Paris'e yeni yerleştiğim zamanlardı, 2. arrondissement'da, Place Vendôme'dan Opéra'ya doğru yürüyor, bazen çevreme, bazen binalara bazen de vitrinlere bakıyordum. Sergilenen birbirinden
Seine Nehri kıyısındaki bu güzel binayı tanıtacak yazıyı hazırlamadan önce biraz araştırma yapmak istedim ama bu binanın, daha doğrusu bu
Paris'te bir Gallo-Roma döneminden kalma bir arena kalıntısı olduğunu biliyor muydunuz? Gelin bu yazıda tanıyacağımız yer, Paris'in pek bilinmeyen köşelerinden
Paris'te -bence- sıradan bir pastane-fırın olan Paul hakkında da bir şeyler yazmak gerekiyor. Pek çok mahalle fırınına göre adını duyurmayı
Paris’te müzelerin pek çoğu sergilenen eserler kadar içlerinde bulunan kafe ve restoranlarıyla da meşhur. Bunların arasında en görkemli ve en
Paris'in kalbinde yer alan Vendome Meydanı - Place Vendôme (plas vandom), ortasından geçen Rue de la Paix merkezinde, çevresini dikdörtgen formatta
Paris'te Saint Germain bölgesinde, Les Deux Magots ile birlikte en meşhur kafeler arasında yer alan, 1880'lerden beri varlığını sürdüren Café
Paris pasaj cennetidir bir bakıma. Şehrin pek çok yerinde, kimisi aralarda gizli kalmış, kimisi yol üstü irili ufaklı yüzlerce pasaj
Jardin des Tuileries - Tuileries Bahçesi'nin içinde, kardeşi Musée de l'Orangerie - Orangerie Müzesi'ne çok benzeyen Jeu de Paume, Tuileries