Tag

DAMAK TADI

Browsing

(Son Güncelleme: 02.06.2018 – Konuk Yazar: Devrim Bağman) Bir keresinde bu kapının önünden geçerken içeri doğru hafifçe kafayı uzatıp bakmış, gördüklerim karşısında da buraya mutlaka gelip yemek yemeyi aklımın bir köşesine yazmıştım. Aslında çok da merkezi bir yerde, tam Grands Boulevards’ın bir paralelinde, tarihi restoran Chartier’nin hemen yakınında yer almasına rağmen aylar sonra fırsat oldu bir akşam yemeğine Osteria dal Gobo’ya gelmek. O kapıdan içeri uzanan gözlerin aldığı ilk izlenim çok doğru çıktı. Duvarlardaki, masaların üstündeki tonlarla resim, çerçeve, obje ile tam bir renk cümbüşüydü Osteria dal Gobo. Masada otururken insan nereye bakacağını neyi inceleyeceğini şaşırıyordu. Tavandaki ahşap kolonları, duvarlardaki tarihi aynaları, iki odayı birbirinden ayıran ve dışarıya bakan camları örten klasik desenli perdeleriyle çok sıcak bir atmosferde yemek yiyeceğini anlamamak ne mümkündü. Biraz deli dolu, sergüzeşt bir opera sanatçısının oturma odasına gizlice süzülmüş hissini de boşuna uyandırmamıştı; çünkü az sonra operalardan aryalar çalmaya başladı restoranda. Grands Boulevards’da Değişik Bir İtalyan Restoranı: Osteria dal Gobo…

(Son Güncelleme: 06.08.2018) Bu yazıda sizlere Paris'te hayat kurtaran, çok sevdiğim bir Türk restoranından, Restaurant Labranda'dan söz etmek istiyorum. Labranda neden hayat kurtarıyor? Çünkü insan Paris'te güzel güzel yaşayıp gitse de canı bazen güzel Türk yemekleri yemek istiyor; mesele sadece Türk yemekleri de değil; gittiği restoranda Türkiye'deki gibi bir atmosfer yaşamak istiyor ama bu Paris'te

(Son Güncelleme: 02.06.2018 – Konuk Yazar: Devrim Bağman) Yıllar önce Paris’e iş ya da turistik amaçlı geldiğim seferlerde tanıştığım Fransız arkadaşlarıma, canlı müzik olan ve çoğunlukla Fransızların gittiği, turistik olmayan kendi halinde salaş restoranlar sorduğumda yüzlerini buruşturup böyle bir yer olmadığını söylerlerdi. Müzik için bara gidilirdi onlara göre ve yemek yemek istiyorsan da iyi bir restorana gidip sakin sakin yemeğini yiyecektin. Tam da tahmin ettiğim gibi aslında yanlış adamlara yanlış şey sorduğumu çok sonraları anladım. Böyle yerler vardı ve Aux Petits Joueurs de işte bunlardan bir tanesiydi. Her yerin bir ilk kez gitme anısı vardır ya buranınki bayağı ilginç benim açımdan. 80’lik bir Fransız çiftin daveti üzerine, tatillerini sık sık Türkiye’de geçiren ve Türkçeye azıcık da olsa hakim olan karmakarışık bir grupla birlikte gitmiştik ilk olarak ve muhteşem anılarla ayrılmıştık buradan. Ama çarpıcı olan anı aslında bu değildi. Olayın çarpıcı tarafı, yemek verilen adrese geldiğimizde kapının önünde gözlerime inanamayarak bakışımdı sarı…

(Son Güncelleme: 02.06.2018 - Konuk Yazar: Devrim BAĞMAN) İnsan boğazına düşkün olunca benim gibi, yaşadığı şehrin sevdiği köşelerini zevkine uygun bir yeme içme mekanıyla özdeşleştirmeden rahat edemez. Gitmeyi sevdiği her yerde ya bir tatlısına hayran olduğu bir pastane, ya yemek yemekten zevk aldığı bir restoran ya da kendini evinde gibi hissettiği bir kafe bulur, başka türlü yaşayamaz.