(Son Güncelleme: 28.01.2018) Amélie’yi sever misiniz? Hani şu Jean-Pierre Jeunet’nin yönettiği, başrollerini Audrey Tautou ve Mathieu Kassovitz’in paylaştığı 2001 yapımı muhteşem ötesi Fransız filmden bahsediyorum. “Hatırlar mısınız?” diye sormuyorum, “sever misiniz?” diye soruyorum çünkü bu filmi izleyenlerin sevip sevemeyeceğini bilemem ama unutulması imkansız bir film olduğundan eminim.
Henüz izlememiş olanlara şiddetle tavsiye edeceğim bu filmin orijinal adı “Le Fabuleux Destin d’Amelie Poulin” ve herkesçe “Amelie” adıyla biliniyor. Ben, sanıyorum beş-on kez izlemişimdir bu filmi. Aslında “basit” bir aşk hikayesini öyle nefis bir kurgu, öyle harika bir olay örgüsü ile anlatmış ki yönetmen, izlerken kendinizi kaptırmamanız, duygulanmamanız ve en önemlisi de Paris’e yeniden aşık olmamanız mümkün değil.
Dilerseniz önce filmin havasına yeniden girmek için o nefis müziklerin olduğu albümden parçalar dinleyelim. Bir yandan da yazımızı okumaya devam edelim:
 


İşte bu yazıda sizleri, bu nefis filmin geçtiği mekanların en unutulmazlarından birine, Amelie’nin çalıştığı café-brasserie’ye götürmek istiyorum: Amélie’nin Kafesi – Café des Deux Moulins (kafe de dö mulen).
 
Hatırlarsınız, Amélie bir kafede garson olarak çalışır, o kafenin diğer çalışanları da müdavimleri de evlere şenliktir. Tabii ki sinema dilinin masalsılığı ile bu atmosfer öyle güzel kurulmuştur ki gerçek hayat bu kadar büyülü olamıyor haliyle. Sadece gördüklerinizi filmle ilişkilendirerek bir duygu alışverişi yaşıyorsunuz.
 
Sonuçta Amélie’nin kafesi Café des Deux Moulins, Paris’in o bildik, o güzel yüzlerce kafesinden biri sadece. Yani kendi sınıfındaki yerlerden öyle bariz bir artısı yok. Tabii bizim için önemli olan Amelie sevdalılarının o filmin izini sürme zevki oluyor bu durumda.
 
Montmartre Tepesi ya da Pigalle taraflarında geziniyorsanız o zaman buraya da uğramanızı önermek isterim. 2 Numaralı metro ile Blanche’ta inerseniz istasyon çıkışında meşhur Moulin Rouge’u göreceksiniz. Onun sağındaki sokaktan düz yukarı çıkın, hemen 150 metre ileride soldaki köşede göreceksiniz bu sevimli kafeyi.

Amélie’nin Kafesi – Café des Deux Moulins

Köşesindeki kapıdan içeri girdiğinizde iki kırmızı perde arasından süzülerek içeri geçiyorsunuz ve sizi filmdeki o meşhur bar karşılıyor. Dediğim gibi, burası tipik parizyen bir brasserie, o bildik sıcaklık, o bildik sevimlilik bekliyor sizi diğer brasserielerde olduğu gibi. 

Ama Amélie’nin kafesi Café des Deux Moulins’dan içeri girdiğinizde filmin etkisiyle, gözünüzün önünden filmden kareler geçiveriyor, bir yandan da bu filmi izlerkenki duygularınız ve anılarınız canlanıyor yeniden. Şu an burada, tam bu noktada olmaktan mutluluk duyuyorsunuz. Filmi izleyen biri olarak tuvalete gittiğinizdeyse yüzünüze hınzır bir gülümseme yerleşiveriyor 🙂
 
Tabii ki dekorasyon filmde gördüğünüzün birebir aynısı değil ama çok da farklı gelmiyor açıkçası. İçeri geçip, oturup bir şeyler yiyip içmek istediğinizde burada olmaktan keyif alıyorsunuz. Kafenin gayet tatminkar bir menüsü var, fiyatlar bu tarz bir yer için ortalamanın bir çıt üzeri gibi olsa da “makul” diyebiliriz.

Amélie’nin Kafesi – Café des Deux Moulins
Kafenin en sol tarafında, duvardaki resimde Amélie’nin güleç yüzüne bakarak oturup dinleniyorsunuz, kahvenizi içip sohbet ediyorsunuz. Bir yandan bu atmosferde o güzel filmi yaşarken bir yandan da Paris’in tadını çıkarıyorsunuz. Paris’tesiniz, Amélie’nin kafesinde, düşünsenize…
 
Tabii tüm bu söylediklerim sizin hayatı nasıl algılamayı seçtiğinizle ilgili. Sonuçta nesnelere ve olaylara anlamlarını yükleyen bizleriz. Gerçekçi olup bunun sadece bir film olduğunu düşünürseniz burası da sadece bir dekor olarak görünür gözünüze o zaman da benim burada olmaktan aldığım tadı almayabilirsiniz; bir şey diyemem.
 
Amélie’nin kafesi Café des Deux Moulins’de hiç oturmadan, içeriye şöyle bir bakıp çıkarak Montmartre gezinize kaldığınız yerden devam etmeniz de mümkün. İsterseniz Sacré Coeur tarafına doğru yürüyüp oradan Dalida’nın izlerini takip edebilirsiniz, dilerseniz aşağıya doğru inip Pigalle‘in ilginç dünyasına dalabilirsiniz. Montmartre Mezarlığı da buraya çok yakın, aşağı inip Blanche metrosuna ulaştığınızda sağa dönerseniz, biraz yürüdükten sonra ilk sağa döndüğünüzde mezarlık az ileride karşınıza çıkacaktır.
 
Şimdi dilerseniz Amélie filminden küçük bir kolaj izleyelim. Daha sonra filmi bir yerlerden bulup yeniden izlemekse size kalmış.


Ah bu arada, 2014 başında başladığım Pariste.Net’te bu yazı 200. yazım… Daha nice yazılarda Paris’i yaşamaya, yaşadıklarımı sizlerle paylaşmayı diliyorum. Bana güç ve destek vermek için Facebook, TwitterInstagram ya da Youtube hesaplarımdan dilediğinizi takip etmenizi, arkadaşlarınıza önermenizi, beğendiğiniz yazıları sevdiklerinizle paylaşmanızı rica ediyorum. Hem Youtube kanaldım Pariste.Net Tv‘de bu kafenin de tanıtıldığı, Alternatif Montmartre Turu konulu şöyle bir video da var:

Şimdiden teşekkürler…

Hayatı bir film tadında yaşayın, kendi senaryonuzu kendiniz yazıp, kendi filminizde başrol oynayın. Ve ardınızda unutulmaz bir hikaye kalsın geriye.

Sevgiyle

 

 

Adres: Café des Deux Moulins, 15 Rue Lepic, 75018 Paris

Yazar

2 Yorum

  1. Şahane yazmışsınız:) en sevdiğim filmlerden, en sevdiğim film müzikleri, Çok etkilenip Paris'te bu mekanları gezmişliğim vardır:) Hatırlamak çok hoş oldu:)

Yorum Yazın