Tag

PARKLAR-BAHÇELER

Browsing
(Son Güncelleme: 02.06.2018) Loire Vadisi Şatoları Turu yaparken yolunuz Amboise tarafına düştüğünde, çocuğunuzla keyifli vakit geçirmek için ya da içindeki çocuğu halen yaşatabilenler için son derece keyifli ve güzel bir parktan Mini Châteaux'dan söz etmek istiyorum size bu yazıda. Bu bölgeyi bugüne kadar üç kez gezmiş olmamıza rağmen Ağustos 2017'deki son gidişimizde tamamen şans eseri keşfettiğimiz Parc

(Son Güncelleme: 02.06.2018) Bugüne kadar yazılarımda Paris içinde üç tane ada olduğundan söz ettim, hatta bunlardan ikisinin doğal, bir tanesinin de yapay ada olduğunu anlattım ama bu yazıda Paris’in turistik merkezinin çok az dışına çıkıp, çok güzel başka bir adayı, Île de la Jatte yani Jatte Adası’nı tanıyacağız. Jatte Adası – Île de la Jatte Bildiğiniz gibi Paris’in turistik merkezindeki iki adadan biri Notre-Dame Katedrali’nin bulunduğu Île de la Cité – Cité Adası, diğeri ise hemen yanı başında, ünlü dondurmacı Bertillon’un bulunduğu Île Saint Louis – Saint Louis Adası. Yapay ada dediğimiz de Eyfel Kulesi tarafında bulunan, Bir-Hakeim Köprüsü’nün üzerinden geçtiği Île aux Cygnes – Kuğulu Ada. Jatte Adası – Île de la Jatte Île de la Jatte (il dö la jat) ise yine Seine Nehri’nin ortasında, Avrupa’nın en büyük finans merkezi Paris La Défense’ın hemen yanı başında, konum olarak Courbevoie, Neuilly-sur-Seine ve Levallois’nın ortasında bulunan, yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda, 200…

(Son Güncelleme: 12.07.2018) Paris çevresinde gezip görebileceğiniz, sadece çocuklar için değil, içindeki çocuğu her daim yaşatabilenler için de dolaşması çok keyifli şahane bir maket parkı olan France Miniature'ü tanıyacağız bu yazıda hep birlikte. Hele ki benim gibi uzun zaman burun kıvırıp gezinizi erteleyenlerdenseniz siz de benim kadar pişman olacaksınız :) Ama boş verin, geç olsun da güç

(Son Güncelleme: 05.07.2018) Mart 2012’de Paris’e ilk yerleştiğim zaman en tuhafıma giden şeylerden biri, Seine Nehri boyunca çok güzel sahil bölgeleri olmasına rağmen Parislilerin bu güzelliklerden yararlanmıyor oluşuydu. Artık ne kadar konuştum, ne kadar söz söyledimse bu sözlerim yetkililerin kulağına gitmiş olacak ki, zaman içinde Seine kıyısı hareketlenmeye, birbirinden güzel yerler açılıp hayat canlanmaya başladı. İşte onlardan biri olan ve Nisan 2017’de açılışı yapılan Parc Rives de Seine’i tanıtmak istiyorum bu yazıda sizlere…   Parc Rives de Seine Parc Rives de Seine (park riv dö sen ya da pağk riğv dö sen) Louvre Müzesi’nin önünden başlayıp Bastille tarafına, Port de l’Arsenal’e kadar Seine Nehri kıyısı boyunca uzanan, eskiden sahil yoluyken trafiğe kapatılıp, Nisan 2017’de park ve rekreasyon alanı olarak yeniden düzenlenen, Paris’in ortasına hava alabileceğiniz, son derece keyifli bir parkur olarak hayatımızda önemli bir yer etti.   Parc Rives de Seine Eskiden Tuileries Bahçesi önündeki tünelden arabayla yerin altına iner,…

(Son Güncelleme: 02.06.2018) Yüksek bir yerden Paris’e baktığınızda gördüğünüz taş taş, bina bina bir şehirdir. Oysa yemyeşildir Paris; yukarıdan bakınca değil de içinde dolaşılınca anlaşılır. Şehrin her yanını saran, bulvarları süsleyen o dev at kestaneleri bir yana, irili ufaklı sayısız park bu şehre o karakteristik yeşilliğini verir. Georges Brassens Parkı – Parc Georges-Brassens Bazıları tanınmış ve bilinmiş ünlü, dolayısıyla bir o kadar da turistik parklardır -ki bu ünü de ilgiyi de sonuna kadar hak ederler- kimileri de gündelik hayatın bir parçası oldukları halde kıyıda köşede kalmış gibidirler, bu yüzden keşfedilmeyi beklerler. Oysa ki hiç de geri kalır değillerdir diğerlerinden. İşte yine öylesi parklardan birini daha tanıyoruz bu yazıda hep birlikte. Georges Brassens Parkı – Parc Georges-Brassens (park jorj brassan ya da pağk joğj bğasan) Georges Brassens Parkı – Parc Georges-Brassens Paris’te yolumun çok sık düşmediği bir bölge olan 15. arrondissement’de olduğu için keşfetmem Ekim 2016’yı bulan Georges Brassens Parkı’na denk gelmemin de…

(Son Güncelleme: 02.06.2018) Demiryollarını sever misiniz? Kim sevmez ki? Peki demir yollarında yürümeyi, hatta benim gibi boylu boyunca raylara uzanmayı? Hayır hayır korkmayın, adrenalin peşinde değilim; size yine Paris’in gizli saklı kalmış bir güzelliğini daha tanıtmak istiyorum bu yazıda: La Petite Ceinture (la pötit sentür ya da la pötit sentüğğ) Paris’in içinde terk edilmiş bir demir yolu hattı olduğunu biliyordum ama bunun nerede olduğunu bir türlü çözemiyordum. Hep şurada burada var diye haberlere denk geliyor, fotoğraflara rastlıyordum da konuya tam hakim olamamıştım; nihayet neyin ne olduğunu anladım, kalkıp keşfimi de yaptım. Artık öğrendiklerimi sizlerle paylaşmanın zamanı geldiğine inanıyorum. La Petite Ceinture, 19. yüzyıl ortalarında Paris’in çevresini günümüzdeki périphérique – periferik gibi saran bir demiryolu hattının yapımıyla oluşmuş. O dönemde Paris 12 arrondissement’dan 20 arrondissement’a çıkartılıp büyüyünce, yani sınırları genişleyip günümüzdeki anlamıyla Grand Paris olmuş. La Petite Ceinture Paris’in -o zamanki- yeni sınırlarını birbirine bağlamak için de işte bu size bahsettiğim hat,…

(Son Güncelleme: 02.06.2018) Paris’in içinde olduğu kadar dışında da sayısız park ve yeşil alan bulunuyor. Tabii Paris dışına çıkıldıkça bu parkların kapladığı alanlar büyüyor, daha geniş, daha ferah bir yeşilliğin içinde kendinizi cennette gibi hissediyorsunuz. İşte öylesi parklarından birini daha tanıyoruz bu yazıda yine hep birlikte: Parc de Bois Préau. Bois Preau Parkı – Parc de Bois Préau (park dö boa preo ya da pağk dö boa pğeo) Paris’e 15 kilometre mesafedeki Rueil-Malmaison’da bulunuyor. Burayı keşfimse yine “neye niyet neye kısmet” tadında bir şans-kader-kısmet hikayesi. Bois Preau Parkı – Parc de Bois-Préau (Rueil-Malmaison) Amacım Château de Malmaison – Malmaison Şatosu’nu keşfetmekken Paris’ten yola çıkıp RER-A ile yola çıkmış, Rueil-Malmaison istasyonunda inmiştim. Buradan 144 numaralı belediye otobüsüne binip Rueil merkezinde “Eglise de Rueil” inmiştim. Aslında şatoya kadar bir otobüs daha vardı ama iki-üç durak otobüsle gitmek yerine yürümeyi tercih etmiştim. Otobüsten inince ilk sağdaki duraktan yürümeye başladım. Aslında hiç sapmadan dümdüz yürümem…

(Son Güncelleme: 02.06.2018) Paris’te yolu Montmartre Tepesi’ne düşen herkesin ya başından ya sonundan mutlaka gördüğü ama içine bir türlü girmediği, yani yine uluorta olduğu halde gizli saklı kalmış yerlerden birini, güzel bir parkı tanıyacağız bu yazımızda: Square Louise-Michel… İlk olarak 1877’de yapılmış ve sık sık renovasyon çalışması yapılmış yaklaşık 24 dönümlük bu parkın adı tarih içinde pek çok kez değişmiş ve yakın zaman önce bu adı almış ama bana kalsa ben buraya Montmartre Parkı ya da Sacré Coeur Parkı derdim…   Basilique du Sacré Coeur – Sacré Coeur Basilikası’nın hemen altında, dik bir yamaç üzerine kurulu olan parkın en yukarısından geniş bir Paris manzarası var. O yüzden Montmartre Tepesi’ni gezmeye gelip Sacré Coeur’ü ziyaret edenler, bu üst terastan şehre şöyle bir bakmayı ihmal etmiyorlar ama sağlı sollu merdivenlerden aşağı inmeyi tercih edenlerin sayısı o kadar da fazla değil. O yüzden ben size bu parkın içinde şöyle bir dolaşmayı, daha doğrusu Montmartre…

(Son Güncelleme: 01.06.2018) Paris’in parkı, bağı-bahçesi bitmiyor efendim; bugün yine kendimizi yeşile salıyoruz. Ama bu kez bayıra karşı uzanacağız biraz, Paris’i doğusundan ve tepelerden seyredeceğiz: Parc de Belleville – Belleville Parkı’ndayız. Parc de Belleville (park dö belvil ya da pağk dö belvil), 20. arrondissement’daki Belleville semtinde bulunuyor ve 4,5 hektarlık yüzölçümüyle Paris’in en büyük parklarından biri olma özelliğini taşıyor. Tuileries Bahçesi ya da Lüksemburg Bahçesi kadar havalı olmasa da La Villette Parkı, Bercy Parkı ya da André-Citroën Parkı gibi çağdaş bir park olması bakımından, size değişik görünebilir.  Belleville Parkı – Parc de Belleville Kişisel olarak benim yolum Paris’in doğu tarafına çok sık düşmediği için burayı keşfetmem de Temmuz 2016’yı buldu. Aslında görmek istediğim yerlerden biriydi ama bir türlü sıra gelmedi. Bir gün yine rastgele otobüslerle şehri oradan oraya turlarken kendimi bu civarda buldum ve hemen aklıma, çok yakınlarda olduğunu bildiğim Belleville Parkı’nı gezmek geldi; bir baktım ki parktayım… Belleville benim pek iyi bilmediğim…

(Son Güncelleme: 05.07.2018) İnsanlar nefes alsın, huzurlu ve mutlu yaşasınlar diye Paris’in dört köşesinde irili ufaklı pek çok park bulunuyor. Toplasanız Üsküdar’la Beşiktaş’ın birleşimi kadar büyüklüğe sahip bir şehir olan Paris’teki sayısız parklardan biri olan Andre Citroen Parkı – Parc André-Citroën de 14 hektarı kaplayan alanıyla bu parkların en büyüklerinden biri olma özelliğini taşıyor. Şehir merkezine yukarıdan baktığınızda taş yığını gibi görünebiliyor ama şehrin içinde dolaşırken ne kadar yeşil bir şehir olduğunu anlıyorsunuz. Andre Citroen Parkı da bunun kanıtlarından biri. Andre Citroen Parkı – Parc André-Citroën Paris’in güney batı tarafında, 15 arrondissement’da bulunan Andre Citroen Parkı’na yolumun çok sık düştüğünü söyleyemem. Buraya ilk gidişim Ağustos 2016’da Paris’i gökyüzünden, bir balonun sepetinden seyretmek için Ballon de Paris’e binmek için Javel tarafına gittiğim gün oldu. Ballon de Paris bu parkın tam ortasında bulunuyor. Andre Citroen Parkı – Parc André-Citroën Javel, 1850’lerin öncesinde Paris henüz 12 arrondissement’lı bir şehirken “şehir dışı” sayılan bir köymüş!…