(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazımızda Paris’in en canlı, en dinamik semtlerinden birini, Saint Michel’i tanıyacağız hep birlikte.

6. arrondissement‘da, Notre Dame Katedrali‘nin çaprazında, hemen Seine Nehri kıyısında bulunan bu semt günün her saati hareketli bir yer. Châtelet, Notre Dame, Saint Germain Bulvarı, Lüksemburg Bahçesi gibi önemli cazibe merkezlerinin ortasında yer alması bakımından özellikle turistlerin her gün yoğun olarak bulunduğu Saint Michel özellikle yeme-içme konusunda zengin ve bir o kadar da hesaplı seçenekler sunan restoranların bulunduğu bir lokasyon aynı zamanda.

Meydan günün her saati hareketli, çoğu zaman birileri çıkıp gösteriler yapıyor, dileyen herkes meydanın bir köşesinde bulunan piyanoyu çalabiliyor. Güvercinler, koşuşturan çocuklar, çeşmenin sesi, insanların ve trafiğin uğultusu; her şey burada birbirine karışıyor. Açıkçası Saint Michel’in canlılığını sevsem de bu karmaşa kısa bir süre sonra beni yoruyor. Huzur adamıyım ben 🙂

RER-C ya da RER-B’nin “St. Michel-Notre Dame” ya da 4 numaralı metro hattının “St. Michel” durağında inip de meydana çıktığınızda görkemli bir çeşme karşılayacaktır sizi. 1860’da yapılan bu çeşme, semtle aynı ismi taşıyor: St. Michel Çeşmesi. Özellikle bir binanın köşesinin yani yan cephesinin bu şekilde görkemli bir çeşme olarak düzenlenmiş olması ne kadar incelikli bir zevkle karşı karşıya olduğunu düşündürüyor insana.

Saint Michel

Buradaki metro ve RER istasyonunun pek çok çıkışı var ama özellikle Place Saint Michel çıkışlarındaki “art nouveau” tasarımlar da şehrin karakteristiğini vurgular şekilde gözümüzü şenlendiriyor.

Meydandaki çeşmeye yüzünüzü verdiğinizde soldan giden yol Lüksemburg Bahçesi ve Panthéon tarafına çıkıyor; yol üstünde de muhteşem orta çağ müzesi Musée de Cluny var. Sağdan giden yolsa Odéon‘a, oradan da Saint Germain Bulvarı‘na uzanıyor. Yol üstünde zengin kırtasiye ve resim malzemeleri satan dükkan Rougier & Plé karşınıza çıkacak. Seine Nehri sırtınızda, onun arkasında da Cité Adası – Île de la Cité kalıyor. Tam solunuzdaysa ünlü kitapçı Gibert Jeune‘ün oradaki sokaktan girdiğinizde de türlü türlü yeme içme mekanlarının olduğu sokaklara adım atmış oluyorsunuz. Buradan ilerlerseniz yol bir süre sonra çatallaşıyor, buradan itibaren canınız nereye isterse oraya doğru ilerleyebilirsiniz. Bazen daralıp bazen genişleyen, bazen de çatallar yapan ara sokaklar epey kalabalık oluyor.

Dünya mutfağından pek çok örnek, özellikle İtalyan, Arap, Yunan ve tabi ki Fransız yemeklerinden çeşitleri buradaki restoranlarda bulabiliyorsunuz. Gerçi burası turistik bir bölge olduğu için yemeklerin kalitesi de öyle aman aman değil. Çoğunlukla turistik menüler üzerinden gayet hesaplı ve pek de fena olmayan yemek yemek için tercih edilebilir yerler olduğunu düşünebilirsiniz.

Bu bölgede benim en çok tercih ettiğim restoran Rue de la Huchette üzerinde, sağ tarafta bulunan bir Yunan restoranı. Orada akşamları canlı müzik oluyor. Bir süre sonra müziğin ritmine kaptırıp kendinizi daracık bir mekanda kalkıp oynarken buluyorsunuz, hatta hızınızı alamazsanız, müşterileri müzikle gaza getirmeye çalışan restoran sahibesinin karşısında figürleri abartınca onun mağlup bir şekilde kenara çekilmesine bile neden olabiliyorsunuz 🙂

Saint Michel

Yine bu sokaktan düz ilerlerseniz sokağın sonunda solda Notre Dameı göreceksiniz. Hemen sağ tarafınızda da bir Türk restoranı var ama çok başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Her şeye rağmen kendi damak tadınızı arıyorsanız ve başka bir şey yemek istemiyorsanız buraya uğrayabilirsiniz.

Hiç sağa dönmeden düz karşıya geçerseniz de az ileride sağda Shakespeare and Company‘ye varıyorsunuz; tabii hemen yanındaki Shakespeare and Company Café‘yi de atlamıyoruz.

Paris gezinizde Notre Dame taraflarına gelirseniz Saint Michel’e de geçerek Paris’in hareketli yüzünü -biraz turistik de olsa- yaşamak keyifli olabilir ve dediğim gibi yeme-içme konusunda özellikle de öğlen yemekleri için sizi mutlu edecek bir bölgedir burası. Daha oturaklı akşam yemekleri içinse daha özel yerleri seçmenizi öneririm. Saint Michel’deki restoranlar epey tatminkar olsa da sonuçta daha geçiştirmelik ve hesaplı yemek konseptine uygun mekanları barındırıyor.

Örneğin çeşmenin sağ tarafında, yolun karşısındaki restoran Le Rive Gauche’un sağından içeri girerseniz, geçitin sonunda merdivenlerden inince sağda bir İtalyan restoranı olan L’Osteria Del Passe Partout var, ben size orayı da önermek isterim. Bir de Quartier Latin tarafına doğru giderseniz La Petite Périgourdine‘de bir şeyler yemek hoşunuza gidebilir.

Burada dolaştıktan sonra da Odéon üzerinden Saint Germain tarafına yürüyebilir, Cité Adası – Île de la Citénin ve Saint Louis Adası – Île Saint Louis‘nin güzelliklerini keşfedebilir ya da Seine Nehri boyunca bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Keyifli geziler, keyifli keşfiler.

 

 

Adres: Place Saint-Michel, 75006 Paris

Yazar

3 Yorum

  1. Ahmet bey merhaba,

    Bahsettiğiniz Yunan tavernası ya da başka bir yazınızda yer alan El Burro Blanco 8 ve 13 yaşındaki iki çocuğumuz ,le gidebileceğimiz bir ortam mıdır? O caddede bir iki yunan lokantası var. İsmini hatırlıyor musunuz acaba?
    Şimdiden teşekkürler.

    • Buradaki neredeyse tüm mekanlar çocuklarla gidilebilecek rahat yerlerdir. Tek sorun, tüm Paris genelinde olduğu gibi masalar çok küçük olduğu için çocukların sıkılmadan uzun süre oturmaları biraz güç. Gerçi sizin çocuklarınız küçük değil, o yüzden bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum.
      Mutlu günler.

Yorum Yazın