(Son Güncelleme: 01.05.2019) Paris’e ilk yerleştiğim dönemde, uzunca bir süre şehrin altını üstüne getirdim ama ne hikmetse Paris’in -neredeyse- kalbindeki bu Türk Mahallesi epey bir süre sonra karşıma çıktı. Çünkü Paris’in en sevdiğim bölgelerinden biri olan Grands Boulevards‘da en fazla Grand Rex‘in oraya kadar yürüyor, buradan ya geri dönüyor ya da metroya binip başka yerlere gidiyordum.

Ama bir gün bir öğrendim ki Paris Türk Mahallesi şehrin tam kalbindeymiş! O zaman kalkıp keşfe çıkmak kaçınılmaz oldu ve Paris’e yerleşmemin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmişken burayı da gezip tanımak istedim.

Aslında Paris’te yaşayıp Paris’in nimetlerinden yararlanmak her zaman için önceliğimdir. Hatta Fransızca öğrenme sürecinde Türkçe ortamlardan olabildiğince kaçan biri olarak ne Türk Mahallesi arama derdim olmuştu ne de Türkiye’den gelmiş birileriyle arkadaşlık edinme gibi bir amacım vardı. Buraya geldiğim ilk günden itibaren bir kere bile yalnızlık duygusu hissetmedim; hele hele “vatan hasreti” aklımın ve yüreğimin köşesinden bir kez olsun geçmedi. Yine de yurt dışında bir yerlerde Türklerin yoğun olduğu bir bölgeyi gezmek elbette ki güzel olabilirdi. Eh tabii insanın kendini vatanında hissedip hissetmeyeceğini de merak ediyordum. O yüzden kalktım gittim.

Strasbourg Saint-Denis metro istasyonun hemen yanı başında, girişinde Port Saint-Denis’nin bulunduğu sokağa yani Rue du Faubourg Saint-Denis’ye girerek ulaşacağınız bu bölge gerçekten enteresan bir yer. 10. arrondissement‘da, yani şehrin merkezi bir konumunda, bu kadar güzel bir mahallenin nasıl bu şekilde gettomsu bir görüntüye büründüğüne şaşırıveriyor insan. Önce dükkanların Türkçe tabelaları hoşunuza gidiyor, hele ki yan yana olmaları epey keyifli bile geliyor ama çok geçmeden mahallenin profilini kavrayınca “neden hep böyle olmak zorunda?” diye düşünüyor insan. Yani nasıl anlatsam… Neyse, anlatmayayım, siz ne demek istediğimi anlayacaksınızdır zaten. Türkçe öğrenen exchange arkadaşlarım burayı çok seviyor. Eh tabii onlara “otantik” geliyor Paris’in ortasında böyle bir yer. Ben yana yakıla “Ama Türkiye böyle bir yer değil, bizim hayatlarımız böyle değil, çok daha güzel” diyorum ama yavaş yavaş kabul etmem gerekiyor ki, galiba Türkiye artık böyle bir yer aslında…

Yine de bu mahalleye 2-3 ayda bir gitmek için nedenim, elbette ki oradaki Türk marketleri oluyor. Gerçi çok nadir ihtiyacım oluyor ama bazen Türkiye’deyken vazgeçilmezim olan bazı market ürünlerini burada bulabilmek iyi geliyor, itiraf etmeliyim. Hele ki “pötibör” krizim tuttuğunda 🙂 Biliyorum “petit-beurre”ün membağı aslında Paris ama çocukluğumun “pötibör“ünü hiçbir şeylere değişmem, kimse kusura bakmasın 🙂

Paris Türk Mahallesi Faubourg Saint Denis Pariste.Net

Cadde boyunca (Rue du Faubourg Saint-Denis) birkaç tane Türk marketi var, sadık bir müşteri olduğumdan, ilk gün şans eseri gittiğim markete Epicerie du Faubourg’a gidiyorum her seferinde (Sokaktan girince sağda, yolun sonundaki ilk köşe). Eminim diğerlerinde de aradığım şeyler vardır ama işte bir kere bir yere gittim mi, memnun da kalmışsam, hep aynı yerden alışveriş yapan biriyim. Benim gibi bu kadar değişikliği seven birinin bazı konularda takıntılı olması enteresan 🙂

Caddedeki tüm dükkanların Türklere ait olduğunu düşünmeyin. Fransızlar, Araplar ve binbir değişik milletten insanların dükkanları ve mağazaları bulunuyor burada. O yüzden her dükkana “merhaba” diye girmek biraz riskli. Biz bir keresinde bir kasaba öyle selam verelim dedik, adam boş boş baktı haliyle. Yine de pek çok dükkanda Türkçe konuşmak çok keyifli. Sonuçta iyi insanlar ve haliyle “müşteri velinimet” her zaman.

Sokak boyunca ilerlerseniz ilk sola döndüğünüzde, biraz ileride sağda Mevlana Kitabevi var. Gerçi ben 3-4 ayda bir Türkiye’ye gittiğim için Paris’te Türkçe kitap almaya ihtiyaç duymuyorum ama belki siz aradığınız bir şey olursa burada bulabilirsiniz. Pek fazla seçenek yok ama az önce Paris Metrosu‘ndan çıkmış birinin böyle bir yerde Türkçe kitaplara rastlaması hoş bir duygu. Zaten ben buraya sadece bir kez keşfetmek için gitmiştim. Onda da çay ikram ettiler sağ olsunlar, üstüne bir de ney konseri dinleme şansım olmuştu. Paris’te daha eski ve çok kaliteli bir kitapçı daha varmış vaktiyle ama benim ilk yerleştiğim zamanlar kapanmış ne yazık ki; ben yetişemedim ona.

Paris Türk mahallesi fazla büyük değil. Aslında Türk Mahallesi demek de ne kadar doğru, bilemiyorum. Türklerin yoğun olarak bulunduğu bölge demek daha doğru olacaktır. Eh tabii bir de Türkiye’den gelen binbir türlü etnik kökene sahip vatandaşların çeşitliliğini hesaba katarsanız…

Paris Türk Mahallesi Faubourg Saint Denis Pariste.Net

Biraz daha ilerilere yürüyüp, sağlı sollu sokaklara dalarsanız birdenbire kendinizi Afrika’da zannetmeniz işten bile değil. Nasıl yoğun bir siyahi nüfus var, inanamazsınız. Ve bu insanların hepsi neden yan yana dizilmiş kuaför bozması yerlere doluşup itiş kakış saç yaptırıyorlar, insan anlamakta güçlük çekiyor. Ben bu sokaklardan bir iki kere geçtim; mümkünse bir daha yolumu düşürmem oralara. Kimilerine otantik gelebilir ama Paris’in Öteki Yüzü pek ilgimi çekmiyor çünkü; belki çok sonra, çok sonra…

Yine de bir Grands Boulevards yürüyüşünde yolunuzu uzatıp da Grand Rex‘i geçip, biraz daha yürüdükten sonra taraflara gelirseniz Türk Mahallesi’ni görmeniz ilginç olabilir. Hem belki Paris’te yaşıyorsunuzdur ve Türkiye’den özlediğiniz lezzetleri tatma ihtiyacı duyuyorsunuzdur; mümkün. Ya da yurt dışında yemek yiyeceğiniz, damak tadınıza uygun bir yerler arıyorsunuzdur?

Bu sokakta çorbacısından dönercisine, restoranından kahvehanesine iyi kötü epey bir seçenek mevcut. Ana cadde (Rue du Faubourg Saint-Denis) girişinde, biraz ileride sağda Derya Restaurant var, içlerinde en düzgünü o. Sonra İstanbul Pizza Grill’in pideleri çok güzel, tavsiye ederim ama yemek sonrası çay servisi yapmadıkları için kendilerini -kendi çapımda- protesto ediyor, bu büyük eksiklikleri nedeniyle haklarında tanıtım yazısı yazmıyorum 🙂 Sonra bir de Genç Urfa Dürüm var, sokağın girişinde, az ileride solda. Orası da küçük ama oldukça popüler bir yer. Adana’da ve künefede iddialılar. Mardin Çorba da küçük ama Paris koşullarında iş görür bir yer. Gerçi ben ağzıma sürmem ama işkembe çorbasının çok iyi olduğunu söylüyorlar; gecenin bir vakti oraya gidip çorba içen çok arkadaşım var. Ben sadece mercimek çorbası filan içiyorum 😉

Sonra yine ara sokaklardaki küçük büfelerde açma, poğaça, börek gibi tatlar bulmanız mümkün. Burası Paris’te olup da ille de kendi memleketimin yemekleri diyenler için hayat kurtaran bir bölge diyebiliriz 😉 Bense Türk yemeği yemek istediğimde bu bölgeden çok Canal Saint Martin – Saint Martin Kanalı‘ndaki, Paris’te  en sevdiğim Türk restoranı olan Labranda Restaurant‘a gitmeyi tercih ediyorum.

Rue du Faubourg Saint-Denis’den kuzeye yürürseniz yolun sonu Gare de l’Est‘e çıkıyor, onun biraz üst tarafı da Gare du Nord zaten. Ben pek sevmem bu bölgenin kuzey taraflarını ama güneye doğru geri dönüp aşağılara inerseniz Etienne-Marcel tarafından Châtelet‘ye ulaşabilirsiniz. Belki öyle daha keyifli olabilir. Yolunuzun üzerinde Paris’in En Kısa Sokağı olacak bir de buralara gelmişken Passage du Caire ve Passage du Grand Cerf pasajlarını görseniz iyi olur. Doğu tarafına yürürseniz République Meydanı, Batı tarafına yürürseniz de Grands Boulevards‘a ulaşıyorsunuz zaten.

Sonuçta öyle ya da böyle, iyisiyle kötüsüyle şehrin göbeğinde bir Paris Türk Mahallesi burası. Aklımızın bir köşesine not etmekte fayda var. Dünyanın binbir türlü hali var malum; bulunsun; lazım olur belki bir gün size de. Hem sırf Port Saint-Denis’yi görmek bile değişik gelebilir. Kaldı ki son dönemde burada yeni yeni pastaneler ve gençlerin yoğun rağbet ettiği popüler mekanlar açılıyor, ortam gün geçtikçe güzelleşiyor.

“Daha güzel günlere, daha güzel yarınlara” diyorum o zaman; “kendimizi daha güzel temsil edebildiğimiz yaşamlara” bir de…

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Adres: Rue du Faubourg Saint Denis, 75010 Paris

Author

12 Comments

  1. Bu mahellenin durumunu kabullenmek zor. Turkiye'nin 5 yil icinde buraya benzeyecegini de kabullenmek zor. Ama olsun burasida kendine gore kullanisli bir yer.Zaten bu caddenin sol tarafi (ana cadde olan kismi)'nda turk sinemasi var. Ayretten su an adini hatirlayamadigim/bilmedigim adana yapan super bir yer var. Yeri gayet kucucuk olan ama lezzeti busbuyuk olan cok iyi bir yer. carrefour market'in caprazi'nda (umarim yalnis degildir) gitmenizi oneririm.

    • bilgilendirme için teşekkürler, özellikle Türk sinemasını bilmiyordum ilk fırsatta deneyeceğim
      mutlu günler

  2. Ahmet Bey bende çok yakında Paris e yerleşmeyi planlıyorum. danışmak istediğim bir iki şey var. bu konuda yardımcı olursanız çok sevinirim. size ulaşabileceğim herhangi bir mail adresi yazabilir misiniz

    • nalan akkuş Reply

      Ahmet bey mrb türk sineması nerde anlayamadım yeni yerleşeceğimde biraz paniğim

      • Ahmet Ore Reply

        Merhaba Nalan Hanım, inanın ben de bilmiyorum, henüz keşfedebilmiş değilim….

  3. Merhabalar Ahmet Bey,

    Evimi bırakıp da Paris’e yerleşeli 5 ay olmasına karşın buraya ilk kez dün gittim. O da ülkesine, alışkanlıklarına oldukça bağlı ve buraya yeni taşınan bir arkadaşımı götürmek için… Hani nasıl desem, bazı insanlar daha az özlüyor ülkelerini ya da daha az bağlılar belki de 🙂

    Tabii ki sizin yazınızı okumadan Paris’te dolaşmak olmaz, yazınızı okuyup elimle koymuş gibi buldum. Arkadaşımla bayağı bir gezmemize (ve aradıklarımızı da bulmamıza) karşılık, o denli çok Türk işletmesi ile karşılaşmadık. Belki de biz daha çok bekliyorduk bilmiyorum. Ancak esnaflardan birisi de bize, “artık eskisi kadar değil, birkaç sene öncesine kadar çok daha fazla idi” yorumu yaptı. Yine de Türkiye’deki bir markete ya da restoranta girmiş gibi hissettiren yerler var ve sizin de dediğiniz gibi, otantik bulduklarından olsa gerek, pek çok da Fransız var dükkanlarda.

    Biz sevdiğimizden mütevellit, urfa dürüm, lahmacun yiyip ayran içerek geçirdik öğle yemeğimizi. Mekan sahibi kapıya özellikle helal et yoktur yazmıştı (ki Fransa’da bunu söylemesine gerek yok ama tabii hitap ettiği kesimin beklentilerinden olsa gerek), arkadaşım “neden” diye sorduğunda ise “haramın tadı bir başka” cevabını aldı 🙂

    Helal – haram kavramını meraklılarına bırakmak gerek ama Paris’teki etin kalitesi ile bir urfa dürüm yemek gerçekten keyifli bir deneyimdi.

    • Ahmet Ore Reply

      Merhaba Ata Bey,
      Tabii bir Berlin gibi düşünmemek lâzım ama Paris’in bu mahallesi, en azından Türkçe konuşarak alışveriş yapabileceğiniz, yemek yiyebileceğiniz bir yer olması bakımından iş görüyor. Geçtiğimiz hafta oradaki Türk kitapçıya uğradım, sonra gidip çorbacıda sıcak bir mercimek çorbası içmek çok iyi geldi 🙂
      Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim.

  4. Hello,

    Sanırım türk sineması arayışında yorum gördüm… ve buldunuzmu bilmiyorum ama neyse paylaşam.
    Doğrusu türk sineması yoktur. Sadece, arada sırada, sanırım Avrupa’ya (daha doğrusu Almanya’ya ve Hollanda’ya) vizyona giren türk filmlerine sunan bir küçük “Arts & Essai” sineması var.
    Dondurmam gaymak izlemiştim orada.
    Le Brady olması gerek https://www.lebrady.fr/inedits-du-cinema-turc/ sayfasına dayanırsam ama galiba vizyonda türk filmi yok şu anda.
    Belkide aynı caddede olan L’Archipel de sunuyor ola bilir.

    Bu arada sadece dükkanların değil, bu semt’te oturan türk sayısıda daha yüksektir. Rue de Clery ve Rue d’Aboukir, Le Sentier denilen semt’tir, burası zamanında terzi / atölyeler ve yahudi kumaşcıların yeri idi. Türklerin atölyelerde çalışmaları nedeniyle yerleşim olarak daha fazla türklere rastlanır diğer mahallelere göre. Bahsettiğin Rex sinemasına kadarda uzanır.

    • Ahmet Ore Reply

      Evet yılda bir kez Türk Filmleri Festivali düzenleniyor ve o zaman, başta Le Brady olmak üzere bir ya da birkaç sinemada film gösterimi oluyor.
      Onun dışında birkaç vizyon filmi hariç ben de denk gelmedim hiç.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.