(Son Güncelleme: 12.01.2018) “Paris’te en çok sevdiğin restoran neresi?” diye sorsalar, hiç tereddütsüz vereceğim yanıt “Le Relais de l’Entrôcote” olur elbette. Bu yanıtın içinde “en muhteşem lezzet, en kaliteli servis, en nefis mekan” kategorisinde bir alt metin aranmasın lütfen; benim Paris’te en çok burayı sevmemin nedenleri tamamen öznel…

Yıllar önce ilk kez Paris’e geldiğimde, yemek yemek için hoş bir mekan bakınırken Devrim’in bana burayı göstermesi, kapıdan girişimiz, masaya oturuşumuz, atmosferi içime sindirmem, servis, yemekler, her şey ama her şey beni o kadar mutlu etmişti ki, yaşadığım o keyif daha dün gibi aklımda.

Ne zaman buraya gelsem, yine o ilk günü anımsar, o güzel günü tebessümle anarım. Ona da burayı başka bir arkadaşımız, Engin göstermiş yıllar yıllar önce; her seferinde bu anektodu anar, güleriz; bazen de orada yemek yerken Engin’i arar kulaklarını çınlattığımızı söyler, teşekkür ederiz… En son Haziran 2017’deki gidişimizde de yine çınlattık kulaklarını…

Le Relais de l’Entrecôte

 

Relais de l’Entrecôte’un Paris’te üç şubesi var. Bir tanesi elbette ki Champs-Élysées‘ye çok yakın olan Rue Marbeuf’teki şubesi, bir diğeri de Saint Germain‘deki… Ben “özel gün ve haftalar” kutlamaları için evimden 15-20 dakikada ulaşabildiğim Champs-Élysées‘deki şubesine, sadece güzel bir antrikot yemek istediğimdeyse Saint Germain‘deki şubesine giderim… Bir keresinde de o dönemin Unesco Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı ile Montparnasse’taki şubesine gitmiştim ama o tarafı neredeyse hiç tercih etmiyorum. Alışkanlık meselesi…

Bu restoranın iki handikapı olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Birincisi, burası sadece öğlen ve akşam yemek saatlerinde açık, yani canınız her istediğinizde gidip yemek yiyemiyorsunuz. İkinci problem de kapıda daima bir kuyruk olması

Gerçi hiçbir kuvvet beni bir restoranın önünde sıra beklemeye mecbur edemez ama burası benim için istisnadır… Vaktiniz varsa inanın değiyor, vaktiniz yoksa hiç canınızı sıkmayın yemeğinizi başka bir yerde yemenizi öneririm.

Le Relais de l’Entrecôte

Tabii ne zaman ne kadar sıra olacağını kimse önceden kestiremez ama büyük olasılıkla öğlen 11:40, akşam da 18:40 gibi giderseniz, sadece 20 dakika bekleyerek kapı açılışında içeri alınan ilk grup içinde olursunuz.

İkinci gruba kalırsanız en az 40 dakika bekleyeceğinizi tahmin ediyorum. Yine de daha az ya da daha çok sıra beklerseniz bana kızmayın lütfen, diyorum ya biraz şans meselesi…

Tipik Paris restoranı tadındaki mekan, atmosfer ve dekor olarak son derece sıcak ve zarif. Özellikle kadınlardan oluşan servis elemanlarının tamamının siyah elbise – beyaz önlüklü olması mekana ayrı bir hava katıyor. Yine de servis ve hizmet konusundaki detaylar için bu linkteki yazıya bir göz atmanızı öneririm.

Le Relais de l’Entrecôte

Relais de l’Entrecôte, standart menüsü ile fazla iddialı bir yer aslında. Masaya oturduğunuzda sadece etinizin nasıl pişmesini istediğinizi söylüyorsunuz ve bir de içecek siparişi veriyorsunuz; yoksa yiyeceğiniz yemek fiks: Antre olarak cevizli yeşil salata servisi yapılıyor. Ardından ana yemek olarak antrikotunuz geliyor, nefis sosu ve bolca patates kızartması ile birlikte…

İçecek olarak kırmızı ev şarabını tavsiye ederim. Tam etinizi bitirmiş üzgün üzgün beklerken aynı porsiyondan ikinci parti de servis edilince pek bir mutlu oluyorsunuz 🙂 Sonra tatlı faslı başlıyor ki profiterol bir harika…

Bu arada, servis elemanının siparişinizi masadaki kağıdın üzerine yazması ortama otantik bir hava katıyor ama çok sonra fark ettik ki siparişi daha sonra kasadaki elektronik sisteme giriyor; eh olacak o kadar, zamana ayak uydurmak gerek 🙂

Le Relais de l’Entrecôte

 

Burayı yıllardır Paris’e gezmeye gelecek olan eşe dosta o kadar çok tavsiye ettim ki, sanıyorum zamanla bu bilgi kulaktan kulağa yayıldıkça yayıldı ve Relais de l’Entrecôte’un Türkler arasında meşhur olmasında önemli bir katkım olduğuna dair bir hüsnü kuruntum oluşmadı değil hani 🙂
Ama olsun, ne kadar çok kişi bilirse o kadar iyi, bu güzelliği ne kadar çok kişi görürse, yaşarsa, tadarsa, ben o kadar mutlu olurum. O yüzden, özellikle et seviyorsanız, bir Paris gezinizde Le Relais de l’Entrecôte’u ziyaret etmenizi, beni anmanızı, güzel anmanızı dilerim.
Bakarsınız karşılaşırız da bir gün?
Le Relais de l’Entrecôte

 

Güncel bilgiler, adres detayları ve hizmet saatleri için Le Relais de l’Entrecôte’un resmi web sayfasına bu linkten bakmanızı öneririm.
Afiyet, bal, şeker olsun…
Yazar

8 Yorum

    • iki kişi standart menü (salata+antrikot) ve restoranın kendi şarapları (küçük) için 60 euro, ortaya bir de profiterol söylerseniz 70 euro civarı bir rakam ödersiniz.

  1. 18 Mayıs tarihinde Saint Germain deki şubesindeydik, kapıda gerçekten uzun bir kuyruk vardı ama buna değerdi.Yemek,servis çok güzeldi.Kişi başı yemek 26.50 euro,içecek hariç.Ev yapımı şarap 16 euro idi.

  2. Dün aksam yasadigim ressilikten sonra yaziniza yorum yazmak zorundayim. Dogma buyume Paris'li olarak istanbul'dan is için gelen arkadaslarima eslik etmek için gittim ve bu mekanin ünü sadece rehberlerde isimleri geçtigine bagli oldugunu soyleyebilirim. Kalitenin K'sini bile hakketmeyen bir yer.

    30-40 dk kapida bekliyorsunuz, nihayet size sira gelecekken, perdenin arasindan bir cisim kafayi uzattim "2 kisiiiii" diye bagirip sizden once 2 kisiyi içeri aliyor. Ama size ne bir merhaba, ne bir "kaç kisisiniz?" ne de "sizi ancak su kadar dakika sonra alabilirim". Sonunda dayanamayip kendiniz oturdugunuzda çagrilmadan oturdugunuz için bagira bagira sizi tekrar kaldirmaktan çekinmiyorlar. Sizden sonra gelenler once oturabilir, eger VIP ise.
    Hadi butun bunlari yuttunuz, salataniza ekstra sos istemek yok, ikinci servis için 1 temiz tabak isteyemezsiniz, mumkun oldugu kadar masa doldurmuslar dolayisiyla yaninizda ki masalar o kadar yakin ki nerdeyse dirsekleriniz degecek, mekan o kadar gurultulu ki bas donmesiyle çikiyorsunuz. Servis yapan bayanlarin 1 kere bile guler yuz gostermediler. Sarap taksim'deki izbe yerlerde servis edilen bira gibi, yani suyla kesilmis igrenç bir sey. Et deseniz 100g bile etmez, ve tereyagi dolu bir sosta geliyor… Yani diyecegim su ki, lutfen artik bu tip turistik mekanlarin reklamini yapmayin.
    Paris'te tonlarca brasserie ve bistrot varken niye kendinize eziyet ediyorsunuz?? Zaten bir çevreme baktim o kadar insan arasinda, ve disarda hala bekleyen sirada 1 tane bile fransiz yoktu.

    Dusmanima bile tavsiye etmiyecegim bir yer. Fransizlarin kendisi bile yaziyor buyrun google translate edin: http://scope.lefigaro.fr/restaurants/restauration/bistrots—brasseries—auberges/l-r218618-le-relais-de-l-entrecote/static/

    • Merhaba Aysun Hanım,
      Burada hoş olmayan bir deneyim yaşadığınız için üzüldüm, bunu bizimle paylaşıp başkalarına da yol gösterici olduğunuz içinse sevindim, teşekkür ederim.
      Benim merak ettiğim tek bir konu var: Acaba buraya benim bu yazımı okumadan mı gittiniz? Gerçi ben bugüne kadar buradaki garsonlardan hiçbir kaba davranış görmedim ama diğer söylediğiniz bütün konuları yazımda elimden geldiğince belirtmeye çalışmıştım.
      Burada her zaman kuyruk var, çok uzun süre beklemeniz gerekiyor; yemekler standart, asla bir şey ekleyemiyorsunuz, menüyü değiştiremiyorsunuz ve servise karışamıyorsunuz. Bir de burada doğup büyümüş biri olarak "Paris'te kafe ve restoranlarda başınıza neler gelecek?" http://www.pariste.net/2014/02/cafe-ve-restoranlarda-basnza-neler.html yazımdaki değerlendirmelerime katılacağınızı ümit ediyorum. Paris'te bir restorana girip garson size yer göstermeden geçip kendi isteğinize göre oturabildiğiniz bir restoran herhalde bir elin parmakları kadardır. Mutlaka yer gösterilmesini beklemeniz gerekir ve kendi isteğinize göre bir yere oturursanız büyük ihtimal gelip sizi yerinizden kaldırırlar.
      Dediğim gibi ben burada herhalde 10-15 kere yemek yemişimdir, bir kere bile en ufak bir tatsızlık yaşamadım (yalan olmasın, bir keresinde sos biraz ekşi gibiydi), eşimle dostumla en güzel günlerimi en güzel kutlamalarımı bu restoranda yaptım. Zaten yazıda da buranın Paris'in en iyi restoranlarından biri olduğunu değil, Paris'teki en sevdiğim restoranlardan biri olduğunu özellikle vurgulamaya çalışıyorum.
      Garsonlar size kabalık etmişse bu zaten affedilemez, ona söyleyecek tek bir sözüm yok ve tabii ki burası babamın restoranı da değil, o yüzden burayı savunacak halim yok tabii. Siz üzücü bir deneyim yaşayıp tepkinizi belirtmişsiniz, ben de olumlu deneyimlerimi paylaşıyorum. Bu bakımdan yorumunuz çok değerli, çünkü sizin gibi beklentileri olanlar için demek ki bu restoran mutlaka uzak durulması gereken bir yer; ben de öyle tavsiye ederim zaten.
      Benim gibi beklentileri olan insanların da keyif alacaklarına inanıyorum.
      Buraya Fransızların gitmediği konusunda haklısınız, restoranın müdavimleri genelde yabancılardır; ben de Paris'te yaşayan bir İstanbullu olarak buraya gitmeyi çok seviyorum.
      Paris'te gitmeyi çok sevdiğiniz, başkalarına da önerebileceğiniz restoranları bizlerle paylaşırsanız seçenek sunmak adına herkes için yararlı olacaktır.
      Tekrar teşekkür ederim.

  3. Ahmet Bey teşekkür ederim. Az önce çıktım buradan. Beyaz et tüketmeyen ve kırmızı et de ise çok seçici olan birisi olarak başarılı buldum. Garsonlar ingilizce konuşabiliyorlar ve bana denk gelen bayan çok güleryüzlü ve esprili idi. Tek başıma yemek + kadeh kırmızı şarap ve profiterole 38 euro ödedim. Fiyat biraz pahalı ama kaç kere Paris e geleceğiz ki? 🙂 Bu ve Tüm yol gösterici tavsiyeleriniz için teşekkürler.

    • Merhaba Engin Bey,
      Deneyiminizi bizlerle paylaştığınız için ben teşekkür ederim.
      Evet dediğiniz gibi hesaplı bir yer değil burası ama Paris koşullarında fiyat-kalite dengesi açısından tatmin edici olduğunu düşünüyorum. Dediğiniz gibi, özellikle özel günlerinizde güzel bir anı olması açısından bir kez gitmek güzel olur diye düşünüyorum ben de 🙂
      Mutlu günler dilerim.

Yorum Yazın