Tag

sacre coeur

Browsing

(Son Güncelleme: 14.10.2019) Paris’te yolu Montmartre Tepesi’ne düşen herkesin ya başından ya sonundan mutlaka gördüğü ama içine bir türlü girmediği, yani yine uluorta olduğu halde gizli saklı kalmış yerlerden birini, güzel bir parkı tanıyacağız bu yazımızda: Square Louise-Michel… İlk olarak 1877’de yapılmış ve sık sık renovasyon çalışması yapılmış yaklaşık 24 dönümlük bu parkın adı tarih içinde pek çok kez değişmiş ve yakın zaman önce bu adı almış ama bana kalsa ben buraya Montmartre Parkı ya da Sacré Coeur Parkı derdim…   Basilique du Sacré Coeur – Sacré Coeur Basilikası’nın hemen altında, dik bir yamaç üzerine kurulu olan parkın en yukarısından geniş bir Paris manzarası var. O yüzden Montmartre Tepesi’ni gezmeye gelip Sacré Coeur’ü ziyaret edenler, bu üst terastan şehre şöyle bir bakmayı ihmal etmiyorlar ama sağlı sollu merdivenlerden aşağı inmeyi tercih edenlerin sayısı o kadar da fazla değil. O yüzden ben size bu parkın içinde şöyle bir dolaşmayı, daha doğrusu…

(Son Güncelleme: 23.09.2019) Paris’in size sunacağı en güzel şeylerden biri, farklı kültürleri, özellikle de o kültüre ait yeme içme alışkanlıklarını bir arada bulabilme fırsatı olsa gerek. Irish Pub’lar da bu anlamda şehrin pek çok yerinde karşınıza çıkacak alternatif yeme içme mekanları olacaktır haliyle. Biz de bu kez parizyen havamızdan sıyrılıp içimizdeki İrlandalıyı ortaya çıkarıyor, Paris’in orta yerinde, Montmartre Tepesi’nde, üstelik de Sacré Coeur’ün hemen dibindeki bir Irish Pub’a gidiyoruz hep birlikte: Corcoran’s Iris Pub… Corcoran’s Irish Pub, Montmartre’ta tam “Beyaz Kilise” Sacré Coeur’ün dibinde, Montmartre Füniküleri’nin yanıbaşından aşağı inen merdivenlerin başında bulunuyor. Hava güzelse öndeki küçük terasta oturmak keyifli olabilir ama gerçek bir bar havasını yaşamak için elbette ki içeri girmeniz gerekiyor.   Corcoran’s Irish Pub Montmartre Tepesi haricinde, Saint Michel, Grands Boulevards, Place de Clichy, Bastille, Boulogne, Porte des Lilas ve Chatelet’de de bulunuyor; yani toplamda sekiz şubesi olan popüler bir bar. Ben bugüne kadar Saint Michel’dekine ve Montmartre’takine gittim. Montmartre Tepesi’ndekini daha…

(Konuk Yazar: Faruk Uraz) Paris’e ilk gelindiğinde en önce görülmesi gereken yer bence Montmartre Tepesi’dir. Her şeyden önce Montmartre, ziyaretçilerine enfes bir Paris manzarası sunar. Sonra gezilmesi her turiste farz, ünlü Sacré Coeur Kilisesi de buradadır. Ardından Paris’in hristiyanlık tarihinde çok özel bir  yeri olan Saint Pierre Kilisesi vardır, gelmişken muhakkak uğranılması gereken. Ve Ressamlar Meydanı kafelerinde bir kadeh Fransız şarabı içmek veya soğan çorbasını denemek için soğuk kış aylarında… İyi bir Montmartre Turu bağlardan bahçelerden geçerek – bahçeler biraz sözün gelişi olsa da, her yıl törenlerle bağ bozumu yapılan bir bağı gerçekten var- Utrillo’nun, Dali’nin, Dalida’nın, Picasso’nun izinde her bir sokağı ayrı ayrı keşfedile keşfedile Pigalle’e kadar yürüyerek tamamlanır… CHEVALIER DE LA BARRE HEYKELİ Peki neden illa da bu heykel , en önce bu heykel , muhakkak bu heykel ? Gıcıklık olsun diye diyormuşum 🙂 İsterim ki insanlar Paris’in o güzel romantik havasından, bohem havasından, turistik havasından çıksınlar ve bir an…

(Son Güncelleme: 12.11.2019) Her ne kadar turistik bir bölge olsa da Paris'in en özgün yerlerinden biri elbette ki Montmartre Tepesi'dir. Çünkü bu bölge, Paris'in genel düzlük yapısına göre tepelik bir alan olduğundan ve mimarisi daha çok Paris dışında bir köy havası taşıdığından, ziyaretçilerine oldukça ilginç bir Paris deneyimi sunuyor. Gerçi Montmartre Tepesi hakkında daha önce detaylı bir
(Son Güncelleme: 02.12.2019) Paris'in en yüksek tepesi olan Montmartre Tepesi'nde bulunan Sacre Coeur Bazilikası - Basilique du Sacré-Coeur de Montmartre, şehrin en güzel kiliselerinden biri. Disneyland'taki Walt Disney Şatosu gibi bir görünüme sahip olan bu yapı, Paris'e hakim bir noktaya yerleştirilmiş, hoş mimarisi ve bembeyaz rengiyle tepenin yeşilliği ve göğün maviliği arasında büyüleyici bir görüntü veriyor. Bu yazıyı

(Son Güncelleme: 14.10.2019) Hep söylüyorum: Paris’te her zevke, her talebe, her kişiye göre gezip görecek bir yer illa ki var. Bilmem kimin ilgisini çeker, kim bu tarz yerlerden hoşlanır ama bugün ben sizlerle çok enteresan bir mağazayı paylaşmak istiyorum: Marché Saint-Pierre (marşe sen piyer ya da mağşe sen piyeğ) Burası 18. arrondissement’da, Montmartre eteklerinde, Square Louise Michel Parkı ve La Halle Saint-Pierre’in hemen yanında, ıncık cıncık binbir çeşit kumaşı bulabileceğiniz çok hoş bir mağaza. Küçük parça kumaştan metrelercesine, ipeğinden satenine, keteninden kadifesine adını sanını bilmediğim binlerce çeşidiyle her türlü kumaş çeşidini bir arada bulabileceğiniz rengarenk bir “katlı mağaza” aslında. Benim gibi gezdiği tüm giyim mağazalarında beğendiği giysilere dokunmadan edemeyen biri için bulunmaz bir nimet burası. Binbir çeşit tekstil ürününün desenlerini inceleyerek, kumaşlarına dokunarak epey bir vakit geçirebilirim çünkü. Marché Saint Pierre – Montmartre İlk olarak, bir önceki evimize yeni taşındığımız zaman masa örtüsü arama derdine Devrim’in Fransızca hocasının tavsiyesi üzerine keşfetmiştik…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris’te en sevdiğim mekanlardan birini tanıyacağız bu yazıda. Ne zaman Montmartre taraflarında gezsem, Sacré Coeur’ü görmeye gitsem, yolum Pigale’e ya da Anvers’e düşse, mutlaka uğradığım bir yer: La Halle Saint-Pierre (lâ âl sen piyer ya da lâ âl sen piyeğ). Adından da anlaşılacağı gibi burası eski bir hal binası. Anvers metrosu’nun karşısındaki yokuştan, sağlı sollu hediyelik eşya satılan dükkanların olduğu sokaktan yukarı çıktığınızda, Sacré Coeur’ün hemen aşağısındaki atlı karıncaya, yani Square Louise-Michel Parkı’na gelince sağa doğru dönüp 40-50 metre yürürseniz sol tarafta karşınıza çıkacak olan bu güzel bina, dışı kadar içerisiyle de etkileyecektir sizi. Burası aslında bir sergi salonu ama -dürüst olmam gerekirse- beni her zamanki gibi ferah ve geniş kafesi ilgilendiriyor daha çok 🙂 La Halle Saint Pierre – Montmartre 1868’den itibaren yıllarca meyve ve sebze hali olarak hizmet veren, daha sonra kısa bir dönem okul olarak kullanılan bu nefis bina, 1986’da müze ve sergi salonuna…

(Son Güncelleme: 04.12.2019) Montmartre Tepesi, her gün binlerce turistin ziyaret ettiği ama bu ilgiyi gerçekten hak eden, Paris'te en az yarım gününüzü zevkle geçirebileceğiniz çok keyifli bir yer. Bu tepe Paris'in en yüksek noktasını oluşturuyor ve neredeyse tüm şehre hakim bir konumda. Kıyaslayacak olursak Paris'in Çamlıca Tepesi gibi düşünebiliriz ama doğruyu söylemek gerekirse, ortam son