(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in en haraketli bölgelerinden birinde yükselen Saint Paul Kilisesi, 4. arrondissement‘da, Marais Bölgesi‘nin başlangıç noktasında çok merkezi konumda bulunan bir yapı. Önünden defalarca geçip giderim, hatta çok kez randevu noktası olarak önünde buluşmuşluğum vardır; içine girip bakmak epey sonrasına nasip oldu.

Neden daha önce girmediğimi düşündüm de, hem Notre-Dame Katedrali, Saint Sulpice Kilisesi, Sacré Coeur Bazilikası, Madeleine Kilisesi gibi yapılardan -belki de- sıra gelmedi, hem de burada hep bir restorasyon çalışması vardı, o yüzden fazla davetkâr bir havası yoktu ama restorasyon bitip de dış cephesi yenilenince, fazla büyük olmasa da gayet gösterişli bir görünüme büründü ve ben de burayı ziyaret etmeyi akıl edebildim 🙂

Saint Paul Kilisesi – Église Saint-Paul

Dışarıdan baktığınızda düz bir cephe üzerine yükselen kilise, arka taraftan baktığınızda daha farklı bir görünüme sahip. 1641‘de XIII. Louis‘nin emriyle inşa edilen kilisenin orijinal adı “Église-Saint-Paul-Sain-Louis” yani “Saint Paul-Saint Louis Kilisesi” ama günlük hayatta hep Saint Paul Kilisesi olarak geçiyor.

Klasik üslupta inşa edilmiş bir katolik-roman kilisesi olan Saint Paul, bulunduğu çevreye de adını vermiş. Zaten hemen yan tarafta bulunan metro istasyonu, Marais Bölgesi‘ne metroyla gelenlerin capcanlı bir hayata adım attığı ilk meydan oluyor.

Saint Paul Kilisesi – Église Saint-Paul

Meydanda bulunan atlı karınca, meydanın çevresinde sıralanmış kafeler, restoranlar, butikler, dükkan ve mağazalarla Paris’in bu bölgesinde günlük hayat tüm canlılığıyla akıp gidiyor. Kilisenin önündeki cadde sağa doğru Bastille yönüne, sola doğruysa sırasıyla Hôtel de Ville, Châtelet, Louvre ve Tuileries üzerinden Concorde‘a kadar uzanıyor.

Kilisenin arka tarafına dolaşırken, gizli saklı bir avlular silsilesi olan Village Saint Paul‘ü kaçırmamanızı öneririm. Belki şansınıza burada bir brocante‘a bile rastlayabilirsiniz. Biraz daha ilerlediğinizde de Seine Nehri‘ne ulaşıyorsunuz; tam burada şirin kafe Les Nautes var; karşınızdaki ada ise Île Saint Louis oluyor.

Saint Paul Kilisesi – Église Saint-Paul

Hiç buralara girmeden Saint Paul’e sırtınızı verip yukarı doğru çıkan sokaklardan herhangi birine girdiğinizde de kendinizi Marais Bölgesi‘nin içinde buluveriyorsunuz. Artık orada Musée Carnavalet‘yi mi gezmek istersiniz, Place des Vosges‘u mu, yoksa o dükkan senin bu mağaza benim dolaşasınız mı var; herhangi bir kafe ya da restoranda oturup soluklanasınız mı; canınız neyi çekiyorsa bu Saint Paul çevresinde gerçekleştirebilirsiniz.

Kiliseden içeri girdiğinizde dışarıdaki yaşamın canlılığı bir anda mistik bir havaya bürünüyor. Kilisenin içinde şöyle bir dolaşıp, o ruhani havayı biraz soluduktan sonra, inancınıza göre dilerseniz bir mum diker, dilerseniz duanızı eder, dilerseniz sıralara oturup ortamı hissetmenin kendinize göre bir yolunuzu bulabilirsiniz. Ya da sadece şöyle bir bakıp çıkmak için bile görülmesi gereken bir yer Saint Paul.

Saint Paul Kilisesi – Église Saint-Paul

Dışarı çıktığınızda da hayat bıraktığınız yerde sizi bekliyor olacak.

Buraya metro ile gelmek istediğinizde 1 numaralı hattın Saint Paul istasyonunda inmeniz yeterli.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Adres: Eglise Saint-Paul, 99 Rue Saint-Antoine, 75004 Paris

Yazar

Yorum Yazın