(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’teki, belki de Fransa’daki en güzel vitrayları görebileceğiniz bir şapeldeyiz: Sainte Chapelle (Sent Şapel). Burası Notre Dame Katedrali ile aynı ada (Île de la Cité) üzerinde yer alan müthiş bir yapı. Görkemi büyüklüğünden değil tarzından ve en çok da o mütiş vitraylarından kaynaklanıyor. Aslında hiç resmini görmeden, doğruca gidip ziyaret etmenizi ve öylece hayran kalmanızı isterdim, o yüzden başka birini götürecekseniz, ona hiçbir şey söylemeden götürün ki gördüğü zaman çok daha fazla etkilensin.
Sainte Chapelle’in önünden çok uzun süre geçtim durdum, kapıda da hep bir kuyruk olur, o yüzden hiçbir zaman içeri girmeye heveslenmemişimdir ama bir gün bir arkadaşım sayesinde içerisini gezme şansı yakaladım ve o zaman burayı daha önce neden görmediğime hayret ettim. Sonra defalarca ziyaret ettim…
1240’larda IX. Louis’nin emriyle yaptırılan şapel aslında o yıllarda İstanbul’dan getirilen ve İsa Peygamber’e ait olduğuna inanılan “kutsal emanetler”in muhafaza edilmesi şerefine inşa edilmiş. Bu nedenle mimari değeri kadar teolojik anlamda da hıristiyanlık tarihinde de önemli bir yere sahip.

Sainte Chapelle

Kapıdaki kuyruk gözünüzü korkutmasın, o kuyruk güvenlik kontrolü nedeniyle oluşuyor. Çünkü burası aynı zamanda Palais de la Justice – Adalet Sarayı’nın bahçesi olduğu için güvenlik önlemleri normalin biraz üzerinde.

İç avluya girdikten sonra binanın çevresini dolaşıp şapelin girişine ulaşacaksınız. Burada bilet gişesi yer alıyor. Bilet alıp içeri girdiğinizde çok hoş ama küçük bir salona giriyorsunuz, biraz da hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Kendi kendinize “burası mıymış?” diye sorup, yine de etkileyici duvar ve tavan süslemelerinin tadını çıkarıyorsunuz.

Süslemelerde hakim olan, lacivert zemin üzerine altın yaldızlı zambak figürü (lys) fransız aristokrasisinin en önemli sembollerinden biri. Bu sembole pek çok yerde rastlamanız mümkün… Siz bunları düşünüp çevrenizi incelerken birilerinin, girişe doğru baktığınızda sol taraftan bir yerlere gittiğini fark ediyorsunuz ve o an yukarı kata çıkan daracık spiral merdivene ulaşıyorsunuz.

Sainte Chapelle

Ve üst kata çıktığınızda asıl salona geliyorsunuz ve karşılaştığınız güzellik karşısında büyük olasılıkla ağzınız açık kalıyor. Bu yazının kapak fotoğrafında gördüğünüz, salonu çepeçevre saran dev vitraylar aklınızı başınızdan alıyor; en azından her gidişimde benim aklımı başımdan aldı

Tavan süslemesi, renkler, ışık oyunları, her detay uzun uzun incelemeye değer. Ama her muhteşem eseri görüşümüzde olduğu gibi bir süre sonra bu gördüklerimiz göze normal gelmeye başlıyor. Yine de birilerinin oturup burayı inşa ettiğini, birilerinin de ince ince süslediğini düşünüp onlara ve emeklerine hayran oluyorsunuz.

Bazen balkon kapısı açık oluyor, o zaman balkona çıkıp avluyu seyretmek, heykel ve oymaların detaylarına bakmak, tekrar içeri girip gördüklerinize tekrar hayran olmak; yani nefis bir Paris anısını zihninize kazımak şansını yakalamış oluyorsunuz. Sonra diğer merdivenden tekrar alt kata inip çevrenize şöyle bir bakınıp, dilerseniz salonun tüm hoşluğunu bozan gecekondu bozması “museum shop”tan bir şeyler alıp çıkıyor; diğer taraftan dolanıp, Palais de la Justice‘in ön bahçesindeki turnikelerden geçerek tekrar dış dünya dönmüş oluyorsunuz.

Sainte Chapelle

Ben burayı gezene kadar, kutsal yapılarda vitray ve heykel sanatının -normal olarak- sadece estetik kaygılarla uygulandığını düşünürdüm. Tüm bu kutsal yapıların inşa edildiği dönemde halkın büyük çoğunluğu okuma yazma bilmediği için, insanlara dini temaları resim ve heykellerle anlatma kaygısı ile bu vitrayların ve heykellerin yapıldığını öğrendim. Tabii öncelikli kaygı eğitim ve öğretim olsa da sanat kaygısı da almış başını gitmiş haliyle. Hatta Paris dahil Fransa’nın pek çok köşesinde rastlayacağınız eski dükkan tabelaları da aynı şekilde sadece mekanı tanıtan bir isim değil, dükkanın branşını anlatan bir görsel çalışma oluyor… Hepsi birbirinden nefis…

Özetle, bir Paris gezinizde, listenize eklemeniz gereken bir yer de işte bu Sainte Chapelle olmalı. Okunuşu “Sent Şapel” şeklinde. Notre Dame‘ı görmeye gideceğiniz gün vaktiniz olursa buraya da zaman ayırmayı ihmal etmeyin derim. Ayrıca buradan geçerken az ileride köşede bulunan Paris’in ilk ve en eski meydan saatini de görmelisiniz.

Buraya Châtelet ya da Saint Michel tarafından yürüyerek gelebileceğiniz gibi, 4 numaralı metro hattının “Cité” ya da RER-B‘nin “Saint Michel Notre Dame” durağında inerek de ulaşmanız mümkün.

Sainte Chapelle & Palais de la Justice

Sainte Chapelle’in giriş ücreti tam 10€, indirimli 8€. Hemen yan taraftaki ünlü Conciergerie ile kombine bilet almak istereniz bu kez tam bilet için 13,50€, indirimli bilet için 10,50€ ödüyorsunuz. Güncel fiyatlar ve detaylı bilgi için Sainte Chapelle’in resmi sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Sainte Chapelle 1 Ocak, 1 Mayıs, 1 Aralık ve 25 Aralık hariç her gün açık. Kasım, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarının ilk Pazar günleri de ücretsiz gezmek mümkün.

Burayı gezdikten sonra yakın civarda yapılacakları görmek için de Cité Adası – Île de la Cité yazısını okumanızı öneririm ama her şeyden önce tam karşı çaprazdaki Brasserie Les de Palais‘de bir yorgunluk kahvesi içmeyi sakın ihmal etmeyin; içerisi çok hoş çünkü…

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Adres: 8 Boulevard du Palais, 75001 Paris

Yazar

6 Yorum

  1. Uzun olan kuyruk adalet sarayinda evrak işleri olan içindir, oturma izni vs. turistseniz hemen hic kimsenin beklemediği kırmızı şeritli girişten beklemeden girersiniz, sakın ola ki uzun kuyruğa girmeyin) bu çok önemli bir detay ve bir de spiral merdivenlerden bahsedilmiş yazida ama üstüne basarak söylenek lazım. Chapelle ilk katta gezip "bu mudur" deyip çıkmayın sakın! Değildir tabii, ikinci kata çıkın!

    • Merhaba
      18 yaş altı herkes ücretsiz.
      18-25 yaş arası AB vatandaşları ya da oturum izni olanlar da ücretsiz.
      18-25 yaş arası diğer gruptaki kişiler indirimli diyebiliriz genel olarak.
      Mutlu günler

Yorum Yazın