Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

20 Mart 2015 Cuma

Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen

Konuk Yazar: Devrim BAĞMAN
Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen
(Son Güncelleme: 12.09.2017) İnsan boğazına düşkün olunca benim gibi, yaşadığı şehrin sevdiği köşelerini zevkine uygun bir yeme içme mekanıyla özdeşleştirmeden rahat edemez. Gitmeyi sevdiği her yerde ya bir tatlısına hayran olduğu bir pastane, ya yemek yemekten zevk aldığı bir restoran ya da kendini evinde gibi hissettiği bir kafe bulur, başka türlü yaşayamaz. Bunu da ancak damak tadına, bir güzel besteyi dinlerken ya da muhteşem bir yağlıboya tabloyu seyrederken aldığı haz kadar değer verenler anlayabilir, başkası bunu hayatta anlayamaz.

Bizim gözlerimiz sürekli etrafta mekan kovalar, iki dakika boş bırakılmaya gelmeyiz, ya bir restoranın önünde menüyü incelerken bulurlar bizi ya da yarı aralık bir kapıdan kafayı içeri uzatmış bakarken. Daha yeni yemekten kalkmış olsak bile gönlümüzü çelen bir tatlıcıda mola vermeden edemeyiz. Ne yapalım işte biz böyleyiz :)

Bu karakterde bir insanın Paris gibi nerdeyse musluklarından dünyanın en lezzetli şaraplarının aktığı, vitrinlerini mankenlerden çok rengarenk tatlıların süslediği, yemeğin tabağa bir tuvale dokunan fırça darbeleri gibi yerleştirildiği bir şehirde yaşaması elbette ki ölmeden cennete düşmüş olmaya eş.

Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen
Ama bir yandan da dünyanın en pahalı iki üç şehrinden birinde yaşadığını düşünecek olursak bu cennetin kimi zaman nasıl da bir işkencehaneye dönüşebileceğini tahmin edersiniz. Mekanın estetiği, dekorasyonun güzelliği, servisin kalitesi ve yemeklerin lezzeti kadar fiyat kalite dengesi de önem kazanıyor bu şehirde haliyle. Tabi iradenin yetersiz kaldığı büyülenme anlarını saymazsak :)

Montmartre Tepesi benim için Paris’in -istediği kadar turistik olsun- vazgeçilmez köşelerinden biri. Mart 2016'dan beri Paris’te yaşıyorum ama hala daha, ayda bir-iki kere o tepeye çıkıp sokaklarında kaybolmazsam kendimi eksik hissediyorum. Baharda ayrı güzel, Noel’de ayrı güzel, yağmurda başka, güneş açınca baka güzel benim için. Lafı fazla uzatmaya gerek yok, bu bloğun sahibi emektar Paris hayranının Montmartre Tepesi yazısında zaten istediğiniz kadar detay var.

Benim geçtiğimiz hafta sonuna kadar Montmartre kaçamaklarımla ilgili tek sıkıntım oraya gidince şöyle oturup keyifli keyifli yemek yiyecek bir yer bulamamaktı. Yoksa leziz tatlılarıyla tepedeki Café Montmartre ya da tepenin hemen altında yüksek tavanlı büyüleyici atmosferinde demleme çaylarından içmek için Halle St Pierre çoktan keşfedilmişti. Tepedeki restoranların turistik havası, civardaki küçük şirin bazı restoranların da fabrikasyon kalabalığı beni hep itiyordu. Derken bir cumartesi öğle üzeri “Fesleğen”le karşılaştık.

Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen
Champs Elysées’den 2 numaralı metro hattıyla gelirken Montmartre Füniküleri'yle tepeye çıkmak için indiğimiz Anvers’den iki durak ya da Paris’in meşhur seks merkezi Pigalle’den hemen bir durak önce Blanche’da inip yokuştan tepeye karşı dik yukarı çıkınca bir yol ayrımında sanki yolun başını tutmuş da seni bekliyormuş gibi çıkıyor insanın karşısına Fesleğen. Fesleğen diyip duruyorum ama Fransızca adıyla Le Basilic (lö bazilik) diye eklemek lazım tabi.

Eğer aşağıdan değil de yukarıdan, Montmartre Tepesi'nden aşağı inerken nasıl ulaşacağınızı merak ediyorsanız o iş biraz karışık. Başka kestirme yolları da var elbet ama hiç kaybolmadan kolayca bulmanın yolu ise şöyle: Sacré Coeur'dan aşağı dilerseniz fünikülerle, dilerseniz yürüyerek inin ve aşağıdaki durağa ya da atlı karıncaya ulaştığınızda sağa dönüp hiç sapmadan dümdüz yürüyün. Biraz sonra Le Basilic karşıza çıkacak.

Sanki çok uzaklaşmışsın da kaybolmuşsun gibi geliyor insana ama aslında Dalida’nın mezarının hemen arka sokağındasın ve az önce yokuştan yukarı çıkarken Amelie filminin çekildiği Café des Deux Moulins’in önünden geçtin farkında olmadan. Hatta kafanı çevirip arkana baktığında uzakta Abbesses meydanını ve metrosunu görüyorsun, hani Concorde’dan gelmiş olsan burada inip azıcık yürüyerek de ulaşacakmışım diyorsun kendi kendine. Aman dikkat, Abbesses istasyonunda indiğinizde sakın merdivenlerden çıkmayın, çünkü bitmek bilmiyor, mutlaka asansörü kullanın :)

Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen
Neyse lafı fazla uzatmadan Fesleğen’in yazının kapak fotoğrafında gördüğünüz basamaklarını tırmanıp kafayı kapıdan içeri uzatmak gerek. Binanın dışındaki benim gönlümü çelen ahşap hakim mimari tarz içeri girer girmez ortaçağı andıran muhteşem bir iç dekorasyon olarak kendini gösteriyor bu kez. Ben ahşabı hep sıcak bulurum, hele ki böyle yüz yıllık, içinde onca yaşanmışlık olan ve değdiğimde sanki birden o yıllara dönecekmiş gibi hissettiğim türden olursa gözüm ne yemek görür ne servis :)

Kafayı içeri uzatınca ilk korkulu soru “acaba rezervasyon gerekiyor muydu?” olur tabi ki. Paris’te bir çok restoranda özellikle akşam yemeklerinde ve bazen öğlen bile rezervasyon gerekir ama burada öğlen rezervasyon gerekmiyormuş iyi ki yoksa beynen bu kadar hazırlandıktan sonra kapıdan döndürülmek hiç hoş olmazdı doğrusu :)  Onun için bir dahaki sefer de 11:45’de açılan öğlen servisinin az sonrasında ya da fazla geciktirmeden gitmekte fayda var galiba çünkü içerdeki 20 masa 45 dakika bir saat için birden doluverdi.

Akşam gelmek için nasıl rezervasyon yapılır diye bakınırken de The Fork - La Fourchette’te kayıtlı olduğunu gördüm sürpriz bir şekilde. Üstelik hafta içi Pazartesi-Perşembe arası promosyon görünüyor, daha ne olsun ki? (Fransa'nın ünlü restoran rezervasyon sistemi La Fourchette'ten rezervasyon yaparak işinizi kolaylaştırmak ve dönem dönem gerçekleştirilen özel indirimlerden ve promosyonlardan yararlanmak içinse bu linki kullanabilirsiniz).

Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen

Daha masaya oturur oturmaz ortam içine çekip alıyor insanı Fesleğen’de. Hafifçe etrafı süzüyorsun önce, sonra restoranın en dibinde duvardaki çiçekli kitaplığa takılıp kalıyorsun, doyamıyorsun bakmaya. Hele benim gibi sırtını barın karşısındaki cama verip restoranı ortalamışsan bütün restorana hakim oluyorsun keyifle. Barın hemen önünde oturan yaşlı teyzemiz az sonra çocuklarından birinin evliliğini kutlayacak ailesiyle birlikte. Şu an şampanyasını sipariş ediyor.

Az sonra beyaz şarabıyla devam edecek. Hemen yanına oturacak olan kızı da annesinin, garson servis yaparken yanlışlıkla uzattığı elini servis engellenmesin diye tutup çekerken bir yandan ağzına götürüp öpecek ve benim kıyıda köşede kalmış bu toplumdaki sevgi eksikliğine dair ön yargılarımı da silip atacak.

Neyse servise dönelim; Paris’in, gelmeden önce duymaktan bıkacağınız ama gelip yaşadıktan sonra da hak vereceğiniz bir servis sıkıntısı vardır. O kadar ki insanın içi daralıp çekip gitmek ister bazen :) Hayat o kadar yavaş akar ki, insanlar sanki o anı doya doya yaşamak istermiş gibi geciktirirler hep her şeyi. Garsonlar da bu suça işbirliği edercesine iyice ağırdan alırlar.


Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen
İçinde yaşayınca bu kültürü benimseyip özümsüyorsun ama tatil için gelip dar vakitte koştururken can sıkıcı olabiliyor tabi. O yüzden servisin hızlı olduğu bir restoran önemlidir ve Fesleğen de böyle bir restorandı. Fesleğen’de hemen menü geldi ve siparişler de 5-10 dakika içinde hazır edildi.

Ama eğer bekleme anlarından zevk almak istiyorsanız yemekten önce bir aperatif içki söyleyecek ve bu bekleme zamanını bitmesini istemediğiniz bir zevk haline getireceksiniz tipik bir Fransızın günlük yaşamında her daim yaptığı gibi. Aperatif için en geleneksel tercih “kir” dir.

Creme de cassis ve şarapla yapılan iştah açıcı bir kokteyldir bu ve lezzetlidir. Fransızlar için çok özeldir ve sipariş ettiğinizde gözlerinden bir yakınlaşma hissedersiniz garsonun hemencecik. Şarap yerine şampanya ile yapılanı versiyonu ise “kir royal” ama fiyatça daha pahalı ve ben şahsen gereksiz buluyorum.

Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen
Fesleğen şık ve biraz pahalı bir restoran. A la carte yani menüden seçerek sipariş vermek için ya bütçenizin buna elverişli olması ya da buna değecek kadar özel bir şeyi kutluyor olmanız lazım. Ama bu öğle vakti bu restoranda bulunmamızın sebebi, başta söylemeyi unuttuğum çok hesaplı ekspres öğlen menüsü. Bir antre ve bir ana yemek ya da bir ana yemek ve bir tatlı seçeneğinden oluşan öğlen menüsü sadece 11,90 euro’ydu, ki burası için bu gerçekten doğru bir rakam. Bu menü Pazartesiden Cumartesiye haftanın altı günü, öğlen servisleri için geçerli. Güncel rakam ve menüye bu linkten ulaşabilirsiniz.

Ben antre olarak bir sebze çorbası ve ana yemek olarak da son derece leziz, ağızda dağılan bir ördek yedim. Sosundaki hafif acımsılık insanın damağında korkunç bir lezzet bırakıyordu. Yanındaki patatesler anne kesimi, etli ve lezzetliydi. Sonra tabi her zamanki gibi dayanamayıp bir de tatlı sipariş ettim ama :)

Şarap konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum ama bir türlü sofra şarabı içmekten de kendimi alamıyorum hala. Bugüne kadar içtiğim hiçbir şarap beni mutsuz etmediği için açıkçası özel günler haricinde, hele ki böyle bir öğle yemeğinde 25 cl’lik bir karaf sofra şarabını 5,90 euro’ya içmek dururken, gidip şişe açtırmak çok anlamlı gelmiyor bana.

Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen
Kırmızıda Merlot veya Syrah, beyazda Chardonnay vardı Fesleğen’de, pembede ise Cinsault. Tabi özel günler ve anlamlı ortamlar haricinde diye tekrar altını çiziyorum tekrar :) Yoksa böyle bir yemekte beyaz şarap içeceksem Sancerre’i ya da Chablis’yi hiçbir şeye değişmem açıkçası.

Tatlı seçenekleri oldukça zengindi ama ben her zamanki gibi “café gourmand” isteyerek bu kez hata yaptım. Café gourmand bazı restoranların bir kaç değişik tatlı tipinden azar azar sundukları bir tatlı tabağıyla birlikte bir kahve servis ettikleri özel bir tatlı menüsüdür.

Çoğu zaman da onu mu yesem bunu mu yesem diye çıldıran benim gibi kararsızlar için biçilmiş kaftandır :) Ama bu kez dondurma ve meyve tabaklı bir seçenek gelince yan masadaki yaşlı amcamın yediği krem karamelde öyle bir gözüm kaldı ki anlatamam :) Neyse bir dahaki sefere.

Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen
Mekandan sonra bana kendimi özel hissettiren şey, bir de garsonların güler yüzlü ve özenli davranışıdır. Biraz abartılı olacak ama çoğu zaman garson için de giderim bir restorana ben. Mesela, mahallemdeki Trattoria d’Angelo’daki, kapıda ağırlanma keyfini Paris’te başka hiçbir yerde yaşayamayacağım için benim için orası Paris’in en güzel İtalyan restoranındır.

Fesleğen’in garsonları da gayet güler yüzlü ve zekiydiler. Pratiktiler ve çabuktular. Daha ne olsun ki.

Üstelik menüde denenmek üzere aklıma kayıtlı, benim Paris’te lüferin yerine oturttuğum “bar” balığı ve sağ yanımda oturan çiftin iştahla yerken içine ekmek banmamak için kendimi zor tuttuğum “escargot” yani salyangoz güveci var daha. Bunu daha önce hiç görmemiştim, ben daha önce hep demir ızgarada tereyağı, maydanoz ve sarımsakla birlikte fırınlanan salyangozlar yemiştim.

Montmartre'ta Bir Fransız Restoranı: Le Basilic - Fesleğen
Sonuç olarak kendimi çok iyi hissettim ben Fesleğen’de ve kesinlikle aralarda gitmek isterim. Hem kim bilir belki bir hafta içi akşam ya da Cumartesi öğlen karşılaşıveririz de, belli mi olur... Ayrıca Pariste.Net Tv'de Alternatif Montmartre Turu videosunda bu restoranın da tanıtıldığı hoş bir bölüm de var, onu da izlemenizi öneririm.

Damak tadınız hiç eksilmesin...

TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

7 yorum:

  1. Devrim Bey'in yazısının ışıltısının hatırına bile gidilir diye düşünüyorum. Le Basilic Paris'e tekrar geldiğimde mutlaka uğramayı düşündüğüm yerlerden biri oldu şu an itibariyle :) Teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. Devrim Bey,
    Monmarte benim de çok sevdiğim yerlerden birisidir. İlk yazı için çok hoş bir tercih olmuş.
    Gitmiş kadar oldum çok güzel anlatmışsınız. Çok beğenerek takip ettiğim bu blogda gurme yazılarınızı daha sık görmek isterim.
    Sevgiler
    S.

    YanıtlaSil
  3. Eşim ve ben, gittik. Ancak, Montmartre'da yerel esnafa sormamıza karşın düzgün bir tarif veremediler. Taksiye bindik, taksici de elektronik haritadan buldu. Anımsadığım kadarıyla 6 Avro ödedik taksiye. Her neyse... Ama, bu restaurant, Paris gezinizde tek geçilecek restaurantlardan biri. Masa sayısı az, yan yana, diz dize oturuyorsunuz. Önden iki "kir" içtik. Üstüne iki tane güveçte "escargo". Nefisti. Ardından iki porsiyon ördek. İki kadeh şarap/beyaz. Üstüne de ortaya krem karamel. Tabii, iki tane de benim dilime doladığım "French coffee"(!), yani espresso içtik. Hepsi, belli düzeyin üstünde lezzetlerdi. Lokanta 14.30-15.00 arası boşalıyor. Servis de rahat ediyor. Ne mi ödedik? İki kişi 79.40 Avro. Montmartre taraflarında gereksiz "café"lerde değil, burada yemeğinizi yiyin, derim. Tabii, siz bilirsiniz.

    YanıtlaSil
  4. Bu blog yazarları, Le Basilic'i Montmartre'dan iniş olarak yeniden düzgünce tarif etmeliler bence. Montmartre'dan düz bir iniş var gibi geldi bana.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Öncelikle bu yazı altında ve diğer birkaç yazıda daha değerli yorumlarınızla katkıda bulunduğunuz için teşekkürler.
      Le Basilic, Montmartre'ın en ünlü sokağı Rue Lepic üzerinde, üstelik ara bir yerde değil, tam yolun ikiye ayrıldığı yerde ortada. Çevre esnafın bilmiyor olması enteresan geldi ama mümkün...
      Aşağıdan tarif vermek çok kolay ama Montmartre'tan inerken tarif vermek biraz zor, çünkü aşağı inen sokaklar karışık. Hiç kaybolmadan gitmenin en kolay yolu Sacré Coeur'den (fünikülerle ya da yürüyerek) aşağı inip alttaki atlı karıncadan sağa dönüp dümdüz yürünürse karşınıza çıkacaktır.
      Bu tarifi de yazıya eklemek konusunda haklısınız, hatta en güzeli Google Maps konumunu yazarak güncelleme yapmak.
      Tekrar teşekkürler

      Sil
  5. 30 Ocak ile 5 mart 2017 tarihleri arasında tadilattan dolayı kapalı . Gitmeyi düşünenlerin bilgisine

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Hasan Bey,
      Bilgilendirmeniz için çok teşekkür ederim. Hemen yazıya bu bilgiyi ekliyorum.
      Mutlu günler.

      Sil

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.