Tag

pastane

Browsing

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Marais Bölgesi’nin hazineleri gez gez bitmiyor. Her sokağında ayrı bir ilgi noktası, her ilgi noktasında gözünüze gönlünüze hitap edecek özel bir şey illâ ki bulunuyor. Bu yazıda yine hem göze, hem gönle hem de damağa hitap eden bir yerde, nefis bir kafede, Le Loir Dans La Théière’deyiz. Burası -bence- Marais’deki en güzel kafelerden biri. Tabii bunu düşünen tek kişi ben değilim, o yüzden buranın önünde çoğu zaman uzun kuyruklar olabiliyor. Elbette ki o kuyruklarda bekleyecek halim yok, boş bir vaktini kollayıp öylesi zamanlarda burada oturmayı tercih ediyorum. Eğer burası doluysa aynı sokağın diğer ucundaki minik pastanem Sacha Finkelsztajn’ı ya da uzun süre oturmak niyetindeysem, biraz yukarıdaki ufak ve şirin kafem Royal Bar’ı tercih ediyorum. Le Loir Dans La Théière Le Loir Dans La Théière, eski ve sıcacık bir mekân. Bilmem hâlâ duruyor mudur ama bana İstiklâl’in arka sokağındaki “Şiirci”yi hatırlatıyor. Çok eskiden gidip sırf bu atmosferi solumak…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris’te yaşamaya 2012’de başlamış olmama ve Ladurée’nin önünden defalarca geçmiş olmama rağmen, burayı tanımak için iki yıl geçmesi gerekmiş demek ki. Böylesi efsanevi, bir o kadar da turistik yerlere gitmekten hep çekinmişimdir çünkü. Tamam, illâ ki güzeldirler ama içi boşaltılmış, anlamını kaybetmiş bir şeyle karşılaşacağım da hayalimdeki resim bozulacak diye korkarım hep. Örneğin Kız Kulesi’ni yıllarca uzaktan seyredip, bir gün oraya gidebilmeyi hayal etmiş bir neslin temsilcisi olarak; Kız Kulesi’ne ayak bastığım o anki hayal kırıklığım gibi. Paris’e gelen pek çok arkadaşımı Champs-Elysées’de gezdirirken mutlaka Ladurée’nin içine girip bir bakmalarını öneririm. Nedense ben hep kapıda beklerdim onları, içeri giresim gelmezdi eskiden. İçeri girenler -özellikle kız arkadaşlar- yüzlerinde kocaman bir gülümsemeyle çıkarlar dışarı. İçeride gördüklerinin güzelliğinden mi yoksa dışarıya döndüklerinde Champs-Elysées’de olduklarına inanamamalarından mı bilmem; onlar mutlu olunca mutlu olurum ben de. Ladurée – Champs Elysées Ama Aralık 2014’te Ladurée’de kutlamaya karar verdim doğum günümü. Kutlamak dedimse, öyle…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) 2017 yılına kadar ilginç seramikleriyle dikkatinizi çektiğim, herkese önerdiğim keyifli pastane, fırın ya da kafe olarak tarif ettiğim Au Panetier (o panetiye) artık yandaki kafe-restoranın kendilerini satın alıp genişlemesiyle kapanmış ve eski sevimliliğini biraz yitirmiş ama isim değişikliği olsa da işlevini sürdürdüğü için yazıyı kaldırmaktansa burayı sizlere önermeye devam edeceğim: Artık adı Le Moulin de la Vierge olan bu mekan, dediğim gibi yan taraftaki kafe-restoranın devamı ama yine pastane ve kafe işlevini sürdürüyor. Elbette ki burası da “kalkıp hususi görmeye gidilecek yerler” listemizde değil “hazır şuralarda dolaşıyorken uğrasak ne güzel olur” listemizde bulunuyor. O zaman ne yapıyoruz? Önce Palais Royal’den yürümeye başlıyoruz, Choiseul, Colbert ve Vivienne Pasajlarını geziyoruz, sonra Place des Victoires’da şöyle bir turladıktan sonra meydanın hemen bir üst sokağında bulunan bu pastaneye oturup bir şeyler yiyip içiyoruz. Tek problem kahveyi kağıt bardakta vermeleri. Pastane ürünleri diğer pek çok pastanedeki gibi lezzetli. “En güzeli burada” diyemem,…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris’te -bence- sıradan bir pastane-fırın olan Paul hakkında da bir şeyler yazmak gerekiyor. Pek çok mahalle fırınına göre adını duyurmayı başarmış olduğu için hakkını yememek gerek tabii ki; epey başarılı bir marka imajı oluşturmuş kendisine ama itiraf etmeliyim ki benim için burası, Paris’teki birbirinden güzel pek çok pastane ürününü ve ekmek çeşidini başarıyla yapan binlerce fırından sadece biri. Sanıyorum Türkiye’de Paul kalbur üstü bir marka imajına sahip. Evet, Paris’te de fazla alelade olduğu söylenemez ama yine de “mahalle fırını” olarak algılandığını söylemeden geçemeyeceğim. Paris’te yaşayan herkes gibi ben de bazen Paul’den alışveriş yaparım. Market dönüşü taze ekmek almam gerektiğinde, mahalledeki diğer fırınlara gitmeye üşenirsem, yolumun üzerindeki şubesinden bir “tradition” aldığım çok olmuştur. Paul Pastanesi Yine de bu resimde görülen Paul’ü ekstra sevdiğimi söylemem gerek. Boulevard Haussmann üzerinde Printemps’ın tam çaprazında yer alan bu şubesi gerçekten görülmeye değer. Özellikle vitrini ve iç dekorasyonu ile bir nevi “İnci”deymişsiniz gibi…