Tag

park

Browsing

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Yüksek bir yerden Paris’e baktığınızda gördüğünüz taş taş, bina bina bir şehirdir. Oysa yemyeşildir Paris; yukarıdan bakınca değil de içinde dolaşılınca anlaşılır. Şehrin her yanını saran, bulvarları süsleyen o dev at kestaneleri bir yana, irili ufaklı sayısız park bu şehre o karakteristik yeşilliğini verir. Georges Brassens Parkı – Parc Georges-Brassens Bazıları tanınmış ve bilinmiş ünlü, dolayısıyla bir o kadar da turistik parklardır -ki bu ünü de ilgiyi de sonuna kadar hak ederler- kimileri de gündelik hayatın bir parçası oldukları halde kıyıda köşede kalmış gibidirler, bu yüzden keşfedilmeyi beklerler. Oysa ki hiç de geri kalır değillerdir diğerlerinden. İşte yine öylesi parklardan birini daha tanıyoruz bu yazıda hep birlikte. Georges Brassens Parkı – Parc Georges-Brassens (park jorj brassan ya da pağk joğj bğasan) Georges Brassens Parkı – Parc Georges-Brassens Paris’te yolumun çok sık düşmediği bir bölge olan 15. arrondissement’de olduğu için keşfetmem Ekim 2016’yı bulan Georges Brassens Parkı’na denk gelmemin…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Paris’te yolu Montmartre Tepesi’ne düşen herkesin ya başından ya sonundan mutlaka gördüğü ama içine bir türlü girmediği, yani yine uluorta olduğu halde gizli saklı kalmış yerlerden birini, güzel bir parkı tanıyacağız bu yazımızda: Square Louise-Michel… İlk olarak 1877’de yapılmış ve sık sık renovasyon çalışması yapılmış yaklaşık 24 dönümlük bu parkın adı tarih içinde pek çok kez değişmiş ve yakın zaman önce bu adı almış ama bana kalsa ben buraya Montmartre Parkı ya da Sacré Coeur Parkı derdim…   Basilique du Sacré Coeur – Sacré Coeur Basilikası’nın hemen altında, dik bir yamaç üzerine kurulu olan parkın en yukarısından geniş bir Paris manzarası var. O yüzden Montmartre Tepesi’ni gezmeye gelip Sacré Coeur’ü ziyaret edenler, bu üst terastan şehre şöyle bir bakmayı ihmal etmiyorlar ama sağlı sollu merdivenlerden aşağı inmeyi tercih edenlerin sayısı o kadar da fazla değil. O yüzden ben size bu parkın içinde şöyle bir dolaşmayı, daha doğrusu…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) Paris’in parkı, bağı-bahçesi bitmiyor efendim; bugün yine kendimizi yeşile salıyoruz. Ama bu kez bayıra karşı uzanacağız biraz, Paris’i doğusundan ve tepelerden seyredeceğiz: Parc de Belleville – Belleville Parkı’ndayız. Parc de Belleville (park dö belvil ya da pağk dö belvil), 20. arrondissement’daki Belleville semtinde bulunuyor ve 4,5 hektarlık yüzölçümüyle Paris’in en büyük parklarından biri olma özelliğini taşıyor. Tuileries Bahçesi ya da Lüksemburg Bahçesi kadar havalı olmasa da La Villette Parkı, Bercy Parkı ya da André-Citroën Parkı gibi çağdaş bir park olması bakımından, size değişik görünebilir.  Belleville Parkı – Parc de Belleville Kişisel olarak benim yolum Paris’in doğu tarafına çok sık düşmediği için burayı keşfetmem de Temmuz 2016’yı buldu. Aslında görmek istediğim yerlerden biriydi ama bir türlü sıra gelmedi. Bir gün yine rastgele otobüslerle şehri oradan oraya turlarken kendimi bu civarda buldum ve hemen aklıma, çok yakınlarda olduğunu bildiğim Belleville Parkı’nı gezmek geldi; bir baktım ki parktayım… Belleville benim pek iyi…

(Son Güncelleme: 16.07.2019) İnsanlar nefes alsın, huzurlu ve mutlu yaşasınlar diye Paris’in dört köşesinde irili ufaklı pek çok park bulunuyor. Toplasanız Üsküdar’la Beşiktaş’ın birleşimi kadar büyüklüğe sahip bir şehir olan Paris’teki sayısız parklardan biri olan Andre Citroen Parkı – Parc André-Citroën de 14 hektarı kaplayan alanıyla bu parkların en büyüklerinden biri olma özelliğini taşıyor. Şehir merkezine yukarıdan baktığınızda taş yığını gibi görünebiliyor ama şehrin içinde dolaşırken ne kadar yeşil bir şehir olduğunu anlıyorsunuz. Andre Citroen Parkı da bunun kanıtlarından biri. Andre Citroen Parkı – Parc André-Citroën Paris’in güney batı tarafında, 15 arrondissement’da bulunan Andre Citroen Parkı’na yolumun çok sık düştüğünü söyleyemem. Buraya ilk gidişim Ağustos 2016’da Paris’i gökyüzünden, bir balonun sepetinden seyretmek için Ballon de Paris’e binmek için Javel tarafına gittiğim gün oldu. Ballon de Paris bu parkın tam ortasında bulunuyor. Andre Citroen Parkı – Parc André-Citroën Javel, 1850’lerin öncesinde Paris henüz 12 arrondissement’lı bir şehirken “şehir dışı” sayılan bir köymüş!…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) En çok bahara yakışacağını düşündüğüm halde her seferinde sonbaharda yolumun düştüğü, her gidişimde de kendimi cennetten bir köşede gibi hissettiğim bir yeri tanıtmak istiyorum bu yazıda sizlere: Grand Lac des Ibis (gran lak dezibis ya da gğan lak dezibis). Paris’in biraz dışında, RER-A ile Champs-Elysées’ye yaklaşık 20-25 dakika mesafede bulunan bu müthiş yeri biz Paris’e ilk yerleştiğimiz zamanlar, bir kış günü keşfetmiştik. Bir Pazar günüydü, Paris ve çevresini keşif turlarımızdı, şehir merkezine inmek yerine biraz şehir dışında yeni yerler öğrenelim derdindeyik. Grand Lac des Ibis La Défense’tan RER-A’ya binip batı yönünde ilerleyip, hiçbir nedeni olmaksızın beş durak sonra inip rastgele sokaklarda dolaşıp keşfetmeye başladık. Allahım, o ne güzel evler ne güzel mahallelerdi öyle… Sırça köşkler mi istersiniz, peri kızının sarayları mı. Üstelik bir kış vakti, doğa ölmüşken, bu kadar huzurlu yaşam alanları nasıl olabiliyordu? Birbirinden güzel, çoğu eski ama bir o kadar da bakımlı evleri gördükçe İstanbul’da…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Bu yazıda Paris'in gizli saklı köşelerinden birinden, La Promenade Plantée ya da bir başka deyişle La Coulée Verte’ten bahsetmek istiyorum. Paris'e geldiğinizde, sevdiğinizi, eşinizi, dostunuzu ya da arkadaşlarınızı şaşırtmak istiyorsanız, Bastille Meydanı'nda, Bastille Operası'nın hemen sağından devam eden Rue de Lyon'a girdiğinizde yaklaşık bir 100-200 metre yürüdükten sonra sol tarafta, yukarıda fotoğrafını