Tag

YEME-İÇME

Browsing
(Son Güncelleme: 16.07.2019) Yine Paris'in ulu orta yerlerinden birinde olduğu halde, kalabalık turist gruplarının bir arka sokaktan gelip geçtiği, yine de blog takip etmeyi seven ve Paris'in kıyı köşe detaylarını keşfetmeye bayılanların mutlaka gidip gördüğü bir yeri tanıyoruz bu yazıda hep birlikte. Evet, bugünkü durağımız çok keyifli bir restoran: Au Vieux Paris (o viyö pari
(Son Güncelleme: 16.07.2019) Seine Nehri üzerinde yemekli gezi yapabileceğiniz pek çok seçenek mevcut ama ben sizlere, yemekli gezi tekneleri arasında en sevdiğim Le Calife'ten bahsetmek istiyorum. Yıllardır Paris'te yaşıyorum, bu teknede bir akşam yemekli geziye katılmayı uzun zamandır istiyordum ama kısmet Mart 2017 başındaki özel bir kutlama yemeğineymiş demek ki. Le Calife (lö kalif) vaktiyle

(Son Güncelleme: 16.07.2019 – Önemli Not: Porte Maillot’daki Hyatt Regency Paris Etoile Oteli’nin 34. katında bulunan harika manzaralı bu barı, adı La Vue Bar iken ziyaret ettikten sonra bu yazıyı yazmıştım. Daha sonra bar kapandı ve bir yıldan fazla süren yenileme çalışmaları sonunda 2018 sonbaharında Windo Bar olarak yeniden açıldı ama yeni halini görmedim. Bu yazı La Vue Bar için yazılmıştım, fikir vermesi için yazıyı kaldırmıyorum. Mekan değişmiştir ama manzara aynı 😉 Buraya yeniden gidene kadar bu yazı bir köşede dursun; güncel bilgileri bu linkteki resmi web sayfasından alabilirsiniz. Ben gidene kadar aranızdan giden olursa lütfen yorumlarınızı bizlerle paylaşmaktan çekinmeyin) Hadi gelin bu kez Paris’i biraz yukarıdan seyredelim ama öyle tepelerden değil, yüksek bir binanın en üst katından, mümkünse gece manzarasında ışıl ışıl bir Paris olsun karşımızda. Biraz da şımartalım kendimizi; masamızda bir kadeh bir şey olsun, alkol almıyorsak da bir kahve ya da bir çay; yeter ki ağzımızın tadı…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Bu yazıda size bahsetmek istediğim Bistro Alexandre III sadece yazın güzel havalarda değil, hava soğukken de gidilebilecek, Seine Nehri kıyısında daha doğrusu üzerinde, harika bir manzaraya sahip keyifli bir mekan. Bistro Alexandre III (bistro aleksandr trua ya da bistğo alekandğ tğua) Paris'teki en şık köprülerden Pont Alexandre III - Üçüncü Alexandre Köprüsü'nün hemen yanında yer alıyor

(Son Güncelleme: 16.07.2019) İnsan bazen istiyor ki şöyle ferah feza bir yerde oturayım da içim açılsın, hayatın ve Paris’in tadını keyifli bir yerde çıkarayım ama Paris genelde düz bir şehir olduğu için, şöyle uçsuz bucaksız bir ferahlık hissedebileceğiniz mekanların sayısı da pek fazla olmuyor. Özellikle “bir şeyler yiyip içerken Eyfel Kulesi’ni de göreyim” dediniz mi fiyatlar alıp başını gidiyor. Bu yazıda sizlere, Eyfel Kulesi’ne karşı hem ferah-feza oturup keyifle bir şeyler yiyip içebileceğiniz, hem de rakamları uçuk olmayan güzel bir teras bar-restorandan söz etmek istiyorum: Le Terrass” Terrass” Hotel Bar Restaurant – Montmartre Her şeyden önce şunu belirteyim; bu yazıyı yazarken de başlığını atarken de ortografik hata yapmadım. Normalde Fransızcada teras “la terrasse” olarak yazılır ama bu bizim terasımız Le Terrass” olarak yazılıyor. Artık bir hoşluk olsun diye mi öyle yapmışlar, neden feminen bir sözcüğü bu şekilde maskülene çevirmişler işin o kısmını bilmiyorum. Zaten neden bazı dillerde maskülen-feminen vardır o…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) 2014 yılı başından beri sizlerle kâh Paris’in içinde kâh Paris’in çevresinde dolaşıp duruyoruz. 2016 yazı boyunca da özellikle Paris çevresini gezdik ama dilerseniz artık hep birlikte şehir merkezine dönelim, Paris’in bitmek tükenmek bilmez kaynağının derinliklerine biraz daha dalalım, yeni keşifler yapalım. Paris’teki ünlü kitapçı Shakespeare and Company, bu blog’taki 250. yazıymış. Bu yazı ise 412. yazı… Zaman nasıl da su gibi akıp geçiyor. Shakespeare and Company’nin hemen yanı başına 2015 sonbaharında açılan Shakespeare and Company Café’yi yazmak için bir yıl geçmiş resmen. Geç olsun da güç olmasın, o halde yılların kafesi gibi görünen ama henüz yeni olan bu kafeyi tanıyalım hep birlikte: Shakespeare and Company Café, Saint Michel’de, Notre-Dame Katedrali’nin tam karşısında, aynı adı taşıyan ünlü kitapçının yanı başında bulunuyor. Burası daha önce neydi hatırlamıyorum; galiba hiçbir şey değildi, öyle boş boş duruyordu; belki kapalı bir dükkan, belki de depoydu ama her ne ise hiç dikkatimi çekmemiş; böylesine…

(Son Güncelleme: 12.01.2018 – Önemli NOT: KAPANDI) Siz bir haftalığına Paris’e gelip kıyı köşe her yeri gezmeyi hayal ediyorsunuz ama benim Paris’e yerleşmemin üzerinden neredeyse beş yıl geçmiş olmasına rağmen, her yeni gün keşfedilmeyi bekleyen yeni bir mekan çıkıyor karşıma.  Öyle kıyıda köşede kalmış, gizli saklı mekanlar da değil üstelik; Paris bitmiyor, bitecek gibi de görünmüyor (bitmesin de zaten). İşte öylesi mekanlardan birini daha tanıyacağız bu yazıda hep birlikte. Ben de yeni keşfettim ve biliyorsunuz keşfettiğim her şeyi sizlerle paylaşmayı ilke edindim. İstiyorum ki bu güzellikleri herkes görsün, Paris’e gelen (Paris’te yaşayan) herkes bu güzelliklerin keyfini çıkarsın. Evet, Le Grand Train’deyiz… Grand Train Grand Train (gran tren ya da gğan tğen), 18. arrondissement’da Gare du Nord’un hemen arka tarafında bulunan çok enteresan bir mekan. Anladığım kadarıyla burası eskiden Gare du Nord’un tren bakım atölyesi olarak kullanılıyormuş. Bir süredir de rekreasyon alanı olarak düzenlenmiş. Parislilerin keyifli vakit geçirmesi için oluşturulan bu enteresan yeri…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Bu yazıda yine Paris dışında bir yerlere, Compiegne Şatosu’na doğru yola çıkıp harika bir kafeye, Café Jardin des Roses’a gidiyoruz. Paris’in 80 kilometre kuzey doğusunda bulunan bu mekân, kalkıp özellikle çay kahve içmek için gidilmesi gereken bir yer midir, o konuda bir şey diyemem ama benim o kadar çok sevdiğim bir mekan ki, hazır Compiegne Şatosu’na kadar gelmişken, mutlaka burada oturup bir şeyler yiyip içilmesi gerektiğini düşündüğüm için sizlerle paylaşmak istedim. Café Jardin des Roses Compiègne Şatosu’da orangerie görevi gören bir yapıymış eskiden. Şimdiyse bir çay salonu & kafe olarak hizmet veriyor. Jardin des Tuileries – Tuileries Bahçesi’nde bulunan Musée de l’Orangerie – Orangerie Müzesi yazımda bu orangerie konusuna değinmiştim ama burada kısaca tekrar edeyim: Bu tür mekânlar, özellikle saraylarının bahçesindeki özel çiçekler ve bazı meyveler için bir tür sera görevi görüyormuş vaktiye;  limonluk diye de çevirebiliriz belki bilemiyorum.  Café Jardin des Roses (Compiègne) Yıllar önce Londra’daki Kensington Palace’da bulunan The Orangery’de…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Pariste.Net’teki 400. yazı ile birlikteyiz. İstedim ki 400. yazımızı ağız tadıyla, Paris’teki ünlü dondurmacı Berthillon’da kutlayalım… Paris’te dondurma deyince herkesin aklına önce Berthillon gelir ki böyle olması da çok normal. Aslına bakarsanız şehrin her köşesinde yiyeceğiniz tatlılar gibi dondurmalar da birbirinden güzel ve lezzetli ama işte nasılsa içlerinden biri böyle sıyrılıveriyor, Paris’te de Berthillon dondurması arzu nesnesi olabiliyor… Nasıl ki Moda’ya her gidişimde Ali Usta’dan dondurma yemek benim için özelse Paris’te de Berthillon (bertiyon ya da beğtiyon) dondurmaları özel oluveriyor. Aslına bakarsanız Kadıköy-Moda’daki Ali Usta iyi kötü İstanbullular (belki de sadece Kadıköylüler) arasında ün yapmış durumda; Berthillon’un önünde uzun kuyruklarda bekleyenlerse dünyanın dört bir yanından gelmiş turistler oluyor. Dondurma Klasiği: Berthillon Hal böyle olunca kiminiz “amaaan oranın dondurmasında ne var, filanca yerde daha iyisi bulunuyor” diyebilirsiniz ya da “orası çok turistik bir yer” diye burun kıvırabilirsiniz -ki haklı da olabilirsiniz- ama bu söyledikleriniz Berthillon’un ününe gölge düşürmüyor…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Bu yazıda sizlere Paris yakınlarında en sevdiğim restoranlardan birini, Restaurant Baudy'yi tanıtmak istiyorum. Burası sadece leziz yemekler yiyebileceğiniz bir restoran değil, mekân ve ambiyans olarak da çok seveceğinize inandığım, çok özel bir yer. Ne var ki şöyle küçük bir sorunumuz var: Restaurant Baudy, Paris'e 80 kilometre uzaklıktaki Giverny'de!... Peki kalkıp sırf güzel