Tag

1. Arrondissement

Browsing

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Bu yazıda yine Paris’in en sevdiğim köşelerinden birini tanıyacağız: Square du Vert-Galant… Adı çok yabancı gelse de Paris’te uluorta bir konumda olup da herkesin karşıdan gördüğü ama pek çok kişi tarafından ziyaret edilmesi ihmal edilen bir yer burası. Square du Vert-Galant (skuer dü ver galan ya da skueğ veğ galan) yani Vert-Galant Meydanı, bir meydan adı olsa da ben olsam burayı park ya da bahçe olarak isimlendirirdim.1. arrondissement’da, Paris’in orta yerindeki iki adadan biri olan Île de la Citê’nin en batı ucunda bulunan bu meydan/park, herkesin aşina olduğu bir yerdir aslında. Pont des Arts’dan baktığınızda karşınızda görünen adanın en baş tarafı, yani Pont Neuf’ün iki parçasının ortasındaki üçgen parkın bulunduğu yerdir tam olarak. Square du Vert-Galant Square du Vert-Galant adını eski Fransa krallarından IV. Henri’nin lakabı “Vert-Galant”dan alıyor. Bu “Vert-Galant” lafının ne olduğunu epey bir araştırdım ama bulduğum sonuçlardan bir türlü emin olamadım; emindim de inanamadım diyelim 🙂 Emin olmak için…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris’teki 37 köprüden biri olan Passerelle Léopold Sédar Senghor (Passerelle Solférino), aynı zamanda Seine Nehri üzerindeki 4 yaya köprüsünden biri olma özelliğini taşıyor. İlk olarak 1861’de Napoléon zamanında yapılan ve adını Solférino Savaşı’ndan alan köprü, daha sonra yıkılmış, yerine 1961’de tamamen çelik konstrüksiyondan yapılmış. Bu köprü de 1992’de devre dışı kalınca yerine 1999 yılında günümüzdeki köprü yapılmış ve “Solférino” olan adı 2006’da Senegal Eski Cumhurbaşkanı “Léopold Sédar Senghor”un anısına değiştirilmiş ama açıkçası ben hiç bu isimle anıldığına tanık olmadım; herkes “Passerelle Solférino (paserel solferino ya da paseğel solfeğino)” diyor. Yine de zaman geçtikçe yeni ismi de yavaş yavaş kulağa tanıdık gelmeye başladı. Passerelle Léopold Sédar Senghor (Passerelle Solférino) Tuileries Bahçesi ile Orsay Müzesi arasında son derece estetik bir şekilde tasarlanmış ve sadece yaya geçişine ayrılmış olan bu köprü çelik ve ahşap konstrüksiyon malzemeleri ile inşa edilmiş. Köprünün zemininde ve basamaklarda kullanılan ahşap Afrika’da yetişen “tabebuia” ağacından yapılmış çok…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris'in en keyifli yönlerinden biri de elbette ki Vero Dodat Pasajı gibi, ulu orta bir yerde olduğu halde kıyıda köşede kalmış gizli hazinelerini keşfetmek. Bir zamanların AVM'leri olarak inşa edilmiş pasajlar aslında, özellikle Osmanlı dönemindeki "kapalıçarşı" mantığıyla paralel olması bakımından bize epey aşina. Biliyorsunuz Türkçedeki "pasaj" sözcüğü, Fransızca'daki "passage"dan dilimize geçmiş. Özellikle bir

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris’in ulu orta ama gizli saklı köşelerinden birindeyiz yine. Palais Royal… Aslında hepimizin 1 numaralı metro hattı ile Louvre’a giderken duyduğumuz “Palais Royal-Musée du Louvre” anonsundaki Palais Royal (pale royal ya da pale ğoyal), tahmin ettiğiniz gibi “Kraliyet Sarayı” anlamına geliyor ama bu saray adını Louvre Müzesi’nden değil, onun tam karşı tarafında bulunan bu büyük yapı kompleksinden alıyor. Palais Royal 1639’da Kardinal Richelieu tarafından yaptırılan saray, aslında bir kraliyet sarayı olarak inşa edilmemiş, bizzat kardinalin kendisi oturmuş burada. Ölümünden sonra sarayı krala bırakması sonucunda kraliyet sarayı ünvanı alsa da kral hiçbir zaman burada yaşamamış, daha çok aile üyelerine tahsis edilmiş bir yer olarak kalmış. Fransız Devrimi sırasında “Eşitlik ve Devrim Sarayı” adını alsa da bu ismiyle fazla yaşamamış, daha sonra yeniden Palais Royal olmuş ve hep öyle kalmış… Palais Royal Palais Royal sadece saray görmek için değil, Paris’in kalbinde çok farklı bir boyuta geçiş yapmak için ziyaret…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris'in en sevimli en estetik meydanlarından biri olan Place des Victoires şehrin 1. ve 2. arrondissement'ları arasında bulunuyor. Altı yolun kesiştiği bu meydan, 80 metre çapında dairesel bir aladan oluşuyor ve tipik Fransız mimarisindeki binalarla çevreleniyor. Ne zaman Place des Victoires'dan geçsem aklıma Kadıköy'deki "Altıyol" geliyor. Aslı başı altı tane yolun kesiştiği
(Son Güncelleme: 15.07.2019) Tuileries Bahçesi içinde yer alan, Eski Tuileries Sarayı'nın "limonluğu" bir başka deyişle "serası" olan Orangerie 1857'de inşa edilmiş bir yapı ve 1927'den bugüne de Orangerie Müzesi - Musée de l'Orangerie olarak kullanılmakta. Oldum olası "Orangerie"lere bir düşkünlüğüm vardır. Gerek mimari formu, gerek mutlaka bir park içinde yer alıyor oluşu, gerekse büyük camekanlı
(Son Güncelleme: 05.07.2019) Paris'teki, belki de Fransa'daki en güzel vitrayları görebileceğiniz bir şapeldeyiz: Sainte Chapelle (Sent Şapel). Burası Notre Dame Katedrali ile aynı ada (Île de la Cité) üzerinde yer alan müthiş bir yapı. Görkemi büyüklüğünden değil tarzından ve en çok da o etkileyici vitraylarından kaynaklanıyor. Aslında hiç resmini görmeden, doğruca gidip ziyaret etmenizi ve
(Son Güncelleme: 16.08.2019) Ve dünyanın en büyük ve en güzel müzelerinden biri olan Louvre Müzesi’ndeyiz... Dünyada gezip görüp en sevdiğim, en çok etkilendiğim müzelerden biri olan Louvre Müzesi, aslında bir saray olması bakımından ayrıcalıklı bir yapı. Burayı gezerken hem muhteşem tarihi değerleri olan objeleri yakından görme şansını yakalıyorsunuz, hem de inanılmaz güzellikte bir sarayın içinde