(Son Güncelleme: 07.01.2019) Eğer mimarsanız, mimarlığın herhangi bir konu ile ilgili bir alanda çalışıyorsanız, bu konuda eğitim aldıysanız, güzel sanatlar çalışma konunuz veya ilgi alanınızsa ya da siz de mimari ve şehircilik konularına meraklıysanız, Paris’te mutlaka görmeniz gereken bir müzeden, Cité de l’Architecture’den bahsetmek istiyorum bu yazıda sizlere.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Trocadéro Meydanı’nda bulunan Cité de l’Architecture & du Patrimoine, Fransız mimarlık tarihi ve ulusal mirası açısından zengin bir koleksiyonu barındıran eşsiz bir müze. Toplam 22.000 metrekarelik bir alanda sergilenen sayısız eser başta mimarlıkla ilgilenenler olmak üzere, sanat meraklıları, kentleşme konularına ilgi duyan kişiler tarafından da gezilebilecek şahane bir yer.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

16. arrondissement‘da, Eyfel Kulesi‘nin en güzel göründüğü yerlerden biri olan Trocadéro Meydanı‘nın hemen sol tarafında yer alan Palais de Chaillot bünyesindeki müzeye gelmek için 6 ya da 9 numaralı metro hatlarının “Trocadéro” istasyonunda inmeniz yeterli. İstasyonun Tour Eiffel çıkışından çıktığınızda hemen solda karşınıza çıkacak. Cité de l’Architecture, gerek kalıcı eserleri ile gerekse geçici sergileri ile adından çok söz ettiriyor. Cité de l’Architecture (site dö larşitektür ya da site dö lağşitektüğ) Palais de Chaillot’un sol tarafındaki bölümde yer alıyor. Aynı binada bir de Chaillot Tiyatrosu bulunuyor. Diğer kanatta ise Denizcilik Müzesi – Musée de la Marin ve İnsan Müzesi – Musée de l’Homme bulunuyor. Oraları da görmenizi öneririm.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Kalıcı eserlerin bulunduğu giriş kattaki salonlarda, özellikle kültür mirası eserlerinden örneklerin yer aldığı büyük dış cephe örnekleri, sütunlar, kapılar, detaylar ve çeşitli maketlerle çok görkemli bir sunum hazırlanmış. Burayı gezerken ortaçağ müzesi geziyormuş hissine kapılıyorsunuz; öyle ki Quartier Latin’deki Musée de Cluny – Ortaçağ Müzesi‘nde bile böyle eserler yok.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Öyle ufak tefek şeylerden söz etmiyorum; eski bir kilisenin dev ön cephesi, kapısı, çatı detayı, heykel örnekleri ve hatta dev heykel grupları şeklinde düzenlenmiş oldukça büyük eserler sergileniyor bu katta. Çağdaş mimari bölümlerini gezmek içinse üst kata çıkmanız gerekiyor ama sabırlı olmanızı, bu katı ihmal etmemenizi öneririm.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Bu müzeyi gezişlerimden birinde, orta çağda yapılmış kiliselerin dış cephelerindeki heykellerin neden bu kadar ürkütücü olduğunu, bunların insanları kiliseye davet eder değil, insanı korkutup kaçıracak bir şekilde durdukları konusunda İspanyol mimar arkadaşım Carmen ile yaptığım bir sohbette bana, o zamanlar kiliselerin ve dinin korkutucu bir rol üstlendiğini, bu şekilde halkın üzerinde baskı kurarak iktidarlarını koruyabildiğinden söz etmişti…

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Gördüğünüz gibi din korktucu bir role bürünerek insanları nasıl da etkisi altına alabiliyor… Ah bu orta çağ yok mu… Avrupa’da dinin yaşamın merkezine konulduğu, dış dünyanın din ekseninde açıklanmaya çalışıldığı yıllar. İslam devletlerininse bilimde büyük atılımlar yaptığı, kültürünün altın çağını yaşadığı yıllar hani. 21. yüzyılda bir şeyler size tanıdık geliyor mu?

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Her neyse, demem o ki mimari, insan yaşamını derinden etkiliyor. Özellikle şehir planlaması ve kamunun kullandığı ortak bina ve alanların dizaynı hayatımızda belirleyici roller oynuyor. Tarih boyunca nereden nereye geldiğimizi, şu an hangi noktada olduğumuzu anlamak içinse bu tür müzelerin, sadece güzel şeyler görmekten öte çok daha fazla bir anlam ifade ettiğini düşünüyorum.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

İçinde bulunduğunuz Palais de Chailot’nun sol kanadındaki yarım daire şeklinde devam eden dev salonlarında ilerlerken, giriş katının en sonunda, dini yapılarını ve dönemin diğer mimari eserlerini süsleyen bu heykellerin, oyma ve kabartmaların nasıl yapıldığını gösteren interaktif bir bölüm var, oraya da bakmanızı öneririm. Örnek kalıplara dokunabiliyor, eserlerle etkileşime geçebiliyor, o zaman her şeyi daha iyi anlayabiliyorsunuz.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Bu kanadı bitirdikten sonra bir yandaki dev koridorlara geçmenizi öneririm. Aslında müzeye ilk girdiğinizde de bir sağ-bir sol ilerlemeniz mümkün, çünkü siz soldan yürürken diğer koridorun penceresinden görünen Eyfel Kulesi manzarasının sizi kendine çekeceğinden eminim ama bence benim önerdiğim rotayı izleyin. Önce sol koridoru bitirip sonra sağdaki koridordan yürüyerek başlangıç noktanıza geri dönün derim.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Buraya kadar olan bölüm orta çağın mimari anlayışını yakından tanımak içindi. Bu müzeye asıl gelmemizi sağlayan, çağdaş mimarinin geçirdiği aşamaları kavramak için gezeceğimiz asıl bölümse üst katta. Dilerseniz merdivenle dilerseniz asansörle bir üst kata çıktığınızda ikinci bir müzeye gelmiş gibi oluyorsunuz. Bu arada aklıma gelmişken söyleyeyim; mimarlık ve şehircilikle ilgilenenlerin Paris mimarisinin gelişimini incelemek için gezebilecekleri bir başka yer de Bastille tarafındaki Pavillon de l’Arsenal.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Bu kattaki modern ve çağdaş eserler bölümünde yakın dönem mimari gelişimi, örnek uygulamaların projeleri ve maketleri, çok sayıda sunum ve döküman ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. Benim gibi çocukluğunuz ve ilk gençlik yıllarınız bütün gün maketler yapmakla, mimari çizimlerle ve desen çalışmalarıyla geçtiyse, bu gördüğünüz maketler size çok daha büyülü görünecektir. O zamanlar hep bir mimar olmak isterdim ben; bütün günümü çizimler, maketler yaparak geçirirdim…

CNIT (Solda) – Grande Arche de la Défense (Sağda)
Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Bu salonda Fransız mimarlık tarihine damgasını vurmuş önemli eserlerin maketlerini ve plan detaylarını incelemeniz mümkün. Beni en çok etkileyen iki maket, La Défense projesinin iki önemli eseri CNIT ve Grande Arche de la Défense oldu. Onların bir zamanlar birileri tarafından düşünülüp tasarlanmış olması, şimdiyse yıllardır oldukları yerde yaşamımızın içinde yer alması çok garip bir duygu. Mimariyi bu yüzden bu kadar çok seviyorum belki de. Burada sadece hayata geçirilmiş projelerin değil, vaktiyle tasarlanmış ama gerçekleştirilememiş yapıların da maketleri var. Yapılsalardı hayatlarımız başka başka şekillenecekti herhalde.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Bu kattaki bir diğer etkileyici kısım da Paris’in maketiydi benim için. Bu maket üzerinde Paris’teki bazı önemli yapılar ve hatta artık olmayanlar gösteriliyor ayrı ayrı. Çocukken bu kadar küçük ölçekte değil ama demir arabalarla oynamak için şehir maketleri yapardım, sokak sokak, cadde cadde, ev ev… Üstü açık mercedes’imle o sokaklarda gezerken gerçekten gezmiş gibi yaşardım o anları. O yüzden bu maketler benim için ayrı bir önemlidir.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Bu katın en dip köşesinde ise gözlerinize inanamayacağınız bir ev projesi var. 1940’larda Marsilya’da hayata geçirilmiş, modern mimarinin babası kabul edilen, benimse –mimarlık tarihi cehaletim nedeniyle olsa gerek- bir türlü ısınamadığım- Le Corbusier tarafından tasarlanmış bu konut projesinin içine girip dolaşabiliyorsunuz. Dubleks bir apartman dairesi şeklinde tasarlanmış bu örnek daire size çok şey ifade edecektir. Mimarların hayatımızdaki yerinin bu yüzden önemli olduğunu düşünüyorum. Evimizin penceresi nereye bakacak, pencereyi kapıyı hangi yöne doğru açacağız, odanın neresinde oturup kime hangi açıdan bakacağız, bunlar hep mimarların hayatımızı gizliden gizliye yönetme konuları değil mi…

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Bu evi gezdikten sonra pencere tarafına geri dönerseniz, hemen evin yanından koridorun devam ettiğini göreceksiniz. İçeri doğru devam ederseniz de solda, bu yazının kapak fotoğrafında gördüğünüz fotoğrafı çektirdiğim, bu müzeden Eyfel Kulesi‘nin en güzel göründüğü yeri göreceksiniz. İleride ve sağ tarafta da yukarıda fotoğrafını gördüğünüz şapel ve kilise detaylarının olduğu bir başka büyüleyici bölüm var. Müze gezimizi böylece sonlandırıp, aşağı inerek dışarı çıktığımızda ise Trocadéro Meydanı‘nda bambaşka bir hayat bizi bekliyor.

Mimarlık Müzesi – Cité de l’Architecture

Cité de l’Architecture Çarşamba, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri 11:00-19:00, Perşembe günleriyse 11:00-21:00 saatleri arasında açık; Pazartesi, Salı günleri ise kapalı. Ayrıca 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık tarihlerinde de müzenin resmi tatil nedeniyle kapalı olduğunu not edin lütfen. Müze giriş ücreti kalıcı sergiler bölümü için 8€ iken dönemsel sergiler içinse 6€-9€ aralığında değişiyor. Güncel fiyatlar, dönemsel sergiler ve diğer bilgiler için müzenin resmi web sayfasına bakmanızda yarar var. Bir de bu müze her ayın ilk pazar günü ücretsiz gezilebiliyor.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Adres: Cité de l’Architecture et du Patrimoine, 1 Place du Trocadéro et du 11 Novembre, 75016 Paris

Author

2 Comments

  1. Paylaşım ve emeğiniz için teşekkürler. 24 Nisan Salı gününe programlamıştık burayı fakat yazınızı okuyunca salı günleri kapalı olduğunu gördüm. Müzenin web sitesinde maalesef İngilizce versiyonunu bulamadım , bulduysam da detaylar yine hep Fransızca çıktı. Yazınız en başında 12 Ocak itibari ile güncel olduğunu yazmışsınız ama bir 24 Nisan Salı günü kapalımıdır ?

    • Ahmet Ore Reply

      Merhabalar,
      Paris’te müzelerin açık olduğu gün ve saatler kolay kolay değişmiyor. Sizin için kontrol etmek için bir kere daha resmi web sayfasına baktım. Evet, bu müze Salı günleri kapalı ve sizin gezmek istediğiniz tarihte ne yazık ki açık olmayacak.
      Mutlu günler dilerim.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.