay yolundan devam ederek Rembrantplein'e ulaşırsınız.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Rijksmuseum
Benim en sevdiğim alışveriş caddelerinden biri, yine Amsterdam Centraal Garı'ndan sağa döndüğünüz zaman biraz ileride karşınıza çıkacak olan Harlemmerstraat'tır. Burası küçük ama son derece sevimli bir cadde. Hayat tüm sakinliğiyle ama bir o kadar da tüm coşkusuyla akıp gider burada. Birbirinden güzel dükkanlar, tasarım mağazaları, restoranlar ve kafeler Harlemmerstraat'ta sizi bekler.

Ben ne zaman Harlemmerstraat'a gitsem, yol sonundaki parka girmeden sol taraftan içerilere girer ve arka taraftaki kanala ulaşırım. Tam burada çok sevdiğim küçücük bir kafe Café Tazzina bulunuyor. Paris'teki pastanem Sacha Finkelsztajn nasıl Paris'te turistken her gelişimde ziyaret ettiğim bir yerse, burası da Amsterdam'a her gelişimde gidip bir kahve içtiğim, kendimi sanki Amsterdam'da yaşıyormuşum da sık sık burada kahvemi alıyormuşum gibi hissettiğim bir yer işte. Öyle aman aman bir yer değil, sadece benim için, bizim için çok özel diyelim.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Café Tazzina: Brouwersgracht 139, 1015 GG Amsterdam
Amsterdam'da böyle birkaç mekanım daha var: Biraz klişe gibi gelse de Amsterdam Hard Rock Cafe'yi oldukça beğeniyorum. Hem yeri çok güzel, hem kanal kenarında olması, hem de deli dolu garsonları çok eğlenceli. Bir de çok yıllardır sağlıklı yaşam adına pek sık sağlıksız yemekler yiyemediğim için Amsterdam'a her gidişimde kendimize ödül veriyoruz, o yüzden burası gözüme bir başka güzel görünüyor :) Sonra benim en sevdiğim restoranlardan birinin Garlic Queen olduğunu söyleyebilirim. Burada her şey ama her şey sarmısaklı... Küçük bir mekan, son derece sıcak bir atmosfer... Burada yemek yedikten sonra adisyon istediğinizde size bir rozet hediye ediyorlar ve üzerinde İngilizce olarak "Özür dilerim Garlic Queen'de yemek yedim" yazıyor :)

Amsterdam da Paris gibi tonla seçenek sunuyor yeme-içme konusunda. Canınız hangisini çekiyorsa gidip oturun işte, kendinizi çok kasmayın. Hepsinde çok güzel hizmet alacağınıza eminim. Hele ki hava güzelse kanalların herhangi birinde açık havada bir kafede oturup bir şeyler yiyip içmek yok mu, inanın ömre bedel. Öyle çok sevdiğim birkaç küçük kafe var ama büyük mekan olarak bir de Café de Jaren'i öneririm. Buraya da her Amsterdam ziyaretimde gitmeye çalışıyorum. Ferah atmosferini, sade dekorasyonunu ve içerideki yaşam enerjisini seviyorum.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Café de Jaren: Nieuwe Doelenstraat 20 - 22 1012 CP Amsterdam
Gelelim bir de "Amsterdam'da Nerede Kalınır?" konusuna... Şehir merkezinde oteller mevsimine göre oldukça pahalı olabiliyor. 2 kişi kahvaltı hariç 100€ altı fiyat bence Amsterdam için "ucuz", 80€'nun altı kaçırılmaz fırsat denebilir... Biz en son gidişimizde şahane bir konumda şahane bir manzarası olan Hotel Amstelzicht'te kalmıştık. Son derece merkezi, son derece sıcak ve samimi bir otel. Merdivenlerinin çok dik olması haricinde de bir problemi yok ama şehir merkezindeki otele dönüştürülmüş eski evlerin çoğu böyle dimdik merdivenli zaten. Eğer yükünüz ve valiziniz çoksa biraz eziyet olabiliyor. Ama özellikle kanal manzaralı oda seçerseniz aşağıdaki fotoğraftaki gibi bir manzaranız oluyor. Bütçenize ve tarih aralığınıza uygunsa herkese bu oteli tavsiye ederim.

Amsterdam'a ilk gelişimizde ise Novotel'de kalmıştık. Şehrin biraz dışında ama son derece temiz, derli toplu bir oteldi. Şehir dışı gibi olmakla birlikte tramvayla merkeze ulaşım çok kolaydı. Bütçenize uygunsa orayı da seçebilirsiniz. Bir keresinde de yine merkezin biraz dışında Ramada Apollo'da kaldığımızı hatırlıyorum. Evet o da merkeze biraz merkeze uzaktı ama muhteşem bir manzarası vardı, son derece sakin, temiz, güvenilir ve bence yine tramvayla merkeze ulaşımı kolaydı; hesaplı fiyat yakalarsanız orada da kalabilirsiniz.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Hotel Amstelzicht'ten Kış Manzarası
Amsterdam'a diğer gelişlerimizde kaldığımız otelleri hatırlamıyorum. Zaten birkaç kez de Amstedam'da yaşan dostumuz Engin'in evinde konakladık... Eh tabii insanın Amsterdam gibi dünyalar güzeli bir şehirde Engin gibi dünyalar güzeli bir dostu olunca insan her seferinde bu şehre koşarak değil uçarak gidiyor. Amsterdam benim için hem sakin sepenek, kanal kanal yürüyerek dolaşılacak bir şehir, hem de Engin'in o kocaman ve güzel evinde ailesiyle mükellef bir sofra etrafında saatlerce sohbet etmek, hatta bazen sohbetin önünü alamayıp sabahlamak demek :)

Öylesi sabahlarda en erken uyanan ben olmak isterim. Evin o dinginliği zaten çoktan nirvanaya ermiş ruhumu daha da yukarılara taşır. Hatta bir keresinde kapının önündeki elektrikli bisikleti alarak hemen yakınlardaki adaya gitmiş, giderken bisikletler için yapılmış asma köprüden geçmiş, kendimi ne kadar ama ne kadar iyi hissetmiştim.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Amsterdam'dan söz edip de bisikletten bahsetmemek olmaz. Bu şehirde bisiklet akıllara ziyan bir ulaşım aracı daha doğrusu bir yaşam biçimi. Yazımın başında katlı bisiklet otoparkından bahsetmiştim. Şehrin her tarafını sarmış bisiklet yolları ile Amsterdam daha çok bisiklet ulaşımına göre tasarlanmış bir şehir sanki. Bisikletlerin öyle bir önceliği var ki, siz etrafınıza bakıp hayran hayram ama aylak aylak yürürken, farkında bile olmadan gelip bir bisikletli sizi ezip geçse suçlusu siz olabilirsiniz :) Son derece kibar ve nazik olan Amsterdamlılar bir tek bisiklet yolunda yürüyen yayalara karşı tahammülsüz ve sert olabiliyorlar. O yüzden siz siz olun, ne yapıp edin yolda yürürken bisikletlilere hep dikkat edin... İmamın dediğini yap, yaptığını yapma misali, size böyle söylüyorum ama -laf aramızda- ben de her Amsterdam gezimde hayran hayran ve aval aval etrafıma bakarak yürürken, en az bir kez bisiklet altında kalma tehlikesi geçiriyorum :)

Şehrin her tarafında bisiklet kiralamak için seçenekler var; eğer tercih ederseniz mutlaka bisiklet de kiralamalısınız. Şehrin her yerine ama her yerine bisikletle ulaşmak mümkün. Zaten altınızda bisiklet varsa yolların kralı da sizsiniz. İnsanlar kilomtrelerce uzaktaki iş yerlerine, okullarına bile bisikletle gidip geliyor... O değil de, özellikle köprü başlarına zincirlenmiş rengarenk bisikletlerin verdikleri birbirinden güzel fotoğraflar yok mu, işte bu Amsterdam'ı bir başka güzel, özel ve anlamlı kılıyor.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Amsterdam'ın gezilip görülecek en özel mekanlarından biri de herhalde Madame Tussauds Mumya Müzesi'dir. Yalan yok, ben hiç gitmedim; gitmem demiyorum da sıra gelmedi diyelim, hiçbir zaman önceliğim olmadı böyle yerler. Paris'teki Grévin Müzesi kıvamında pek çok ünlünün balmumu mumyasının sergilendiği müze, belki size bana göründüğünden daha fazla ilginç gelebilir. Bir bakın isterseniz.

Tabii bir de şehrin ihmal edilmemesi gereken bölgesi Red Light District olduğunu söylememe gerek yok. Şehrin halka açık uluorta genelevlerinin bulunduğu bu sokak ve yan sokaklar silsilesi, turistik anlamda da son derece ilginç. Belki her gidişimde yolum düşmez ama son gidişimde sırf blog'ta daha güncel bilgi olması açısından Red Light'a uğradım ve yine Hollandalıların hayatı algılayış biçimine biraz şaşkınlıkla, biraz hayranlıkla biraz da karmaşık duygularla baktım.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Amsterdam'ın gece hayatı zaten bir alem. Seks şovları, çılgın kulüpleri, genelevleri, barları diskoları artık ne kadar azgınlık varsa hepsi sizi bekliyor... Bu şehir normalde kendi halinde son derece sessiz ve sakin bir yer ama eğer sokaklarda bağıra çağıra dolaşan, hatta kendini kaybedip pantolonunu indirerek oradan oraya koşturan, beyaz suratlı, kırmızı yanaklı birilerini görüyorsanız bilin ki İngilizlerdir :) Bence şehrin huzurunu en çok kaçıran millet onlar. Yoksa burada herkes hayasızlığını bile edebiyle yaşıyor, kimse kimseye ilişmiyor. Hoş; İngilizlerin de kimseye iliştiği yok da bunca huzur dolu bir ortamda bağırış çağırış ortalığı birbirine katmaları pek kabul edilebilir bir şey değil.

Red Light Bölgesi'nde dolaşırken, kimse kimseye karışmıyor. Bebek arabasıyla gezenler mi istersiniz, kolkola dolaşan gayet iyi giyimli karı-koca mı dersiniz; herkes sokağın bulunduğu kanal boyunca sağlı sollu iki tarafta kendi halinde gezintilerini yapıyor. Bir yandan da vitrinlere dizilmiş hayat kadınları öylece oturmuş, potansiyel müşterilerin dikkatini çekmeye çalışıyor, kazara anlaşırlarsa vitrinin perdesi çekiliyor ve herkes işine bakıyor. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi hayat devam ediyor. Aynı şekilde şehrin gece kulüplerinde Hetero, Gay, Biseks, Trans artık aklınıza hangisi gelirse de istediğiniz günah Amsterdam'da kollarını açmış sizi bekliyor... Amsterdam'da dibine kadar özgürsünüz; burada olan burada kalıyor.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Amsterdam garip bir yer, bambaşka bir dünya. Burada her şeyden olması gerektiği kadar var. Mükemmel bir armoni, mükemmel bir uyum. Kendinizi iliklerinize kadar özgür, iliklerinize kadar insan hissediyorsunuz. Hiçbir şey yapmasanız, sadece bu şehrin havasını solusanız bile kendinizi iyileştiriyorsunuz. Bunda Amsterdamlıların, daha doğrusu Hollandalıların da payı büyük. Bir kere müthiş sıcak, müthiş samimi insanlar. Neredeyse herkes mükemmel bir İngilizce konuşuyor. Hatta benim biraz abartılı iddiama göre Hollandalıların İngilizcesi, İngilizlerin ve Amerikalıların İngilizcesinden kat kat güzel :) Sizi her zaman sıcak karşılıyorlar, yardımseverler ve çok espirililer. Burada garsonlarla da satıcılarla da iletişim kurmak çok kolay. Sokakta bir yer arar gibi etrafınıza bakınırken biri yanınıza gelip yardım teklif edebiliyor. Bunlar benim Paris'te yaşamayı unuttuğum şeyler :)

Bir de ırk olarak fazla güzeller. İnsan zaten Hollandalıların boy ortalamasını görünce kendini cüce gibi hissediyor :) Hiç unutmam bir keresinde Dam Square de uzaktaki bir yeri görmek için bir taşın üzerine çıkmıştım. Önümden bir Hollandalı geçti ve o geçerken ben boynumu yukarı kaldırıp boyuna öyle bakmak zorunda kaldım :) Bir adama baktım, bir de taşın üstündeki kendime; o an tam bir cüce olduğuma karar verdim. Neyse ki Paris'e döndüğümde moralim düzeliyor, kendimi ortalama yakışıklılıkta hissediyorum yeniden :)

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Dam Square
Şehrin en güzel köşelerinden biri de her rehberde bahsedilen Vondelpark (fondelpark). Paris'teki parklardan sonra burası bana aman aman muhteşem gelmiyor ama siz yine de yolunuzu o taraflara bir düşürün isterseniz. Benim için Singel, Herengracht, Keizergracht, Prinsengracht kanalları ve sokakları boyunca yürümenin keyfi hiçbir şeyde yok. Bir de sizi çok ilgilendirmeyebilir ama Amsterdam'daki Simit Sarayı bizim için çok anlamlı :) Ama Dam Square'de açılan yeni yerini değil de Kinkerstraat 24 numaradaki yerini şiddetle öneririm. Orada çalışan servis elemanları çok daha güleryüzlü, mekan çok daha büyük, oturması yemesi içmesi çok daha keyifli. Tabii Türkiye'den geldiyseniz bu yazdıklarım sizi ilgilendirmiyor; ben sadece Avrupa'da yaşayıp dışarıda doğru dürüst kahvaltı yapmayı özleyenlere selam ediyorum...

Amsterdam anlatmakla bitmez; zaten tek bir sayfalık yazıda anlatıp bitirmeyi de idda edemem ama aşağı yukarı şehri bu boyutlarıyla gezdikten sonra daha ne yapabiliriz diye düşünüyorsanız şehrin kuzey tarafına geçmenizi öneriyorum. Herkes Volendam'ı söyleyecektir ve haklıdırlar... Buraya gitmek için Amsterdam Centraal'in arkasından kalkan otobüslere biniyorsunuz ama ben olsam tek bilet alıp sadece Volendam'a gitmek yerine bu programa bir gün ayırır, günlük bilet alarak civardaki diğer kasabaları da görürdüm.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Volendam
Volendam küçücük bir balıkçı kasabası, şöyle bir dolaşıp hemen bitiyor zaten. Bizim gidişimizde yaşadığımız en gırgır deneyim, manikür-pedikür balıkları ile dolu küçük havuza ayaklarımızı sokup pedikür yaptırmak oldu :) Kırk yıl düşünsem böyle bir şey yaptıracağım aklıma gelmezdi... Zaten daha sonra Avrupa'nın başka yerlerinde de bu tür uygulamalar olduğunu gördüm. Volendam'da biraz dolaştıktan, belki bir yerde oturup bir şeyler yiyip içtikten sonra -görece- daha az turistik olan Edam'a gitmenizi öneririyorum.

Edam da son derece küçük bir rüya kasabası. Minik minik birbirinden güzel evler, kanallar, mevsimine göre çiçekler, mevsimine göre yapraklar; birkaç küçük restoran ve kafe, hem aklınızı başınızdan alıyor, hem de buraları gördüğünüz için hayata teşekkür ettiriyor.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Edam
Bu küçük kasabalar birbirine çok güzel bir otobüs ağıyla bağlı. Saatlerinizi iyi organize ederseniz bir gün içinde en az üç yeri görmeniz mümkün olabilir. Belediye otobüslerinde ücretsiz Wi-Fi olması da ayrı bir güzellik. Ama bence çektiğiniz birbirinden güzel fotoğrafları instagram'a yüklemekle uğraşmak yerine otobüsle giderken etrafınızı seyretmeyi tercih edin derim. Bu arada hatırlatmak isterim: Bu bölgedeki belediye otobüsleri Amsterdam içinde bindiklerinizden ayrı bir firma; dolayısıyla şehir içinde aldığınız biletler burada geçmiyor. Bu otobüsler için ayrı bilet almanız gerekiyor. Biletleri otobüsten temin etmeniz mümkün.

Benim önereceğim, bu civardaki üçüncü kasaba ise Marken. Burası da küçücük bir yer, burası da rüya gibi; yine küçük bir balıkçı barınağı, barınak çevresine sıralanmış barlar, kafeler, restoranlar. Birbirinden güzel yemekler, birbirinden güzel atıştırmalıklar. Hayat size tüm cömertliği ile mutluluğu hediye ediyor; tadını çıkarın. Kim bilir bu civarda daha nereler vardır; hepsini bir günde bitirmek mümkün değil. Sizin de önereceğiniz yerler olursa yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Marken
Tabii bir de meşhur değirmenleri görmemiz gerek. Bunun için bir kez Amsterdam'a ilk gelişimde turla, bir kere de Engin'in bizi arabaya atıp taaa bilmem kaç kilometre ötede götürdüğü Zaanse Schanse diye bir yer var ki burası da ayrı bir rüya. Yine cicili bicili kanallar, yine dünya tatlısı evler ve birbirinden güzel yel değirmenleri. Hatta Hollanda'nın meşhur market zinciri Albert Heijn'ın ilk "bakkal dükkanı" olan yeri şimdi müze olarak gezilebiliyor ki o da ayrı bir hoşluk.

Amsterdam'dan uzakta bir gün geçirdik ama Amsterdam'da yapmayı unuttuğumuz bir şeyler daha kaldı: Bunlardan ilki kanal turu yapmak... Bence güzel bir havaya denk gelirseniz bir kez olsun böyle bir deneyim yaşamalısınız. Çünkü oyuncak gibi bir şehirde tekneyle dolaşmak çocukça bir keyif veriyor insana. Bir yandan da Hollandalılara hayran oluyorsunuz. Sonra bir de meşhur "I amsterdam" yazısının önünde fotoğraf çektirmeniz gerek. Allah muhafaza, sonra millet ne der :) Bunun için Rijksmuseum'un arka tarafındaki yeşil alana gitmeniz gerekiyor ama orayı boş bulmak bir mesele. O yüzden ben bambaşka bir yerde, o yazının daha minyatürü olanını görmeniz için Amsterdam şehir müzesi olan Amsterdam Museum'un avlusuna gitmenizi öneriyorum ;)

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Sonra Amsterdam'da bir klasik müzik konseri de izlemelisiniz sanki. Ben birkaç kez bu şansı yakaladım. Rijksmueseum'un orada bulunan ünlü konser salonu Concertgebouw'da denk geldiğim yeni yıl konserini unutmam mümkün değil. Hem konser öncesi ve konser arasında içkiler ücretsiz oluyor, hem de konser biletinizle, konserin üç saat öncesinde ve üç saat sonrasında toplu taşıma araçlarından - konser biletinizi göstererek- ücretsiz yararlanabiliyorsunuz. Siz yeter ki konser izlemek, sanatla ilgilenmek isteyin; Hollandalılar sanatı el üstünde tutuyor.

Hollandalılar ortaya koyduğu sanat ve estetik anlayışı benim için gerçekten çok değerli. İster tarihi, ister çağdaş şehir düzenlemeleri olsun mütiş bir estetik, müthiş bir dinginlik var tüm yapıp etmelerinde. Hem sade hem de görkemli eserler üretebiliyorlar. Hollanda'daki bu sade ama etkileyici eserleri gördükçe Paris'teki abartılı görkemin beni ne kadar yorduğunu fark ediyorum ama bunlar aramızda kalsın, Paris bunları duymasın :) Bir de Amsterdamlıların perdelerini kapamadan hayatlarını sürdürmelerini çok önemsiyorum. Nasıl rahatlar, nasıl estetik bir hayatı uluorta yaşayabiliyorlar; bu yönlerine de hayranım.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Evet... Paris konusunda ıncık cıncık bir ton şey yazmış biri olarak haddimi biraz aşıp Amsterdam hakkında şimdilik bunları paylaşabileceğim sanırım. Burada yazdıklarım hakkında detaylı bilgi öğrenmek isterseniz bana değil Google'a sormanızı rica ederim. Tamam Paris hakkında sorulara elimden geldiğince yanıt vermeye çalışıyorum ama Amsterdam'da yaşamadığım için, orayı sadece beş-on kez gezmiş biri olarak benim bilgilerim de bunlarla sınırlı :)

Bir de en son Amsterdam gezimde (5-7 Mart 2016) bu şehri nasıl bu kadar sevmişsem, bir şekilde ömrümün bir bölümünü de burada geçirme hayali kurdum; bir anlamda "secret" yaptım diyelim ve Paris'e döner dönmez Amsterdamda.Net alan adını satın aldım :) Belli mi olur, bakarsınız bu hayalim de gerçekleşir, oturur bir de Amsterdam için Pariste.Net gibi zengin içerikli bir blog oluştururum. Ama bu işler uzaktan uzağa olmaz pek; olur da böyle zengin olmaz. O yüzden hayat bir sürpriz yapmalı ve bir şekilde Amsterdam'a yerleşmeliyim. Hayatta en çok istediğim şey bu olsa zaten ne yapar eder hayalimi gerçekleştiririm de henüz düşünme aşamasındayım. Şu an Paris'teki hayatımdan çok memnunum. Amsterdam'ı mı özledim? Biletimi internetten alır atlarım bir Thalys trenine bir hafta sonu gider gelirim.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Thalys Treni ile Paris Amsterdam Arasında Yolculuk
Demem o ki, Paris'e uzun bir tatil için geliyorsanız (en az bir hafta) belki bir iki günlüğüne bir Amsterdam kaçamağı yapabilirsiniz siz de ama kısa bir tatil olacaksa bölmenizi hiç tavsiye etmem. Paris ve Amsterdam birbirinden çok farklı iki şehir; kısa bir zaman diliminde bu iki şehri birden gezmek bence sadece "gördüm mü gördüm" dedirtir size; zihninizde derin bir iz bırakmak yerine her şeyi birbirine karıştırır bence. Amsterdam'a doğrudan Türkiye üzerinden gidecekseniz de en az iki gece konaklamanızı öneriyorum. Bir hafta kalabilecek olanlar içinse Hollanda'nın diğer şehirlerine günübirlik seyahatler eklenebilir; çok da güzel olur. Ben bugüne kadar Amsterdam dışında Rotterdam, Den Haag (Lahey), Hauten ve Utrecht'i gördüm. Hepsi birbirinden güzel ama bende Amsterdam'ın yeri bir başkadır.

Bir hayalim de, her yıl Nisan sonu Mayıs ortasına kadar açık olan o dillere destan lale tarlalarının bulunduğu müthiş park Keukenhof'u gezmekti ve nihayet bunu da Mayıs 2017'de gerçekleştirdim. Herkese tavsiye ederim. Belki orayla ilgili ayrı bir yazı yazmak gerekir ama bu park hakkında tüm güncel bilgilileri kendi web sayfalarından edinmek en sağlıklısı. Şimdi geriye bir de Giethoorn'u görmek kaldı; bakalım...


Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi
Lale Bahçeleri: Keukenhof
Sizden ricam, bu yazının yorum bölümüne eklemek ve düzeltmek istediğiniz şeyleri yazarak içeriği zenginleştirmeme destek vermeniz. Önerilerinizi bizlerle paylaşın ki bilgi paylaştıkça değerli olsun.

Son olarak, Amsterdam'a, Paris'e ya da dünyanın herhangi başka bir şehrine yapacağınız booking.com rezervasyonlarınızı, yazıdaki linklere ya da sayfada bulunan "PARIS'TE YERINIZ HAZIR" banner'ına tıklayarak Pariste.Net üzerinden yapmayı unutmayın lütfen.

Amsterdam Kaçamağı - Mini Amsterdam Rehberi

Aynı şekilde Thalys rezervasyonunuzu linkini verdiğim resmi siteden ya da aşağıdaki banner üzerinden yaparak da destek olmuş oluyorsunuz ;) Bu yazıyı okuduğunuz için de ayrıca teşekkürler.

Bu güzel şehri bir gün mutlaka ziyaret etmeniz, gezerken beni tebessümle anmanız dileğiyle.

Ve Paris'i de küstürmeyin sakın ;)

Keyifli geziler, keyifli keşifler...





TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

22 yorum:

  1. Mayısta 2 günlük kısa gezi planlıyorduk, detaylı yazı için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım harika bir Amsterdam gezisi olur. Paris'i de küstürmeyin lütfen ;)
      İyi tatiller

      Sil
  2. Selamlar. Yazılarınız çok detaylı ve aydınlatıcı. Ve şu konuda ne kadar haklısınız, tren garları şehirlerin kalbine adım atılan yerler olmalı. Ülkemizde de öyleydi. Haydarpaşa Garını böyle atıl görmek bir İstanbullu olarak ne kadar üzüyor beni. Oğlumla birlikte Paris'i görmeyi çok istiyoruz. Umarım fırsat olur da geliriz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Elif Hanım, yorumunuz için teşekkür ederim. Umarım en kısa sürede bu hayaliniz gerçekleşir ve Paris'te çok güzel anılar biriktirirsiniz. Mutlu günler dilerim.

      Sil
  3. Mayıs sonunda yapacağımız gezi için çok faydalı oldu teşekkürler😊🙏🏻

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım çok güzel bir tatil geçirirsiniz. Gezi sonrası eklemek istedikleriniz olursa yorumunuzu esirgemeyiniz 😉
      İyi tatiller...

      Sil
  4. Çok hoş bir gezi rehberi olmuş, elinize sağlık Ahmet Bey. Amsterdam; insan ölçeğindeki yapıları, geleneksel, korunmuş kent yapısı, kanalları ve köprüleri ile huzur ve dinginlik veriyor insana. Brüksel'den dönüş uçuşum iptal edildi, bilin nereden dönüyorum? :) Amsterdam'dan tabi...:)

    Çok özetle benim önerilerim:
    -Concertgebow'da Çarşamba günü saat 12:30'da ücretsiz öğle konseri var.
    -Amsterdam Centraal tren istasyonunun yanında Hilton'un Double Tree Oteli var. Burası epeyce yüksek bir yapı olduğu için manzarası harika, fiyat biraz daha fazla ama akşama doğru hem gündüz, hem akşam manzarası için değer.
    -Albert Cuyp açık pazar, kesinlikle gezmenizi öneriririm.
    -De tart von minterte cafe, Heineken experience'a çok yakın bu kafenin kurabiyeleri, pastaları müthiş
    -embrandt Meydanı (en sevdiğim meydan!) Buradaki L’opera cafe favori mekanımdı (taze nane çayı tüm yorgunluğu alıyor)
    -Amsterdam'ın içinde kalan ender yel değirmenlerinden birinde yer alan Brouwerij’t IT (taze bira, kendisi üretiyor, esmer natte birası pek güzel)
    -Vaktiniz varsa trenle çok yakın mesafedeki Haarlem şehrini görmenizi tavsiye ederim. Buradaki Saint Bavo ve New Saint Bavo kiliseleri birer mimari harika
    -Festina Lente: Harika, kedili bir cafe...
    -Mash Bar: Çok kalabalık trendy bir bar
    -Amsterdam deyince oranın Bim'i olan Albert Heijn marketlerini unutmamak lazım. Hava güzel ve açıksa, sosu içerisinde salatalar, sandöviçler alıp kanal kenarında veya parklarda yiyebilirsiniz (hiç bir lüks restoranda almadığım bir keyif). Çoğu insan öyle yapıyor.
    -Peynir alışverişiniz için yine önerim Albert Heijn Marketleri olacak. İndirimdeki ürünleri takip edin. De Willig kalitesinde son derece uygun fiyata peynirler alabilirsiniz.
    Herkese iyi gezmeler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu harika bilgiler için çok çok teşekkürler. Albert Heijn'e BiM demek biraz haksızlık olur, Migros mu desek acaba :) Özellikle yazıda belirttiğim Albert Heijn'in ilk dükkanını herkesin görmesini tavsiye ediyorum...
      Tekrar teşekkürler...

      Sil
    2. Hollanda'nın BİM'i Lidl veya Aldi olabilir.

      Sil
  5. Haklısınız, bim denek biraz haksızlık olur. Beni çok gülümseten bu benzetmeyi bir blogda okumuştum, paylaşmak istedim :) Albert Heijn'ın ilk dükkanının bulunduğu Zaanse Schans; yeldeğirmenleri, doğal peyzajıyla rüya gibi bir yer.

    YanıtlaSil
  6. Harika bir yazı olmuş, paylaştığınız için çok teşekkürler.. Biz de eşimle 3 gecelik kısa bir seyehat planlıyoruz. Sadece zamanına karar veremiyoruz. Sizce eylül ortası gitmek için yanlış bir mevsim mi olur..? Yağış ve sıcaklık durumu açısından kararsız kaldık. Daha öne mi çekmeliyiz acaba? Tekrar teşekkürler, gitmiş gibi olduk şimdiden :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler.
      Paris'ten daha soğuk bir iklimi olduğunu düşünülürse ne kadar yaza yakın giderseniz kârdır ama belli de olmaz tabii şans işi biraz...

      Sil
  7. 19 Mayıstan istifade ederek biz de kaçıyoruz Amsterdam'a:) Yazı için teşekkürler. Çok faydalı olacak eminim. Harika notlar aldım. Öte yandan kalbim hala Paris'te. Birkaç ay önce gelmiştik ama vaktimizin çoğunu Disneyland'da geçirdiğimiz için ziyaret edilecek onlarca yer bıraktık geride. En kısa zamanda tekrar gelebileceğimizi umuyorum. İstanbul'dan sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım harika bir tatil olur, çok teşekkür ederim. Paris'i sizi özleyecektir, burayı da ihmal etmeyin lütfen :) Sevgiler, selamlar, iyi tatiller...

      Sil
  8. Yazı için çok teşekkürler. Çok yardımcı oldunuz:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim.
      Keyifli geziler, keyifli keşifler...

      Sil
  9. Merhaba,

    Yazınıza haksızlık etmeyin, bence tam bir rehber hazırlamışsınız. Ben ulaşım ile ilgili bir şey sormak istiyorum. Sizin önerdiğiniz günlük ulaşım kartlarıyla "iamsterdam" kartı arasındaki farkı biliyor musunuz? O kart da turistlere yönelik ve birçok müzeye giriş ücretsiz, bir kez kanal turu yapmak da içinde. Sizin önerdiğiniz kart ise yalnızca ulaşıma mı yönelik? Çünkü arasında ciddi bir fiyat varkı var, "iamsterdam" iki günlük 65 euro. En azından kanal gezisi yapacağımızı ve birkaç müzeye gireceğimizi düşünürsek sizce hangi kart mantıklı olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar,
      Öncelikle çok teşekkür ederim.
      Eğer müze gezecekseniz ve kanal turu yapacaksanız elbette ki iamsterdam kartı almak daha mantıklı olacaktır. Ulaşım kartı sadece sokak sokak şehri bir baştan bir başa keşfetmek isteyenler için mantıklı...
      Mutlu günler...

      Sil
  10. Merhabalar ; 2017 Haziran ayının ilk haftası Paris-Brüksel-Amsterdam turu yapacağız ve daha şimdiden sizin blogunuzda kaybolmaya başladım. Çoğu şeyi not alıyorum ki oraya gidince bu neydi, şu neydi diye düşünmeyeyim. Güzel bir yazı olmuş elinize sağlık. Paris ve Amsterdam'da bu bilgilere fazlasıyla ihtiyacımız olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım çok güzel bir tatil geçirirsiniz.
      Değerli yorumunuz için çok teşekkürler.

      Sil
  11. Paylaşımlarınızı o kadar güzel buldum ki Amsterdam için Haziran 2017'de bilet buldum tek gidiş 190tl... tek başıma gideceğim için biraz korkuyorum. ne dersiniz? Amsterdam tek başına dolaşılır mı? Amtsterdam'dan hoopp hızlı tren ile paris'e...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, çok teşekkür ederim.
      Bence Haziran'da Amsterdam çok güzel olur. Daha önce yalnız gezdiyseniz ve yalnız gezmek sizin için bir sorun değilse Amsterdam kesinlikle sorun olmayacaktır. Bence aksine çok daha keyifli bir gezi olur, sadece bu rüyayı tek başınıza görüyormuş gibi olacaksınız :)
      Oradan da hoop Paris, ikinci rüya olur :)

      Sil

Paris Hava Durumu

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 450'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

REKLAM ve SPONSORLUK

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.