Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

23 Ekim 2015 Cuma

Musée Camille Pissarro - Camille Pissarro Müzesi / Pontoise

Musée Camille Pissarro - Camille Pissarro Müzesi / Pontoise
(Son Güncelleme: 12.09.2017) Bu yazı hem sanat severler için hem de Paris'e birkaç kez gelmiş olup artık değişik bir şeyler yapma arayışında olanlara yönelik. Bir de benim gibi şansına güvenip rastgele keşifler yapmayı sevenler için diyelim... Bugün sanat tarihinde önemli bir akım olan empresyonizmin en önemli temsilcilerinden Camille Pissarro'nun eserlerini de görebileceğimiz, Paris'in biraz dışına, Pontoise'a doğru güzel bir yolculuğa çıkıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde bir hafta sonu, yine o günü nerede ve nasıl geçireceğimizi bilmeden, daha doğrusu bu konuda kafa yormamıza gerek olmadığını bildiğimizden, hiç plan yapmadan evden çıktık. Saint Lazare'a gelip tam Printemps tarafına doğru klasik yürüyüşümüzle Paris gezimize başlayacaktık ki son anda garın panolarında kendimize kalkacak ilk treni seçmeye çalışırken bulduk ve iki dakika sonra da rastgele trenlerden birine çoktan binmiştik bile. Rastgele istasyonlarda inip rastgele başka trenlere aktarma yaparak önce Enghien les Bains'a gittik, orayı gezip keyifli vakit geçirdikten sonra yine rastgele trenlere binerek kendimizi Pontoise'da bulduk.

Pontoise (pontuaz) Paris'in 35-40 kilometre kadar kuzey batısında bulunan ve aslında ayrı bir yazıyı hak eden bir yer. Bana kalsa Paris'in uzak bir banliyösü derim ama buradaki idari yönetim sistemine göre ayrı bir şehir olarak geçiyor. Başlı başına bir belediyesi ve kendi özel yönetim mekanizmaları olan "ville"lerden biri yani.

Musée Camille Pissarro - Camille Pissarro Müzesi / Pontoise
Trenin son durağı olarak indiğimiz Pontoise'a bizim gibi şans eseri değil de doğrudan gelmek isterseniz Gare du Nord ya da Gare Saint Lazare'dan banliyö treniyle ya da RER-C ile gelebiliyorsunuz. Pontoise'ın 5. zone'da yer aldığını, biletinizi ona göre almanız gerektiğini hatırlatırım...

Gardan çıkıp tepedeki kiliseye doğru tırmanıp sonra şehrin tarihi bölümünde kendinizi kaybede kaybede dolaşmaya başlıyorsunuz. Neyse, bu ayrı bir yazının konusu. Bu yazıda bahsetmek istediğim müzeye ulaşmak içinse birkaç seçeneğiniz var: Ben, kiliseye doğru yürüyüp yokuşun başladığı yerden sağdan dönüp dümdüz ilerlemenizi, sokağın sonuna geldiğinizde sağa ya da sola dönmek yerine hemen karşı sağdaki dar ve taşlık yokuştan kıvrıla kıvrıla yukarı çıkmanızı öneririm. Tepeye doğru tırmandığınızda hep yokuş yukarı çıkan yolu takip ederseniz kendinizi sonunda müzenin kapısında bulacaksınız. Başka yerlere de saparsanız merak etmeyin, Paris'ten uzakta güzel bir yerde tatile çıkmış gibi gezmenin tadını çıkarıyor olacaksınız.

Camille Pissarro Müzesi'nin bahçesine girdiğinizde içinizi çocukça bir sevinç kaplıyor. Önce içeri mi girseniz yoksa bahçeyi mi gezseniz bilemiyorsunuz. Burası 1742'de yıkılan Pontoise Şatosu'ndan geriye kalan küçük bir burjuva evi aslında. Bana ilk bakışta Rodin'in Meudon'daki evini çağrıştırsa da ondan bile küçük diyebilirim. Müze bu evin ikinci katında yer alıyor ve Paris'te görmeye alışık olduğumuz dev müzeler yanında çok ama çok ufak geliyor insanın gözüne. Bu yönüyle Romantizm Müzesi'ni de andırıyor.

Musée Camille Pissarro - Camille Pissarro Müzesi / Pontoise
Müzeye girmek için ikinci kata çıktığınızda sizi müze görevlisi karşılıyor. Burası o kadar sakin ve o kadar güzel bir mekan ki insanın burada müze görevlisi olası geliyor... İçeri girer girmez müzeye de girmiş oluyorsunuz zaten. Burada sanatçının ve oğulları Lucien Pissarro, Georges Manzana-Pissarro et Ludovic-Rodo Pissarro'nun eserlerinin yanı sıra Daubigny, Guillaumin, Signac, Hayet, Piette'in eserleri de sergileniyor.

Bu kadar anlamlı ve etkileyici müzeleri gezerken "neden ciddi bir sanat tarihi eğitimi almadım ki sanki?" diye hayıflanıyorum. Pissarro'nun Empresyonizmin Babası olarak adlandırıldığını bu yazıyı hazırlarken öğreniyorum. En azından bize resim derslerinde zorla resim çizmeyi öğretmeye çalışan resim öğretmenlerimiz, keşke her ders en az bir tane dünyaca ünlü tablonun resmini tahtaya asıp kısa hikayesini anlatsalarmış, hem güzel bir eserle karşılaşmamızı sağlamış olurlardı; hem ruhumuz zenginleşir, hem de kültür dünyamız derinleşirmiş ama nerde...

Neyse... Neyse ki daha sonra kendimizi yetiştirmeyi öğrendiğimiz dönemlerde kültür sanat dünyasında derinleşmek için elimizden geleni yaptık ama bu kadar uçsuz bucaksız ve bu kadar renkli bir alemde yolunu bulmak her zaman kolay olmuyor. Bu zenginliği kavramak için sağlam bir alt yapı gerekiyor. Biz de elimizden geldiğince bu farkı telafi etmeye çalışıyoruz. Bazen bu yetersizliğin işe yaradığını da düşünmüyor değilim hani. Öyle ki; hakkında daha önce hiçbir fikrinizin olmadığı bir ressamın eseriyle ilk karşılaştığınız zaman, onu dünyaca ünlü birinin eseri olduğu için herhangi bir önyargıya kapılmadan beğenmek yerine, hiçbir öngörünüz olmadan tamamen ressamla doğrudan temasa geçerek çok daha güçlü bir duygu alışverişi kurabiliyorsunuz. Bu da işin güzel tarafı diyelim...

Musée Camille Pissarro - Camille Pissarro Müzesi / Pontoise
Pissarro'nun eserlerini böylesi bir müzede, şatafatlı müze sunumlarından çok uzakta, son derece naif bir atmosferde bu kadar yakından inceleme şansı yakaladığım için kendimi doğal olarak çok şanslı sayıyorum. Bundan daha bir-iki ay kadar önce yaptığım güney Fransa tatili sırasında Axe-en-Province'a uğradığımda yine kazara karşıma çıkan Cézanne'ın atölye evini gezerken hissettiğim duygular geliyor aklıma. Gerçi o zaman Cézanne'ın önemini biliyordum ama bu kez Cézanne'ı etkilemiş bir ressamın eserleriyle karşı karşıya olduğumu bu yazıyı hazırlarken öğreniyorum. Hayat bir enteresan gerçekten.

Camille Pissarro'nun hayatı da bir enteresan. Sonradan Fransız vatandaşlığı almış bir Portekiz yahudisi tüccar bir baba ile Karayip yerlisi bir annenin oğlu olarak Virgin Adaları'nda dünyaya gelmiş. Kendisinin bir de Danimarka vatandaşlığı kökeni var ama anladığım kadarıyla bunun, annesinden dolayı, doğduğu adanın bir dönem Danimarkalıların olması ile ilgisi var. Yani hayat hem enteresan hem de çok karışık.

Pissarro önce Paris'e geliyor ve burada hem Ecole des Beaux-Arts'ta hem de Académie Suisse'te eğitimler alıyor. Önce hocalarından ünlü ressam Corot'dan etkiliyor, sonra da Cézanne, Monet ve Guillaumin'i etkileyen bir ressama dönüşüyor. Ne var ki günümüzde tabloları milyon euro'lara satılan bir ressam olsa da pek çok ressamın ortak kaderi olarak yaşadığı dönemde tablolarından öyle büyük gelirler elde edemiyor. Ömrünün bir dönemini Pontoise'da geçiren ressam aslında hayatının çoğunu kırlık, bağlık bahçelik yerlerde geçiriyor. Tablolarının huzur dolu oluşunu buna mı bağlamalıyız bilemiyorum. 1830'da doğup 1903'te ölen Camille Pissarro'nun mezarı Père Lachaise Mezarlığı'nda bulunuyor.

Musée Camille Pissarro - Camille Pissarro Müzesi / Pontoise
Biz sadece günümüzde algıladığımız kısmıyla ilgileniyoruz hayatın. Oysa, bugün gördüğümüz arka planda aslında nelere, nerelere dayanıyor... Biz şimdi harika tablolar yapmış bir ressamın müzesindeyiz, birazdan da bu küçük müzeyi bitirip küçük bahçeyi gezeceğiz. Herkes payına düşeni yaşamış ve tarih sahnesindeki yerine çekilmiş; bakalım biz neler yaşayacağız ve günü gelince de tarih sahnesinde hangi konumu işgal edeceğiz daha doğrusu o sahnede herhangi bir yerimiz olacak mı?

Dediğim gibi, müze küçücük. Sadece bu müzeyi görmek için Pontoise'a geliyorsanız mutlaka Pissarro'ya, en azından empresyonizme karşı özel bir ilginiz olmalı. Ya da  benim gibi böyle kıyı köşe keşfetmeyi sevenlerden biri olmalısınız.

Bahçeyi dolaştığınızda bu küçük tepenin elverdiği ölçüde hoş bir manzara karşılıyor sizi. İleride Seine'e kavuşacak olan Oise (uaz) nehri usul usul akıyor, Pontoise'da hayat usul usul yaşanmaya devam ediyor. Dünyanın sanki hiç acelesi yok gibi.

Camille Pissarro müzesi Pazartesi ve Salı hariç haftanın beş günü saat 14:00-18:00 gezilebiliyor. Burası eskiden ücretsiz bir müzeydi ama şimdi giriş ücreti 5€. Güncel fiyatları ve diğer detayları müzenin kendi web sayfasında bulabilirsiniz.

Müzeyi bitirdikten sonra geldiğiniz kapıdan çıkıp yine kıvrıla kıvrıla aşağı iniyorsunuz. Sonrası Pontoise gezisinin konusu.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.




TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i en güzel şekilde gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim 500'e yakın yazıyla bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

0 yorum:

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.