(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’te müzik dinleyerek yemek yiyebileceğiniz pek fazla bir yer yok deyip duruyorum; haksız da sayılmam ama yavaş yavaş böyle mekanları keşfetmeye başladım, keşfettikçe de sizlerle paylaşmak istiyorum tabii. El Burro Blanco‘dan daha önce bahsetmiştim, şimdi sıra Italian Style Cafe’de.
 
İstanbul’dan çok sevdiğimiz dostumuz Gülçin gelmişti Aralık 2014 sonu bir iş gezisi için Paris’e, hafta sonu da gezisini uzatıp misafirimiz olunca ilk akşam Opéra Garnier‘de şahane bir bale izledik, ikinci akşama da müzikli bir yerde akşam yemeği ayarlamak istedik.  BilletReduc.com‘a bakarken Italian Style Cafe diye canlı müzik eşliğinde yemekli bir yer olduğunu keşfettik; hemen rezervasyonumuzu yaptırıp sabırsızlıkla akşamı bekledik.
 
Burası 11. arrondissement‘da, Bastille ile République arasında 8 numaralı metro hattının St. Sébastian Froissart durağında bir yer. O çok sevdiğim Merci mağazasının tam karşı sokağında, solda köşede bulunuyor. Paris’in tipik kafelerinden, tam köşede, ufacık tefecik bir mekan.

Italian Style Cafe
Bizi çatlak bir garson kızımız karşıladı, bir o kadar da sevimliydi. İçeride köşedeki masaya geçebileceğimizi söyledi. İçeri bir girdik, küçücük ama gerçekten küçücük bir yer. Girişte hemen sağda bir masa var dört kişilik, onun arkasında bir masa daha yine dört kişilik, iki kişilik masa da onun yanında; hepsi bu! Bir de bar var tabi; hepsi toplasanız 20-30 metre kare ya eder ya etmez.
 
Solda da sahne için ayrılmış bir minik köşe… Bizden başka kimse yoktu gittiğimizde. Garson kızımız o minik grisinilerden getirdi önce ekmek niyetine. Biz hemen havaya girdik, bu şirin mekanın sevimliliğine kendimizi kaptırıp güzel güzel sohbetimize başladık, bir yandan kırmızı şaraplarımızı yudumladık.
 
Yemek olarak epey bir çeşit mevcut; bense klasik biri olarak keçi peynirli salata söyledim kendime; gayet de lezzetliydi. Kırmızı şarap da ufak ufak sohbetin yanında pek bir güzel gitti. Ah bir de ekmekler o kadar güzel olmasa… İnsan çok zor tutuyor kendini…

Italian Style Cafe
Sonra bir kadın vokal iki gitaristten oluşan müzik grubu “sahnede” yerini aldı. Başta sadece biz ve yandaki masa vardı. Sanki bize şarkı söylüyormuş gibiydiler. Hem mutluluk verici hem de insanı geren bir durum. O kadar güzel çalıp söylüyorlardı ki insan burası dolsun taşsın istiyor haliyle.
 
Sonra bir ara tuvalete gitmek için aşağı indiğimde alt tarafta minik bir salon daha olduğunu fark ettim, orada da insanlar oturmuş yemeklerini yerken müziklerini dinliyordu. Kendi adıma orada oturmak istemezdim. Girişteki üç masadan birine oturabiliyorsanız ne mutlu, yoksa burası o kadar keyifli gelmeyebilir size. Belki de sadece ayakta müzik dinlemek için gelebilirsiniz ama zaten o tarz pek çok yer mevcut Paris’te, benim derdim hep, akşamları yemekli bir yerde müzik dinleyebilmek; o yüzden burayı keşfetmek bu kadar çok hoşuma gitti ya zaten.
 
Sonra içerisi dolup taşmaya başladı; barda ayakta duranlar çoğaldıkça çoğaldı. Çoğalmak derken, tabi mekânın boyutlarına göre bir kalabalık olma durumdan bahsediyorum. Her haliyle çok sevimli, çok sempatik bir yerdi burası. Caféden büyükçe, mahalle barı şeklinde bir havası var atmosferin. Kesinlikle çok salaş ve bir o kadar da doğal. Sanki konu komşu toplaşmışız da mahalleli ile hep birlikte müzik dinliyormuşuz gibi.
 
Sonuçta gece yarısına kadar oturup keyifle dinledik müziğimizi, güzel güzel yemeklerimizi yiyip efendi gibi içtik içkilerimizi. Sonra da güzel bir akşam geçirmiş olmanın, güzel anılara yine en keyiflilerinden birini eklemiş olmanın mutluluğu ile çıktık oradan. Metro iki adım ötede olduğu için de çarçabuk döndük evimize.
 
Bir müsait zamanınızda siz de gidersiniz Italian Style Cafe’ye belki? Gidip de keyifle vakit geçirirsiniz bizim gibi…
 
Keyifle…
 
 
 
 
Yazar

Yorum Yazın