Tag

18. Arrondissement

Browsing

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Her köşesinde ayrı bir enteresanlıkla karşılaşacağınız, her yöresinde keşfedilecek farklı bir değer bulabileceğiniz müthiş bir şehir Paris. Bu yazıda size yine bu enteresanlıklardan birinden, Paris’in uluorta bir yerinde ama bir o kadar da gizli saklı bir köşesinde kalmış bir üzüm bağından, Le Clos-Montmartre’tan bahsetmek istiyorum.   Evet, yanlış okumadınız, şarap diyarı Fransa’nın başkenti Paris’te bir üzüm bağı görme şansına sahipsiniz, hem de şehrin orta yerindeki Montmartre Tepesi’nde… Üstelik burası göstermelik bir yer de değil, şehrin bilinen en eski üzüm bağının bulunduğu yer olması bakımından da özel ve anlamlı.   Bu bölgedeki üzüm bağlarının geçmişi Gallo-Roman döneme, yani iki bin yıl kadar önceye dayanıyor. Orta çağda da buranın Montmartre Manastırı rahibeleri tarafından yaşatıldığını biliyoruz. Daha sonra bağ birkaç kez el değiştiriyor ve günümüzde burada Paris Belediyesi tarafından bağcılık yapılıyor. Montmartre Üzüm Bağı’nı Paris’e ilk yerleşip de Fransızca öğrenmeye ilk başladığım dönemde, kurstaki hocam Laura’dan duymuştum. Ders kitabımızda konusu geçiyordu, çok…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Bu kez gezi rotamız Montmartre Mezarlığı. "Paris'te gezilecek onca yer varken, kalkıp da mezarlık mı gezeceğiz?" diye düşünebilirsiniz ama önce bu yazıyı, ardından Père Lachaise Mezarlığı ve Montparnasse Mezarlığı yazılarını okuduktan sonra neden burada olduğumuzu daha iyi anlayacaksınız. Paris'te mezarlık gezmenin de yapılacak en iyi şeylerden biri olduğunu zaten bilenlerdenseniz, o zaman
(Son Güncelleme: 15.07.2019) Dalida'yı sever misiniz? Ben çok severim. Neden severim peki? Anlatması çok uzun ama kısaca özetlemeye çalışacağım. Bazen bir şarkıcıyı sevmek için sadece sesini çok beğeniyor olmanıza gerek olmuyor; tarzını ya da melodisini de. Bazen bir şarkıyı, bir şarkıcıyı sevdiren başka kriterler de olabiliyor hayatta; Dalida ile benim ilişkim de öyle. Çocukken, Koşuyolu'ndaki
(Son Güncelleme: 06.08.2019) Paris'in gelişmiş toplu taşıma ağında metro, RER, otobüs, tramvay ve banliyö treni yanında bana göre en sevimli taşıt hiç kuşkusuz fünikülerdir; bu füniküler Montmartre Tepesi'nde bulunduğu için Montmartre Füniküleri - Funiculaire de Montmartre olarak anılır. 1900 yılında 18. arrondissement'da hizmete giren Montmartre Füniküleri, tıpkı İstanbul'daki Tünel ve Kabataş Fünikülerleri gibi karşılıklı iki hat
(Son Güncelleme: 06.08.2019) Paris'in en yüksek tepesi olan Montmartre Tepesi'nde bulunan Sacre Coeur Bazilikası - Basilique du Sacré-Coeur de Montmartre, şehrin en güzel kiliselerinden biri. Disneyland'taki Walt Disney Şatosu gibi bir görünüme sahip olan bu yapı, Paris'e hakim bir noktaya yerleştirilmiş, hoş mimarisi ve bembeyaz rengiyle tepenin yeşilliği ve göğün maviliği arasında büyüleyici bir görüntü veriyor. Bu yazıyı

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Hep söylüyorum: Paris’te her zevke, her talebe, her kişiye göre gezip görecek bir yer illa ki var. Bilmem kimin ilgisini çeker, kim bu tarz yerlerden hoşlanır ama bugün ben sizlerle çok enteresan bir mağazayı paylaşmak istiyorum: Marché Saint-Pierre (marşe sen piyer ya da mağşe sen piyeğ) Burası 18. arrondissement’da, Montmartre eteklerinde, Square Louise Michel Parkı ve La Halle Saint-Pierre’in hemen yanında, ıncık cıncık binbir çeşit kumaşı bulabileceğiniz çok hoş bir mağaza. Küçük parça kumaştan metrelercesine, ipeğinden satenine, keteninden kadifesine adını sanını bilmediğim binlerce çeşidiyle her türlü kumaş çeşidini bir arada bulabileceğiniz rengarenk bir “katlı mağaza” aslında. Benim gibi gezdiği tüm giyim mağazalarında beğendiği giysilere dokunmadan edemeyen biri için bulunmaz bir nimet burası. Binbir çeşit tekstil ürününün desenlerini inceleyerek, kumaşlarına dokunarak epey bir vakit geçirebilirim çünkü. Marché Saint Pierre – Montmartre İlk olarak, bir önceki evimize yeni taşındığımız zaman masa örtüsü arama derdine Devrim’in Fransızca hocasının tavsiyesi üzerine keşfetmiştik…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris’te en sevdiğim mekanlardan birini tanıyacağız bu yazıda. Ne zaman Montmartre taraflarında gezsem, Sacré Coeur’ü görmeye gitsem, yolum Pigale’e ya da Anvers’e düşse, mutlaka uğradığım bir yer: La Halle Saint-Pierre (lâ âl sen piyer ya da lâ âl sen piyeğ). Adından da anlaşılacağı gibi burası eski bir hal binası. Anvers metrosu’nun karşısındaki yokuştan, sağlı sollu hediyelik eşya satılan dükkanların olduğu sokaktan yukarı çıktığınızda, Sacré Coeur’ün hemen aşağısındaki atlı karıncaya, yani Square Louise-Michel Parkı’na gelince sağa doğru dönüp 40-50 metre yürürseniz sol tarafta karşınıza çıkacak olan bu güzel bina, dışı kadar içerisiyle de etkileyecektir sizi. Burası aslında bir sergi salonu ama -dürüst olmam gerekirse- beni her zamanki gibi ferah ve geniş kafesi ilgilendiriyor daha çok 🙂 La Halle Saint Pierre – Montmartre 1868’den itibaren yıllarca meyve ve sebze hali olarak hizmet veren, daha sonra kısa bir dönem okul olarak kullanılan bu nefis bina, 1986’da müze ve sergi salonuna…

(Son Güncelleme: 15.07.2019) Paris'te bir Türk restoranına gitmek için birkaç nedeniniz olabilir: Ya nerede olursanız olun Türk yemeklerinden başkasını yiyemiyorsunuzdur ya inançlarınız gereği yediklerinize dikkat etmeniz gerekiyordur ya da yurt dışında yaşadığınız için canınız ara sıra da olsa Türk yemekleri çekiyor olabilir. Hangi sebeple olursa olsun Paris'te bir Türk restoranına gitmek istediğinizde size önerebileceğim restoranlardan