(Son Güncelleme: 12.01.2018) Saint Michel‘de dolaşırken yapabileceğiniz en güzel şeylerden birinin kitapçı gezmek olduğundan daha önceki yazılarımda bahsetmiş, Shakespeare and Company ve Gibert Jeune hakkında yazılar yazıp buraları size tanıtmaya çalışmıştım. Şimdi yine bu bölgede yer alan ve benim en sevdiğim kitapçılardan biri olan Boulinier’ye geldi sıra.
Boulinier (buliniye) Saint Michel‘den Lüksemburg Bahçesi‘ne çıkan Saint Michel Bulvarı üzerinde sağ tarafta bulunan çok hoş bir kitapçı. Ama 16 numaradaki küçük yere değil de daha büyük olan 20 numaradaki şubesine bakmanızı öneririm. Özellikle ikinci el kitap, çizgi roman, cd, dvd ve eski plaklar konusunda da zengin bir koleksiyona sahipler; o yüzden yolum bu tarafa düştüğünde Boulinier’yi gezmeyi çok seviyorum.
Paris’in bildik kitapçıları gibi burada da kapı önündeki tezgahlara dizilmiş her konuda ikinci el kitaplar karşılıyor önce sizi; içeri girmeyecek olsam bile sokaktan geçerken illa ki kendine çekiyor beni bu tezgahlar ve almayacak olsam bile bu kitapları kurcalamayı çok seviyorum.

Boulinier
İçeri girdiğinizde tam karşınıza kasa çıkıyor, buradan sağa ve sola döndüğünüzde her iki taraftan da üst ve alt katlara ulaşabileceğiniz yuvarlak metal merdivenler var. Girişteki kasa bölümü tam ortada bulunuyor, diğer katlar yarım kat yukarıda ve yarım kat aşağıda gibi. Üst tarafta daha çok müzik bölümü, alt katta ise kitap ve çizgi roman bölümü olarak ayrılmış diyebiliriz.
Fransa’da tam bir çizgi roman (Band Dessiné / BD) çılgınlığı var ve özellikle gençler arasında çok yaygın. Bana her seferinde, ilk gençlik yıllarımda okumaktan büyük keyif aldığım Kızılmaske’yi hatırlatan bu çizgi romanlar lüks ciltli ve çok kaliteli baskılarla satılıyor, benim okuduğum saman kağıtlardan eser yok gerçi ama yine de mantık aynı. Boulinier gibi kitapçılara gittiğimde bu BD’lere bakmayı da çok seviyorum o yüzden.
Bir de eski plakların olduğu bölümde vakit geçirmek oldukça keyifli. Türkiye’de şimdi nasıl bilmiyorum ama Fransa’da yeni bir albüm çıktığında çoğunlukla “long play” versiyonu da basılıyor; o yüzden hem güncel hem de eski plakları bu tür yerlerde bulmanız mümkün oluyor. Çocukken evimizin tavan arasında bulduğum yüzlerce plağı hatırlıyorum her seferinde. İstanbul’a bir gidişimde, o plakların bir kısmını ve sırayla on plak çalan eski otomatik pikabımı getirmem gerek Paris’e belki de…

Boulinier
Bu yazıyı yazmaya karar verip de fotoğraf çekmek için Boulinier’ye gittiğimde yine dayanamayıp tezgahtaki ikinici el kitapları kurcaladım. Gerçi eski eşya tozuna alerjim vardır ama yine de eski kitapları karıştımadan duramıyorum. Bu sefer tanesi 20 cent’e yukarıda resmini gördüğünüz iki kitabı, l’Alchimiste ve Da Vinci Code’u bulunca kaçırmadan hemen aldım… Siz de Fransızca kitap okumak istiyorsanız Boulinier’nin tezgahına bakmadan dönmeyin derim. Az da olsa ikinci el İngilizce kitap bulma şansınız var. Ama bu konuda en iyi yer sanıyorum Shakespeare and Company olacaktır.
Tabii benim için Paris’te gezmeyi en sevdiğim kitapçının Les Mots A La Bouche olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Yine de her birinin tadı keyfi ayrı; vaktiniz varsa hepsini tek tek gezip görün derim. Bir de buraya kadar çıkmışken diğer kitapçılar Gibert Jeune ve Gibert Joseph‘i de görmekte fayda var. Eğer Paris’te çok büyük bir sahaflar çarşısı arıyorsanız o zaman yolunuz Le Marché du Livre Ancien‘a düşmeli.
Logosu çok sevimli olan Boulinier’nin Paris’in başka semtlerinde de şubeleri bulunuyor ama ben en çok burayı seviyorum. Dilerseniz kitapçının web sitesini ziyaret ederek diğer şubelerin nerelerde olduğunu görebilirsiniz.
Hayatınızda hep kitap olsun…
Keyifli okumalar, keyifli geziler.
Yazar

Yorum Yazın