(Son Güncelleme: 25.10.2018) Çok uzun zamandır yazmak istediğim bir yazıyı nihayet yayınlıyor olmanın mutluluğuyla başlıyorum satırlarıma. Bugüne kadar üç kez ziyaret ettiğim Le Mont Saint Michel‘den daha çok kişinin haberi olmasını, bu güzelliği daha çok kişinin görmesini çok istiyordum çünkü. Daha önceki gidişlerimde amacım kişisel, turistik bir ziyaretti, o yüzden oturup yazacak kadar birikim sahibi değildim ama Nisan 2017’deki son ziyaretimden sonra artık bu muhteşem yeri sizlere anlatabilirim, Le Mont Saint Michel nerededir, nasıl gidilir, neden gidilmelidir ve orada neler yapılabilir, tüm bildiklerimi sizlerle paylaşabilirim. Buyursunlar, başlayalım:

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Paris’in 360 km batısında, Normandiya-Bretonya bölgesi sınırında, Manş Denizi’nin Le Mont Saint Michel Körfezi kıyısında bulunan bu muhteşem manastır, denizin ortasındaki bir ada üzerinde bulunan küçük bir yerleşim yeri aynı zamanda. Fransa’da Eyfel Kulesi‘nden sonra en çok ziyaret edilen ikinci yer olduğunu söylersem ne kadar popüler bir mekan olduğunu ayrıca belirtmeme gerek kalmaz sanıyorum. Düşünsenize, burayı yılda yaklaşık iki buçuk milyon insan ziyaret ediyor. Neden onlardan biri de siz olmayasınız?

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Elbette işin en keyiflisi Le Mont Saint Michel’e arabayla gitmek. Trafiğin durumuna bağlı olmakla birlikte, Paris’ten yaklaşık dört saatlik bir yolculuk sonunda buraya ulaşabiliyorsunuz. Araba kiralamayı düşünüyorsanız özel olarak şu şirketten araba kiralayın diyemem ama belki de en iyisi, aşağıdaki banner üzerinden rentalcars.com‘a tıklayarak tüm seçeneklere bakıp, kendinize en uygun arabayı kiralamak olacaktır.

Le Mont Saint Michel’e arabayla gitmek için bir kuzey tarafından Caen üzerinden dolaşarak gelme seçeneği var, bir de güneyden, Le Mans ve Rennes üzerinden gelmek mümkün. İkisi de mesafe olarak aynı gibi ama ben kuzeyden dolaşmanızı öneriyorum, çünkü güney seçeneği, Paris’i güney şehirlerine bağlayan daha yoğun bir trafiğin içine düşmenize neden olabilir. Yine de trafik şans işi biliyorsunuz. Ayrıca otobanların çok pahalı olduğunu tekrar belirteyim. Gidiş-dönüş 30-40 euro otoban ücreti ödeyeceğinizi de hesaba katın lütfen.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Le Mont Saint Michel’e trenle gitmek de mümkün ama hemen yanı başına kadar ulaşamıyorsunuz. Bunun için Paris Gare Montparnasse istasyonundan kalkan TGV hızlı trenle önce (yaklaşık iki saatte) Rennes‘e geliyorsunuz (ki burası da güzel bir şehirdir) sonra otobüsle Le Mont Saint Michel’e ulaşıyorsunuz. Buna da bir, bir buçuk saatlik bir süre diyebiliriz. Bir de her sabah bir gidiş, her akşam bir dönüş olmak üzere yine Paris’te yine Montparnasse Garı‘ndan kalkan özel bir tren olduğunu öğrendim bu yazıyı hazırlarken ve bu trenle (yaklaşık dört saatte) Le Mont Saint Michel’in yanı başındaki Pontorson istasyonuna ulaşıyorsunuz ve buradan yine otobüsle Le Mont Saint Michel’e geçiyorsunuz. Ben buraya hiç trenle gitmediğim için ancak bu kadar detay paylaşabiliyorum…

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Le Mont Saint Michel’e ekonomik yoldan otobüsle gitmek de mümkün. Bunun için Flixbus ideal bir seçenek olabilir. Paris’te Bercy (ulaşım için: M6 ve M14 metroları) ya da La Défense‘tan (ulaşım için: M1 metrosu ya da RER-A) kalkan otobüsleriyle doğrudan Le Mont Saint Michel’e ulaşabiliyorsunuz. Otobüslerde free Wi-Fi ve priz de varmış 🙂 Biletinizi de aşağıdaki banner üzerinden alabiliyorsunuz… Doğrusunu isterseniz ben buraya hiç otobüsle gitmedim ama içinizde giden varsa ya da bu yazıyı okuduktan sonra otobüsle gidenleriniz olursa, görüş ve önerilerinizi yorum kısmına yazabilirseniz herkes için faydalı olur.

Le Mont Saint Michel’e ilk gidişim olan Temmuz 2011‘de ve hiç unutmam burada, o zamanlar Brest’te öğretmen olan sevgili dostum Ali’yle buluşmuştuk. Herkes buraya yazın gitmek gerektiğini söyler -ki doğrudur- ama bizim gittiğimiz o Temmuz günü tam arabayı eski otoparka park ettiğimizde öyle bir yağmur başlamıştı ki arabadan inip bagajdaki şemsiyeyi bile alma imkanım olmamıştı, öyle bir yağmur yağdı yani 🙂 Çaresiz yağmurun dinmesini bekleyip öyle çıkmıştık arabadan ve yağmur dinince karşımıza çıkan o muhteşem manzarayı da unutmam mümkün değil; rüya gibiydi…

Le Mont Saint Michel Pariste.Net Ahmet ORE

Neyse ki Nisan 2017’deki son gidişimde hava çok güzeldi. Gerçi Le Mont Saint Michel’in bulunduğu Normandiya ve Bretonya sınırı Karadeniz iklimini andıran bir iklime sahiptir ve genel olarak gökyüzü kapalı ve çoğu zaman da yağmurludur. O yüzden burayı güzel havada gezebilenler gerçekten çok şanslı insanlardır 🙂 Biz de bu kez şanslı günümüzdeymişiz demek ki, bulutlar ara sıra oyun bozanlık yapsa da genel olarak güneşli ve güzel bir gün oldu; tabii yine unutulmazdı.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Le Mont Saint-Michel’e ilk gidişimizde arabayla manastırın kapısına kadar gidilebiliyor, neredeyse kapısının önüne park edilebiliyordu ama burası önemli bir gel-git alanı olduğu için suyun yükselip alçalması bu otopark alanı için bir risk oluşturuyordu. Aynı zamanda fotoğraf çekmek için de çok kötü bir görüntüye neden oluyordu. Neyse ki birkaç yıl önce buradaki otopark kaldırılmış ve daha geriye, devvvvv bir alana taşınmış. Arabanızı bu büyük otopark alanına 12€’ya park ediyorsunuz! 10€ da manastıra giriş için vereceğimizi düşünürsek, ciddi bir rakam gerçekten. Ben her ne kadar yazılarımı düzenli olarak güncellemeye çalışsam da gözden kaçırabilirim; o yüzden güncel fiyatları ve diğer tüm detayları tabii her zaman, yazının sonunda bulunan Le Mont Saint-Michel’in resmi web sayfasından kontrol etmenizde yarar var. Atladığım bir şey olursa da lütfen beni haberdar ediverin ki en doğru bilgiye hep birlikte ulaşalım.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Arabanızı büyük otoparka park ettikten sonra ücretsiz servis otobüslerinin kalktığı yeri bulmanız gerekiyor. Bunun için okları takip etmeniz yeterli. Kalabalık gözünüzü korkutmasın, bu otobüsler vızır vızır çalışıyor ve sizi köprü üzerinden geçirerek adaya ulaştırıyor. Eskiden tüm bu yolu özel aracınızla geçebiliyordunuz ama artık o uygulamadan vaz geçilmiş; bilemiyorum, belki de iyi olmuş. Dilerseniz yürüyerek de gidebilirsiniz ama fazla vaktiniz yoksa otobüsü öneririm. Otobüs sizi köprü üzerinde, adaya yakın bir yerde bırakıyor. Önce bir “öf bir de yürüyecek miyiz?” diye söylenir gibi oluyorsunuz ama indiğiniz nokta fotoğraf çekmek için ideal; lafınızı hemen geri alıp başlıyorsunuz fotoğraf çekmeye 🙂

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Le Mont Saint Michel 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık hariç yılın her günü açık. Mevsime göre saatler değişiyor ama kabaca yazın 09:00-19:00, kışın 09:30-18:30 diye aklınızın bir köşesine not alırsanız iyi edersiniz. Bir de bazı günler deniz çok yükseldiği için kapanıyor, bunun için de gitmeden resmi web sayfasından takvime ve açık olup olmadığına bakmakta yarar var. Mevsiminde ve güzel bir havada gittiyseniz büyük olasılıkla çok kalabalık bir ortamla karşılaşacaksınız ana kapıdan adaya ilk girdiğinizde. İnsanın gözü bir bilet gişesi arıyor ama bu kısım ücretli değil, manastırı gezmek için yukarı tırmanmanız gerekiyor. Dümdüz yukarı doğru, biraz kıvrıla kıvrıla, biraz tırmana tırmana ilerleyerek tepeye doğru ilerliyorsunuz etrafınıza hayran hayran bakınarak. Eh tabii turistik bir alandayız, etrafta da bolca turistik mağaza bulunuyor. Bence oraları gezmeyi dönüşünüze saklayın, önce yukarı çıkıp manastırın içini gezin.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Dilerseniz biletinizi önceden internetten de alabilir, sıra beklemekten kurtulabilirsiniz ama ben her zamanki gibi şanslı olduğum için hiç sıra beklemeden biletimi alıp manastıra girmeyi başardım. Elbette 2011’deki ilk gelişimde gördüklerim beni çok daha fazla etkilemişti ama sonrasında Fransa’da onca şato, katedral ve kale gezdikten sonra Nisan 2017’deki gezimde içeriden o kadar etkilenmediğimi itiraf etmeliyim. Burada bir zamanlar yaşanan onca tarihi olayı düşündükçe içimde yine bir şeyler kıpırdamadı değil 🙂 Buraya ilk defa gidecek olanların çok etkileneceğinden eminim.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Dik merdivenlerden tırmanırken basamaklara mı, üzerinize üzerinize geliverecekmiş gibi duran duvarlara mı, çeşme başındaki siyah demir musluk başına mı, kıyı-köşe detaylara mı; nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz içeri ilk girdiğinizde. Sonra yukarıda bir taraça, tırmandığınız onca yolun ilk geçmişini şöyle bir seyrediyorsunuz aşağıdaki ovaya bakıp; içiniz bir hoş oluyor. Yan taraftaki odacıkta bulunan ve geçmişi sekizinci-dokuzuncu yüz yıla dayanan Le Mont Saint-Michel’in geçirdiği tarihi süreci gösteren maketlere bakarak “nereden nereye” diye soruyorsunuz kendi kendinize.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Sonra sağa dönüp asıl kilise bölümüne giriyorsunuz; içeride ruhani bir havaya bürünür gibi oluyorsunuz ama kalabalık buna biraz engel oluyor. Sonra okları takip ederek size çizilmiş rotada -izin verildiği ölçüde- bu orta çağ yapısını, tüm gotik ruhuyla içinizde hissediyorsunuz ve bir o kadar da kendinizi o ruhun içine bırakıveriyorsunuz. Taş taş her yer, o taşların ağırlığı altında ezilir gibi oluyorsunuz, sonra “iyi ki o yıllarda yaşamamışım” diye geçiyor aklınızdan, benim geçmişti yani, bilmem sizler ne düşüneceksiniz buraları gezdiğinizde.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Le Mont Saint Michel’in manastır kompleksinde en sevdiğim bölümlerden biri yukarıda fotoğrafını gördüğünüz avlu. Bu avlu stilini daha sonra Fransa’nın pek çok yerinde gördüm ve her görüşümde “Aaa aynı Mont Saint Michel’deki gibi” dediğimin farkındayım 🙂 Ne var ki Nisan 2017’deki ziyaretimde bu bölüm restorasyondaydı, umarım siz gittiğinizde tamamlanmış olur, çünkü çok güzel bir yer burası. Yazıdaki tüm fotoğraflar son gidişimden ama yukarıda gördüğünüz fotoğraf, Temmuz 2011’deki gezimden kalma; fikir versin diye. Bu arada, eğer bu tür mekanlar ilginizi çekiyorsa, Fransa’da görmenizi istediğim bir diğer manastırın da Fontevraud Manastırı olduğunu söylemeliyim.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Bu tür anıtsal yapıların korunması ve restorasyonu önemli. Hal böyle olunca gezdiğimiz yerlere birkaç yıl arayla gittiğimizde başka başka yerlerini başka başka şekillerde gördüğümüz oluyor. O yüzden nereye gidersek gidelim, restorasyonda olan bir bölüme denk geldiğimizde şanssız olduğumuzu düşünmek yerine, gezdiğimiz o yeri koruyup gelecek nesillere aktarmak için uğraş verdiklerinden dolayı yetkililere teşekkür edelim bence. Yoksa nasıl bugünlere ulaşır, yarınlara nasıl miras kalır ki böylesi güzellikler?

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Böyle ine çıka döne dolaşa manastır gezimize devam ederken bazen karanlık dehlizlerde dolaşıyoruz bazen de teraslara çıkıp uçsuz bucaksız denize bakıp sonsuzluğu hissediyoruz. Başımızın üzerinde uçup giden martılar çığlıklarıyla bizi selamlıyor, güzel havadaysak tatlı bir rüzgar, kötü bir havaya denk geldikse şiddetli bir soğuk bize yaşadığımızı, insan olduğumuzu hissettiriyor. Benim martılara olan düşkünlüğümüyse zaten tüm Pariste.Net okuyucuları yakından biliyor. Paris’te yaşayıp da martılara hasret kalmış bünyeye de Le Mont Saint Michel ilaç gibi geliyor.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Le Mont Saint-Michel’in manzarası gel-git zamanlarına göre değişiyor. Deniz yükselmişken geldiyseniz burası bir ada gibi görünüyor, deniz çekilmişken geldiyseniz çölün ortasında bir tepeymişçesine bir manzarayla karşılıyor sizi. Hele bir de denizin yükselmekte ya da çekilmekte olduğu zamana denk gelirseniz çok daha farklı bir deneyim yaşıyorsunuz ve bu doğa olayına hayret ediyorsunuz. Ben birkaç yıl önce Roscoff’ta deniz kenarında bir restoranda yemek yerken gözümün önünde hızla denizin yükseldiği o anı hiç unutamıyorum. Aynı şeyi bu son Le Mont Saint Michel gezimde de yaşadım. Doğa ne güzel şey, doğa olaylarını izleyip kendini doğaya ait hissetmek de öyle.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Manastır gezinizden sonra yapacağınız şey elbette ki adayı çepeçevre saran surlarda, kat kat teraslarda, daracık sokaklarda yani kıyı köşe adada dolaşmak olacak. Bazen karşınıza minik bir ev, bazen bir kafe, bazen bir dükkan, bazen de bir mezarlık çıkacak. Her köşesinden başka bir manzara sunan Le Mont Saint-Michel’i gezmeye doyamayacaksınız inanın; elinizde fotoğraf makinesi, oradan oraya çocuklar gibi sevinçle koştururken bir ara durup beni hatırlarsanız sevinirim 😉

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Yemek içinse mutlaka manastırın sağ tarafında surlar üzerinde bulunan restoranları öneriyorum. Bu restoranların teraslarında şahane manzara oluyor. Hele ki bizim gibi denize hasret bünyeler için çok iyi geliyor bu setlerin üzerinde yemek yemek. Yemek fiyatları Paris ayarında; ne daha ucuz, ne daha pahalı. Servisse daha sıcak ve samimi. Yine de turistik bir mekandayız haliyle… Turist olmak o kadar da küçümsenecek bir şey değil, içiniz rahat olsun.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Yemek yerken aşağıda yürüyen insanlar göreceksiniz. Yürümeyi seven bu insanlara heves etmekte haklısınız ama ben dikkatlice bakınca çok heves etmediğimi söylemeliyim. Aşağının taşlık ya da kayalık değil balçık olduğunu bir kenara not ediverin, eğer buralarda yürümek istiyorsanız mutlaka yanınızda yedek ayakkabı bulundurun. Bir diğer uyarım da fazla açılmamanız, eğer uzun bir yürüyüş yapmak istiyorsanız mutlaka rehberli bir tura katılmanız. Çünkü suyun ne zaman ne taraftan hangi hızda yükseleceğini kestirmeniz çok güç; cidden zor bir durumda kalabilirsiniz. Bunun yerine, böylesi bir yürüyüşü Deauville‘de gün batarken yapmanızı öneririm. Nasıl güzeldir, nasıl güzeldir…

Le Mont Saint Michel Pariste.Net

Le Mont Saint-Michel (lö mon sen mişel) belki bu kadar kalabalık bir yer ama aslında burada yaşayan kişi sayısı 30-40 arasında değişiyor. Disneyland şatolarına benzeyen bu nefis manastırın bulunduğu adada yaşamak ne kadar ilginç bir şey olurdu kim bilir? Ama bunca kalabalığın içinde huzur bulmak sadece kış aylarında mümkün olur herhalde ama o zaman da kalabalık olacağını düşünüyorum. Ben yine de burayı gezmek için kış harici bir mevsim seçmenizi öneriyorum.

Le Mont Saint Michel Pariste.Net Ahmet ORE

Ben hiç Le Mont Saint Michel’de kalmadım ama ilginç olabilir. Eğer siz düşünürseniz bu linkten ya da aşağıdaki banner üzerinden kendinize otel bakabilirsiniz. Biliyorsunuz, eğer booking.com kullanıcısıysanız ve rezervasyonlarınızı bu blogdaki linkler ya da banner’lar üzerinen yaparsanız sizin için bir eksisi olmuyor ama bana destek olmuş oluyorsunuz 😉

Le Mont Saint Michel, Paris dışında yapacağınız Normandiya ya da Bretonya gezinizin en önemli duraklarından biri bence. Bretonya’ya yapacağınız en az bir haftalık bir gezide ya da Normandiya‘da, Normandiya Çıkarması‘nın yapıldığı Omaha Beach taraflarına yapacağınız bir geziye çıktığınızda burayı da görülecek yerler listenize eklemelisiniz. Dilerseniz Caen, Rennes gibi şehirleri de görmek güzel olabilir ama benim bu civarda görmenizi şiddetle önereceğim yer elbette ki benim çok çok sevdiğim Saint Malo olacaktır. Tabii Deauville ve Trouville çevresini de göreceğinizi düşünmek istiyorum 😉 Özellikle Paris’te Bir Hafta geçirecekseniz burası listeye alınabilir ama Paris’te 15 Gün geçirecekseniz mutlaka Le Mont Saint Michel’i mutlaka görmelisiniz… Normandiya’nın hakkını vermek istiyorsanız da Normandiya Rehberi yazısına bakmanızda yarar var.

Bu güzellikleri herkesin görmesi dileğiyle.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Web Adresi: abbaye-mont-saint-michel.fr/

Adres: Le Mont Saint Michel, 50170 Fransa

İlgili Yazı:

Paris’e Birkaç Saat Mesafede Görülmeye Değer Diğer Yerler:

Author

8 Comments

  1. slm Mont saint Michel cok merak ediyordum yazdiklarinizi görünce dahada ilgimi cekti muhtesem yer tesekurler

    • Ahmet Ore Reply

      Okuduğunuz için ben teşekkür ederim. En kısa sürede bu güzel yeri görebilmeniz dileğiyle, mutlu günler.

  2. Merhabalar çok güzel ve bilgilendirci bir yazı olmuş elinize sağlık ve teşekkür ederim:) 2 hafta sonra Paris’te olacağım. Burayı da kesinlikle görmek istiyorum. Anladığım kadarıyla Paris’ten kolaylıkla otobüse binip 4 saatlik yolculuk sonrası buraya gidebilirim. Ve sadece manastıra girerken ücret ödeyeceğim öyle midir?

    • Ahmet Ore Reply

      Çok teşekkürler Gonca Hanım, evet tam dediğiniz gibi; Paris’ten buraya otobüsle ulaşabiliyorsunuz. Sonra shuttle’la adaya gidiyorsunuz ve adanın kapısından girip, tepedeki ana girişe ulaştıktan sonra buradan bilet alıp manastırın içini gezebiliyorsunuz.
      Mutlu günler…

  3. Burası herhalde bir ortaçağ kasabası, ev yapıları ve dar sokaklar öyle çağrıştırıyor,bana kasaba meydanında yakılan Jan Dark’ı hatırlattı, gezilebilir yaşanılır değil :(( ama deniz kenarında olması güzel

    • Ahmet Ore Reply

      Yaşamak için oldukça kasvetli bir yer ama gezmek için şahane…

  4. Merhaba Agustos ayı için brest bölgesind üye konaklamalı küçük bir Fransa gezisi yapmak istiyorum.benim planım Paris, Lyon,Saint Michel ve bourdeaux.sizin önerileriniz neler olur.teşekkürle

    • Ahmet Ore Reply

      Merhabalar,
      Eğer Brest tarafını görmek istiyorsanız saydığınız şehirlere hiç gitmenize gerek yok, Saint Michel’den başlayarak batı tarafına doğru tüm Bretagne -Breton Bölgesi olağan üstü bir gezi güzergahına sahiptir. O bölgede gezmeniz gerken yerleri saymakla bitiremem ama kesinlikle bir hafta ayırmanız gerekir diye düşünüyorum. Ben o bölgeyi iki kez birer hafta gezdim, üçüncü kez gezip detaylı bir blog yazısı yazacağım ama şu an hatırladıklarımla bir yazı yazıp öneride bulunmam çok güç.
      Mutlu günler dilerim.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.