Tag

5. arrondissement

Browsing

(Son Güncelleme: 16.07.2019) 2014 yılı başından beri sizlerle kâh Paris’in içinde kâh Paris’in çevresinde dolaşıp duruyoruz. 2016 yazı boyunca da özellikle Paris çevresini gezdik ama dilerseniz artık hep birlikte şehir merkezine dönelim, Paris’in bitmek tükenmek bilmez kaynağının derinliklerine biraz daha dalalım, yeni keşifler yapalım. Paris’teki ünlü kitapçı Shakespeare and Company, bu blog’taki 250. yazıymış. Bu yazı ise 412. yazı… Zaman nasıl da su gibi akıp geçiyor. Shakespeare and Company’nin hemen yanı başına 2015 sonbaharında açılan Shakespeare and Company Café’yi yazmak için bir yıl geçmiş resmen. Geç olsun da güç olmasın, o halde yılların kafesi gibi görünen ama henüz yeni olan bu kafeyi tanıyalım hep birlikte: Shakespeare and Company Café, Saint Michel’de, Notre-Dame Katedrali’nin tam karşısında, aynı adı taşıyan ünlü kitapçının yanı başında bulunuyor. Burası daha önce neydi hatırlamıyorum; galiba hiçbir şey değildi, öyle boş boş duruyordu; belki kapalı bir dükkan, belki de depoydu ama her ne ise hiç dikkatimi çekmemiş; böylesine…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Pariste.Net’i takip edenler Paris’te büyük bir cami olduğunu zaten biliyorlar. Hatta o yazıda bu caminin bir köşesinde nane çayıyla ünlü bir çay bahçesi / kafe olduğundan bahsetmiştim. İşte bu yazıda sizlere o çay bahçesini, daha geniş bir biçimde, restoranı hakkında da bilgi verecek şekilde tanıtmak istiyorum. 5. arrondissement’da, Jardin des Plantes’ın hemen arkasında bulunan Grande Mosquée de Paris – Paris Büyük Camisi’nin hemen köşesinde yer alan bu kafe – restoran, söylediğim gibi en çok nane çayıyla ünlü. Sadece şehirde yaşayan müslüman nüfus tarafından değil, Parislilerin de yoğun olarak rağbet ettiği hoş bir mekan. Salon de Thé de la Grande Mosquée de Paris Bu çay bahçesinin methini Paris’te Fransızca öğrenmeye ilk başladığım zamanlar, kursta sevgili hocam Laura’dan duymuştum. Bana buraya mutlaka gidip nane çayı içmemi tavsiye etmişti. İlk başlarda burun kıvırdımsa da farklı kültürleri tanımak adına burayı da denemem gerektiğinin farkındaydım. Çok geçmeden gidip denedim; ne yazık ki…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Paris’in Latin Mahallesi (Quartier Latin) bugüne kadar yolumun çok sık düşmediği ama ne kadar güzel bir yer olduğunu bildiğim özel bir bölge. Artık vakit buldukça yolumu o taraflara düşürüp, her geçen gün biraz daha keşfetmeye çalışıyorum; tıpkı geçtiğimiz hafta olduğu gibi…  Fransızca exchange arkadaşım sevgili Elisa, en son buluşma adresi olarak Strada Café’yi verince burayı Mart 2016’da keşfetme şansım oldu, beğendiğim yerleri sizlerle paylaşmayı sevdiğim için de bu yazı konusu olarak Strada Café’yi seçtim.   Strada Café’den Paris’te iki tane var. Bir tanesi Marais Bölgesi’nde, bir tanesi de bu yazıda bahsettiğim Latin Mahallesi’nde. Le Marais’deki yerlerini henüz denemedim ama Latin Mahallesi’nde bulunan şubelerinin son derece sıcak ve sevimli olduğunu söyleyebilirim. O yüzden gelin bu kez Strada Café’de oturup hafif bir şeyler yiyelim, olmazsa sıcak-soğuk bir şeyler içip hasb-ı hal edelim. Strada Café (Quartier Latin) Strada Café 5. arrondissement’da, 10 numaralı metro hattının Cardinal Lemoine istasyonunun hemen orada,…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Bu kez Paris’in en güzel köşelerinden olduğu halde en çok ihmal ettiğim yerlerinden biri olan Quartier Latin tarafında hoş bir restorana düşüyor yolumuz. Nedense yolum Saint Michel Bulvarı’nın doğu tarafından çok sık geçmiyor. Ne zaman Saint Michel ve civarını gezecek olsam hep Odéon tarafına kayıyorum, diğer bölgeye pek gitmiyorum. Aslında tamamen şans, yoksa biliyorum ki orası da ayrı bir cennet. Elbette oralarda da gezdim dolaştım ama bir yaşam alışkanlığım olmamış demek ki. Yeni yeni gezip detay keşiflerine başlıyorum. Evet Rue Mouffetard çok özeldir, fırsat buldukça da dolaşmaya giderim orayı ama işte dediğim gibi; Paris’te yapacak o kadar çok şey var ki bir türlü sıra gelmiyor. Panthéon’a Yakın Hoş Bir Restoran: Restaurant La Petite Périgourdin 2016 başında bir hafta sonu, yine Rue Mouffetard’da dolaşıp civarı da gezmeye karar verince Panthéon’un hemen aşağısındaki bu güzel restorana düştü yolumuz; memnun da kalınca bu yazıda size buradan, Restaurant La Petite Périgourdin’den…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Bu yazıda sizlere, Paris'in en sevdiğim köşelerinden biri olan Rue Mouffetard'da, yemek yemeyi en çok sevdiğim restoran olan Le Mouffetard'ı tanıtmak istiyorum sizlere. Paris zaten restoranlar ve kafeler cenneti. Öyle ünlü markaların, birbirinin kopyası olan fabrikasyon zincirleri değil de her biri kendine özgü karakteristiğe, kendine has mutfağa ve damak tadına sahip restoranlar. Fırsat

(Son Güncelleme: 26.08.2019) Paris’in kültür hazineleri bitmek bilmiyor. Bu yazıda yine bunlardan birini tanıyacağız hep birlikte. En çok zaafım olan mekanlardan biri olan kütüphaneler arasında, yine en ünlülerinden biri olan Bibliothèque Sainte Geneviève – Sainte Genevieve Kütüphanesi’ndeyiz bu kez.  Adını Paris’in koruyucu azizesi Sainte Geneviève’den (sent jönviev) alan kütüphane, 5. arrondissement’da Panthéon’un tam yanında yer alan, dışarıdan bakıldığında pek dikkat çekmeyen ama içine girildiğinde asıl değeri anlaşılan çok özel bir mekan. Bibliothèque Sainte Geneviève – Sainte Genevieve Kütüphanesi Yıllarca Paris’in en büyük ve en eski manastırlarının bulunduğu yerde, 1851’de mimar Henri Labruste tarafından inşa edilen kütüphane binası, daha sonraki mimari akımlarda pek çok kütüphaneye ilham kaynağı olmuş. RER-B ile gelip Luxembourg istasyonunda indiğinizde önce Lüksemburg Bahçesi’nin önüne çıkarsınız. Burada tam karşı tarafınızda Panthéon tüm haşmeti ile karşılar ve Panthéon Meydanı’na kadar yürürseniz solunuzda, yukarıda resmini gördüğünüz kütüphane binasını görürsünüz. Bibliothèque Sainte Geneviève – Sainte Genevieve Kütüphanesi Normalde turistik ziyaretlere kapalı olan Sainte…

(Son Güncelleme: 15.07.2019 – KAPANDI) Curie Müzesi’ni ziyaret edeceğiniz bir gün, gezinizin öncesinde ya da sonrasında oturup soluklanabileceğiniz, bir şeyler yiyip içebileceğiniz çok hoş bir kafeden söz etmek istiyorum sizlere: Chez D (şe de) Burası 5. arrondissement’de, Lüksemburg Bahçesi’nin bir üst paralelinde bulunan, aslında aman aman bir özelliği olmayan sıradan bir kafe belki de. İlk olarak Mayıs 2015’te Musée Curie – Curie Müzesi’ne gittiğimiz gün kapısından geçip, müzeyi gezdikten sonra da bir şeyler atıştırmak istediğimizde yol üstünde görüp de beni en çok etkileyen yer olduğu için dönüp hemen deneme fırsatı bulduğumuz bir mekan oldu. Tabii ki Paris’te gidip bir şeyler yiyip içebileceğiniz o kadar çok mekan var ki, hangi birini ön plana çıkarmak gerektiğini şaşırıyor insan. O yüzden, her zaman dediğim gibi, gözünüze kestirdiğiniz her yeri gönül rahatlığıyla deneyebilirsiniz. Burası da benim gözüme kestirdiğim bir yer oldu, bırakın içine girmeyi, kapının önündeki 3-4 masayı görür görmez oturup bir şeyler yiyip içme…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Madame Curie’yi neredeyse herkes tanır. Tanır dediysem, bu isme herkes aşinadır. Genel olarak ünlü bir bilim insanı olduğu bilinir, “radyasyon mu, x ışını mı ne, onu bulmuş” diye de hakkında genel bir fikir beyanında bulunulur. Bu yazıda hem bu bilgilerimizi tazelemek, hem de Paris’te ücretsiz olarak gezebileceğiniz çok güzel bir müzeden bahsetmek istiyorum. Musée Curie (müze küri ya da müze küği) yani Curie Müzesi, 5. arrondissement’da, Institut Curie yani Curie Enstitüsü’nün bahçesinde bulunan çok özel ve bir o kadar da anlamlı bir müze. Küçük ama taşıdığı önem bakımından ziyaret edilmesi gerektiğini düşündüğüm Curie Müzesi’ni tanıtırken Madame Curie’den ve onun çevresinde bir o kadar öneme sahip insanların kısa hikayesinden bahsetmemek olmaz tabii: Maria Sklodowska adıyla dünyaya gelen bu ünlü bilim insanı, adından da anlaşılacağı gibi Polonya asıllı bir kadın. Yokluklarla geçen hayatı üniversite eğitimi almak için Paris’e geldiğinde yine aynı yokluklarla devam etmiş o hiç yılmadan çalışıp didinerek…

(Son Güncelleme: 11.09.2019 – ÖNEMLİ NOT: 2020 sonuna kadar devam edecek restorasyon çalışmaları nedeniyle müzenin çeşitli bölümleri dönem dönem kapalı olacağı için gezi parkurunuz ve müzede görecekleriniz bu yazıda belirtildiği gibi olmayabilir). Paris’te görülmesi gereken onca müzenin arasında öncelikliler listesine adını yazdırmayı hak eden şahane bir müzeden, Musée de Cluny’den bahsetmek istiyorum bu yazıda sizlere. Önce müzenin temasına uygun güzel bir müzik koyalım fona, sonra da bu müzik eşliğinde yazımızı okuyalım, müzemizi öyle gezelim: Musée de Cluny (müze dö klüni) 5. arrondissement’da, Paris’in tam kalbinde Quartier Latin olarak geçen bölgede yer alan son derece ilginç bir müze. Özellikle orta çağ dönemi eserleri konusunda birbirinden ilginç ve bir o kadar da etkileyici örnekleri bulabileceğiniz çok güzel bir yer burası. Paris’teki birbiriden güzel pek çok güzel müze gibi burası da sadece sergilenen eserler için değil, bir o kada da sergilenen mekanı görmek için gezilemesi gereken yerler arasında yer alıyor. Müze, 15. yüzyılda inşa…

(Son Güncelleme: 06.08.2019) Paris'in en meşhur İngilizce kitaplar satan kitapçısı Shakespeare and Company ilk olarak 1919'da Odéon'da Rue Dupytren'de açılmış. Kitapçının sahibi Sylvia Beach sadece İngilizce kitapların satıldığı bu mağazayı daha sonra 1921'de Rue de l'Odéon'a taşımış ve uzun yıllar burada hizmet vermiş. Ancak Sylvia Beach, ikinci dünya savaşı sırasında dükkanını bir daha açmamak üzere