Tag

YEME-İÇME

Browsing
Paris sokaklarında yürümek kadar, Seine Nehri'nde tekneyle dolaşmak da bir o kadar keyiflidir. O nedenle bu yazı konumuz, Seine Nehri gezi tekneleri arasında en bilinenlerden biri olan Bateaux Parisiens olacak. Bateaux Parisiens aslında Fransızcada "bato parizyan", daha doğrusu "bato pağizyan" olarak okunuyor ama Fransızlar haricinde herkes "bato parizyen" diyor :) 1956'da kurulmuş olan Bateaux Parisiens, Seine Nehri üzerinde yemekli-yemeksiz
Yine Paris ve çevresini kıyı köşe keşfetmeye devam ediyoruz. Bu kez Paris şehir merkezinde ama biraz kuzey tarafında oldukça ilginç bir mekanı, eskiden gar binasıyken günümüzde café restaurant (aslında çok daha fazlası) olan La Recyclerie'yi tanıyoruz hep birlikte. La Recyclerie (la rösiklöri ya da la rösiklöği), bir zamanlar Paris'in etrafını çepeçevre saran eski bir demiryolu
Paris’te konumu ve özellikle  de adıyla dikkat çeken güzel bir kafeyi tanıtmak istiyorum sizlere: Café Fluctuat Nec Mergitur‘deyiz… Paris’in en güzel meydanlarından biri olan Place de la République‘te bulunan bu kafe adını ünlü bir Latince sözden alıyor: “Fluctuat Nec Mergitur”u Türkçeye en yalın haliyle “sarsılır ama batmaz” olarak çevirebiliriz sanıyorum. Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, Paris’in sembolü olan
Pizza sevmeyen var mıdır? Ben de çok severim de sağlıklı yaşam uğruna o kadar sık yediğimi söyleyemeyeceğim. O yüzden ayda yılda bir pizza yemeye karar verdiğim zaman, güzel bir yerde yiyeyim istiyorum. Gerçi benim için pizza o kadar da matah bir şey değildir, tadı elbette güzeldir ama "en güzel pizza yenecek yer" gibi tanımlamalar yapmak
Bu yazıda durağımız, Quartier Latin olarak geçen Latin Mahallesi'nin en hareketli semti Saint Michel'de bulunan pek çok restorandan biri olan Le Chalet Saint Michel olacak. Gerçi Saint Michel'de yemek yiyebileceğiniz sayısız restoran var ama bu restoranı tanıma amacımız daha çok, klasik Fransız yemeklerini tanımak için bir vesile olması diyebilirim. Zira burada Fransız mutfağında denemek isteyebileceğiniz
Paris’te yüksekçe bir binadan şehri seyrederek keyifle bir şeyler yiyip içmek için öyle pek fazla seçenek yok. O yüzden keşfettiğim yerleri sizlerle paylaşmaya çalışıyorum ki vakti ve imkanı olanlar bu güzelliklerden yararlanabilsinler. İşte öylesi yerlerden birinde, Skyline’dayız bu kez. Skyline Bar & Lounge, Avrupa’nın en büyük finans merkezi La Défense‘ta bulunan Meliá Paris La Défense otelinin 19. katında, oldukça
Paris küçücük bir şehirdir aslında ama kıyısında köşesinde, bazen de ulu orta yerlerinde alelade bir kapının ardında neler vardır bilemezsiniz. Birilerinden duymanız, sağda solda okumanız ya da bir arkadaşınızın sizi götürmesi gerekir ki keşfedebilesiniz. Benim de öyle keşiflerimden biri olan Le Comptoir Général’i tanıtmak istiyorum size bu yazımda. Zaten yazmaya bile gerek yok; fotoğrafları görünce
Paris'teki en keyifli mekanlarından biriyle daha karşınızdayım yine. Burası oldukça ünlü, epey de popüler bir mekan ama demek Pariste.Net'te yayınlanabilmek için listemize 469. yazı olarak girmeyi bekliyormuş :) Geç olsun da güç olmasın diyelim, Le Pavillon des Canaux'yu, bu keyifli kafe restoranı birlikte tanıyalım. Pavillon des Canaux (pavyon de kano) 19. arrondissement'da, Bassin de la Villette'in
Yine Paris'in ulu orta yerlerinden birinde olduğu halde, kalabalık turist gruplarının bir arka sokaktan gelip geçtiği, yine de blog takip etmeyi seven ve Paris'in kıyı köşe detaylarını keşfetmeye bayılanların mutlaka gidip gördüğü bir yeri tanıyoruz bu yazıda hep birlikte. Evet, bugünkü durağımız çok keyifli bir restoran: Au Vieux Paris (o viyö pari ya da o
Seine Nehri üzerinde yemekli gezi yapabileceğiniz pek çok seçenek mevcut ama ben sizlere, yemekli gezi tekneleri arasında en sevdiğim ve ilk kez Mart 2017'de çok özel bir kutlama yemeği akşamında denediğim Le Calife'ten bahsetmek istiyorum. Le Calife (lö kalif) vaktiyle Seine Nehri üzerinde yük taşıyan, Fransızcada péniche (peniş) olarak geçen eski mavnalardan biri. Zaman içinde