(Son Güncelleme: 01.03.2019) Paris’in en meşhur restoranlarından biri olan Léon’u hepiniz bilirsiniz. Midyesiyle ünlü bu restoran adından da anlaşılacağı gibi Brüksel yani Belçika kökenli bir zincir. İlk olarak Léon Vanlancker tarafından 1893’te Brüksel’de açılan Léon ancak yüz küsür yıl sonra, 1989’da Paris’e ilk şubesini açmış. Belçika’daki orijinal adı “Chez Léon“ken Paris’te “Léon de Bruxelles” olarak anılıyor.

Yıllar önce Brüksel’i gezerken şans eseri bir midyecide oturmuş, oranın meşhur Léon olduğunu çok uzun zaman sonra öğrenmiştim. Paris’teki Léon’u keşfetmemse daha sonraki bir zamana denk geldiği için burada ne zaman bir Léon’a gitsem, ben hep Belçika’daki o yeri hatırlarım. O yüzden bana da Léon Fransız değil hep Belçikalı gibi görünür.

Léon de Bruxelles

Her neyse, bir de şu konu var: Ben midye sevmem 🙂 Daha doğrusu deniz ürünlerine karşı bir ilgim yok diyeyim. Ama insanın yol arkadaşı “denizden babam çıksa yerim” modunda olunca haliyle yolumuz sık sık Léon’a ve diğer deniz ürünleri restoranlarına düşüyor. Karşımda hep türlü türlü böcekler, kabuklu kabuklu deniz yaratıkları… Yok sorun değil, alıştım artık 🙂 Yemem ama epey bilgi sahibi oldum tabi zamanla ne nedir, nasıl yenir, ne yapılır ne edilir diye…

Çevremde tanıdığım herkes Léon’a gitmek ister, yanındaki kişi de deniz ürünleri sevmez. Niyeyse bu hep böyle. Tabi Léon bunu da düşünmüş, midye çeşitleri yanında standart etli tavuklu yemekleri de mevcut. Hatta cheeseburgerleri hayat kurtarıyor. Yok hayır sıradan cheeseburger değil merak etmeyin; ekmeksiz ekmeksiz çok sağlıklı 🙂 Ama sanki garsonlar midye harici bir şey servis ederken yüzlerini ekşitiyorlar gibi? Aman ekşitsinler bana ne, ben o midyeleri yerken yüzüm ekşiyeceğine 🙂

Midye yiyecek olanlara “Moule Gratinée” öneriyoruz.
Léon de Bruxelles

Midye deyince aklıma Sarıyer Büyükliman’a ailece yüzmeye gittiğimiz zamanlar gelir. Teyzemler, kuzenler, annem, babam abim filan, hep birlikte bütün gün yüzer eğlenir, sonra öğlen yemeği için denizden toplanan midyelerin kızartılmasını beklerdik. O midyeyi de sevmezdim ama tüm bu ritüelin içinde bana daha tahammül edilebilir gelirdi. Midye deyince aklıma hep o günlerin resimleri gelir.

“Madem midye sevmiyorsun niye Léon hakkında yazıyorsun?” diye sorabilirsiniz. Eh dedim ya yolum hep düşüyor Léon’a. Bu yazıyı okuduğunuza göre sizin de orayı sevdiğiniz belli. Ben de iki satır burası hakkında bilgi yazayım istedim sadece. Yoksa bunca yazı yazmışım, Léon’a daha yeni sıra gelmiş olması normal mi? Çok daha önceden yazmam gerekirdi böylesi meşhur bir yeri.

Midye sevmeyenler “ekmeksiz” cheeseburger deneyebilir
Léon de Bruxelles

Biz en çok Saint Germain‘deki şubesine gidiyoruz. Orayı daha çok seviyorum nedense. Bir de misafirlerle genelde Champs-Élysées‘deki şubesine gidiliyor sık sık. Birkaç kere de République, Châtelet ve Port Maillot’daki şubelerine gitmiştim. Hepsi de aynı servis kalitesinde; eğer seviyorsanız gönül rahatlığıyla herhangi birine gidebilirsiniz.

Léon’un Paris içinde dokuz şubesi var:

Siz de midye sevenlerdenseniz o zaman Paris’e geldiğinizde yolunuz illa ki Léon’a düşecektir, sevmiyorsanız da eminim Paris’e birlikte geldiğiniz kişi ya da kişilerden en az biri burada yemek yemek isteyecektir. Dolayısıyla Paris’e gelip de Léon’a uğramadan dönmek olmaz 🙂

Bir de patates kızartması mevzusu var. Léon’da patates kızartmaları bol kepçe veriliyor, hatta bazı menülerde sınırsız. Patatesi çok seven biri olarak, lezzet bakımından buranın kızartmalarını sevsem de form olarak daha çok “fait à la maison” yani anne patatesi formunda kesilmiş olanlarını sevdiğim için “Mc Donald’s” tarzı ince patatesleri çok tercih etmediğimi itiraf edeyim. Aman neyse canım, sonuçta patates patatestir. Ben de denizden patates çıksa yerim 🙂

Léon de Bruxelles

Bir de, hep söylediğim gibi, Paris’teki restoranlarda öyle hızlı bir servis filan beklemeyin, restoranlarda başınıza neler geleceğini okumak için bu yazıya bir göz atmanızı öneririm.

Hadi bu da böyle bir yazı olsun bakalım. Bu yazıyı okuduktan sonra bir Léon’a giderseniz orada bu “leziz” midyeleri yerken umarım bir yandan da beni çekiştirirsiniz 🙂

Léon de Bruxelles

Ama durun yazıyı bitirmeden şöyle güzel bir haber vereyim. Paris’e gelmeden önce Léon’un mail zincirine üye olursanız ve eğer şansınıza tarihi de denk düşerse, e-mail adresinize indirim kuponları geliyor. Bazen %10 bazen %20 indirimli yemek yeme şansı yakalayabiliyorsunuz. Tek yapmanız gereken adresinize gelecek e-posta’nın çıktısını almak. Aslında hesabı istemeden önce garsona ekran görüntüsünü gösterseniz de oluyor. Dediğim gibi bu her zaman olacak değil; şansa…

İlk gidişinizde Fransa’nın ünlü restoran rezervasyon sistemi The Fork – La Fourchette‘ten rezervasyon yaparak işinizi kolaylaştırmak ve dönem dönem gerçekleştirilen özel indirimlerden ve promosyonlardan yararlanmak içinse bu linki kullanabilirsiniz. Bu link sizi Champs-Elysées şubesine yönlendirecektir, siz oradan dilediğiniz yerlere geçip arama yapıp lokasyon seçtikten sonra rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Afiyet bal şeker olsun…

Author

6 Comments

  1. Batur Talu Reply

    Merhaba Ahmet bey; Leon’un mail listesine üye olmaya çalıştım ama adres kısmında Türkiye yok, adresi belirtmeden de valide olmuyor. Selamlar

    • Ahmet Ore Reply

      Merhaba Batur Bey,
      Bu detayı hiç düşünmemiştim, uyarınız için teşekkürler.
      Adres bilgisi sadece detay içindir sanıyorum, o yüzden Paris’te herhangi bir adres vermekte sakınca olmaz diye düşünüyorum. Dilerseniz “8 Rue Scribe, 75009 Paris” adresini girmeyi deneyin, umarım işe yarayacaktır. Bu arada bu adres Opera Garnier’nin adresi 😉
      Selamlar, sevgiler…

  2. Champs elysee de ki şubesine gittik kapıda uzuuun bir sıra vardı garson zafer işareti yapar gibi dö , dö diyerek geldi iki kişi olduğumuzu görünce bizi alıp hemen bir masaya oturttu hiç beklemeden siparisimizi verdik.Cesit cooooktu ne yiyecegimizi bilemedik yan masadakilerin leon müdavimi bir Türk aile olduğunu öğrenince neredeyse sarılıp opecektim.Türk ailenin tavsiyesi ile seçimimizi yaptık.Mini mini tatlilardan oluşan tatli tabağına bayildik.iyiki gitmisiz tesekkurler pariste.net

    • Ahmet Ore Reply

      Çok şanslı bir gününüzmüş demek ki, okuyunca mutlu oldum. Güzel yorumunuz için ben teşekkür ederim.

  3. Merhaba Ahmet Bey, bende kesinlikle bu sözünüze katılıyorum. Paris’e gelip de Léon’a uğramadan dönmek olmaz . Türkiye’de midye ile aram çok iyi olmasa da, nedense her Paris ziyaretimde mutlaka Léon de Bruxelles ‘in Champs-Élysées’de ki yerine gidiyorum. Nedense gitmeden yapamıyorum ayrıca çok da seviyorum. Bir daha ki gelişimde Saint Germain’de ki yerine gitmek istiyorum. Yazınız için teşekkür ederim çok güzel olmuş.

    • Ahmet Ore Reply

      Güzel yorumunuz için ben teşekkür ederim Nazan Hanım. Nice güzel gezileriniz olsun. Selamlar sevgiler.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.