1982 yılında Fransa Kültür Bakanı Jaques Lang’ın girişimiyle başlatılan ve daha sonra tüm Avrupa’ya yayılan “La Fête De La Musique” her yıl 21 Haziran’da, yani gündüzün en uzun olduğu günde tüm gün boyunca Avrupa’da, Fransa’da ve tabii ki Paris’in dört bir köşesinde müzik bayramı olarak kutlanılıyor; gerek profesyonel, gerek amatör pek çok sanatçı, grup ve orkestra yüzlerce konser düzenliyor.

Şehrin her yanında, bazen bir meydanda, bazen bir sokak arasında, bazen bir metro istasyonunda, bazen bir café’nin önünde, bazen de bir restoranın içinde “sahne alan” sanatçılar, kimi zaman normal rutin performanslarını göstererek kendilerini tanıtıyorlar, kimi zaman da olduklarının dışına çıkıp eğlenceli kostümlerle hem kendileri eğleniyorlar hem de kendilerini izlemeye gelenleri.

Yarınki müzik bayramı La Fête De La Musique 2014, Paris’te üçüncü etkinliğe tanıklık edişim olacak. O yüzden bu günden bu yazıyı hazırlayıp Paris’te olanlara, ya da gelecek yıllarda Paris’e gelecek kişilere bu özel günden bahsedip bilgilendirmek istedim.

Paris’e ilk geldiğim dönemin ilk yazında, doğal olarak bu bayramdan haberim yoktu; birkaç yerde afişini görmüş, duyurularını okumuş, ilginç olduğunu düşündüğüm için nokta atışı yaparak Opéra Garnier‘nin önündeki sokak konserine gitmeye karar vermiştim. Trenden indim, meydana yürürken kulağıma uzaktan çok canlı bir müzik gelmeye başladı. Genelde her zaman orada bir grup konser verdiği için önce çok önemsemedim ama toplanan kalabalığı ve orkestranın büyüklüğünü görünce durumun ciddiyetini anladım 🙂

Sonradan adının “Association Filharmonique des Résidents et des Etudiants des Ulis, de Bures et d’Orsay” olduğunu öğrendiğim 80 kişilik büyük bir orkestra, başlarında çılgın bir şef olduğu halde, komik komik kıyafetler giymiş, gayet neşeli parçalar eşliğinde halkı coşturuyorlardı. O kadar ki, alkış sırasında bile yerlerinden fırlayıp “en güzel ben çaldım, hani bana alkış?” dercesine takdir bekleyip şımarıklık yapıyorlardı. Eminim ki bu grubu bir konser salonunda izlesek, siyah kostümleri içinde son derece ciddi bir şekilde konserlerini veriyorlardır ama bu güne özel çizgilerinden çıkmışlar, hem eğlendirip hem de eğlenmeyi seçmişlerdi. O anki mutluluğumu unutamam.
Sonra şehrin sokaklarında rastgele yürümeye başladım, dediğim gibi her köşe başında ayrı bir etkinlik, ayrı bir müzik türü. Bazen klasik, bazen jazz, bazen rock bazen rap, artık ne ararsanız hepsi var. Tabii haliyle sokaklar epey bir kalabalık oluyor böylesi zamanlarda. Eğlencenin dozunu da kalabalığın kalitesi belirliyor biraz; artık şansınıza ne çıkarsa.

Geçen yıl ikincisine şahit olduğum müzik bayramı La Fête De La Musique’te yine aynı orkestra Opéra Garnier‘nin önündeydi, onları orada görmek tanıdık birilerini görmek gibi sevindirmişti beni. Sonra başka başka sokaklara gittim bu kez, yine pek çok müzik türü ile karşılaştım. Bir tek gecenin geç vakitlerine doğru Notre Dame tarafına gittiğim için pişman oldum, orası gereksiz kalabalık ve sevimsizdi şansıma. Bu yıl o tarafa gitmem sanıyorum.

Şimdi yarın üçüncü kez La Fête De La Musique kutlayacağız Paris’te. 21 Haziran Cumartesi’yi 22 Haziran Pazar gününe bağlayan gece boyunca tüm toplu taşıma araçları özel seferler düzenleyecek. Aylık ve yıllık Navigo‘ları olanlar dézonage uygulamasından yararlanabilecek ve uzak mesafelerden gelecek olanlar için de özel bilet fiyatları uygulanacak.

Dilerseniz Fransa Kültür Bakanlığı‘nın yayınladığı programa bu linkten ulaşabilir, şansınıza size denk düşecek sanatçıları, grupları ya da orkestraları inceleyebilirsiniz. Bu yıl müzik bayramını kaçıracaksanız da üzülmeyin, gelecek yıl 21 Haziran’da, o olmazsa bir sonraki yıl burada bu festival hep düzenlenecek.

Unutmayın; Nietzsche’nin de söylediği gibi “Müziksiz bir hayat hatadır”…

Müzikle kalın

İyi bayramlar…

Yazar

1 Comment

  1. Cok guzel bir blogunuz var ve notre dame tarafina gitmediginiz iyi olmus 🙂 keske onceden yazinizi gorseydim de garnier'nin onundeki konsere de goz atabilseydim

Yorum Yazın