Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

15 Ekim 2014 Çarşamba

Dalida ile Paris'te Bir Gün

Dalida / Place Dalida - Monmartre
(Son Güncelleme: 12.10.2017) Dalida'yı sever misiniz? Ben çok severim. Neden severim peki? Anlatması çok uzun ama kısaca özetlemeye çalışacağım. Bazen bir şarkıcıyı sevmek için sadece sesini çok beğeniyor olmanıza gerek olmuyor; tarzını ya da melodisini de. Bazen bir şarkıyı, bir şarkıcıyı sevdiren ilave başka kriterler de olabiliyor hayatta; Dalida ile benim ilişkim de öyle.

Çocukken, Koşuyolu'ndaki bahçeli evimizden taşınırken ilk kez çatı katına çıkmış, orada gizemli tavan arası eşyaları arasında kendime bir iz, büyülü bir parça aramıştım. O tavan arasındaki tozlu eşyaların içinden o günkü çocuk aklımla sakladığım iki şey oldu: Bir tanesi, o zamanlar hangi dilde olduğunu bile bilmediğim kırmızı bir kitap, diğeri de bir koli dolusu  plak...

1942 basımı o kırmızı kitabın Fransızca olduğunu çok geçmeden öğrendim "bu kitabı bir gün mutlaka okuyacağım" diye bir köşede sakladım. Kader ağlarını örüp de hiç ummadığım bir şekilde Fransızca öğrenmek zorunda kalınca kitabı sakladığım yerden çıkarıp ortalık bir yere koydum. Gerçi epeydir Fransızca kitap okumaya başladım ama bu kitabı ana dilimde okur gibi anlayacağım güne saklıyorum, çünkü bu kitabın içinde beni bekleyen bir şey var; biliyorum.

Plakların olduğu koliye gelince; içinde neler yoktu ki: Taş plaklar, 33'lükler, 45'likler, Long Play'ler... Zaten o zaman öğrenmiştim bu terimlerin anlamlarını... Ve kimler kimler yoktu ki o plaklarda: Zeki Müren'den Safiye Ayla'ya, Mualla Mukadder'den Perihan Altındağ'a, Erol Büyükburç'tan Erol Evgin'e birbirinden özel pek çok yerli sanatçı ve bir o kadar da yabancı sanatçı ve gruplar. Yabancıların içinden aklıma kazınanlardan biri de Dalida olmuş haliyle: Elbette Dalida'nın yüzlerce şarkısı var ama bizde olan plaklarından hatırladığım şarkılar Portofine, Une Histoire d'Amour, Paroles Paroles, Besame Mucho ve benim için en önemli olanı: Salma ya Salama...


Yeni evimize yerleşip de babamın tamir ettirdiği pikabı eski lambalı radyoya bağlayıp ses çıkışını almayı başardığım günkü sevincimi unutamıyorum. Büyüklü küçüklü o siyah yuvarlak plaklar dile gelmiş, hışır hışır bir fonda odayı müziğe boğmuştu. Dinlediğim her şarkı için bir yazı yazabilirim ama bugünün konusu Dalida. Dalida çalarken kalkıp oynadığımı hatırlıyorum "Salma ya salama"... Defalarca dinlerdim plağı başa alıp alıp, sonra yeniden oynardım hiç yorulmadan. Dünya bu müzikle benim çevremde dönerdi sanki.

Sonra yaş ilerledikçe hafif hafif romantikleşip Dalida'nın diğer şarkılarının önemini kavrayana kadar bir baktım bir gün gazetede bir haber: "Ünlü Fransız şarkıcı Dalida Paris'te yaşadığı evde intihar ederek yaşamına son verdi"...

3 Mayıs 1987'ymiş demek. Sonuçta en sevdiğim şarkıcı değildi belki ama benim için her zaman çocukluğumun tavan arasından çıkan büyülü bir sesiydi Dalida. Benim önümde uzun olduğuna inandığım bir hayat vardı ama Dalida kendi hayatını trajik bir şekilde sonlandırmıştı. Hepsini birden düşününce tuhaf gelmişti olan biten; şarkılar beynimde yankılanmıştı. O yüzden bende her zaman özel ve önemli bir yeri oldu Dalida'nın.

Sonra bir gün, tur rehberi arkadaşımız Murat Madran bir Paris gezisinde ziyaretimize geldiğinde konusu geçince, daha önce neden Dalida'nın izini sürmediğime hayret ettim. Hemen kendisinden detaylı bir tarif alıp ilk fırsatta attım kendimi Montmartre sokaklarına. Bugün de bu yazıyı sizlerle paylaşmamın nedeni bundan.

Şimdi uzun uzun biyografisini vermeme gerek yok sanırım, dileyen internetten bu bilgilere kolayca ulaşabilir zaten ama özetle Dalida 17 Ocak 1933'te Mısır'da İtalyan bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiş. Bildiğimiz Dalida olmadan önce Yolanda Gigliotti'ymiş adı. Kahire Operası'nda kemancı olarak çalışmış, pek çok başka işle de uğraşmış ama sanıyorum şansı 1954'te Mısır güzellik kraliçesi seçildikten sonra dönmüş. Bu aşamada Paris'e yerleşerek müzikal anlamda şansını denemiş. İlk 45'liğini 1956'da çıkarmış: Madona:


Sonra asıl patlamayı Bambino ile yapmış, gerisi de gelmiş zaten. Olympia'da başlayıp dünyanın pek çok yerinde devam eden sayısız konserler vermiş, bir sürü dilde pek çoğunu bildiğiniz birbirinden güzel tonla şarkı okumuş, şan-şöhret ve başarıyı sonuna kadar yaşamış. Zaman zaman iniş çıkışları da olmuş haliyle...

Gel gör ki Dalida'nın yaşamı bizim dışarıdan gördüğümüz kadar mutlu da değilmiş tabii. Büyük aşk acıları yaşamış, uğruna intihar eden erkeklerden kendini sorumlu tutmuş. Ölümün gelmesini beklemeyeceğini, bu dünyadan 2000 yılında ayrılmayı istediğini söylermiş ama o kadar sabredememiş, 1987 yılında tüm bunlar birikmiş birikmiş ve Montmartre'taki evinde intihar ederek yaşamına son vermiş.

Tabii daha yazacak çok şey var ama ne ben popüler müzik tarihçisiyim, ne de burası popüler müzik tarihi blog'u. Size kısaca Dalida'nın yaşamımdaki yerinden bahsederek neden kendimi Montmartre sokaklarında Dalida'nın izinin peşine düşerken bulduğumun ipuçlarını vermeye çalışıyorum sadece. Dalida benim için olduğu kadar sizin için de önemliyse, hadi o zaman siz de düşün peşime...

Montmartre Tepesi'ni biliyorsunuz, zaten daha önce detaylı olarak yazmıştım. Hani Montmartrobus ile tam tepedeki durakta iniyoruz ya, işte orada inin otobüsten. Dilerseniz daha ileride de inebilirsiniz ama ben bu güzergahı izlemeyi seviyorum.

Sağdaki Café Montmartre'ı geçer geçmez tam ortada bir restoran göreceksiniz: "Restaurant Le Consulat". Tam buradan sola dönün ve hafiften yokuş aşağı inmeye başlayın. Bir süre sonra sağınızda gözlerinize inanamayacağınız bir üzüm bağı göreceksiniz (Clos-Montmartre).  Aslında Sacré-Coeur ve Dalida kadar sırf bu üzüm bağını görmek için bile Montmartre'a gelinebilir... Üzüm bağının alt köşesinden sola dönün ve yolunuza devam edin; tatlı meyille parke taşlı yoldan inerken solda bir köşe çıkacak karşınıza. Onun arkasına dolandığınızda Dalida'nın büstü ile karşılaşacaksınız. Burası Place Dalida. Ben de sizin gibi Dalida'nın evini orada aradım ilk ama değil. Büstün yüzünün baktığı yerden tam karşıya doğru devam edin, sonra yol daracık bir sokağa doğru devam edecek, işte bu dar geçitten geçin; işte az ötede sağda Dalida'nın evini göreceksiniz.


Dalida'nın Evi - Montmartre
Ev ne yazık ki gezilemiyor, müze de değil. Bu evin olduğu, Montmartre sokaklarında Dalida'nın izini de sürdüğümüz Alternatif Montmartre Turu videomu izleyerek bu bölge hakkında bilgi edinmeniz mümkün.

Dalida'nın şarkıları kulaklarınızda yankılanmaya devam ediyorsa o zaman kendinizi Montmartre'ın büyüsüne kaptırmadan yolunuzu şaşırmayın, yani buradan aşağı devam etmek yerine Dalida'nın son uykusunu uyuduğu yere Montmartre Mezarlığı'na gidin derim. İnanın pişman olmayacaksınız. Şehrin diğer iki mezarlığı Père Lachaise ve Montparnasse Mezarlığı gibi etkileyici bir yer Montmartre Mezarlığı da.

Bunun için heykelin oraya geri dönün ve arkasından dümdüz aşağı inin, ana caddeye kavuştuğunuzda da sola doğru yürümeye devam edin. Yol sizi Montmartre Mezarlığı'na çıkaracaktır zaten. Ana caddeden, köprünün üzerinden mezarlığın diğer tarafına geçin ve soldaki merdivenlerden inerek Montmartre Mezarlığı'na girin. Girer girmez de sağdaki ilk merdivenlerden çıkıp biraz ilerden sola doğru kıvrılan yolu takip ederek yolun sonunda, yine solda, Dalida'nın mezarını ziyaret ederek turunuzu tamamlayın.


Dalida'nın Mezarı - Montmartre Mezarlığı
Kahire'de başlayıp Paris'te biten müthiş bir hayatın küçük bir anına tanıklıktı bizimkisi. Bildiğimiz yanında bilmediğimiz tonlarca mozaiği içeren renkli bir hayatın kendi penceremizden görüntüsü. Herkes kendi payına düşeni yaşıyor bu hayatta. Kimi olanla yetiniyor, kimisi olanı daha da oldurtmak için didiniyor. Kimimiz başarıyor kimimiz de başaramıyor ama en azından deniyor olmanın gururunu yaşıyor.

Dalida'ya saygılarımızı sunduktan sonra çıkıyoruz mezarlığın ana kapısından, biraz ilerideki ana caddeye varıp dilersek sağa Place de Clichy'nin capyanlı hayatına, dilersek Pigalle tarafının günahkar davetine bırakıyoruz kendimizi. Hâlâ nefes alıp verebiliyor olmanın tadını çıkarıyoruz Paris'te. Dalida'yı seviyoruz ve bize güzel bir müzik bıraktığı için de ona sonsuz teşekkür ediyoruz.



"Müziksiz bir hayat hatadır"

Sevgiyle...




TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i en güzel şekilde gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim 500'e yakın yazıyla bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

6 yorum:

  1. Hayatımın o büyülü melodilerini seslendiren hüzünlü kadın...Dalida,o ne eşsiz bir kadın o ne eşsiz bir ses.tılsımına kapılalı bir kaç yıl oluyor.Sizi çokk teşekkür ederim.Benim duygularımı bana anlatmışsınız adeta.Onun yorumuyla Bang Bang bambaşkadır.Kendi hayatının hüznünü trajedisini anlatır sanki o şarkıda...Binlerce kez dinlemişimdir herhalde.Paris'e gittiğimde ne yazıkki çok kısıtlı zamanım vardı Dalida meydanını ve mezarını göremedim.
    ;ama siz beni götürdünüz bu yazınızla adeta..:) Tekrar teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dalida'nın bunca insanın hayatına dokunmuş olması ne güzel; sonra böyle bir yazıda anıların kesişmesi, sizin güzel yorumunuzla duygularınızı paylaşmanız... Ben teşekkür ederim...

      Sil
  2. Dalida ...bambaşka bir bakış atmış dünyaya ve arkasına bakmadan gitmiş .lakin sevenlerinin gözlerinden görüyor 2000li yılların acımasızlığını ve insanlığın her gün biraz daha onirundan uzaklaştığını. Çok az insan intihar edebilecek kadar güçlü bir duruş sergiler . duruşuna saglikk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne diyeceğimi bilemedim. Hem haklısınız, hem de "madem geldik bu dünyaya, son nefese kadar hakkıyla yaşamak gerek" diye düşünenlerdenim. Yine de ne demek istediğinizi çok iyi anlıyorum, yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
  3. Gerçekten öyle ayrıntılar ile renklendiriyorsunuz ki Paris gezi planlarını anlatamam. Belki de bir çok kişinin atlayacağı detayları, önünden geçip farkedemeyecekleri güzellikleri insanlara gösterip daha da vazgeçilmez yapıyorsunuz Paris'i. Biz de bu yıl evinin önünden geçtik Dalida'nın. Ve o dar arada bir de Duvar Geçen Adamaa alternatif duvar geçemeyen adama tanık olduk. Belden aşağısı duvara yapışmış bir insan figürü çok güldürdü bizi. Özellikle Le Passe-Muraille'e bir kaç adım uzakta olması.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim, pek çok yazının altına yazdığınız deneyim ve görüşleriniz için de ayrıca teşekkürler. İnanıyorum ki pek çok kişiye ışık olacaktır. Mutlu günler dilerim.

      Sil

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.