(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’te sokak sokak, müze müze gezmek, park bahçe dolaşmak güzel de insan yorulunca bir yerlerde oturup dinlenmek, bir şeyler yiyip içerken sohbet edip hayattan biraz daha zevk almak istiyor. Eh, haliyle Paris de bir kafe cenneti olduğuna göre, hangisine giderseniz gidin bu zevki almak epey bir mümkün oluyor. İşte bu yazıda size bu kafelerden birini, Ağustos 2014’te Marais’de keşfettiğim ve çok beğendiğim Royal Café-Bar’dan bahsetmek istiyorum.
Marais Bölgesi‘nde, Picasso Müzesi‘ne doğru giderken Rue du Parc Royal’e saptığınızda göreceğiniz bu yeşil vitrinli nefis café-bara mutlaka uğramanızı tavsiye ediyorum. Son derece küçük ve sevimli bir yer olan bu mekan, sıcacık atmosferi ile sizi içine çekiverecektir hemen.
Paris koşullarında mütevazı, hadi ortalama fiyatlı diyelim, oturup rahat rahat sohbet edebileceğiniz, dilerseniz kitap okuyabileceğiniz, dilerseniz de yoldan geleni geçeni seyredebileceğiniz bir mekan burası.
Picasso Müzesi‘ne yakınlığından olsa gerek, duvarlarda birkaç tane Picasso tablosu var. Zaten sahibi de, kafeye girdiğinizde, ilk bakışta Picasso’yu andırıyor 🙂 Kendisinin yalancısıyım, duvardaki resimlerin birkaçının Picasso’nun orijinal resmi olduğunu söyledi ya da ben öyle anladım desem daha doğru olur; çünkü hâlâ inanamıyorum 🙂
Royal Café-Bar / Le Marais
Yine barın işletmecisinin anlattığına göre burası 1860’tan beri faliyetteymiş. Yerdeki karolar gibi pek çok şey orijinalmiş… Zaten mekana girdiğiniz anda tüm gerçekliği ve yaşanmışlığı hissediveriyorsunuz. Menü son derece basit ama karnınızı doyuracak bir şeyler bulup yanına da güzel bir içecek söylemeniz için yeterli. Ufak tefek ev yapımı tatlılar da var; insan daha ne ister ki?
Duvarda el yazısı ile yazılmış küçük bir not da epey hoşuma gitti: “Bilgisayar kullanmak yasaktır” 🙂 Sanırım burayı Starbucks‘lardan ayrı kılmak istiyor işletmecisi; “oturun kitabınızı okuyun, eşinizle dostunuzla sohbet edin ama kendinizi elektronik ortamlara hapsetmeyin” mesajı vermek istiyor olabilir 🙂
Özetle Marais Bölgesi‘nde dolaşırken oturup dinlenmek, bir şeyler yiyip içmek için pek çok seçenekten biri Royal Bar. Hele şu sıralar epey yağmurlu günler yaşadığımızı düşünecek olursak, belki yağmurdan kaçmak için de sevimli bir liman olabilir.
Sonrasında kendinizi Marais’nin zengin dünyasına yeniden bıraktığınızda, ucu bucağı olmayan bir hazinedesiniz zaten. Royal Bar’ın bir köşesinden dönerseniz Musée Cognacq-Jay‘yi, diğer köşesinden dönerseniz de İsveç Kültür Merkezi‘ne ulaşıyorsunuz; oraları da ihmal etmeyin derim. Bir de bu bölgede en sevdiğim yerlerden biri olan Sacha Finkelsztajn‘a da uğramanızı öneririm. Marais’de ne var ne yok zaten hepsi bu linkte.
Keyifli geziler, keyifli keşifler.
Yazar

Yorum Yazın