(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in batısında, doğusundan daha çok zaman geçirdiğim doğrudur. Bunda Paris’in batısında yaşıyor oluşumun da etkisi var elbette. Ne zaman Paris’te gezmek için otobüse, metroya ya da RER‘e binsem genelde yol üzerinde bir durak ya da istasyon mutlaka aklımı çeliyor ve daha fazla doğu tarafına ilerleyemeden kendimi bir anda daha batıdaki bir noktada buluveriyorum. Öyle olunca da sanki Paris’in doğu tarafı bana başka bir yermiş gibi geliyor ama gerçekte durum elbette ki böyle değil.

İlk olarak Temmuz 2014’teki La Fête Nationale Française‘de havanın da açmasını fırsat bilerek Bastille‘den La Promenade Plantée yoluyla doğu tarafına doğru yaptığım rastgele bir yürüyüş sonrasında döne dolaşa kendimi Nation’da bulunca, “ama burası da çok güzel, neden buraya daha sık gelmiyorum ki?” diye kendime sorduğumu hatırlıyorum.

Nation (nasyon) Fransızcada “ulus” anlamına gelen bir Paris semt ve ortasında tam on tane yolun kesiştiği büyükçe bir meydanın adı (Place de la Nation) aynı zamanda. Bu meydanın adı daha önce Place du Trône‘muş, Fransız İhtilali’nden sonra adı Place du Trône-Renversé olmuş. 14 Temmuz 1880’den beri de Place de la Nation ismiyle anılıyor. Demek ki ben meydana bu ismin verilişinin 134. yılına denk gelmişim 😉

11. ve 12. arrondissment‘ların kesiştiği noktada yer alan Nation, isim olarak bana Ankara’daki Ulus’u çağrıştırsa da sırf Nation Meydanı’nın kendisi bütün Ulus semti kadar vardır desem yeridir. Fransızların bu dev meydanlar yaratma konusundaki azmi ve başarısına da ayrıca hayranım. Nasıl bir ferahlık duygusu, nasıl bir göz ve gönül zenginliğidir…

Meydanın ortasındaki yuvarlak yeşil alanda şahane bir bronz heykel kümesi bulunuyor. Bu heykel 1889‘da yapılmış ve adı “Le Triomphe de la République” olarak geçiyor. Heykeli oluşturan öğeler Cumhuriyet’in unsurlarını sembolize ediyor.

Nation Meydanı – Place de la Nation
Le Triomphe de la République

Bir de Nation Meydanı’nın doğu tarafına bakan cephesinde iki büyük sütun bulunuyor. Bu sütunların üzerinde de birer heykel bulunuyor. Arkadan baktığınızda bu heykellerin sağda olanı Philippe Auguste, solda olanı ise Saint Louis‘ye ait. Gerçi şu sıralar meydanda yenileme çalışması var, yaya bölgesinin ve yeşilin arttırıldığı bir çalışma bu. Meydan yeni haline kavuştuğu zaman bu yazıyı ve fotoğrafları da güncellemem gerekecek…

Gösterişli, oldukça büyük bir alana yayılmış ve çok hoş biçimde düzenlenmiş bu meydanda pek çok kafe ve restaurant mevcut. Hangi birini size önerebilirim bilmiyorum ama burada bir kez önce Marco Polo’da yemiştik. Gayet hoş ve güzel bir mekandı; belki siz de oraya gidebilir ya da kendi keşfinizi hür iradenizle yapabilirsiniz 😉
Bir Paris gezinizde özellikle Nation Meydanı’nı görmeye gelmeniz ne kadar mantıklı olur bilemiyorum ama eğer kalacağınız otel bu civardaysa illa ki yolunuzun düşmesi gerekir diye düşünüyorum. Ayrıca şehrin en ünlü mezarlıklarından biri olan Père-Lachaise‘in de on dakikalık bir yürüyüş mesafesinde olduğunu düşünecek olursak burası görülesi bir lokasyon olarak seçilebilir belki de?
Ayrıca périphérique yönüne doğru ilerlerseniz yolun devamında Château de Vincennes‘e ulaşırsınız. Hemen arkasında da nefis koruluk ve park alanı Bois de Vincennes var zaten. Bir de başta dediğim gibi La Promenade Plantée de görülesi yerlerden biri ve buraya yakın sayılır. Ah bir de Türk restoranı Le Janissaire de Nation’a fazla uzak sayılmaz.
Nation Meydanı’nın bir başka özelliği de pek çok ulaşım ağının kesişme noktasında bulunuyor olması. RER-A bu meydanın altından geçiyor ve şehrin belli başlı noktalarına ulaşmada hızlı ve pratik bir çözüm. Üstelik buradaki istasyondaki kırmızı oturma grupları resim çektirmek için ideal 🙂 İstasyona inip bu koltukları gördüğünüzde ne demek istediğimi anlayacaksınız; hoş bir derinlik duygusu veriyor yan tarafınıza baktığınızda… Metro kullanmayı tercih ediyorsanız da 1, 2, 6 ve 9 numaları hatlar burada kesişiyor.
Siz yeter ki gezip keşfetmek isteyin. Paris’te ulaşım hiç dert değil. Her yer sizin keşfetmenizi bekliyor.
Keyifli geziler, keyifli keşifler…
Yazar

1 Comment

Yorum Yazın