(Son Güncelleme: 19.02.2018) Tuileries Bahçesi içinde yer alan, Eski Tuileries Sarayı’nın “limonluğu” bir başka deyişle “serası” olan Orangerie 1857’de inşa edilmiş bir yapı ve 1927’den bugüne de Orangerie Müzesi – Musée de l’Orangerie olarak kullanılmakta.

Oldum olası “Orangerie“lere bir düşkünlüğüm vardır. Gerek mimari formu, gerek mutlaka bir park içinde yer alıyor oluşu, gerekse büyük camekanlı aydınlık mekanlar olması nedeniyle her zaman ilgimi çeken yapılar olmuştur.

“Orangerie” kavramıyla yıllar önce ilk kez Londra’da Kensington Gardens içindeki “The Orangery” ile karşılaşmıştım. Gerek mimari tarzı, gerek içinde bulunduğu geniş bahçe, gerekse kafe restoran olarak kullanılıyor oluşunun keyfi nedeniyle gittiğim her şehirde bir “orangery” arar oldum.

Orangerie Müzesi - Musee de l'Orangerie - Orangerie Museum Pariste.Net

İngilizce “orangery” olarak geçen kavram, Fransızcada “orangerie” (oranjeri ya da oğanjeği) olarak kullanılıyor. Ne yazık ki Paris’in içinde, Kensington Palace’daki gibi The Orangery yok. Yani var da kullanım amacı başka. Belki de daha kutsal bir amaca hizmet ediyor; müze olarak kullanılıyor… Benim bildiğim, kafe olarak hizmet veren tek orangerie Compiègne Şatosu‘nun bahçesindeki Salon de Thé du Jardin des Roses

Orangerie Müzesi, özellikle derinlemesine devam eden iki ana salondaki dev nilüfer tabloları ile meşhur. Claude Monet‘nin bu meşhur eserleri, en büyüğü 2 metreye 17 metre, en küçüğü 2 metreye 6 metre olmak üzere toplam 8 adet devasa tablodan oluşuyor ve bu tablolar iki büyük oval salonda sergileniyor.

Zaten binanın müze olarak kullanılması, Monet’nin söz konusu 8 tablosunu bu binada sergilenmek üzere Fransa devletine hediye etmesi sonucunda gerçekleşiyor.

Orangerie Müzesi - Musee de l'Orangerie - Orangerie Museum Pariste.Net

Giverny‘deki Monet’nin Evi‘nin bahçesindeki nilüferlerden esinlenerek yaptığı tabloları incelemek için Orangerie Müzesi’nin her iki salonun da ortasında durduğunuzda bahçenin 360 derece panoramik manzarasını Monet’nin sanatıyla gözlemleme şansı yakalıyorsunuz. Gerçekten büyüleyici bir mekan.

Uzunca bir süredir bu iki salonda fotoğraf çekmek yasaktı ama müzeyi ziyaretlerimden birinde fotoğraf çekmenin serbest olduğunu görünce hemen bu nefis tabloları fotoğrafladım 🙂 Eğer Monet seviyorsanız Orangery Müzesi, Giverny‘deki Monet’nin Evi ve Empresyonizm Müzesi‘ni, ayrıca bir de en büyük Monet koleksiyonunun bulunduğu Marmottan Monet Müzesi‘ni görmenizi öneririm.

Elbette müze bu kadarla sınırlı değil. 2000’lerin başında köklü bir yenileme ve genişleme çalışmasıyla binanın alt katına büyük bir sergi alanı eklenmiş, daha doğrusu sergi galerileri demek daha doğru olur.

Orangerie Müzesi - Musee de l'Orangerie - Orangerie Museum Pariste.Net

Orangerie Müzesi’nin merdivenlerinden inerken solda ilk küçük kafeteryayı ve museum shop‘ı görüyorsunuz. Müzeleri gezerken museum shop‘ları da dolaşmaya bayılırım ve her seferinde kendime, daha doğrusu sevdiklerime hediyelik eşya almaya çalışırım. Ama museum shop gezimi müze ziyaretimin sonuna bırakıyorum.

Aşağıya doğru merdivenlerden biraz daha indiğinizde alt kata ulaşmış oluyorsunuz. Sağdaki koridora girdiğinizde hemen sağınızda buranın maketi bulunuyor, yine sağdaki bölümlerde de birbirinden ilginç maketler var ki bunların maket olduğuna inanamıyor insan. Aşağıdaki resme baktığınızda ne demek istediğimi anlayacaksınız:

Alt kattaki ilk koridorun sol tarafında birbirinden güzel tablolar sizi karşılıyor. Orangerie Müzesi’nin bu katında Monet‘nin tablolarıyla karşılaşabileceğiniz gibi Renoir, Gauguin, Cézanne, Picasso ve daha pek çok önemli ressamın birbirinden değerli tablolarını görme fırsatı buluyorsunuz. Tablolara baktıkça içiniz açılıyor, gününüz daha bir renkleniyor. Böyle güzel eserlere bakan bir gözle bu resimleri hiç görmemiş gözlerin birbirinden fersah fersah uzak olduğunu düşünüyorum.

Orangerie Müzesi - Musee de l'Orangerie - Orangerie Museum Pariste.Net

Ayrıca Orangerie Müzesi’nin kalıcı sergileri kadar belirli dönemlerde gerçekleştirdiği dönemsel sergiler de çok ses getiriyor. Ben bu müzeyi ziyaret edişlerimde, dönemsel sergilerden biri “İtalyan Empresyonistleri” bir diğeri de “Frida Kahlo ve Diego Rivera” sergileriydi ki her ikisi de birbirinden etkileyiciydi.

Bu müzede Renoir’ın yine birbirinden güzel eserleri bulunmakla birlikte beni en çok etkileyen eser, André Derain‘ın “Harlequin and Pierrot” tablosudur. Sırf bu tablonun karşısına geçip seyretmek için defalarca Orangerie’ye gidebilirim. Tuileries Bahçesi‘ni ziyaret ettiğinizde, ana kapıdan girişte hemen sağ taraftaki yükseltide yer alan Orangerie’yi de gezerseniz, Paris geziniz çok daha anlamlı olacaktır. Eğer vaktiniz varsa bahçenin simetrik olarak öteki ucunda bulunan Jeu de Paume‘u da gezebilirsiniz.

Orangerie Müzesi’ne ulaşmak için Concorde Meydanı‘na gelmeniz gerekiyor, dolayısıyla metronun 1, 8 ya da 12 numaralı hatlarını kullanarak “Concorde” istasyonunda inmeniz yeterli. Zaten meydanda Tuileries Bahçesi‘ne baktığınızda sağ üst tarafta müzeyi göreceksiniz.

Orangerie Müzesi - Musee de l'Orangerie - Orangerie Museum Pariste.Net

Orangerie Müzesi’nin Paris’teki bazı müzeler gibi Salı günleri kapalı olduğunu unutmayın. Bir güzel haberim de şu: Her ayın ilk Pazar günü Orangerie’yi gezmek ücretsiz…

Musée de l’Orangerie hakkında detaylı bilgi almak, güncel fiyatları ve dönemsel sergileri öğrenmek için aşağıdaki resmi web sayfası linkine bakabilirsiniz.

Orangerie gezisi sonrası sizi Tuileries Bahçesi‘nde güzel bir gezinti bekliyor zaten.

Sanat dolu güzel günler dilerim.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Web Adresi: musee-orangerie.fr/en

Adres: Jardin des Tuileries, 75001 Paris

İlgili Yazılar:

Yazar

Yorum Yazın