(Son Güncelleme: 12.01.2018 – Önemli NOT: KAPANDI)

Siz bir haftalığına Paris’e gelip kıyı köşe her yeri gezmeyi hayal ediyorsunuz ama benim Paris’e yerleşmemin üzerinden neredeyse beş yıl geçmiş olmasına rağmen, her yeni gün keşfedilmeyi bekleyen yeni bir mekan çıkıyor karşıma.  Öyle kıyıda köşede kalmış, gizli saklı mekanlar da değil üstelik; Paris bitmiyor, bitecek gibi de görünmüyor (bitmesin de zaten).

İşte öylesi mekanlardan birini daha tanıyacağız bu yazıda hep birlikte. Ben de yeni keşfettim ve biliyorsunuz keşfettiğim her şeyi sizlerle paylaşmayı ilke edindim. İstiyorum ki bu güzellikleri herkes görsün, Paris’e gelen (Paris’te yaşayan) herkes bu güzelliklerin keyfini çıkarsın. Evet, Le Grand Train’deyiz…

Grand Train

Grand Train (gran tren ya da gğan tğen), 18. arrondissement‘da Gare du Nord‘un hemen arka tarafında bulunan çok enteresan bir mekan. Anladığım kadarıyla burası eskiden Gare du Nord‘un tren bakım atölyesi olarak kullanılıyormuş. Bir süredir de rekreasyon alanı olarak düzenlenmiş.

Parislilerin keyifli vakit geçirmesi için oluşturulan bu enteresan yeri bırakın turistleri Parislilerin de çok bildiğini sanmıyorum. Daha çok bölge oturanlar ve bu tür detayları kaçırmak istemeyen meraklı ziyaretçilerin uğrak yeri.

Grand Train

Grand Train’e gelmek için 4 ya da 12 numaralı metro hatlarının Marcadet – Poissoniers istasyonunda inmeniz yeterli. Rue Ordoner’den doğuya doğru yürürseniz, biraz ileride solda Grand Train’in girişi karşınıza çıkacaktır.

Kapıdan girdiğinizde fabrika gibi tuhaf bir yere geldiğinizi anlıyorsunuz ama ne kadar büyük bir yer olduğu konusunda fikriniz olmuyor. Merdivenlerden indiğinizde organik tarım ürünlerinin ve çeşitli yöresel yemeklerin/tatlıların satıldığı küçük ve sevimli standlar karşınıza çıkıyor ama asıl güzellik kapıdan içeri girince başlıyor.
 

Grand Train

Hangar bölümüne girdiğinizde dev bir bakım atölyesine girdiğinizi anlıyorsunuz. Karşınızda birbirinden güzel eski trenler, lokomotifler, tramvaylar, sıra sıra dizilmiş sizi bekliyor. Eğer demiryolları ve eski trenler ilgi alanınızsa burası tam size göre.

Burada sergilenen trenler, Fransa’nın doğusundaki, İsviçre ve Almanya sınırında bulunan Mulhouse şehrindeki muhteşem tren müzesi Cité du Train‘den getirilmiş. Yani bir anlamda Grand Train projesi Cité du Train’le yapılmış ortak bir çalışma. Vaktiyle Mulhouse’dan geçtiğim bir gezide Cité du Train’i de görmüş, çok ama çok etkilenmiştim. Yolunuz bir gün o taraflara düşerse mutlaka gezmenizi öneririm.

Grand Train

Atölye bölümünü bitirdikten sonra arka taraftaki bahçe bölümü karşınıza çıkacak. Hava durumuna göre bu geniş alanda şezlonglarda güneşlenen insanlara, yerlerde oynayan çocuklara, bir şeyler yiyip içenlere, kitap okuyanlara yani hayatın tadını çıkaranlara rastlayacaksınız.

Tek sorun, manzaranızın çok etkileyici olmaması. Paris’in gezmeyi çok tercih etmediğim bir bölümünde yer alan Grand Train’in bu bölümü, Paris’teki sevimsiz beton blokların olduğu bir manzaraya sahip; bir anlamda Öteki Paris diyebiliriz, daha doğrusu sıradan. Yine de içinde bulunduğumuz atölye atmosferi ile yanyana gelince göze o kadar da rahatsız edici gelmeyebiliyor. Ortam loft ortamı, burada tüm mimari denemeler mübah…

Grand Train

Bu bahçede insanlar sadece yan gelip yatmıyor, birileri de oturmuş ekolojik tarım yapıyor. Hemen yan taraftaki arsa bu işe ayrılmış. Eğer sebzeleri çiçeklerinden ve yeşilliklerinden tanıyabiliyorsanız Paris’in ortasında böyle bir bostana rastlamak hoşunuza gidiyor.

Bahçenin bir köşesinden de dumanlar yükseliyor, yok yok mangal değil de barbekü diyelim. Zira Grand Train tren müzesi gibi görünmekle birlikte bir rekreasyon alanı, aynı zamanda bolca bar-restoran ve kafeyi bünyesinde barındırıyor. 

Le Grand Train

Grand Train’in her köşesinde karşınıza yeme içme mekanları çıkıyor. İsterseniz barbekü, isterseniz sandviç, isterseniz tatlılar, vejetaryen seçenekler ve daha neler neler var. Böylesi büyük bir alanda her biri ayrı bir yerde, sürpriz gibi hayatınıza renk katıyor.

Belki de yemek yemek için en keyifli köşelerden biri, iç tarafta bulunan avlu. Abuk sabuk bir sürü materyalden yapılmış masaların üzerinde yemek yemek çok eğlenceli. Bu avlunun çevresinde de birkaç kafe seçeneği mevcut. Havanın durumuna göre içeride de yemek yemeyi tercih edebilirsiniz, çünkü iç mekanlar da birbirinden ilginç şekilde dekore edilmiş.

Grand Train

Yeme içme mekanlarından en ilginci bence aşağıda fotoğrafını gördüğünüz yerdi. İç dekorasyon zaten enteresan ama fotoğraf çekmek için içeriye şöyle bir baktığımda karşılaştığım  manzara böyleydi:

Tuhaf tuhaf objeler sağa sola yerleştirilmişi sanki Istanbul Bienali’ni geziyormuşum gibi bir atmosfer yetmiyormuş gibi, üzerine bir de, ortadaki boş küvetin içine uzanmış gayet şık bir hanımefendiyi görmek beni, bir sanatsal enstelasyon çalışmasının içindeymişim gibi hissettirdi.

Grand Train

İç avlunun sol arka köşesinden gezinize devam ettiğinizde, bu bölümde de görülecek çok şey olduğunu göreceksiniz. Çocuk oyun alanları, tren yollarıyla kurulmuş şehir maketi, ilginç sanat çalışmaları ve yine birkaç yeme içme mekanı.

Bunların arasında en ilginçlerinden beri pizzacıydı. Tepenizde binlerce tonluk vinçler varken, altında pizza siparişi vermek, pizza hamurunun oracıkta hazırlanışını izlemek ve bir an kazara o hamurun havada uçtuğuna tanıklık etmek çok enteresan bir deneyim. Bakalım aşağıdaki fotoğrafta, havada uçan pizza hamurunu görebilecek misiniz? 🙂

Grand Train

Pizzacının hemen orada, kapak fotoğrafı olarak kullandığım büyük lokomotifi göreceksiniz. Onun sağında solunda birkaç tren daha bulunuyor. Bu trenlerin ve lokomotiflerin ortasında, müzede değilmiş gibi değil de günlük hayatın içindeymiş gibi dolaşmak inanın çok keyifli.

Yemek yemek için Grand Train’de bulunan seçeneklerden biri de aşağıda fotoğrafını gördüğünüz, restoran olarak düzenlenmiş vagon. Yemeğinizi nereden alırsanız alın, gelip bu vagonda oturup sipariş ettiğiniz ürünleri yiyebiliyorsunuz. Tek sorun, yer bulmak her zaman kolay olmuyor.

Grand Train

İçinde dolaştığınız hangar / atölye ortamı sizi Paris’in dokusunun içinden alıp başka bir boyuta taşıyor. Bir bakmışsınız minik çaplı bir sinema salonu karşınıza çıkıveriyor, bir bakmışsınız bir sanat çalışması olduğunu sonradan anlayacağınız bir mekanizma kendi kendine hareket edip duruyor.

Ne olursa olsun temel konsept her zaman trenler ve demiryolu. Benim gibi trenlere hayran bir çocukluk geçirmişseniz içinizdeki çocuğu mutlu etmek için burada vaktin nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz.
 

Grand Train

Burası sadece içindeki çocuğu yaşatan yetişkinler için değil, çocuklu aileler için de ideal bir mekan. Çocuğunuz hem göreceği trenler ve tren maketlerini ilgi çekici bulacaktır, hem böylesine büyük bir atölye ortamında olmaktan mutluluk duyacaktır hem de bizzat çocuklar için düzenlenmiş oyun alanlarında oynamaktan büyük keyif alacaktır.

Grand Train’in çocuklu aileler için ideal bir mekan olması, çocuksuz gezginlerin gözünü korkutmasın. Biz çocuksuz olarak burayı gezerken, çocuk çığlıkları hiç rahatsızlık vermedi 🙂 Mekanın öyle bir büyüsü, her köşeden karşınıza çıkıveren öyle sürprizli bir havası var ki, gözünüz başka bir şey görmüyor.

Grand Train

Benim en çok hoşuma giden yerlerden biri, tren yolu maketlerinin bulunduğu bölümlerdi. Bizim Grand Train’e Temmuz 2016’daki ilk gidişimizde bir tane tamamlanmış maket, bir tane de yapımı devam eden maket vardı. Demek ki burası zaman içinde daha da gelişecek, daha da büyüyecek. Siz gittiğinizde yeni detaylarla karşılaşabileceksiniz.

Avrupa’da tren önemli bir ulaşım aracı, o yüzden çocukların oyun ve hayal dünyasında da önemli bir yeri var. Ben İstanbul’da doğup büyümüş biri olarak, banliyö treninden başka bir tren kültürüm de olmamasına rağmen trenlere hep hayrandım. Çocukken trenim ve küçük de olsa bir tren yolu maketim olmasını çok isterdim.

Grand Train

Vaktiyle Kadıköy’deki Gençlik Kitabevi’ndeki dev tren maketini seyretmeye az mı gittim. Ama hiç trenim olmadı işte n’aparsınız hayat 🙂 Belki de şimdi bu kadar tren yolculuğu yapmamın nedeni o günlerin eksikliğini gidermektir.

Yok hayır, eksikliğini gidermek değil, kalan vaktimizde yapmak isteyip de yapamadıklarımızın tadını çıkarmak diyelim. Artık seyahatlerimde mümkün olduğunca treni tercih ediyorum, gezdiğim şehirlerde karşıma çıkan dev demiryolu maketlerinin karşısında uzun uzun vakit geçiriyorum. En son Ağustos 2016 başında gittiğim Hamburg’taki muhteşem demiryolu maketleri müzesi Miniatur Wunderland‘ı unutamıyorum.

Grand Train

Grand Train’in içinde hediyelik eşya satılan mağaza da bulunuyor, hemen yanında da yukarıda fotoğrafını gördüğünüz, vagon şeklinde düzenlenmiş bekleme salonu. Duvardaki afişler ve bilet kontrolörü ekipmanları sizi çocukluk hayallerinizdeki dünyaya geri götürüyor.

Afişlerde de Fransa’da trenle gitmesi en zevkli yerlerden tarihi detaylar var. Özellikle Deauville ve Trouville‘e mutlaka trenle gitmenizi öneriyorum. Paris yakınlarında ve tüm Fransa’da gezip görülecek o kadar çok yer var ki, bir gün Paris’teki ana konu başlıklarını bitirebilirsem oraları da yazmaya çalışacağım ilk fırsatta.

Grand Train

Pazartesi ve Salı günleri hariç haftanın her gününü 11:00-23:30 arası açık olan Grand Train işte bu kadar güzel, bu kadar keyifli bir yer ama tek olumsuz tarafı şu: Burası sadece yaz sezonunda açıkmış. Genel olarak sadece Mayıs ortasından Ekim ortasına açık diyebiliriz. Grand Train’in Facebook sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz. 2017 için duyurulan açılış tarihi 18 Mayıs.

Dediğim gibi Grand Train Paris’in öyle havalı mahallelerinde değil pek. O yüzden burayı gezdikten sonra civarda yürüyüş yapmak çok keyifli olmayacaktır. Yine de hemen yakınlardaki Montmartre Tepesi‘ne arka taraftan yürüyerek çıkmak keyifli bir keşif rotası olabilir. Onun dışında 4 numaralı metro ile güneye doğru inip daha merkezi, Cité Adası, Saint Michel, Saint Germain gibi daha albenili yerlere ulaşabilirsiniz. Hazır buralara kadar gelmişken yine aynı metronun kuzeydeki son durağına giderek Paris’in dev bit pazarı Marché aux Puces Saint Ouen‘ı gezmek de enteresan bir deneyim olabilir.


Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Adres: 24 Rue Ordener, 75018 Paris

Yazar

Yorum Yazın