(Son Güncelleme: 15.07.2019) Bu yazıda Paris yakınlarında, pek fazla kimsenin bilmediği, aslında bilmesine de pek gerek olmayan ama benim için çok çok özel ve önemli bir yerden bahsetmek istiyorum: Promenade Saint Nicolas (promönad sen nikola ya da pğomönad sen nikola) yani Noel Baba Yürüyüş Yolu/Geçidi.
 
Burası Courbevoie‘da, Paris’in iş ve ticaret merkezi La Défense‘ın iki adım ötesinde, Place Charras’ın hemen arka tarafında, Rue de Bezon ile Avenue Gambetta’yı birbirine bağlayan ağaçlıklı, yemyeşil bir yürüyüş yolu. Aslında toplasanız 150-200 metre uzunluğunda bir yerdir ama o civarda gezerken kazara keşfedebileceğiniz küçük bir cennet bana kalırsa.
İstanbul’da binaların ön cepheleri iyi-kötü güzel bir görüntüye sahip olsa da arka cepheleri, özellikle de ortak avluya bakan binalarda, genellikle sevimsiz ve bakımsız olur. Paris’teyse hem ön cepheler, hem de az kişinin görebileceği arka cepheler gayet bakımlı ve güzel olabiliyor. Örneğin Saint Nicolas Geçidi’nden geçerken binaların arka cephelerini görüyorsunuz; sanki evlerin arka avlularından geçiyormuşsunuz gibi düşünün ama burası aynı zamanda bir yürüyüş yolu olduğu için, ağaçlardan binaların ve gökyüzünün zorla seçilebildiğini de hesaba katarsanız nasıl cennet gibi bir yer olduğunu hayal edebilirsiniz.
 
Bizim Courbevoie’daki lojmanımızdan sonra ilk tuttuğumuz ev tam bu yolun köşesindeydi. Pencereden baktığımızda bu yeşil yol karşıdaki bina ile aramızda hoş bir yeşillik olarak görünüyordu; hele ki balkondaki sardunyalar, ah o “son sardunyalar”…

Promenade Saint Nicolas – Courbevoie
Sabahları evden çıkıp da bu yoldan geçerek otobüs durağına yürümek ne zevkli bir şeydi benim için. Gerçi artık, bu eski evimizden 250-300 metre uzağa taşındık ve dolayısıyla eskisi gibi her gün bu yoldan geçmiyorum ama haftada en az iki-üç kez yolum bu tarafa düşüyor. Hele ki sabah erken saatte fırına ekmek almaya gittiğimde bu yürüyüş yolunda sadece ben varsam o zaman cennette bir başımaymışım, gök mavi değil de yeşilmiş gibi kendimi doğanın içinde buluyorum.
Çocukluğumun geçtiği Koşuyolu’nda akşamları annemle birlikte eve dönerken bahçeli evlerin arasındaki merdivenli sokaklardan inişlerimiz geliyor aklıma. Elimde annemin elinin sıcaklığı sanki, bana güzel hikayeler anlatıyormuş gibi. Gerçi burası Koşuyolu gibi yokuş değil, artık hikayeleri de annem değil Paris anlatıyor ama hâlâ içimde o çocuksu sevinç bana eşlik ediyor; bir o kadar da artık yetişkin olmanın ve Paris’te olmanın mutluluğu.

Promenade Saint Nicolas – Courbevoie
Baharı ayrı güzel, yazı ayrı güzel; hele ki güzü yok mu, o yapraklar sararıp da ayağınızın altında halı olmuyor mu, işte o zaman bir başka oluyor buradan geçmenin tadı. Bambaşka bir dünyanın içinde buluveriyor insan kendini.
 
Promenade Saint Nicolas’yı o kadar çok seviyorum ki Paris için bir Top Ten listesi yapmam istense (yapamam ya neyse) burayı da mutlaka koyardım listeme; çünkü Paris’te kendimi en huzurlu hissettiğim yerlerin başında gelir burası. Tabi siz bu söylediklerime bakmayın, bu anlattıklarım beni bağlıyor sadece, tamamen kendi kişisel beğenim yani. Kazara yolunuz bu tarafa düşer de siz de bu geçitten geçerseniz bilmem siz de etkilenir misiniz benim gibi?
Author

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.