Tag

seine

Browsing

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Bugüne kadar yazılarımda Paris içinde üç tane ada olduğundan söz ettim, hatta bunlardan ikisinin doğal, bir tanesinin de yapay ada olduğunu anlattım ama bu yazıda Paris’in turistik merkezinin çok az dışına çıkıp, çok güzel başka bir adayı, Île de la Jatte yani Jatte Adası’nı tanıyacağız. Jatte Adası – Île de la Jatte Bildiğiniz gibi Paris’in turistik merkezindeki iki adadan biri Notre-Dame Katedrali’nin bulunduğu Île de la Cité – Cité Adası, diğeri ise hemen yanı başında, ünlü dondurmacı Bertillon’un bulunduğu Île Saint Louis – Saint Louis Adası. Yapay ada dediğimiz de Eyfel Kulesi tarafında bulunan, Bir-Hakeim Köprüsü’nün üzerinden geçtiği Île aux Cygnes – Kuğulu Ada. Jatte Adası – Île de la Jatte Île de la Jatte (il dö la jat) ise yine Seine Nehri’nin ortasında, Avrupa’nın en büyük finans merkezi Paris La Défense’ın hemen yanı başında, konum olarak Courbevoie, Neuilly-sur-Seine ve Levallois’nın ortasında bulunan, yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda,…

(Son Güncelleme: 12.01.2018 KAPANDI) Yine Eylül ayına geldik, yine yaz bitiyor ve eteklerim tutuşmaya başladı. Oysa ki bu yaz Paris’te yapılabilecek şeyler hakkında yazmak istediğim ne çok şey vardı, elimden geldiğince de yazmaya çalıştım ama hem zaman çok hızlı geçiyor hem de yaz mevsimi Paris’te kısa sürüyor. Düşe kalka da olsa bu güzel havalar bir süre daha idare eder, o yüzden vakit geçirmeden size Paris’te, Seine Nehri kıyısında oturup yemek yiyebileceğiniz güzel bir yerden Mademoiselle Rose’dan bahsetmek istiyorum.   Evet farkındayım, bu yazının başlığı biraz Instagram fotoğraflarındaki alt yazılar gibi oldu ama inanın Paris’te su kenarında oturup bir şeyler yiyip içecek yer bulmak bulunmaz nimetler arasında sayılıyor. Blog’a ilk başladığım günlerden beri söylüyorum, Paris bu konuda biraz seçenek kıtlığı çekiyor; hatta o kadar çok sızlandım ki sanki birileri sesimi duydu, nehir kıyısında oturup bir şeyler yiyip içeceğimiz yerlerin sayıları yavaş yavaş artmaya başladı; bunda benim serzenişlerimin de payı olduğunu düşünüyorum :)…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Pariste.Net'i takip edenler Paris'te 4 tanesi yaya, 33 tanesi taşıtlar için olmak üzere toplam 37 köprü bulunduğunu biliyorlar. Bu yazıda ise bu köprüler arasında Paris'te en çok sevdiğim ikinci köprüyü, Bir Hakeim Köprüsü - Pont de Bir-Hakeim'i tanıyacağız. Laf aramızda ben en çok Pont Alexandre III Köprüsü'nü severim... "En güzel" olma hali görecelidir elbette,

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Fransızlar, doğa koşullarından korunmak için olsa gerek “su kenarında keyif çatmayı, daha doğrusu yemeyi içmeyi bizler kadar çok sevmiyorlar” der dururum. Malum, nehirler taşabiliyor, bu yüzden de su kenarındaki alanlar her zaman tehlike altında. Bunu bir yere kadar anlayabilirim ama biz mi su kenarında yeme içmeyi fazla abartıyoruz yoksa Fransızlar mı bu işi bilmiyorlar, tam anlayabilmiş değilim ama yine de gün geçtikçe onların da bu konuda gelişme kaydettiğini görmekten mutluluk duyduğumu söylemeliyim 🙂 Rosa Bonheur sur Seine Seine Nehri kıyısında henüz tam anlamıyla istediğim tarzda bir yeme içme mekanı bulmuş değilim gerçi ama farklı bir tarz olarak kimi tekne-restoranlar bu konuda “can simidi” vazifesi görebiliyor. Nehrin öbür yakasındaki Bassin de la Villette’teki Antipode gibi keyifli bir tekne olan Rosa Bonheur sur Seine, diğerlerinin aksine daha çok bir café-bar havasında. Buttes-Chaumont Parkı’ndaki Rosa Bonheur’ün işletmecisi, birkaç yıl kadar önce Pont Alexandre III’nın Invalides tarafında demirli bu tekneyi café-bar olarak işletmeye başlamış…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris’teki 37 köprüden biri olan Passerelle Léopold Sédar Senghor (Passerelle Solférino), aynı zamanda Seine Nehri üzerindeki 4 yaya köprüsünden biri olma özelliğini taşıyor. İlk olarak 1861’de Napoléon zamanında yapılan ve adını Solférino Savaşı’ndan alan köprü, daha sonra yıkılmış, yerine 1961’de tamamen çelik konstrüksiyondan yapılmış. Bu köprü de 1992’de devre dışı kalınca yerine 1999 yılında günümüzdeki köprü yapılmış ve “Solférino” olan adı 2006’da Senegal Eski Cumhurbaşkanı “Léopold Sédar Senghor”un anısına değiştirilmiş ama açıkçası ben hiç bu isimle anıldığına tanık olmadım; herkes “Passerelle Solférino (paserel solferino ya da paseğel solfeğino)” diyor. Yine de zaman geçtikçe yeni ismi de yavaş yavaş kulağa tanıdık gelmeye başladı. Passerelle Léopold Sédar Senghor (Passerelle Solférino) Tuileries Bahçesi ile Orsay Müzesi arasında son derece estetik bir şekilde tasarlanmış ve sadece yaya geçişine ayrılmış olan bu köprü çelik ve ahşap konstrüksiyon malzemeleri ile inşa edilmiş. Köprünün zemininde ve basamaklarda kullanılan ahşap Afrika’da yetişen “tabebuia” ağacından yapılmış çok…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Seine Nehri üzerindeki 37 köprü arasında, Paris'in en eski köprüsünün adının Pont Neuf (Yeni Köprü) olması ne kadar enteresan olsa da bu isim bana hep İstanbul'daki Yeni Cami'yi hatırlatır. Çocukken, Yeni Cami'nin eski cami görünümünde yeni bir cami olduğunu zannederdim; sonra bir gün 8 Temmuz 1606'da açıldığını öğrendiğim zaman ne kadar şaşırdığımı
(Son Güncelleme: 08.07.2019) Paris dediğimiz yer, düz bir ovanın ortasından kıvrılarak geçen Seine Nehri'nin çevresine kurulmuş bir kenttir aslında ve Paris'i Paris yapan coğrafi güzellikleri değil, insanoğlunun şehir inşa etmedeki başarısı ve en çok da estetik anlayışıdır aslında. Yoksa bizdeki gibi bir Boğaziçi'ne sahip olmadıkları için ellerinde bulunan bir akarsuyun çevresinde bir hayat kurmanın en
(Son Güncelleme: 15.07.2019) Bu yazıda, Seine Nehri üzerindeki 37 köprü arasında en meşhurlarından birini tanıyacağız: Pont des Arts (pon dezar ya da pon dezağ)... "Sanat Köprüsü" ya da "Sanatlar Köprüsü" olarak çevirebileceğimiz bu isim, bir dönem aşıkların astığı kilitler nedeniyle köprünün Pont des Amoureux (pon dezamurö ya da pon dezamuğö) yani Aşıklar Köprüsü olarak anılmasına
(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris'te, Seine Nehri üzerindeki irili ufaklı 37 köprüden en görkemlisi ve bence en güzeli olan Pont Alexandre III (III. Alexandre Köprüsü) 1900 yılında inşa edilmiş eşsiz bir sanat eseri aslında... 1892 Yılında oluşturulan Fransa-Rusya birliğinin ardından 1896'da inşaatına başlanan köprü, dönemin Rus Çarı II. Nicholas'nın babası Çar III. Alexandre'ın adını taşıyor. Champs-Élysées