Category

Gece Hayatı

Category
(Son Güncelleme: 10.01.2020) Benim Paris'te en çok eksikliğini duyduğum şeylerden biri de hafta sonu brunch için zevkime uygun bir mekan bulamamaktır. Elbette sadece mekan olarak pek çok seçenek mevcut ama benim kahvaltı kültürüme uygun şeyler bulamadığım için soranlara brunch ya da kahvaltı için önerebileceğim hatırı sayılır bir yer ne yazık ki bulunmuyor ama bu yazıda

(Son Güncelleme: 10.01.2020) Paris küçücük bir şehirdir aslında ama kıyısında köşesinde, bazen de ulu orta yerlerinde alelade bir kapının ardında neler vardır bilemezsiniz. Birilerinden duymanız, sağda solda okumanız ya da bir arkadaşınızın sizi götürmesi gerekir ki keşfedebilesiniz. Benim de öyle keşiflerimden biri olan Le Comptoir Général’i tanıtmak istiyorum size bu yazımda. Zaten yazmaya bile gerek yok; fotoğrafları görünce siz de anlayacaksınız ne kadar özel bir yer olduğunu. Le Comptoir Général Le Comptoir Général (lö kontuar jeneral ya da lö kontuağ jeneğal) benim çok sevdiğim Canal Saint Martin – Saint Martin Kanalı’nın güney ucunun başladığı yerde bulunuyor. Buraya gelmenin en kolay yolu Paris metrosu 3, 5, 8, 9 ya da 11 numaralı hatlarının République istasyonunda inmek ve yukarı çıkınca République Meydanı’ndaki heykelin arka sokağından yürüyüp Saint Martin Kanalı’nın başladığı yere ulaşmak ve sola dönüp, kanalın sağ tarafındaki yoldan yürümek. Le Comptoir Général Yaklaşık 150-200 metre sonra sağda yeşil demir bir kapı…

(Son Güncelleme: 01.03.2020) Yine Champs Elysées'deyiz ama bu kez gündüz kalabalığına değil gecenin renkli dünyasına karışacağız. Bu yazımızın konusu Paris'in en ünlü kabarelerinden biri olan Lido de Paris olacak. Lido 1946'da kurulmadan önce bulunduğu ilk yerde, seçkin kesimin müdavimi olduğu bir havuz varmış ve bu havuz adını Venedik'teki ünlü Lido Plajı'ndan alıyormuş. İkinci dünya savaşı
(Son Güncelleme: 21.01.2020) Bu yazıda tanıyacağımız yer, Paris'te 1951'den beri varlığını sürdüren en özel kabare şovlarından biri olan ünlü Crazy Horse olacak. Birbirinden güzel dansçı kızların sahne aldığı bu müthiş Paris kabaresi, Paris'e gelip de farklı bir deneyim yaşamak isteyen herkesin görmesi gereken çok ilginç bir gösteri... Paris çılgın bir yer... Burada ne ararsanız var. Dilerseniz

(Son Güncelleme: 04.01.2020) Bundan bir süre önce Buttes-Chaumont Parkı hakkında bir yazı yazmış, daha sonra da sizlere Seine Nehri üzerindeki Rosa Bonheur Sur Seine’den bahsetmiştim. Şimdi bu iki bilgiyi birleştirerek size Buttes-Chaumont Parkı’nda Rosa Bonheur’ün işlettiği son derece sevimli bir kafe-restoranı tanıtmak istiyorum. 19. arrondissement’da bir yamaç üzerine kurulu olan Buttes-Chaumont Parkı’na Metro 7bis ile gidip de Botzaris istasyonunda indiğinizde parkın en üst noktasına ulaşmış olursunuz. İstasyondan çıkıp hemen arkadaki kapıdan parka girdiğinizde Paris’in yine yeşillikler içindeki bir köşesine de ulaşmış oluyorsunuz. Park sizi eğiminden dolayı aşağı doğru çektiğinden hemen soldan devam ederseniz -bence- en güzel güzergâhı izlemiş olursunuz. Böylelikle sağınızda güzel ve ferah bir manzara, biraz ileride solunuzda da Rosa Bonheur’ün kafe-restoranı sizi karşılıyor olacak. Rosa Bonheur Cafe Restaurant (Buttes Chaumont) Burası, kır gazinosu, av köşkü havasında son derece sevimli bir yer. Buradayken kendinizi şehir dışında bir ormanın içinde huzur dolu bir atmosferde hissediyorsunuz. Hava güzelse tabii tadı daha çok…

(Son Güncelleme: 04.01.2020) Paris’te bir İstanbullu olarak eksikliğini duyduğum -belki de tek- şey Boğaz’da, hadi Boğaz’dan geçtim, denize karşı bir şeyler yiyip içmektir. O kadar ki, açık denizleri bile sevmem, ille İstanbul gibi karşı kıyıda hayatlar devam edecek; her ikisinin arasından da vapurlar ve martılar gelip geçecek. Paris’te olunca hayatın bu yönü eksik kalıyor tabii. Şehrin ortasından geçen, kimi zaman kahverengi, kimi zaman da yeşil tonlarında akan Seine Nehri ile idare etmek zorunda kalıyor insan. Neyse ki bu nehrin iki yakasına muhteşem bir şehir kurmuşlar da, kendimizi öyle avutuyoruz. Paris’e yerleştiğim ilk zamanlar, Mart 2012 ve sonrası yani, su kenarında oturup bir şeyler yiyip içme zevkimi tatmin etmek için epey bir aranıp durduğumu hatırlıyorum. Nehir üzerinde demirlemiş teknelerden Rosa Bonheur sur Seine, Bistrot Alexandre III gibi olanlarının ayrı bir tadı olsa da tam olarak istediğim şey değildi. Ben, nehire doğru bir kafede oturup bir şeyler yiyip içmek istiyordum çünkü. Oysa ki Seine’in…

(Son Güncelleme: 01.03.2020) Paris İstanbul'a göre geceleri daha sakin bir kentmiş gibi görünse de burası da oldukça hareketli ve kıpır kıpır bir şehirdir aslında. Birbirinden ilginç gece kulüpleri, eğlencenin dibine vuran barları ile her zevke her kesime hitap eder. Hatta bazı gece kulüpleri öyle uçuktur ki inanamazsınız. Gece uzayınca da Paris Gece Otobüsleri hakkında fikir

(Son Güncelleme: 21.01.2020) Bu yazımızda Paris’in en enterasan bölgelerinden birini geziyoruz: Pigalle (pigal). 9. ve 18. arrondissement’ların kesiştiği Boulevard de Clichy çevresinde konuşlanmış sex shop’ları ile ünlü olan bu mahallenin en meşhur yeri, “kırmızı değirmen” anlamına gelen Moulin Rouge (mulen ruj ya da mulen ğuj). Moulin Rouge her zaman herkesçe biliniyordu ama özellikle Nicole Kidman’ın oynadığı “Moulin Rouge” filmi sonrası daha bir meşhur oldu haliyle. Bu yüzden, özellikle turistler için Pigalle’e gelip Moulin Rouge’u görmek, orada yüzlerce resim çekmek “olmazsa olmazlar” arasında sayılıyor. Tabii vakti ve imkanı olanlar da Moulin Rouge’da bir show izleyebiliyorlar. Ben bugüne kadar Crazy Horse ve Lido’da show izledim ama henüz Moulin Rouge’u denemek kısmet olmadı; laf aramızda Moulin Rouge önceliğim de olmadı ama belki siz sevebilirsiniz? Pigalle Genel olarak Place de Clichy’in üst tarafından başlayarak “Anvers” metro istasyonuna kadar devam eden bölgeyi Pigalle olarak adlandırsak da Pigalle’in asıl istasyonu Anvers’le Blanche arasında yer alıyor. Moulin Rouge’un bulunduğu istasyonsa “Blanche”…

(Son Güncelleme: 12.01.2020) Fransızlar, doğa koşullarından korunmak için olsa gerek “su kenarında keyif çatmayı, daha doğrusu yemeyi içmeyi bizler kadar çok sevmiyorlar” der dururum. Malum, nehirler taşabiliyor, bu yüzden de su kenarındaki alanlar her zaman tehlike altında. Bunu bir yere kadar anlayabilirim ama biz mi su kenarında yeme içmeyi fazla abartıyoruz yoksa Fransızlar mı bu işi bilmiyorlar, tam anlayabilmiş değilim ama yine de gün geçtikçe onların da bu konuda gelişme kaydettiğini görmekten mutluluk duyduğumu söylemeliyim 🙂 Rosa Bonheur sur Seine Seine Nehri kıyısında henüz tam anlamıyla istediğim tarzda bir yeme içme mekanı bulmuş değilim gerçi ama farklı bir tarz olarak kimi tekne-restoranlar bu konuda “can simidi” vazifesi görebiliyor. Nehrin öbür yakasındaki Bassin de la Villette’teki Antipode gibi keyifli bir tekne olan Rosa Bonheur sur Seine, diğerlerinin aksine daha çok bir café-bar havasında. Buttes-Chaumont Parkı’ndaki Rosa Bonheur’ün işletmecisi, birkaç yıl kadar önce Pont Alexandre III’nın Invalides tarafında demirli bu tekneyi café-bar olarak işletmeye başlamış…

(Son Güncelleme: 02.03.2020) Paris'in en hareketli, en canlı, en hayat dolu köşelerinden biri olan Marais Bölgesi'ni, Marais Mahallesi'ni keşfedelim hep birlikte. Şehrin özellikle gay ve Yahudi nüfusunun yoğun olarak bulunduğu Le Marais birbirinden güzel restoranları, butikleri, sanat galerileri, kitapçıları, kafeleri ve müzeleriyle Paris'in en önemli cazibe noktalarından biri. Bazen kendime hayret ediyorum, hangi cesaretle Paris hakkında