Tag

EN SEVDİKLERİM

Browsing
Yine Paris'in en hareketli, en yaşam dolu merkezlerinden birindeyiz. Bu kez durağımız, benim de Paris'te en sevdiğim semtlerden biri olan: Grands Boulevards... Grands Boulevards (gran bulvar ya da gğan bulvağ) kelime anlamıyla düşününce "büyük bulvarlar" demek oluyor ve insanın aklına ister istemez bir sürü büyük bulvarın kesiştiği bir yer geliyor ya da en azından metro
Paris'te, Seine Nehri üzerindeki irili ufaklı 37 köprüden en görkemlisi ve bence en güzeli olan Pont Alexandre III (III. Alexandre Köprüsü) 1900 yılında inşa edilmiş eşsiz bir sanat eseri aslında... 1892 Yılında oluşturulan Fransa-Rusya birliğinin ardından 1896'da inşaatına başlanan köprü, dönemin Rus Çarı II. Nicholas'nın babası Çar III. Alexandre'ın adını taşıyor. Gerçi günümüzde, halen devam
Abisi Grand Palais gibi 1900 yılında fuar ve sergi sarayı olarak inşa edilen Petit Palais, ilk bakışta ve tabii ki adından dolayı, tarihte saray olarak kullanıldığı izlenimi veriyor. 1902'de müzeye dönüştürülen Petit Palais (pöti pale) Küçük Saray anlamına geliyor ancak hiç de öyle küçük bir bina olduğunu düşünmeyin. Fransızlar gibi gösteriş ve şaşayı estetikle buluşturmayı
Paris Belediye Sarayı - Hôtel de Ville de Paris şehrin tam merkezinde yüzyıllardır tüm haşmetiyle yükseliyor, şehir manzarasında ayrıcalıklı bir imza gibi gelen geçen herkesin zihnine kazınarak hafızalarda önemli bir yer ediniyor. Gezdiğim pek çok ülkedeki kraliyet saraylarından çok daha büyük bir bina olan Hôtel de Ville (otel dö vil) kelime anlamıyla vaktiyle kafamı çok
Paris'in Notre Dame Katedrali'nden sonraki en büyük kilisesi Saint-Sulpice (sen sülpis), gerek mimarisiyle, gerek içinde barındırdığı "kutsal emanetler" ile önünde yer alan çeşmesi ve meydanıyla, Paris gezisinin en önemli adreslerinden biri. Özellikle Notre Dame Katedrali yangını sonrası oranın, yıllar sürecek restorasyon çalışmaları nedeniyle kapalı kalacağı için, Saint Sulpice'in birinci kilise olma görevini üstlenmesi nedeniyle Saint
Paris'te güzel havalarda yapılacak en güzel şeylerden biri de park ve bahçeleri dolaşmaktır. Ve bu şehir size birbirinden güzel, çok sayıda park seçeneği sunar. İşte o parklardan bir tanesini, Montsouris Parkı'nı geziyoruz bu yazıda hep birlikte.  Montsouris Parkı - Parc Montsouris (park monsuri ya da pağk monsuği), Paris'in 14. arrondissement'ında yer alan 15 hektarlık geniş
Paris'te en aklı başında bir kadının bile kendini kaybedip çılgınca alışveriş yapmak istediğinde ona hak verebileceğim tek yer herhalde Galeries Lafayette'tir... Bizdeki Boyner, daha doğrusu Londra'daki Harrods konseptinde olan, bildiğim kadarıyla dünyanın "department store" olarak hizmet vermeye başlamış ilk mağazası Galeries Lafayette, tahmin edileceği gibi Paris'in yerlilerinden çok turistlere hizmet veren bir alışveriş mabedine dönüşmüş.
"Bir şehirde gezilecek görülecek yerler arasında mezarlığın ne işi var?" diye düşünüyor olabilirsiniz ama bu yazıyı okuduktan, fotoğraflara baktıktan, hele ki gidip Père Lachaise Mezarlığı'nı gördükten sonra tüm fikrinizin değişeceğine eminim. 1804'te açılmış olan yaklaşık 44 hektarlık bu devasa mezarlık daha çok park gibi, bahçe gibi, açık hava müzesi, sanat galerisi gibi bir yer. Nasıl