İnanılır gibi değil ama bugün Paris’e yerleşmemin sekizinci yıl dönümü. O nedenle her yıl olduğu gibi bugün de son bir yılın özeti olsun, bir genel durum değerlendirmesi olsun diye Paris’te Sekizinci Yıl genel durum değerlendirmesi yayınlayıp kişisel tarihime not düşmek, Paris’te sekiz yıl yaşamış biri olarak deneyimlerimi, düşüncelerimi ve izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Tabii bu yazıyı okurken daha önce yazdığım Cennette Bir Yıl, Cennette İkinci Yıl, Cennette Üçüncü Yıl, Cennette Dördüncü Yıl, Cennette Beşinci Yıl, Cennette Altıncı Yıl ve Cennette Yedinci Yıl yazılarımı da okumuş olmak gerekiyor ki bugünlere nasıl geldiğim, şu anki ruh halim, düşünce dünyamdaki değişim/dönüşüm daha iyi anlaşılabilsin…

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Bundan önceki tüm yazılarım “cennet” yazısıyken bu kez neden Paris’te Yedinci Yıl – Cennetten Yeryüzüne dedim, onu da yazının ilerleyen bölümlerinde anlatacağım. Bir de şu an içinden geçtiğimiz olağanüstü Covid-19 – Coronavirus günlerinin üzerimize yüklediği ruh halinden mümkün olduğunca bağımsız son bir yılın değerlendirmesi ve bu çerçevede Paris’te geçirdiğim sekiz yılın özeti olacak bu yazı. Cennetime ne oldu, Paris’te ne değişti, bende neler oldu bitti; onları anlatmaya çalışacağım. Tabii ki güncel durumlardan da bahsedeceğim. Hatta isterseniz önce ondan başlayalım:

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Çin’de başlayıp kısa sürede tüm dünyaya yayılan Covid-19 Coronavirus salgını 2020 Mart’ının ilk yarısında Fransa’da da etkisini gösterdi ve dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da önce bir-iki, sonra beş-on ve kısa sürede yüz-bin şeklinde katlanarak ölü sayısına ulaşarak büyük kayıplar verilmesine neden oldu. Bu konudaki gelişmeleri COVID-19 Coronavirus ve Pariste.Net Hakkında ÖZEL DUYURU yazısında ayrıntılı bir şekilde vermeye çalışıyorum, o yüzden burada tekrar etmek istemiyorum. Özetle hepimiz evlerimize hapsolmuş bir şekilde yaşamlarımızı normal seyrinde sürdürmeye çalışıyoruz. Üç aşağı beş yukarı benzer durumlarda olduğumuz için bu konudaki kişisel deneyimlerime fazla girmeyeceğim. Sizde nasılsa bizde de öyle diyebiliriz.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Bu yazının adının Cennette Sekizinci Yıl değil de Paris’te Sekizinci Yıl olmasının nedeni, iki yıl önceden sinyallerini vermeye başlayıp, son bir yılda yaşanan pek çok sevimsiz durum diyebilirim. İnsan ister istemez, cennet gibi bir yer olan Paris’in tadını çok çıkaramaz oluyor ve gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor. Size karşı da her zaman dürüst olduğum için, son bir yılda içinde bulunduğum ruh halini saklayacak değilim. Cennetten cehenneme geçiş değil de gerçeklerle yüzleşme, gerçeği olduğu gibi kabullenme, bir anlamda “cennetten yeryüzüne iniş” gibi tanımlayabilirim.

Paris'te Sekizinci Yıl Pariste.Net

Sekiz yıl önce bugün, 26 Mart 2012’de Paris’e geldiğimin ilk akşamı uykuya dalıp, ertesi sabah bir rüyaya uyandım ve o rüya yıllarca sürdü. Normalde insanlar bu ruh halini ilk birkaç ay içinde kaybederler ama benimkisi yıllarca sürdü. Sanıyorum, 2018 itibariyle ufak ufak sinyallerini verdi, 2019 oldukça can sıkıcı geçti ve şimdi de Corona Günlerinde Paris‘i yaşayarak tatlı uykularımdan uyanmama neden oldu. Önce döviz kriziyle birlikte Türkiye’den Paris’e gelenlerin sayısında bir azalma oldu; gelen olsa bile bütçeleri kısıtlı olduğu için eskisi gibi rahat hareket edemiyorlardı. Sonra Sarı Yelek Eylemleri başladı, her Cumartesi Paris’te gösteri ve yürüyüşler düzenlenmeye başladı ve bu bir yılı aşkın bir süre devam etti. Tam onlar bitti derken Aralık 2019’da Fransa’da başlayan genel grev Paris’te de hayatı olumsuz etkiledi ve bu yaklaşık iki ay kadar sürdü. En sonunda da Covid-19 Coronavirus salgınıyla birlikte hayat tamamen durdu.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Yani yaklaşık olarak geçtiğimiz iki yıl içinde bu kriz dönemleri o kadar çok birbirini takip eder oldu ki, “dur şu bitsin düzelir”, “dur bu bitsin düzelir” derken, biri bitti öteki başladı ve ben bu süreçte onca işin gücün arasında kriz yönetimi merkezi, acil destek çağrı merkezi gibi çalışır vaziyette buldum kendimi. Her gün zaten saatlerce blog güncellemesi, gelen sorulara yanıt verme, sosyal medya paylaşımları derken, sonsuz bir tempo içinde çalışmaktan şikayetçiyken bir de bu krizlerden etkilenen insanlara yardımcı olma, yol gösterme, çözüm üretme çabasıyla saatlerimi internet başında geçirmek durumunda kaldım. Son kriz hariç diğer krizler beni doğrudan etkilememesine rağmen, kimsenin mağdur olmaması için sürekli olarak gelişmeleri takip etmek, sorulara yanıt, sorunlara çözüm bulmak zorunda kaldım. Genel grev konusundaki gelişmeleri bu linkten, Coronavirus konusundaki gelişmeleri bu linkten takip ederek nelerle uğraştığım hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Hakkımda yazısını okuyanlar çok iyi bilir ki benim Ocak 2014’ten beri tek işim Pariste.Net. Başka bir gelir kaynağım yok, zaten başka bir gelir kaynağıyla ilgilenecek vaktim de yok. Bir yıl öncesine kadar kendi yağıyla kavrulan, kazandığıyla yetinip mutlu olan biriyken Pariste.Net’in, turizm sektörünün yaşadığı sorunlardan etkilenen her kuruluş gibi olumsuz yönde etkilenmemesi mümkün değildi. Sadece reklam gelirleriyle ayakta durduğumdan ve herhangi bir kurum ya da kuruluşun desteği olmadığından, yaşanan bunca olumsuzluktan ben de oldukça etkilendim tabii. Bugüne kadar bir şekilde idare ediyorduk ama genel grevin üzerine bir de Coronavirus davası çıkınca tüm gelir kaynakları kesildi ve artık bunca uğraşmamın, bunca koşturmamın bir anlamı kalmadı. Zaten tüm dünyada hayat durdu, kimsenin gezme imkanı kalmadı.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Bu daha ne kadar böyle sürer bilmiyorum ama ben bu sevimsiz süreçte zamanımı, uzunca bir süredir vakitsizlikten başlayamadığım Paris kitabımı yazmaya ayırmaya karar verdim ve 20 Mart 2020’de nihayet kitabı yazmaya başladım. Yukarıda gördüğünüz fotoğraf da ilk gün ilk satırları yazarken anı kalsın diye çekildi. Zaten bu yazıda gördüğünüz tüm fotoğraflar Paris’te sekizinci yıl anıları ve her fotoğrafın uzun bir hikayesi var. Yine de özet geçmeye çalışacağım. Evet, Paris hakkında yazdığım kitaba nihayet başladım. Bana kalsa, ben bir roman yazmak istiyordum ama okuyucularım ısrarla benden bir Paris Rehberi yazmamı istiyorlardı. “İnternette yazılmışı var; Pariste.Net’te yazdığım ve sürekli güncellediğim 500 küsür yazı neyinize yetmiyor :)” diye sorduğumda herkes, yazıların çıktılarını almaktan yorgun düştüklerini söylüyordu. Bense internetteki yazıları editleyip kitap yapmayı çok basit bulup kendime yakıştıramadığım için, Paris’te geçen bir hikayeyi okurken Paris’i nasıl adım adım gezebileceğinizi anlatan bir kitap yazmaya karar verdim. Başka romanlardan ve başka rehberlerden farkı, Pariste.Net’in izinde bir Paris romanı olacak olması yani. Bakalım bitirebilecek miyim, istediğim gibi olacak mı ve en önemlisi sevecek misiniz, işinize yarayacak mı? Bunu zaman gösterecek. Basılacak mı diye sormuyorum nedense; sanki bastırmaktan çok yazmak önemliymiş gibi geliyor bana. Sonuçları hep birlikte göreceğiz. Bu fotoğraflarım ve notlarım da anı olarak kalsın; ileride bakar hep birlikte anarız bugünleri.

Bunların dışında geçtiğimiz bir yıl nasıl geçti, hep birlikte bakalım: 15 Nisan 2019’da Notre Dame Katedrali yandı! İnanılmaz bir şey ama 850 yıllık katedralin yanışını hep birlikte izledik. Sonrasında çevreden izlenimlerimi yukarıda gördüğünüz Notre Dame videosunda paylaştım sizlerle. Katedral yaklaşık beş yıl süreyle restorasyon nedeniyle kapalı olacak, düşünsenize…

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Mayıs 2019’da unutamadığım anılardan biri de İstanbul’daki Fransız Başkonsolosluğu – Fransız Kültür Merkezi’nin bahçesinde gerçekleştirdiğimiz Pariste.Net buluşması oldu. Son zamanlarda İstanbul’a hep gizli gizli geliyordum ama bir şekilde o gelişimden önce İstanbul’a geleceğim ortaya çıktı ve ben de gelen yoğun istek üzerine son dakikada bir Pariste.Net buluşması düzenlemeyi kabul ettim. Açıkçası çok çekiniyordum. Çünkü bir organizasyon üstlenmeye vaktim ve enerjim yoktu, kim gelirdi kim gelmezdi kestiremiyordum ama son dakikada yaptığımız buluşmaya elli civarında birbirinden değerli insan katıldı. Hayatımın en unutulmaz, en duygu dolu anlarından biriydi. Ne kadar doğru bir iş yaptığımı, nasıl düzgün insanlara ulaştığımı, ne güzel yüreklerde yer bulduğumu sayenizde anladım. Çok teşekkür ederim (Buluşmanın fotoğraflarını ve yorumlarını bu linklerde bulabilirsiniz: Pariste.Net Buluşması Mayıs 2019-1, Pariste.Net Buluşması Mayıs 2019-2, Pariste.Net Buluşması Mayıs 2019-3).

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Beni tanıyanlar ve bu yıllık genel durum değerlendirmesi yazılarımı takip edenler İstanbul’u çok özlemediğimi ve bunun nedenlerini çok iyi bilirler. Çünkü benim özlediğim İstanbul günümüzde kalmamıştır, İstanbul’a gelişlerim bana bu yüzden hüzün verir der dururum ama itiraf etmeliyim ki sekiz yıl sonra ilk kez Mayıs 2019’daki gelişimde İstanbul gözüme bir başka güzel göründü 🙂 Saroz’da yazlıkta olan annemle babamı ziyarete gittiğimde onlara daha bir bağlandım. Her zaman sevdim tabii onları, mutlu ve güzel de bir çocukluk geçirdim çok şükür ama insan büyüyüp kendi yolunu çizmeye başlayınca ufak ufak uçuyor ya yuvadan, kendine yeni ve bambaşka bir hayat kurarken bağlarından da kopuyor ya hani inceden; o seferki görüşlerimde annemle babama başka türlü bağlanıverdim yeniden; sanki hiç Paris’e gitmemişim, hep oradaymışım gibi… Onları bırakmak bu kez çok zor geldi, Paris’e bu yüzden biraz zor döndüm; ilk kez

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Haziran 2019’un ikinci yarısından Temmuz 2019’un ikinci yarısına kadar tam bir ay evde geçirmek zorunda kaldım, çünkü bir göz ameliyatı olmam gerekti. Bu dönemde kimseye bir şey demedim; özellikle ailemi endişelendirmemek adına sosyal medyada bir aylık dijital detoksa giriyorum diye duyuru yapıp herkesten bir ay izin istedim. Neyse ki ameliyat başarılı geçti; üstelik bir aylık dinlenme bana çok iyi geldi. O dönemde bir ay boyunca ekrana bakmamı yasaklamıştı doktorum. Kitap bile okuyamadım, sadece müzik dinledim ve eşle dostla telefonda konuşup sohbet edebildim. Bir ayın sonuda gayet dinç bir şekilde hayata döndüm ama bu süreçte 21 Haziran’daki La Fête de la Musique – Müzik Bayramı‘nı kaçırdığım için üzgündüm. Benim için yılların hayali, bu özel akşamda bir yerlerde şarkı söylemekti ama ne yapalım. Chorale de Paris benim yerime sahne aldı.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Laf aramızda 2019 yazı çok güzel geçti. Paris’te bu yaz da havalar yaz gibi geçti, hatta bir ara epey sıcak oldu. Ben bol bol çalıştım, bol bol da içerik ürettim. Örneğin yukarıdaki fotoğrafın çekildiği gün, Paris Plajları tanıtım videosunu çektiğim günden kalmaydı. Eskiden Paris’te bu kadar uzun süre şort giyemezdik, neyse ki 2019 yazında bol bol şort giyme fırsatı buldum. Şort demek yaz demek, güzel havalar demek benim için. Paris Plajları diyorum ama bu yaz ayağımı denize sokma imkanım olmadı, bir türlü yüzecek ortam yaratamadım. O yüzden denizi çok özlediğimi itiraf etmeliyim.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Temmuz sonu İstanbul’a bir daha gittim. Bu kez daha bir fena yaptı beni şehir. Her şey nasıl güzel göründü gözüme anlatamam. Bakıyorum bakıyorum, sanki bir şeyler değişmiş, belki ben değişmişim, bilemiyorum. Her şey nasıl yolunda gitti, her gittiğim yer ne kadar güzeldi. Hiç trafikte kalmadım, hiç kötü birine rastlamadım. Belki de “reklamlardı” ama bu kez, sekiz yıl sonra ilk kez İstanbul’dan Paris’e dönmek istemedim. Oysa biliyorsunuz bugüne kadar İstanbul’dan Paris’e dönerken koşa koşa, uça uça giderdim.

Hele yukarıdaki videodan izleyeceğiniz Boğaziçi videosunu çektiğim gün, tarifeli seferle yaptığım normal şehir hatları gezisinde kendimden geçtiğimi itiraf etmeliyim. Uzun zamandır İstanbul gözüme bu kadar mavi, bu kadar yeşil görünmemişti. Uzun süre bu düşü gördüm ve hayattaki ilk ve tek aşkım olan İstanbul’a bir kere daha aşık oldum.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Bir şey olmalı, bir şey olmalı ve ben Paris’e dönmemeliyim ya da hem orada hem burada yaşamanın bir yolu olmalı diye düşüncelere dalarken yakaladım kendimi. Tabii vakti gelince el mecbur Paris’e döndük geri. Normalde İstanbul tatilleri dönüşünde, İstanbul’da birbirinden çok sevdiğim pek çok dostumla, ailemle, sevdiklerimle geçirdiğim o güzel günlerden sonra, döndüğümün ertesi günü bir yalnızlık duygusu yaşarım ve bu en fazla bir gün sürerdi. Bu geçtiğimiz yedi yıl boyunca hep böyle olmuştu ama ilk kez, İstanbul’dan bu dönüşümde içine düştüğüm yalnızlık hissi tam bir ay sürdü!

Paris'te Sekizinci Yıl Pariste.Net

Bir ay kadar bir süre kurtulamadım o duygudan; İstanbul’u özlüyordum, İstanbul’da olmanın yollarını araştırıyorum… Döndüğümde yüzde yüz mutlu olamayacağımı bile bile üstelik… Paris sokaklarına çıkıp Paris’i yeniden sevmeye çalıştım. Bakıyorum, bakıyorum, yok. İçimde bir şeyler kıpırdamıyor. Hayretler içinde çevreme ve aynada kendime bakıyordum ama olmuyordu bir türlü. “Oh, çok şükür döndüm” diye postlar atamadım bu kez 🙂 “İstanbul’u özlüyorum” demeye de dilim varmadı, öyle ortada bir yerde kaldığımı hissediyordum; ta ki…

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Ta ki, Ağustos 2019 sonu – Eylül 2019 başı yaptığımız Montréal – Toronto gezisine kadar. Cennette Bir Yıl yazımı okuyanlar, 2012 Mart’ında tam Toronto’ya yerleşecekken kendimi Paris’te bulduğumu bilirler. Şimdi Paris’te sekizinci yıl sürerken, özellikle Toronto’ya gidip neyi kaçırdığımı, neyi kazandığımı, neler olabilecekken olmadığını ya da olmayıp da olanları şöyle bir gözlemlemek istemiştim. Montréal’de ve Toronto’da muhteşem bir on gün geçirince daha fena bir şey oldu: Bu kez Kanada’dan Paris’e dönmek istemiyordum 😀

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Yine el mecbur Paris’e döndüm, çevreme yine baktım. Yine o güzel binalar, yollar, ağaçlar, kuşlar, her şey aynı ama benim bakışıma bir şey olmuş. Beni yeniden İstanbul’da yaşamaya iten şey İstanbul’un çok güzel olması değilmiş sadece; Montréal’deyken “Montréal’de nasıl yaşayabilirim?”, Toronto’dayken de “Toronto’da nasıl yaşayabilirim?” diye planlar yaparken yakaladım kendimi. Demek ki mesele İstanbul’un, Montréal’in ya da Toronto’nun daha güzel olup olmaması değil, benim Paris’le ya da kendimle bir alıp veremediğimin olmasıymış, şu sekiz yılın sonunda.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Eylül ortası gibi Paris’e dönüp işime gücüme dört elle sarıldım tabii ama aklım hâlâ havalarda. Öyle mi yapsam, böyle mi yapsam; belki de yeni bir rota, yeni bir heyecan diye leyla gibi geziniyorum ortalıklarda. Kasım ayında günübirlik bir Brüksel gezisi yapayım dedim kafa dağıtmak için. Nasıl da keyifli bir gezi olmuştu oysa. Ta ki akşam dönüş için Brüksel Midi garına dönerken, yolda bisikletli bir kapkaççının cep telefonumu çalmasıyla her şey alt üst oldu. O akşam yaşadıklarım çok uzun bir hikaye ama sonuçta gitti dağlar gibi telefon 🙂 Tren biletim telefonda, trenim yarım saat sonra kalkacak; polise mi gideyim, trene mi yetişeyim derken son anda binebildim trene ve Paris’e döndüm. Mal gider, yenisi de alınır; bu giden kaçıncı üstelik ama işte en fenası, insanın bundan sonrası için sürekli olarak dikkatli olamk zorunda hissetmesi. Bu tedirginlik duygusu çok rahatsız edici. Şimdi bu satırları yazarken fark ediyorum ki “bir şeyimi çalmasınlar” duygusu pek kalmamış şimdi ama uzunca bir süre bana eşlik etti. Bu da oldukça can sıkıcı.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Sonra Aralık ayı geldi, Fransa’da genel grev başlayınca benim de çalışma tempom katlanarak devam etti ve böylece ben hiçbir şey düşünemeden sadece çalışır oldum. İki ay boyunca gece gündüz internette güncel bilgi takip edip kimsenin mağdur olmaması için elimden geleni yaptım. Nasıl bir yorgunluk dönemiydi anlatamam. Noel Pazarları kurulmuştu ama pek görebilecek durumda değildim. Ne zaman güzel bir fotoğraf koysam sosyal medyaya ilk soru “Ahmet Bey grevler ne oldu?”…

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

2020’ye girerken İstanbul’a yine gizlice geldim. Gizlice diyorum çünkü, eğer geldiğim sosyal medyadan görülürse insanlar “bir kahve sohbeti yapamaz mıyız?” diye soruyorlar. Daha ben eşe dosta yetişemezken, çok istememe rağmen insanlara “hayır” demek zorunda kalmak beni o kadar çok yoruyor ki zihinsel olarak; mecburen gizlice geliyorum İstanbul’a işte. Gerçi belli bir döneminden sonrasını söyleyecektim, belki bir Pariste.Net buluşması daha yapacaktım ama babamın anjiyo olması gerekti, ben de onunla ilgilendim. Epey bir günüm böyle geçince Pariste.Net buluşması fikrini başka bir bahara ertelemek zorunda kaldım.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

İstanbul’da gizli dolaşıyor olmama rağmen yolda yürürken, bir yerde otururken, Pariste.Net okuyucularından o kadar çok kişiye yakalandım ki anlatamam. Bu gerçekten inanılmaz bir şey. Kimse benim İstanbul’da olduğumu bilmiyor ama yolda görür görmez tanıyorlar. Hem çok mutlu oluyorum hem de “lütfen kimseye söylemeyin” demek zorunda kalıyorum 🙂 Bunca geniş bir kitleye ulaştığını görmek, sevmek, sevildiğini bilmek güzel şey… Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Grevlerin gölgesinde Ocak 2020 çok sevimsiz geçti. Hem yağmur gibi gelen mesajlara yanıt vermek için korkunç bir zaman dilimi boyunca çalışmam gerekmesi, hem de artık emeklerimin maddi karşılığını alamıyor oluşum beni iyice yormuştu. Buna karşılık artan ilgi ve gerçek anlamda bir sevgi seli, ne yapmam, nasıl hareket etmem gerektiği konusunda aklımı iyice karıştırmıştı. Keşke paşa torunu olsam da hiç maddi kaygım olmasa diye düşünüyordum ama hayat öyle değil tabii. Belki Fransız Kültür Merkezi destek olur diye düşünmüştüm ama oturup konuşma imkanımız olmadı bir türlü. Ben de gidip kimsenin kapısını çalmadım. Bugüne kadar reklam verenler hep bana gelip benimle çalışmak istediklerini söyledikleri için kendimi iyi hissediyordum çünkü.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Gidip kimseye “ben şöyle bir şey yapıyorum, bana destek olur musunuz?” diyebilecek bir karaktere sahip olamadım hiç. Oysa ki dünyanın çarkı öyle dönmüyor, biliyorum. Biliyorum ama ne fayda; huylu huyundan vaz geçer mi? 🙂 Bu anlamda kendimi (ama iyi ama kötü) bir ressama benzetiyorum. Benim elimden tablolar yapmak geliyor ama onları satmak benim işim değil, bana kalsa ben bedava veririm hepsini; onları bir galeri satabilir ancak. Bir yandan da tablolara devam edebilmem için hayatımı sürdürebilmem gerekiyor tabii 😀

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Neyse zaten içinde bulunduğumuz dönemde kimsenin turistik faaliyette bulunması mümkün olmadığı için hiçbir şekilde gelir ve destek beklentim de kalmadı. O nedenle oturdum kitabıma yöneldim ben de. Oysa, hitap ettiğim kitleye çeşitli nedenlerle ulaşamazsam ben de İngilizce bir Pariste.Net yaparım diyordum ama Covid-19 Coronavirus tüm sınırları aştığı için artık İngilizce bir blog da kimsenin ilgisini çekmeyecek uzunca bir süre.. Kime ne olacağının belli olmadığı şu dönemde en iyisi kendi iç dünyama dönüp üzerinde çalıştığım kitabı tamamlamaya ayırmak tüm zamanımı.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Neyse ki geçtiğimiz bir yıl içinde güzel geziler, güzel tatiller yaptım. Yukarıda saydığım geziler dışında Londra ve Amsterdam gezileri oldu. Fransa içinde de bol bol gezme imkanı buldum. Özellikle Vannes yakınlarındaki Carnac taşlarını görmek çok özeldi. Strasbourg’a iki kere gitme fırsatı buldum, bir gidişimde on arkadaş bir hafta boyunca Alsace bölgesini gezip unutulmaz bir tatil yaptık. Deauville – Trouville‘e de birkaç kez gitme şansım oldu. En son bu Mart başında yine Deauville – Trouville‘deydim neyse ki. Son bir deniz havası aldım.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Şu içinde bulunduğumuz sokağa çıkma yasağı/kısıtlaması döneminde üzüldüğüm şeylerden biri de 29 Mart 2020’de yapacağımız Chorale de Paris konserinin ileri bir tarihe ertelenmesi oldu. Oysa bir yıldan uzun bir süredir konsere hazırlanıyorduk. İlk konserimizden sonra bu yılki konserimiz çok daha nefis bir salonda yapılacaktı ama kısmet işte. Bakalım ne zaman yapabileceğiz? Yine de şunun için mutluyum: Hayatta en çok istediğim şeylerden biri Opéra Garnier gibi bir salonda tek başıma şarkı söylemekti. Gerçi Opera Garnier değil ama onun yavrusu gibi bir salonda, yukarıdaki fotoğrafı gördüğünüz yerde iki kez konser provası yapma imkanım oldu ve bu hayalimi bir anlamda gerçekleştirmiş oldum. Benim hayalim konser vermek değil şarkı söylemekti zaten, onu da gerçekleştirdim 😉 Şu zor günler geçip de işler yeniden yoluna girdiğinde konserimizi de veririz elbet, yeter ki sağlık olsun…

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

İşte böyleyken böyle… Halimin özeti budur… Daha yazıp anlatacak çok şey var ama yazsam okur musunuz bilemiyorum. Buraya kadar okumuşsanız zaten beni gerçekten önemsiyorsunuz demektir 😉 Tüm bu bilgilerin ışığında Cennetten yeryüzüne inmenin vaktinin geldiğini siz de görmüş oldunuz. Dediğim gibi, bu bir cennetten cehenneme geçiş değil, ayaklarını yere basma hali. Mutsuz muyum? Hayır. Artık ayaklarım yere bastığı için mutlu muyum? Yine hayır…

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Biliyorsunuz Pariste.Net’teki tüm yazıları bugüne kadar düzenli olarak güncelliyordum, bir tek bu yıl dönümü genel durum değerlendirmesi yazılarıma dokunmam; o yüzden bu yazıyı birkaç ay sonra okuduğumuzda neler hissedeceğiz, bu yazıdaki bilgileri güncellemem gerekecek mi ben de bilmiyorum. Çünkü Dünya gerçekten olağan dışı bir duruma doğru gidiyor. Eğer bu sokağa çıkma kısıtlaması düşünülenin çok ötesinde bir süreye kadar uzarsa kaos ortamı bile olabilir. Erken biterse de “boşuna endişelenmişiz, ben demiştim” diyenler ortaya çıkmaya başlar. Ben sadece bir an önce bu tehlikenin geçip gitmesini diliyorum ve bu uğurda canla başla çalışan herkesin önünde saygıyla eğiliyorum.

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Elimden geldiğince içinde bulunduğumuz şu zaman dilimiyle kısıtlı kalmadan, kendi hikayem üzerinden  geçtiğimiz bir yılın genel durum değerlendirmesini yapmaya çalıştım. Sanıyorum geçtiğim yolları, içinde bulunduğum ruh halini anlatabilmişimdir. Sözde “bir süre Pariste.Net’le ilgilenmeyeceğim” diyorum ama tüm güncel gelişmeleri Covid-19 Coronavirus yazısında paylaşmaya devam ediyorum; Pariste.Net Tv Youtube kanalına da videolar yükleyip duruyorum. Oradan da gelişmeleri takip edebilirsiniz. Sosyal medyada kişisel hesaplarımı kullanmaya devam etmekle birlikte Pariste.Net’in sosyal medya hesaplarını kullanmayı şu dönemde minimuma indirmeye çalışıyorum, çünkü kitabımla ilgilenmek benim için çok önemli. Olağanüstü bir gelişme olmazsa böyle de olacak ama içinden geçtiğimiz dönem öyle olağan dışı ki…

Paris'te Sekizinci Yıl Ahmet ORE Pariste.Net

Şimdi bu satırları 15 Mart 2020’den beri sağlık riskini minimuma indirmek nedeniyle bulunduğum evimden, Paris’e yerleşmemin sekizinci yılında, 26 Mart 2020 Perşembe günü yazıyorum. Bakarsınız bu ev hapsi bitip de yeniden Paris sokaklarına çıktığımda Paris bana yeniden cennet gibi görünür ve gelecek yıl 26 Mart’ta Cennette Dokuzuncu Yıl yazısını yazarım? Ya da belki başka bir şehirde devam eder hayat kim bilir… Ruh halimi ve içinde bulunduğum durumu gördünüz; her şey mümkün 😉 Ama bu bir yıl dolmadan bu kitap artık tamamlanmış olacak, bundan eminim. Ondan sonra raflarda yerini alır mı, raflarda yerini alırsa sizler alıp okur musunuz, bunu zaman gösterecek. Gerçi kitabı ilk yazmaya başladığım gün attığım post‘a çok güzel yorumlar yazdınız ve bu bana müthiş moral verdi. Sağolun, varolun.

Sahi, sağolun varolun ve hep olun olur mu… Kendinize çok iyi bakın; kendinize ve birbirinize çok iyi bakın. Çok güzel günler olsun önümüzde, şu zor günleri hep birlikte atlatalım.

Hepiniz iyi ki varsınız.

Sağlıcakla kalın

 

Author

9 Comments

  1. Banu Divan Reply

    Sevgili Ahmet Bey bizler için çok kıymetlisiniz. Daha nice sağlıklı,huzurlu ve refah içinde yıllarının olsun Paris’te. Kitabınızı merakla bekliyor olacağım. Kaleminiz çok kuvvetli ve müthiş bir gözlemci olduğunuzu düşünüyorum. Bu yüzden eminim harika bir kitap olacak. Enerjniz hiç bitmesin . Sevgiler kolaylıklar…

  2. Baris Altan Dogan Reply

    Sevgili Ahmet Bey,
    Belki baska sehirleri bize sevdirmekle devam edeceksiniz, belki Pariste.net daha uzun yillar bizimle olacak, kim bilir hayat neler gosterecek 🤗 Yalniz ben sitenin ingilizcesi konusunda cok umitliyim, tum dunya faydalanmali bu titiz, profesyonel calismanizdan derim, bakalim hayirlisi🌈
    Kitap basladi artik, yarim birakmayacaginizdan eminim, sabirsizlikla bekliyoruz 🙃
    Mutlu, keyifli, uzun yillar dilerim her nerede olursaniz 🙏
    sevgiler

  3. Scouflaire Reply

    Paris’e olan sevginiz, beni hep heyecanlandırmıştı. Yazılarınızda da, bunu bizlere hep belirttiniz. Duygularınızın değişmesi, hayal kırıklığının, özlemin, sizdeki olgunlaşmanın, monotonluktan kurtulmak istemenin, bir karışımı sonucu meydana geldiğini düşünüyor, ve sizin adınıza üzüntü duyuyorum. Daha çok, sizdeki, mutluluk duygusunu hepimiz derinden hissederken, birdenbire bu değişik duygulara kapılmanız, beni üzdü. İnşallah sizin için en iyisi olur. Yolunuz hep açık, aydınlık olsun. Dünyanın neresinde olursanız olun, yaşama sevinciniz ve içi daima gülen gözleriniz, hep kalıcı olsun. Sevgiyle kalın. Hoşçakalın.

  4. Ahmet bey, ne güzel yazmışsınız. Benim içinde 2019 garip bir yıl oldu. Özel hayatımda zorluklar, iş hayatım nispeten daha iyi, Hem kendimi bulduğum hem kaybettiğim çok garip bir yıl oldu . Tüm bunlar içinde bloğunuz ve insta yayınlarınızla biz de mutlu olduk. Teşekkürler . Kitap için başarılar dilerim. Mutlaka alırız. 2020 çok çok zor bir yıl olacak gibi duruyor. Hepimiz için Tanrı yardımcımız olsun. Güzel sağlıklı günler olsun ….

  5. Zeynep Levrey Reply

    Tum ictenligimle, sen de iyi ki varsin Ahmet. 9.yilini nerede olursan ol, saglikla , huzurla, neseyle gecirmeni diliyorum.

  6. Sevgili Ahmet,

    Bu yazılarını hiç kaçırmadan okurum. Çok açık ve net yazdığın için ayrıca severek okuyorum. Kitabından uzun zamandır paylaşımlarında bahsetmene rağmen ilk defa içerik hakkında detaylı bir fikrim oldu ve bu beni heyecanlandırdı. Paris gezilecek yerler listemizde hep durur. Kısmet olur mu bilmem ama kitabını zevkle alır, okurum. Sağlıkla kalalım hepimiz. İyi ki varsın. Sevgiler…

  7. Siz hep yazın biz hep okuruz Ahmet Bey. Sabah kahveme eşlik ettiniz. Yine su gibi, içtenlikle yazılmış bir paylaşım olmuş. Bizlere ve kendinize hem yaşadıklarınızı hem duygularınızı anlatmışsınız. İnsan dönen dönem farklı hislerle yer değişikliği arıyor elbet ama nerede gerçekten nefes aldığınızı hissediyorsanız, (tabi olanaklar da uygunsa) insan orada olmalı. Mesela ben Paris’te olmalıyım ama…
    Kitabı yazmaya başlamanız inanın beni çok mutlu etti, romanı sabırsızlıkla bekliyor olacağım.
    Güzel günlerde, sağlıkla yine bir arada olmak dileğiyle… iyiliklerle kalın!
    natali_kontes

  8. Hepimizin bir şekilde kazasız belasız atlatmaya çalıştığımız bu günlerde bu yazı vesilesiyle bir teşekkür de ben etmek istedim. Belki 1 yıldır planladığımız; Deauville’li, Hongleur’lü, Paris’li gezimizi ertelemek zorunda kaldık biz de. Kızım çok ağladı ama yapacak bir şey yok. Bu bir yılda ben de sitenizden çok yoğun şekilde faydalandım, arkadaşlarımın faydalanmalarını sağladım; bir de kitaplığımdaki küçük “Paris Kitapları” köşeme tavsiyeniz olan bir kaç kitabı ekleme fırsatı buldum. Sizin kitabınızın yeri de şimdiden hazır 🙂

    Çalıştığım şirket 15 yıl kadar önce görevlendirdiğinde Paris’te bir 8 ay geçirme şansı bulmuş, görevim bittiğinden beri de hep bir fırsat yaratıp yolunu oralardan geçirmeye çalışmış biri olarak içimin nasıl buruk olduğunu anlatamam. Bu dönem de tüm olumsuzluklarıyla istesek de istemesek de yüzleşmemiz gereken bir dönem oluyor. Geçeceğine, her şeyin yine çok güzel olacağına olan inancım tam.

    Kendinize, ruhunuza, özünüze iyi bakın lütfen. Dünyanın neresinde olursanız olun, sizi takip edenler için kıymetli olduğunuzu hep hatırlayın. Hayatlarımıza kattığınız kıymetli detaylar için tekrar sağ olun.

    Sevgiler.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.