(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris restoran ve kafe cenneti. Öyle ünlü markaların, birbirinin kopyası olan fabrikasyon zincirleri değil de her biri kendine özgü karakteristiğe, kendine has mutfağa ve damak tadına sahip restoranlar. Fırsat buldukça yeni yerler deniyorum ama bazı yerleri diğerlerinden çok sevince oranın müdavimlerinden oluyorum. İşte bu yazıda sizlere, Paris’in en sevdiğim köşelerinden biri olan Rue Mouffetard’da, yemek yemeyi en çok sevdiğim restoran olan Le Mouffetard’ı tanıtmak istiyorum sizlere.

5. arrondissement’da, Paris’in ünlü Quartier Latin – Latin Mahallesi’nde bulunan restorana 7 numaralı metro hattına atlayıp Censier – Daubenton istasyonunda indiğinizde, Rue Mouffetard‘ın güneydeki başlangıç noktası iki adım ötenizdedir. Hem bu istasyonun çevresi hem de Rue Mouffetard‘dan yukarı doğru yürüdüğünüzde sizi karşılayan gerçek Paris atmosferi ile mutlu olacağınıza inanıyorum. Yokuştan çıkarken sağda bir manav göreceksiniz, renk renk meyveler içinizi (ve iştahınızı) açacak. Tam çaprazında bir Nicholas butiği bulunuyor. Restoranımız Le Mouffetard işte tam bu noktada.

Restaurant Le Mouffetard

Bu sokakta nerede yemek yerseniz yiyin, aşağı yukarı benzer memnuniyetle ayrılırsınız restoranınızdan. O yüzden gönül rahatlığıyla herhangi bir tanesini seçebilirsiniz. Biz de ilk kez Ocak 2016’da bir Pazar günü burayı denedik ve salata yeme hevesiyle Le Mouffetard’a girdik. Atmosfer o kadar hoştu ki, buranın güzel bir Fransız restoranı olduğunu anlayınca, salata fikrinden hemen cayıp, Paris’te yaşamaya başladıktan sonra en sevdiğim yemeklerden olan confit de canard yemeye karar verdim.

Tam öğle vakti geldiğimiz için ortalık önce boştu, sonra yavaş yavaş dolmaya başladı. Restoranın müdavimleri çoğunlukla Fransızlardı ve son derece nezih, sakin, kendi hallerinde insanlardı. Böyle huzur dolu ortamlarda yemek yemeyi ayrıca seviyorum. Garson hanımefendiler son derece sıcak kanlı ve şakacıydı. Bu Paris’te Kafe ve Restoranlarda Başınıza Neler Gelecek? yazımda da belirttiğim gibi bu kolay kolay bulabileceğiniz bir hizmet değil 🙂 Hızla servis yaptılar, siparişlerimizi aldılar ve koştura koştura gittiler. Çok geçmeden yemeğimiz geldi, garsonumuz “bon appétit” diyerek güler yüzle masadan ayrıldı.

Restaurant Le Mouffetard

Yemekten bir çatal aldım ki damağıma yayılan lezzeti size tarif edemem. Gurme olmadığımı her fırsatta söylerim, bilirsiniz ama izninizle güzel bulduğum yemeklere de “güzel” deme hakkını kendimde görüyorum 🙂 Ördek ayrı güzeldi patates ayrı güzel. Evet evet, patates bir başka güzeldi.

Beni şaşırtan şeylerden biri de yemeğin ortasında bir yerde diğer garson kızın gelip yeniden “bon appétiiiiiit” demesiydi. Çünkü Fransızlar sadece yemeğe başlarken “bon appétit” diyorlar, yemeğin ortasında dediğinizde bu onlara garip gelir, oysa biz yemekten önce de, sonra da, yemek sırasında da bol bol “afiyet olsun” deriz. O yüzden yemek ortasında bir Fransızın gelip böyle “afiyet olsun” demesine oldukça şaşırdık 🙂 

“Confit de Canard” – Restaurant Le Mouffetard

Sağlıklı olmak adına değil ama bu lezzet bir an önce bitmesin diye yavaş yavaş yemek zorunda kaldım; kesinlikle bir tabak daha yiyebilirdim ama işte burada sağlıklı olma kaygısı devreye giriyor. Kolay olmuyor Martinique‘lerde mayolu pozlar vermek 🙂

Yemekten sonra size hep tavsiye ettiğim café gourmand söyledik. Aslında bu konuda ayrı bir yazı yazmak gerek belki, çünkü bunu herkes bilsin istiyorum, böyle yazı aralarında kaynayabiliyor. Yemekten sonra hangi tatlıyı yiyeceğinize karar veremediğinizde ya da azar azar aranızda paylaşmak, sadece tadına bakmak istediğinizde, kahve yanında ufak ufak tatlı çeşitlerinin servis edildiği café gourmand‘ı söyleyebilirsiniz. Hele ki burada kahve servisinin yapıldığı sarı büyük fincanlar da benim için ayrıca şaşırtıcıydı. Biliyorsunuz genelde espresso servisi kuş kadar kaplarda yapılıyor 🙂

Restaurant Le Mouffetard

O günden sonra Le Mouffetard’a sık sık gider olduk. Ne zaman Rue Mouffetard’a gitmiş olsak hep burada yiyoruz. Oysa civarda başka güzel restoranlar da var; onları da denemem gerek, biliyorum ama böyle de sadık bir müşteriyimdir, sevdim mi tam severim 🙂

Kışın içeride oturması zevkli, hava güzel olduğunda da kapı önünde yemek. Sokak zaten capcanlı, önünüzden gelip geçen insan çeşitliliğinin haddi hesabı yok. Aklınıza hayalinize gelmeyecek kıyafet kombinlerini görebileceğiniz bir kültür mozaiği ile karşılaşıyor, bir yandan da -bence- Paris’te makul fiyata -bence- en iyi confit de canardı yiyorsunuz…

Restaurant Le Mouffetard

Paris’i gezmeye gelen herkesin yolunu mutlaka Rue Mouffetard‘a düşürmesi gerektiğini zaten söylüyorum. O sokak boyunca yürürken karnınız acıktığında herhangi bir yerde rahatlıkla yemek yiyebilirsiniz (Memnun kalmadığınız bir yer olursa bizlerle paylaşın lütfen). Ama böyle güzel bir mekanda yemek yemek isterseniz de Le Mouffetard sizleri bekliyor. Öğlen için rezervasyon gerekmeyebilir belki ama belki akşam için rezervasyon yapmakta yarar olabilir. Dilerseniz The Fork – La Fourchette‘teki bu linke bakıp varsa bir kampanya ve promosyondan yararlanabilirsiniz. Ya da geçerken uğrayıp içerisi doluysa rahatlıkla başka bir yere bakabilirsiniz.

Yemekten sonra Rue Mouffetard‘dan yukarı doğru yürüyüşünüze devam edebilir, sokağı bitirdiğinizde sola dönerseniz Panthéon tarafına, düz devam ederseniz Sorbonne Üniversitesi tarafına yürür, en sonunda Saint Germain Bulvarı‘na ve Saint Michel‘e ulaşırsınız.

Paris bir şenliktir bazen de leziz bir yemektir 🙂

Afiyet bal şeker olsun…

 

 

Adres: 116 Rue Mouffetard 75005 Paris

Yazar

1 Comment

Yorum Yazın