Tag

Konuk Yazar

Browsing
(Son Güncelleme: 16.07.2019 - Konuk Yazar: Emre Caner - Paris Sevdası) Geçmişin gölgelerini takip etmek adına Paris her zaman olanaklar sunar konuklarına. Çünkü geçmişi saklamayı, onu şimdi ile iç içe yaşatmayı bilir Paris. Gerisi size kalmıştır. Paris sokaklarında neyin peşine takılıp kaybolmak isterseniz isteyin, sizi hedefe ulaştıracak izler her köşe başında karşınıza çıkar. Woody Allen’ın Paris'te

(Son Güncelleme: 22.06.2018 – ÖNEMLİ NOT: Paris Belediyesi Autolib’leri kaldırma, projeyi sonlandırma kararı aldı!) Konuk Yazar: Vincent Telpitxky 1 – Autolib nedir?   Paris sokaklarını gezdiyseniz mutlaka bu tombik gri arabaları fark etmiş olmalısınız. Türkiye’de ve genel olarak Paris’in dışında karşılamayacağınız bu arabalara “Autolib’” denir. Tamamen elektrikli olan ve kira ücreti dakika başına belirlenen bu arabaları, aynen kiralık bisiklet Velib’ gibi Paris’in dört köşesinde, Autolib’ istasyonları arasında kullanabilirsiniz.   Autolib’ projesi 2000’lerin ortasında başlamıştır. Autolib’, Paris’teki park etme sorunu ve kirli hava problemine çözüm olarak düşünülmüş, Fransa’nın en zengin gruplarından Groupe Bolloré tarafından gerçekleştirilmiş bir projedir. 2011’de ilk Autolib, istasyonları açılmıştır. Ardından, Paris’in çevresindeki banliyöler de Autolib’ projesine katılınca, Autolib’ arabaları ve istasyonların sayısı arttı. Bugün 1.100 civarında istasyonda, yaklaşık 4.000 elektrikli araba ile günde ortalama 16.500 rezervasyon yapılmaktadır. Bu istasyonların çoğu Paris’in içinde olsa da banliyöde olan pek çok yere Autolib’ kullanarak ulaşabilirsiniz.  2 – Autolib kullanmanın püf noktaları:…

(Son Güncelleme: 09.09.2019 - Konuk Yazar: Burak Küçükak) Önsöz Merhabalar, öncelikle sevgili Ahmet’e kültürel faaliyetler açısından rakipsiz zenginlikteki sayfasında bana da yazma imkânı tanıdığı için teşekkür ediyorum. Özellikle ben Paris'te görevlendirildikten sonra keşfettiğim bu blog, Paris’i nokta atışlarla çok daha yakından tanımamı sağlamıştır. Kendimi kısaca tanıtmam gerekirse, Saint-Michel Fransız kolejinde, bir senesi sadece Fransızca dil öğretimiyle
(Son Güncelleme: 09.09.2019 - Konuk Yazar: Av. Bilgehan Avcı) Sorbonne Üniveristesi'nin bulunduğu Latin Mahallesi! Acaba Latinler mi yaşıyor bu mahallede? Yoksa burada yaşamak için Latince mi bilmek gerekiyor? Nerden gelmiş bu mahallenin adı acaba? Latince uzun yıllar boyunca Avrupa’da bilim dili olarak kullanılmış. Bünyesinde bulundurduğu üniversiteleriyle, kütüphaneleriyle, matbaalarıyla, kitapçılarıyla ve entelektüel tartışmalara imkân sağlayan mekânlarıyla ün yapmış
(Son Güncelleme: 16.07.2019 - Konuk Yazar: Devrim Bağman) Bir keresinde bu kapının önünden geçerken içeri doğru hafifçe kafayı uzatıp bakmış, gördüklerim karşısında da buraya mutlaka gelip yemek yemeyi aklımın bir köşesine yazmıştım. Aslında çok da merkezi bir yerde, tam Grands Boulevards’ın bir paralelinde, tarihi restoran Chartier’nin hemen yakınında yer almasına rağmen aylar sonra fırsat oldu bir akşam yemeğine Osteria

(Son Güncelleme: 16.07.2019 – Konuk Yazar: Cüneyt Ayral) Başlık çok iddalı! O nedenle önce bazı açıklamalar yapmakta yarar var. Pariste.Net benden meraklılarını gezdirmekte olduğum Paris’in Street Art ile olan bağlantısını yazmamı istedi, aslında bu tür isteklere pek hevesli yaklaşmıyorum ama işin içinde Ahmet Öre olunca da “hayır” demek zorlaşıyor… Her şeyden önce ben Street Art ve Graffiti’nin uzmanı, bileni, bilirkişisi değilim. Uzun zaman birlikte küratörlük yaptığım kızım Roxane Ayral sonunda bu konuyu seçip 2014 yazında İstanbul Pera Müzesi’nde “Duvarların Dili” sergisini açınca ben de merak sardım. Serginin hazırlıkları sırasında özellikle Paris’teki sanatçılarla buluşmalarında bulundum, sonra sergide pek çoğu ile tanışıp sohbet ettim ve pek çok şey öğrendim. Çağdaş sanatı yıllardır, özellikle FIAC’ta izlemekte olduğum ve artık pek bir anlam veremediğim için, Street Art ve Graffiti iyiden iyiye ilgimi çekmeye başladı ama ben bu konuda bir izleyiciden öte değilim, bir kere bunu söylemekte yarar var… Paris ve Street Art Paris’in ne çok meraklısı…

(Konuk Yazar: Faruk Uraz) Paris’e ilk gelindiğinde en önce görülmesi gereken yer bence Montmartre Tepesi’dir. Her şeyden önce Montmartre, ziyaretçilerine enfes bir Paris manzarası sunar. Sonra gezilmesi her turiste farz, ünlü Sacré Coeur Kilisesi de buradadır. Ardından Paris’in hristiyanlık tarihinde çok özel bir  yeri olan Saint Pierre Kilisesi vardır, gelmişken muhakkak uğranılması gereken. Ve Ressamlar Meydanı kafelerinde bir kadeh Fransız şarabı içmek veya soğan çorbasını denemek için soğuk kış aylarında… İyi bir Montmartre Turu bağlardan bahçelerden geçerek – bahçeler biraz sözün gelişi olsa da, her yıl törenlerle bağ bozumu yapılan bir bağı gerçekten var- Utrillo’nun, Dali’nin, Dalida’nın, Picasso’nun izinde her bir sokağı ayrı ayrı keşfedile keşfedile Pigalle’e kadar yürüyerek tamamlanır… CHEVALIER DE LA BARRE HEYKELİ Peki neden illa da bu heykel , en önce bu heykel , muhakkak bu heykel ? Gıcıklık olsun diye diyormuşum 🙂 İsterim ki insanlar Paris’in o güzel romantik havasından, bohem havasından, turistik havasından çıksınlar ve bir an…