Tag

EN SEVDİKLERİM

Browsing
Bu yazıda pek çoğunuz için anlamlı olacak özel bir yerden, Paris yakınlarındaki Monte Kristo Şatosu'ndan söz etmek istiyorum sizlere. Paris çevresinde gezip görecek birbirinden görkemli şatolar var ama Monte Kristo Şatosu gibi küçük, Paris'e çok yakın ve bir o kadar da anlamlı yerleri de tanıtayım diyorum. Burası belki bildiğimiz Fransız şatoları gibi görkemli değil ama
Bilmem siz bitirebilir misiniz ama ben Paris ve çevresini geze geze bitiremedim; pek biteceğe de benzemiyor. Bu yazıda yine hep birlikte Paris’in çok az dışına çıkıyor, çok güzel bir Paris banliyösünü tanıyoruz. Bu kez durağımız Maisons-Laffitte (mezon lafit). Maisons-Laffitte, Paris’in 15-20 kilometre kadar kuzey doğusunda, Fransa idari yönetimine göre başlı başına bir “il” ama bir
Paris’in kültür hazineleri bitmek bilmiyor. Bu yazıda yine bunlardan birini tanıyacağız hep birlikte. En çok zaafım olan mekanlardan biri olan kütüphaneler arasında, yine en ünlülerinden biri olan Bibliothèque Sainte Geneviève – Sainte Genevieve Kütüphanesi’ndeyiz bu kez. Adını Paris’in koruyucu azizesi Sainte Geneviève’den (sent jönviev) alan kütüphane, 5. arrondissement‘da Panthéon‘un tam yanında yer alan, dışarıdan bakıldığında pek dikkat çekmeyen
Bu yazıda sizlere Paris'te hayat kurtaran, çok sevdiğim bir Türk restoranından, Restaurant Labranda'dan söz etmek istiyorum. Labranda neden hayat kurtarıyor? Çünkü insan Paris'te bazen güzel Türk yemekleri yemek, hatta gittiği restoranda Türkiye'deki gibi bir atmosfer yaşamak istiyor ama bu Paris'te daha doğrusu Türkiye dışında başka bir ülkede pek kolay bulunan bir şey değil ama neyse
ÖNEMLİ NOT: Paris'teki muhteşem kütüphane Bibliothèque Nationale de France - Fransa Ulusal Kütüphanesi Richelieu Binası'nın bir kısmı yakın zaman önce müzeye dönüştürüldü. Eskiden herkese açık olmayan yapının bir bölümü müze olarak gezilebiliyor ancak ben henüz müzeyi ziyaret etme şansı yakalayamadım ve bu bilgi çok yeni olduğu için henüz internette de ayrıntılı bilgi yok. O nedenle
Bu yazıda sizlere Marais Bölgesi‘nde çok sevdiğim bir restoran olan Robert et Louise’den söz etmek istiyorum. Robert et Louise (rober e luiz ya da ğobeğ e luiz) yaşlı bir çift olduğunu tahmin ettiğim Robert ve Louise’e ait küçük, sıcak, samimi ve son derece keyifli bir restoran. Marais‘nin kendine has atmosferinde dolaşırken bu restorana girdiğiniz zaman kendinizi bir köyde
Bu yazımızın konusu Fransız demokrasisinin kalesi Assemblée Nationale de France yani Fransa Ulusal Meclisi… Tabii böylesi bir gezi ve yaşam blogunda demokrasi nedir, en ideal yönetim biçimi hangisidir, “eşitlik ve özgürlük” bir masaldan mı ibarettir gibi soruların yanıtını aramak gibi bir önceliğim yok. Ben sadece bir yabancının gözünden dışarıdan gördüğüm ve içinde gezip dolaşma fırsatı
Bu yazıda yine Paris’in en özel mekanlarından birinde, Le Café Campana’dayız. Café Campana, Orsay Müzesi‘nin beşinci katında bulunan harika bir café-restaurant. Fotoğraflardan da gördüğünüz gibi en etkileyici özelliği, eski bir gar binası olan Musée d’Orsay‘nin dev saatinin olduğu katta yer alması, yani bu mekana girdiğinizde en belirleyici özellik bu dev saatin arka tarafına geçme şansına sahip olmak.
Özellikle hafta sonları “Paris’in kalabalığından ve karmaşasından” uzaklaşmak için biraz şehir dışına çıkmak iyi gelir. Böyle dediğime bakmayın, bu blogu takip edenler Paris’te gezilecek yerler arasında pek çok nefes alma ve kafa dinleme durakları olduğunu biliyor ama hep Paris’in içinde kalmaya da gerek yok; ara sıra havamızı değiştirmek için biraz şehir dışına da çıkmalıyız değil
Paris’in sürprizleri bitmiyor, bitecek gibi de durmuyor. 2015 başında, Montparnasse tarafında Musée Bourdelle (müze burdel ya da müze buğdel) adında çok özel bir heykel müzesi olduğunu öğrenmiş, ilk hafta sonu da atlayıp oraya gitmiştik. Dışı tuğlalı bu küçük binanın kapısına geldiğimizde ne yazık ki hayal kırıklığına uğradık, çünkü tadilat dolayısıyla kapalıydı. Sonra aradan bir zaman geçti, nereden aklımıza estiyse,