(Son Güncelleme: 01.05.2019) Demiryollarını sever misiniz? Kim sevmez ki? Peki demir yollarında yürümeyi, hatta benim gibi boylu boyunca raylara uzanmayı? Hayır hayır korkmayın, adrenalin peşinde değilim; size yine Paris’in gizli saklı kalmış bir güzelliğini daha tanıtmak istiyorum bu yazıda: La Petite Ceinture (la pötit sentür ya da la pötit sentüğğ)

Paris’in içinde terk edilmiş bir demir yolu hattı olduğunu biliyordum ama bunun nerede olduğunu bir türlü çözemiyordum. Hep şurada burada var diye haberlere denk geliyor, fotoğraflara rastlıyordum da konuya tam hakim olamamıştım; nihayet neyin ne olduğunu anladım, kalkıp keşfimi de yaptım. Artık öğrendiklerimi sizlerle paylaşmanın zamanı geldiğine inanıyorum.

La Petite Ceinture, 19. yüzyıl ortalarında Paris’in çevresini günümüzdeki périphérique – periferik gibi saran bir demiryolu hattının yapımıyla oluşmuş. O dönemde Paris 12 arrondissement‘dan 20 arrondissement‘a çıkartılıp büyüyünce, yani sınırları genişleyip günümüzdeki anlamıyla Grand Paris olmuş.

La Petite Ceinture

Paris’in -o zamanki- yeni sınırlarını birbirine bağlamak için de işte bu size bahsettiğim hat, yani La Petite Ceinture oluşturulmuş. 21. yüzyılda da Grand Paris projesinin yeni versiyonunun hayata geçirilmesi ile birlikte çalışmalarına başlanan, büyütülmüş olan yeni Paris’i çepeçevre saracak olan Grand Paris Express‘in de hangi amaçla yapıldığını böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Tarih tekerrürden ibaret oluyor yani.

La Petite Ceinture’ü “Küçük Kemer” olarak çevirebiliriz ama ben daha çok “Küçük Halka” demek istiyorum çünkü bu demiryolu hattı Paris’in günümüzdeki sınırlarının çok az içinden geçecek şekilde tıpkı périphérique – periferik gibi çepeçevre bir halka oluşturuyor.

La Petite Ceinture 1934’ten itibaren, yeni metro ve RER hatlarının açılmasıyla, artık ihtiyaç kalmadığı için yavaş yavaş kullanım dışı olmaya başlamış. En son olarak da 1993’te neredeyse tamamen devre dışı kalmış. “Neredeyse tamamen” diyorum çünkü günümüzde çok az bir kısmı halen RER-C‘nin güzergahı üzerinde aktif olarak kullanılıyor.

La Petite Ceinture

Peki bizim için Petite Ceinture neden önemli? Çünkü bu hattın bir kısmı günümüzde, parçalar halinde de olsa gezi ve yürüyüş parkuru olarak kullanılıyor. Tam olarak nerelerde olduğunu kestirmek biraz güç, çünkü çok net bir haritasına ben de ulaşamadım.

Tespit ettiğim yerlerin keşfinin tamamını yapmaya da vaktim olmadı, o yüzden bu yazıda kendi deneyimlediğim, size de önerebileceğim kısmını anlatmaya çalışacağım. Kalan kısımları birlikte keşfederiz, keşfettikçe de yazımıza ekleriz.

Dilerseniz La Petite Ceinture’ü keşfetmeye 16. arrondissement‘dan başlayalım. 9 numaralı metro hattını kullanarak “La Muette” istasyonunda inip de yukarı çıktığınızda göreceğiniz gazete bayisi ve eczanenin sağ tarafındaki caddeden biraz yürüdüğünüzde, günümüzde kafe-restoran olan La Gare‘ı göreceksiniz.

La Petite Ceinture

Buranın eskiden bir gar binası olduğunu hep tahmin ediyordum da hangi eski hattın garı olduğunu bir türlü çözememiştim, meğer La Petite Ceinture’ünmüş 🙂 La Gare da ayrı bir yazı konusu olmayı hak ediyor ama dilerseniz biz şimdilik bu restoranın sağ tarafından yolumuza devam edelim ve hemen arka taraftaki küçük parkın içine girelim.

Biraz daha yürürsek karşımıza La Petite Ceinture’ün başına ulaştığımıza dair bir tabela çıkacak. İşte o kapıdan giriyor ve bulunduğumuz bu parizyen mahallenin dışında, bambaşka bir dünyaya adım atmış oluyoruz.

Girdiğiniz yol önce normal bir yürüyüş parkuruymuş gibi geliyor. Mevsimine göre yemyeşil, mevsimine göre ağaçların yapraklarının rengi farklı; kışsa elbette daha kuru. Sonra yol yavaş yavaş aşağı doğru inmeye başladıkça eski bir tren yolu izi üzerinde olduğunuzu anlıyorsunuz ama ortada hâlâ gerçek bir tren yolu yok. Bu biraz hayal kırıklığına uğratır gibi görünse de böyle bir soft başlangıç yapmak yine de hoş oluyor.

La Petite Ceinture

Ben Paris’te bir tek Bastille‘den başlayıp Bois de Vincennes‘a kadar devam eden Promenade Plantée – Coulée Verte böyle eski bir demir yolu sanıyordum, meğer asıl bu La Petite Ceinture varmış ve çok daha etkileyiciymiş.

Bunca yıl, bunca yazı olmuş Paris’te hâlâ keşfedecek ne çok şey var diye insan hayret ede ede yürüyor yeşilliklerin ve çevre binaların arasından, eski bir demiryolu güzergahı üzerinde.

Yaklaşık 1,5 kilometre sonra yol bitiyor ve soldaki merdivenlerden yukarı çıkarak sokağa ulaşıyorsunuz. Ulaştığınız yer Porte d’Auteuil… Buradan parkurun ikinci bölümüne geçmek biraz karışık; çünkü çok yakın değil ama yine de anlatayım:

La Petite Ceinture

Çıktığınız sokakta sağ tarafa doğru yürüyün, ulaştığınız meydanda hep sağ sağ yaparak devam edin ve sonra yukarı doğru yürüyün. Biraz ileride solda, yolun karşısında yani PC1 numaralı belediye otobüsünün durağı var, o otobüse binip son durağında yani Hôpital Européen‘da inin ki burada Ballon de Paris‘nin olduğu Parc André-Citroën var. Buradan dilerseniz bir durak için T3 tramvayına binebilir, dilerseniz yürüyerek bir sonraki istasyon Balard‘a ulaşabilirsiniz.

Ya da başka bir gün 8 numaralı metro ile Balard‘a gelip buradan geri yürüyüp, karşıda göreceğiniz köprünün altından geçtikten sonra sola dönüp La Petite Ceinture’ün ikinci bölümünü keşfedebilirsiniz. Yalan yok, ben bu kısmı ayrı bir sevdim. Yukarı çıkıyorsunuz ve sola doğru yol başlıyor. İşte özlediğimiz raylar…

Bu raylar gittikçe gidiyor. Her an bir tren gelecekmiş gibi hissediyorsunuz ama öyle bir şey yok merak etmeyin. O yüzden burası hem yürüyüş için hem de fotoğraf çektirmek için çok hoş bir güzergah.

La Petite Ceinture

Genci yaşlısı, çoluğu çocuğu, sporcusu avaresi pek çok insan bu hat üzerinde bir gelip bir gidiyor. Bu kez Coulée Verte – Promenade Plantée gibi yolumuz yerden yukarıda olduğu için Paris binalarını biraz yukarıdan seyredebilmenin keyfini de yaşıyoruz. Dilersek ahşap/toprak yol üzerinde dilersek de rayların çizgisinde dengemizi korumaya çalışarak. İnanın çok eğlenceli.

Yaklaşık 2 kilometre sonra bir tünel girişine geliyorsunuz. Bilmem başka zaman burası açık olur mu ama biz gittiğimizde kapalıydı, dolayısıyla yürüyüşümüze daha fazla devam edemedik, hemen yan taraftaki asansörle yukarı çıktık ve “gerçek hayata” geri döndük.

Asansörden çıkıp da sola dönerseniz karşınızda bir ana okulu “Ecole Maternelle” göreceksiniz, hemen onun sağ tarafından okul içine girermiş gibi kapıdan geçip yolu takip ederseniz, sağ taraftan bir patika gibi ilerlemeye devam edeceksiniz. O yol da bittiğinde karşınıza, hemen sol köşede Paris ölçeğinde orta büyüklükte ama yine de oldukça büyük diyebileceğimiz ve görülmeye değer bir park, Parc Georges-Brassens çıkacak, sakın içine girip gezmeyi ihmal etmeyin. Hemen onun bitiminde de sadece hafta sonları kurulan bir Sahaflar Çarşısı – Le Marché du Livre Ancien var, oraya da girip bir dolaşmak Allah’ın emri 😉

La Petite Ceinture

La Petite Ceinture elbette ki bu kadarla sınırlı değil, daha keşfedilmeyi bekeleyen büyük bir bölümü daha var ve benim özellikle görmek istediğim street art örneklerini içeren kısımlar söz konusu ama dediğim gibi henüz oralara gitmeye vaktim olmadı. Bana da acıyın, hangi birini yapayım 🙂

Aslına bakarsanız Parc Georges-Brassen‘ı gezdikten sonra biraz daha keşfetmeye çalıştık ama hem çok yorgunduk hem de kaybolduk 🙂 En azından Parc Montsouris‘nin yanından geçen kısmı keşfetmeye niyetliydim ama yetiştiremedim. Bir de Porte de Clignancourt’da La Recyclerie’nin orada kısa bir bölüm var ama bu kadarla da sınırlı olmadığını biliyorum. Dolayısıyla keşfin o kısımları başka zamanlara. 

Eh, tamamını keşfedip bu yazıyı bekletmektense, böyle bir yerin varlığından sizi haberdar edip size de yeni keşif kapıları açayım istedim biraz da; belki geri kalanını da siz anlatırsınız bize. Nereden giriliyor, nereden çıkılıyor, değil mi ya?

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Adres: 1- La Muette Girişi 2- Balard Girişi

İlgili Yazılar:
Parc Georges Brassens
– Sahaflar Çarşısı – Le Marché du Livre Ancien
La Coulée Verte – Proménade Plantée

Author

6 Comments

  1. La Muette istasyonundan gelirken ve La Gare'a doğru yürürken "Yamazaki" diye bir Fransız/Japon pastane var sokağın sağ tarafında. Tavsiye ederim!

  2. Bu gezdiğin, halka açılmış bir kısımdır.
    Bir kaç tane bulunuyor ve Paris belediyesi bunların sayısına maalesef yükseltiyor.
    Neden maalesefmi ? Çünkü bu demir yolu, halka dediğin, halk’a kapalı olmasından bir vahşi doğa’ya dönüştü ve belediye halk’a açmak için bu doğayı yok ediyor, ağaçlar kesiliyor, beton dökülüyor…

    Yani bu halka fransız demir yollarına ait (SNCF), büyük bir bölümü halk’a kapalı ve tehlikelidir (köprüler mesela). Buranın hayranları kaçak olarak girip dolaşırlar ama tek onlar yoktur. tehlikeli kişilerlede rastlanabilir.
    Bu ara tabiki bu halk’a kapalı bölümleri girmek yasaktır ve para cezası vardır : demiryolları polisi dolaşıyor (Sûreté ferroviaire).

    Bu arada, Catacombes müzesi olduğu gibi, bunun yasak bölümü, yine Catacombes denilen Paris’in kireçtaşı ocağı bazı kişiler tarafından geziliyor. Buranında cezası vardır ve tehlike olarak çok daha yüksektir, ocakta kaybolan ölüm tehlikesi ile bire birdir !

  3. Bu ara unuttum, bu Küçük Kemer, trenlerin durduralması ile otobüs yer almıştır yerine. Hatta bu hatlar PC1, PC2 ve PC3’dü.

    Bu otobüs hatların bir parçası tramvay’a dönüştürüldü, T3 diye bilinen ve uzamakta olan.

    Bu tramvay Paris çevre caddelerinden geçiyor ama aslen projede Küçük Kemer’e ile cadde yarıştı.
    Denilene göre, Küçük Kemer SNCF ait olduğu için, belediye Paris metro işletmesine eden RATP’ye tercih ettiği için caddeden geçmesine seçti fransiz demir yollarına uzaklaştırmak için.

    Küçük Kemer araba yolunu kesmediğinden, işletim hızı yüksek olabilirdi (28km/s), onun yanında T3’ün ortalama işletim hızı çok düşük, asıl 20km/s beklenirken, 16km/s ile başladı ve 2017’de 18km/s yükseltildi.
    Eski otobüse göre kazanç çok düşük ama tabi bu seçimin asıl tercihi, otobüs ve metrolarla bağlantıları kolaylaştırmaktı.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.