Eyfel Kulesi, Montparnasse ya da Montmartre gibi yüksek bir yerden Paris’e baktığınızda hiç de düşünüldüğü kadar yeşil bir şehir değilmiş izlenimi verir. Oysa
Bugüne kadar yazılarımda Paris içinde üç tane ada olduğundan söz ettim, hatta bunlardan ikisinin doğal, bir tanesinin de yapay ada
Yüksek bir yerden Paris’e baktığınızda gördüğünüz taş taş, bina bina bir şehirdir. Oysa yemyeşildir Paris; yukarıdan bakınca değil de içinde
İlk bakışta üniversite kampüsünü andıran bu müthiş yapı kompleksi, elbette ki üniversite yaşamıyla ilintili ama tek bir üniversiteye ait değil,
İnsanlar nefes alsın, huzurlu ve mutlu yaşasınlar diye Paris’in dört köşesinde irili ufaklı pek çok park bulunuyor. Toplasanız Üsküdar’la Beşiktaş’ın
Paris’in parkı, bağı-bahçesi bitmiyor efendim; bugün yine kendimizi yeşile salıyoruz. Ama bu kez bayıra karşı uzanacağız biraz, Paris’i doğusundan ve
Paris’te yolu Montmartre Tepesi’ne düşen herkesin ya başından ya sonundan mutlaka gördüğü ama içine bir türlü girmediği, yani yine uluorta
Paris’in içinde olduğu kadar dışında da sayısız park ve yeşil alan bulunuyor. Tabii Paris dışına çıkıldıkça bu parkların kapladığı alanlar
Demiryollarını sever misiniz? Kim sevmez ki? Peki demir yollarında yürümeyi, hatta benim gibi boylu boyunca raylara uzanmayı? Hayır hayır korkmayın,